İzmir’den Sanat – Bülent Bakan yazdı…

Denizhan Özer küratörlüğünde Galata Rum Okulu‘nda açılışı yapılan 37. DYO Sanat Ödülleri son günlerde gördüğüm en güzel küratoryal iş oldu. Açılışta ilk ağızdan duyduklarım inanılmaz idi. Bir İzmirli sanatçı olarak açılışta hissettiklerim sergiyi dolaşırken bir duygu seline dönüştü. İzmir en sonunda bir sanat çölü ve kültür köyü olmaktan çıkıp bir Dünya sanat merkezi olma yoluna mı giriyordu? Sergi sonrasında Galata’nın serin atmosferinde Karaköy’de oluşan yeni bir sanat kolonisini gördüğümde rüyadan uyandım ve geldiğim yere Anadolu Yakasına geri dönmek üzere vapuruma bindim. İzmir ve İstanbul için rüyaların gerçekleşmesine kim bilir kaç ışık yılı zaman var.

Binlerce yarışma eseri arasından seçilen eserlerin sergileme biçimi çok güzeldi. Sergilenen eserler sanatsal açıdan yeni bir Anadolu isyanı gibi. Eserler yıllar içinde İzmir- Ankara ekseninde oluşan taşranın İstanbul ile hesaplaşmasını net bir şekilde ortaya koyuyor. İlk defa İzmir ve Ankara’nın İstanbul’a birlikte kafa tuttuğunu gördüm. İzmir’de ortaya çıkacak müze de bu kafa tutmanın bir göstergesi, geç kalınmış ama yerinde bir adım. Üniversite ile birlikte kurulan müze ise satrançta bitirici hamleye eşdeğerdir. Üniversite ile birlikte harekete geçecek müze rakiplerini kısa zamanda geride bırakır. Ankara’da yeni oluşan müzeler, İstanbul’da kök salanlar ve İzmir’de ortaya çıkan Arkas-Yaşar Sanat Ekseni ileride sıkı bir rekabet ve işbirliği ortamının bizi beklediğini gösteriyor. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

İzmir’de komşumuz Şeref Bigalı, sergi açmak, hocaları yetiştirmek, kitap bastırmak için olağanüstü bir çaba gösteriyordu. Bu çaba hakettiği karşılığı görmeyince İzmir’den ümidimi kesip İstanbul’a gelmeye karar vermiştim. İstanbul’un da sadece bir adım önde olduğunu görmek üzücüydü. Belki İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme ve Bodrum tatlı rekabet ve sıkı işbirliği içinde kendi aralarından bir KÜRESEL SANAT MERKEZİ ortaya çıkarırlar.

Sergi koleksiyonu, değerli bir hafızaya ev-sahipliği yapıyor. Son 50 yılı bir dönüşüm içinde geçirdik. Bu dönüşümün bütün sanatsal sırları o eserlerde gizli kalmasın. Tüm eserlerin kamuoyuna sunulması çok ilginç bir etki yaratabilir. Başarının sırrı başarısızlıktadır. Neden geri kaldığımızı görmemizi sağlar. Belki de başarısızlık bir dayatmadır. Sorun sanatçıda değil sanatçının dışında kalan her şeydedir. Oğuz Atay’ın okuyucu için dediği gibi belki de ortada sanatsever yok. Ey vatandaş; ayağa kalk, sanata yürü, sanatı sev, onu anla ve destek ver. Sanat varsa Cumhuriyet var. Sanat yoksa koyu bir karanlık var. Başka bir şey yok…

EGAFTAN HABERLER

Mozart harika bir çocukluk geçirdi diyebilir miyiz? ‘Wunder kitten-Harika çocuk’ olmak harika bir çocukluk için yeterli midir? Kraliyet Avrupa’sını fayton tepesinde bir çocukluk süresinde dolaşan bir sanatçının yaptığı işlerde bu çocukluktan izler olmaması sürpriz olurdu. Mozart dinlerken ve resmederken bu çocukluğu dinliyor ve resmediyormuş hissine kapılıyorum.

Çocuk Mozart’ın İstanbul’a da gelmiş olduğunu ve İstanbul’da onu konuk etmiş olduğumuzu hayal ediyorum. Böyle bir şey inanılmaz bir müzikal ziyafete yol açabilirdi. Çocukluğunda İstanbul’u ziyaret edemeyen bu harika çocuk 18 Ocak 2019 tarihinde 18.00’da İstanbul Moda’ya ziyarete geliyor. Cherrybean Coffee’de ‘Salieri Never Dies-Mozart’ sergisi açılıyor. Ansiklopedi serisinin en değerli işlerinden biri olacak. Mozart bilim dünyasının gizli kahramanlarından birisidir. Newton’dan Einstein’a sayısız bilim adamının ilham kaynağıdır. Einstein, aynı zamanda sıkı bir virtüözdür.

Bu ve benzeri detaylar üzerine oluşturulmuş ansiklopedik sergiye davetlisiniz. Ayağa kalkın ve ayağınıza kadar gelmiş Mozart’ı ziyaretine gelin. Duvarlarınız boş ve müziksiz kalmasın.

 

 

Bülent Bakan

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments