ERIK SATIE’nin Hayatı: ‘Kadife Bey’ – Aptulika yazdı…

Bu kitapla karşılaşmam müzik kapsamında kitaplar çıkartan yeni bir yayınevi olan “Kara Plak Yayınları”ndan çıkanlara bakarken oldu. İlk gözüme çarpan Leonard Cohen ve Bob Dylan biyografileri olacaktı. Hayatımın son otuz yılında bu tip kitapları kaçırmamakla ömrümü tüketmişimdir, gelin görün ki kalıcılık arz edenleri bir elin parmağı kadar bile olmaması bir yana ciddi olanı ondan da azdır. Bu sebeple uzak durmaya karar vermiştim ki ilk gözüme çarpan iki kitabın bizzat Cohen ve Dylan tarafından yazılan otobiyografiler olduğunu görüp, ilgilenecektim. Bunların arasında bir de kapağında Erik Satie resmi olan “Kadife Bey” isimli kitap vardı. Hemen onu almaya karar verecektim.

Erik Satie’nin eserlerini çok sevdiğimi, yakın bulduğumu söyleyemem. Ancak onun 1866 – 1925 yılları arasında, yani modern dönemde yaşayan bir klasik müzik bestecisi olması dikkatimi çekiyordu. Öyle ki çevresinde Duchamp ve Man Ray gibi 20. yüzyılı dönüştüren yenilikçi, dadacı ressamların olması Erik Satie ile ilgilenmemi sağlıyordu.

Bu düşüncelerle kitabı okumaya başladığımda ilk sayfada sinirim bozulacaktı. Roman şeklinde yazılmış bu biyografide “ve” yerine “&” kullanılıyordu. Bu baştan sona hep böyle gidiyordu. Bir ara Richard Skinner’ın uyduruk bir isimle sunulmuş bir gölge yazar olduğunu bile düşünecektim. Bu yazarın kim olduğunu biraz araştırayım dediğimde, kitabın sonundaki hayat hikayesinde İngiliz bir yazar olduğunu ve 2001’den bu yana da kitaplar çıkardığını öğrenecektim. Yazarlık kursu ve “Roman Yazmak” dersi vermek falan gibi meziyetleri varmış. Günümüzde bir hayli moda olan böyle şeylere gıcık olduğum için kitaptan biraz soğumuştum hani… Ama sonuçta para vermiştim, çaresiz okuyacaktım. Biraz başladım, her ne kadar aralarda giren “&”ler okurken çelmeler taksa da bir süre sonrası bunları aşacaktım. Sadece aşmak değil fena halde kaptıracaktım.

“Kadife Bey” romanı Erik Satie üzerine yazılmış bir roman olsa da “şurada şu tarihte doğdu” gibisinden giden bir biyografi değildi. Roman Erik Satie’nin ölümünden sonra başlıyordu. Araf’ta bekleyen Erik Satie’den hayatının en değerli anısını seçmesi istenir. İşte böylece anılardan anılara geçerken ortaya Satie’nin hayatını sunan bir roman çıkar. Richard Skinner bu romanı oluştururken Erik Satie’nin mektupları, günceleri ve notlarından yararlanarak kurgulamış. Romanın başındaki metofor ve kurgu harika ama okuma zevkinizi bozmamak için burada bahsetmeyeceğim. Bir biyografi yerine böylesi bir roman şeklinde okurun karşısına çıkması;  Erik Satie müziğini bilmeyen ya da ilgilenmeyenlerin de yani biyografiden bağımsız okuyabileceği  bir eserin ortaya çıkmasına vesile olmuş.

Erik Satie klasik müziğin 20. yüzyıla taşındığı bir zaman diliminin bestecisi. Bu sebeple eserleri modern fikirlere kapı açarken, günümüz pop müziğinin de ilk adımlarını atıyor diyebiliriz. Roman da bunları da bestecinin düşüncelerinden bulabiliyoruz. Romanda Satie’nin bizim bugün “asansör müziği” ya da bir kafede oturup konuşurken fonda çalan “chill out” tarzının ilk bulucusu olduğunu anlıyoruz. Besteci bir arkadaşıyla şarap içip, konuşmak için kafeye oturur. Ancak içerisi öyle gürültülüdür ki konuşmak mümkün değildir. Bunu kafaya takan müzisyen ertesi gün bu tip yerler için konuşmayı bozmayacak şekilde müzikler bestelemeye koyulur. Bu tipteki bestelere güzel bir isim de bulmuştur: “Mobilya Müziği”.  Bu tarzdaki besteler konserde değil kafelerde çalmak içindi. Besteci bunu bir konserinde ara verildiğinde de kullanmayı düşünür. Konserin birinci bölümü biter, ışıklar yanar ve dinleyiciler koltuklarından kalkıp, fuayeye doğru bir şeyler içmek ya da laflamak için çıkarlar. İşte bu esnada da “mobilya müziği” devreye girecektir.  Şimdi “ Kadife Bey” romanına dönüp, bu deneyimi Erik Satie’nin dilinden dinleyelim;
“Birinci perde bitti, izleyici alkışladı & salonun ışıkları yandı. İzleyiciler çıkarken benim orkestram çalmaya başladı fakat bunu yapar yapmaz, izleyiciler gerisin geri  koltuklarına döndüler; dehşete düşmüştüm. Salonda bağıra bağıra koşuşturmaya başladım: ‘Konuşun, Tanrı aşkına! Dolaşın! Dinlemeyin!’ Fakat bu pek işe yaramadı, izleyiciler yerlerine oturdular & hiç konuşmadan dinlediler.”

Böylece Satie’nin “mobilya müziği” planı suya düşecekti.
“Kadife Bey” romanı yazı tatilde ele alınıp okunmak için ideal bir kitap. Okunması kolay ve de matrak ama Erik Satie ile ilgileniyorsanız, kaçırılmayacak ciddiyette (ciddi şeylerin illaki sıkıcı olması gerekmez) bir kitap.

Aptulika’nın tüm yazıları için: https://bluesperisan.blogspot.com.tr/

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments