Azbiraz Birbirimizi Dinleyelim! Farkında mısınız? – Nevzat Yılmaz yazdı…

Mutlaka farkındasınız. Son dönemde siyasal, düşünsel, sanatsal hangi konu olursa olsun bir yüzeysel tartışma ortamı egemen.

Gölge boksu, ülkenin ağır sorunlarının uzağında gerçekleşiyor. Aklar ve karalar var. Kesin çizgiler. Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük anlayışı egemen.

Farklı düşününce, trol, biat, nato kafa, nato mermer, “ben senin cemazülevvelini bilirim” suçlamaları birbirini izliyor.

Bir insan ki hep doğru düşünebilsin. Kusursuz, eksiksiz, yanlışsız, doğru yöneltide hiç kendini düzeltmeden hedefe varabilsin… Yeryüzüne böyle bir insan türü gelmiş midir? Bilinmez.

İçerikleri tartışmaların yapanlara kalsın; ancak sertlik düzeyi toplumu geriyor. Bireyleri geriyor. Aynı apartmanda yıllarca kalan ama birbirlerini tanımayan, acısıyla tatlısıyla yaşamında bir noktaya tanık olmadığımız yabancılar.

Yabancılaşmanın girdabında çırpınıyoruz.

Anlamak yok. Suçlama ve kirpi gibi çıkan oklar var.

Sloganları temizlersek söylemlerden, aslında biz birbirimize benziyoruz. Çünkü insan malzemesi aynı, hamurumuz aynı.

Müziğin, resmin, tiyatronun, sinemanın kısacası alabildiğine geniş bir alanda sanatın, kültürün geniş evreninde yaşama sanatından uzak durmak…

Komşuya esirgenen merhaba, çocuktan, çiçekten, havadan, sudan kaçırılan bakış, dönüp bizi vuruyor. Daha içine kapanık insanlar oluyoruz. Daha eve kapanık, ufku daha dar… Ayağımız topraktan kesiliyor, yükselen binalar insanlık düzeyinde bir inişin göstergesi sanki.

Oysa, akşamları sergiler açılıyor. Kalabalık oluyor. Diğer günler gelen-giden yok. Tiyatrolarda oyunlar sergileniyor. Genel izleyici ilgisi bakımından durum kötü değil, ama istenen ölçünün çok altında.

Sinema salonları boş sayılır. Sinema işletmecileri biletleri biraz daha ucuza satmayı deneyemezler mi?

Karamsar bir tablo çiziyor olabilirim. Ancak varmak istediğim sonuç asla karamsarlıkla bağdaşmaz.

Ben tam tersine umut var, umudumuzu koruyalım. Kabuklarımızdan çıkalım, diyorum.

İnsan elini ayağını çekmemeli yaşam alanlarından.

Bütün olumsuzluklara karşın, yaşam bize daha güçlü bir ateş yakma, tünelin ucundaki ışığı görme  olanağı sunuyor.

İşte doğa ortada… Hiçbir canlı insan kadar kavga etmiyor. İnsan kadar birbirini hırpalamıyor.

İnsan, doğanın ve yaşamın kendisine sunduğu olanakları elinin tersiyle itmemeli.

Kaygılar ortak…

Çözümler de ortaklaşa bulunmalı.

Kuşkusuz kolay bir önerme değil bu…

Kimse bu evrende kiracı değil.

Ayrıca şu Batı karşısında eziklikten ve aşağılık kompleksinden de vazgeçmeliyiz. Geçmişimiz, bu topraklar üzerinde kurulu bunca uygarlıklar bizim zenginliğimiz.

O zaman eksikliklerimizi saptayıp yola çıkabiliriz.

Kuşkusuz, “siyasal inançlarımızdan vazgeçelim” diyen yok.

“Sanatsal anlayışlarımızı bir kıyıya bırakalım” diyen yok.

“Toptan karşı cepheye geçelim” diyen yok.

“Karşımızdakinin ne dediğini anlayalım” diyorum.

Bir de şu umutsuzluk sarmalından kurtulalım. Umut, biz var dersek vardır.

Nevzat Yılmaz

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments