Çarşamba Köprüsü’nde adam vurulmaz – Cemil Biçer yazdı…

Önceki Çarşamba yazılarımda Çarşamba’nın nüfusunun sosyolojik analizini yapmıştım. Bu kozmopolit nüfus demografyası Çarşamba kültürüne de aynen yansımıştır. Saray kaçkını ve sürgünü gözden düşmüş Osmanlı aristokrasisi, başıbozuk eşkiya yatakçıları, kuzey ve güney Kafkasya’dan zorunlu göçe zorlanmış Gürcü ve Çerkesler, bir miktar da Türkmen melezi yerli ahali…

Bu kozmopolit doku süreç içerisinde kültürlerini harmanlayarak “Çarşamba’lılık” dediğimiz bir kültürel dokuya dönüşmüştür.

Tarım toplumları hukukunun ortak paydası olan “Kan davası”, Çarşamba’nın da hukuksal alt yapısını oluşturur.

Kan davası batı kültüründe yaygın olmayan bir öç alma yöntemidir, bu kültürde daha ziyade “düello” kültürü gelişmiştir. Burada “Kan davasının” veya “Düellonun” sosyolojisine girmeyeceğim, o konu ayrı bir inceleme konusudur.

Benim bu yazımda anlatmak istediğim Çarşamba kültüründeki “kan davası” olayının kendi içinde geliştirdiği zımni kurallardır.

Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım Çarşamba’da geçti lise ve üniversite yıllarımdan sonra’da uzun yıllar bu ilçede öğretmen olarak görev yaptım. Bu açıklamayı yapmaktaki amacım Çarşamba’yı ve Çarşamba kültürüne aşina olduğumu belirtmek…

Çarşamba’nın suç istatistiklerini incelediğinizde 1970‘li yıllara kadar üç ana suç başlığı ön plana çıkar. Çarşamba’nın ünlü ve uzun yıllar tek başına dava vekilliğini yapan Yusuf Ediz amcamız bu suçları ironik üç ana başlık altında toplardı:
*an (sınır) davası,
*am davası.
*kan davası

Genelde feodal toplumların ortak suç grafiğidir bunlar. Öteki “adi” suçlar çarpık kentleşmeden sonra yaygınlaşmıştır Anadolu coğrafyasında.

Çarşamba’da kan davaları genellikle ve bilhassa ilçenin pazarının kurulduğu Çarşamba günleri meydana gelirdi.

Kan davasının yazılı olmayan zımni kuralları oluşmuştur yüzlece yıllık süreçte. Kan davası cinayetlerinin toplum nazarında itibar görmesi bu zımni kurallara uygunluğu ile doğru orantılıdır.

Kan davasının zımni kuralları;
*Taraflardan kimin kimi vuracağı üç aşağı beş yukarı bellidir bu belirliliğin dışına taşarsa meşruiyeti tartışılır.
*Kan davasında pusu kurulmaz, hasmını pusuya düşürerek öldüren itibarını yitirir.
*Taraflar kasaba pazarının kurulduğu Çarşamba günü aleni ve gün içerisinde kalabalık ortasında hesaplaşırlar.
*Yere düşen ama ölmeyen hasma yakın mesafeden ateş etmek “kancıklık” olarak kabul edilir. Şimdiye kadar bu kuralın çiğnendiği vaki değildir.
*Çocuklarının ve kadınların yanında asla ve kat’a silah kullanılmaz Bu kural çok önemlidir bu nedenle hasımlar gün boyu birbirlerini kollarlar yalnız yakalamak için.
*Kanlıların, vuruşanların dışındaki yakınlarının olaya müdahil olmaları racona aykırıdır olayın meşruiyetine zarar verir.
*Kasaba ahalisinden üçüncü kişilerin olaya hukuksal olarak tanıklık yapmaları da hoş karşılanmayan durumlardandır.
*Olayın failini bulmak kolluk kuvvetlerinin işidir, ve bu işin faili kasabanın deneyimli “gedikli başçavuşunun” bilgisi dahilindedir zaten. Olayın faili ya olayın ertesinde gelir teslim olur yada haber gönderilir jandarma bulunduğu yerden teslim alır faili.
*Kan davası suçlusuna asla ve asla sorgulama esnasında fiziki şiddet uygulanmaz,işkence yapılmaz. Bu kuralı ihlal eden karakol kumandanının artık Çarşamba’da alnının akı ile görev yapması mümkün değildir.
*Kan davasında ölenin cenazesi ve akabinde ki yas günleri içerisinde kan davası güdülmez.
*Dini ve milli bayramlarda kanlısını öldürenler de toplum tarafından hoş görülmez.

Ama bütün bunlardan ziyade benim 60 yıllık ömr-ü hayatımda ilgimi çeken ve nedenini hiç bir sosyolojik kalıba oturtamadığım olay vardır. Çarşamba’da yüzlerce kan davası cinayeti işlenmiştir. “Ötca geçe” dediğimiz Yeşilırmak‘ın batı yakasında olsun “beyya geçe” dediğimiz doğu yakada olsun yüzlerce kan davası vuruşması yaşanmıştır ama bir kez olsun iki geçeyi birbirine bağlayan ÇARŞAMBA KÖPRÜSÜ’NDE kan davası vuruşması olmamıştır.

Olayın sosyolojik nedenini bilen dostlarım lütfen bu konuda görüşlerini belirtsinler.
Geldiğimiz noktada artık Çarşamba’da kan davası olaylarına rastlanmıyor bu sevindirici bir gelişme sayılır mı?

Cemil Biçer

 

 

Cemil Biçer’in ‘Çarşamba Köprüsü’nde Rapsodi’  kitabına buradan ulaşabilirsiniz:
http://kitapdevrimi.com/urun/carsamba-koprusunde-rapsodi-cemil-bicer/

 

 

 

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments