Cihat Burak’ın ‘Ahmediye’ resmi ile birlikte sergilenmesini istediği hikaye – Oğuz Kemal Özkan yazdı…

Usta Ressam Cihat Burak‘ın ünlü tablolarından olan ‘Ahmediye’ ya da diğer adıyla ‘Birinci Ahmet’in Rüyası’ ile birlikte sergilenmesini istediği hikayeyi bilir misiniz?

Cihat Burak, şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi mimarlık bölümünden mezundur. 1952’de Birleşmiş Milletler bursu ile gittiği Paris‘te, mimarlık ve resim eğitimi görür ve 1965 yılında yurda döndüğünde Özel Işık Mimarlık Okulu’nda ve İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) resim dersleri vermeye başlar. İlk sergisini 1957 yılında İstanbul Beyoğlu Şehir Galerisi‘nde açar.

Mimarlığı geçinmek için, resmi ise sevdiği için yaptığını belirten Cihat Burak, toplumsal gerçekçilik anlayışı ve ölüm temalı resimleriyle dikkat çeker. 1986 yılında TEM Sanat Galerisi‘nde düzenlenen ‘İnsanlar’ başlıklı sergiye ‘Ahmediye’ ya da diğer adıyla ‘Birinci Ahmet’in Rüyası’ resmi ile katılır. Bu resim sanatseverler ve sanat yazarları tarafından çok beğenilir. Resim, Türk Sanat Tarihinin önemli resimleri arasına girer. Ve geçtiğimiz günlerde Sanat tarihçisi ve filozof Zeynep Sayın‘ın ‘Ölüm Terbiyesi’ kitabının kapağında bu resmin kullanıldığını görünce bu yazıyı yazmak da bize farz olur.

Sık sık ziyaret ettiğim ve bir sanat aşığı olan hayatını sanata, sanatçıya destek olmaya adayan ve aynı zamanda hem bir galeri sahibi hem bir koleksiyoner olan Besi Cecan ile bu eser üzerine konuştuk. Kendisi de bu kitabı görür görmez aldığını belirtti. Bu eser aynı zamanda kendi koleksiyonunda yer alıyor. Cihat Burak’ı atölyesinde ziyarete gittiğinde bu eseri gören ve çok beğenen Besi Cecan, bu eseri almak ister. Ama Sanatçının bu eseri satmaya niyeti yoktur. Cecan’ın ısrarları karşısında sanatçı bir şart sunar. İşte o şart; bu resmin her sergilendiğinde resmin hikayesini anlatan notla birlikte sergilenmesidir. Cecan, bu isteği memnuniyetle kabul eder ve 1986 yılında TEM Sanat Galerisi’nde açtığı ‘İnsanlar’ sergisinde, bu hikaye ile birlikte eseri sergiler. Ve ondan sonra da hep bu notla birlikte resim sergilenir ve anlatılır.

Ancak son dönemde bir çok katalog, koleksiyon ve sanat tarihi kitaplarında yer alan resmin hikayesi ya bilinmediğinden ya gerek duyulmadığından paylaşılmaz. Usta bir sanatçının isteğini yeri gelmişken hatırlatmak da bize düşer. İşte bu resmi kullanacaklara, paylaşacaklara usta bir sanatçının isteğini yerine getirebilmeleri adına resmin hikayesini hatırlatalım:
‘Birinci Ahmet bir gece rüyasında kendisini camiinde teneşirde yatarken gördü. Ölmüştü… Mehter çalıyor. Kusi Harbiler dövülüyor, at kişnemeleri arasında arslanların gök gürlemesini andıran kükremeleri duyuluyordu. Yeniçeriler el bağlamış, Sedefkar Mehmet Ağa matem şemlesi sırtında çok üzgündü. Sonra garip birşey oldu; acaip temaşa… Camiin içini garip bir ışık kapladı. 1. Ahmet çok sevdiği birisini gördü. Burak’a binmiş, yüksekte kubbenin içinde, arkasında küçük çocuklar ve kuşlardan oluşan görkemli bir kuyruk sürüklüyordu… Sonra camii ve içindekiler acaip kuyruğun peşinden yerlerinden koptular ve bilinmeyen uçsuzluğa doğru gittiler.’

İşte böyleydi o ünlü tablonun hikayesi. Besi Cecan’ın Cihat Burak’la ilgili bu anısını hem anlatışı hem heyecanı görülmeye değerdi. Besi Cecan, İstanbul’un en eski galerilerinden TEM Sanat Galerisi’nde sergilerini açmaya, usta sanatçılarla olan anılarını paylaşmaya devam ediyor.

Bizler de bu sanat insanlarının anılarını, Türk Sanatına hizmetlerini anlatmaya devam edeceğiz. Cihat Burak gibi, Besi Cecan gibi sanatı aydınlanmanın bir aracı olarak gören, yaşadıkları dönemin tanıklıklarını sanatla aktaran güzel insanları her daim hatırlatarak…

Oğuz Kemal Özkan

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments