KOLLAMA – Ulaş Karakaya yazdı…

‘Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmakta’ diye başlayan şarkı köşelerin tutulduğunu haber vermektedir.

Mehmet Ağar isminin yönetici olarak zikredildiği yerde Fatih Terim‘in koç olması kaçınılmazdır.

Türkiye, kendi içinde çelişirmiş gibi gözüken ama aslında birbirini kollayan ve tamamlayan dar bir oligarşi tarafından yönetilmektedir.
Bu etkin grup, futbol, sinema, edebiyat, müzik medya gibi işlevsel kollarda, kontrolü elinde tutar.
Sağ ve sol çelişkisi bu grup için yüzeyseldir ve eylemsellikten uzaktır. Birbirlerine muhalif görünürler ama kesinlikle birbirlerinin tavuğuna kış demezler. Birisinin üzeri çizilmişse, topyekun hücum ederler ve kendileri için negatif olan tıkanma unsurunu ortadan kaldırırlar. Birisinin önü açılacaksa bu güç harekete geçer. Ve tüm sinerjisini o kişiye yönelterek tüm kapıları, onun için açar.

Bu işi yaparken yeteneğe ve gelişime bakmaz. Önemli olan bizden ya da bizden değildir.

İşte tıkanmada buradan başlar. Televizyona çıkarıp boş beleş para kazandıracağı kadın her şeyi bir anda eline yüzüne bulaştırır.

”Kürk Mantolu Madonna” romanını şarkıcı Madonna‘nın hayat hikayesi ile karıştırır.

Tıkanma o kadar şiddetlidir ki arsızlığı da yanında getirir.
Özgür kız diye pazarlanan sözde şarkıcıları…
”Neşet Ertaş diye birini tanımıyorum.” der.
Eleştirilerden sonra hızını alamaz.
”Neşet Ertaş sayemde tanındı.”

Müzisyenleri kendi bestelerini yapamayacak kadar yetenek yoksunudurlar. Geçmişte müzikal alt yapı hırsızlıklarını aranjman deyip geçiştirirlerken günümüzde bu çalma işini cover diye yutturmaya kalkmışlardır.
Erkin Koray, Arapça şarkılardan aranjman yaparken, Teoman İngiliz gruplardan cover yapar.
300 milyon kez dinlenen ergen şarkıcı da büyüklerinin izinden gitmiş, araklama yapmıştır. Hırsızlık ortaya çıkınca büyüklerinden öğrendiği pişkinliğe devam etmiştir.
Son dönemin meşhur ismi Manuş Baba(!)nın şarkısının çalıntı olduğu ortaya çıkar. 2005’de bir başkasının bestesini çalmıştır. 2005 de şarkısını çaldığı adamın aynı besteyi 2001’de başka birinin şarkısından çaldığı iddia edilmiştir. Çalma işi zincirlemedir. Memlekette hırsızların el üstünde tutulması hastalıklı bir hal almıştır.

Dört mısra şiir yazamayacak kadar yetenek yoksunudurlar. Şarkı sözü diye falım sakızından çıkan faldan şarkı sözü yazan sözde pop starları vardır. Bakınız falım sakızından şarkı sözü…

Çocuk işçiliğine karşıdır. Çocuk teşhirine karşıdır. Ama 14 yaşında kız çocuğunun mini mini giyip, sahne almasına ön ayak olurken toplum önünde teşhir edilmesine katkı sunarken bunları hiç hatırlamaz.
Ahlaki çözülmenin temelinde ilkesizlik yatar.
Cehalet ile köşebaşlarını tutanların üretme kabızlığı vardır.
Dizilerin senaryolarından tutunda sinema filmlerinin senaryoları bile çalıntıdır. Cahilliğin revaçta olduğu ve yeteneksizlerin killit noktalara kurulduğu bir toplumda kaçınılmaz olan budur.
Sanat işkenceye dönüşmüştür.
Yazım işkenceye dönüşmüştür…

Cahillik paçalarından akmaktadır. Rıdvan Dilmen‘e kadın sunucu ‘Türkiye hangi yarım kürededir?’ diye sorar. Parkasız Deniz Gezmiş tarifi yaparak müthiş birikimini ortaya koyan Rıdvan bu kadar basit bir soruyu bile bilemez. Türkiye ‘Kaç bölge?’ sorusuna ise dört yanıtını verir. Ama ona sorarsanız dünyanın en bilge bir kaç kişisinden ve futbol gurusundanbiridir. NTV Spor’da senelik maaşı 500 tane coğrafya öğretmenin emekli ikramiyesine eşittir…

Cahillik deyince değinmemek olmaz. İlber Ortaylı‘nın sosyal medya hesaplarından diye paylaşılan muhalif söylemlerin hiçbirisi gerçek değildir. Twitter hesabı budur: @ilberortayligsu Girip bakın. Tek bir muhalif söylemi var mı diye? Kahraman yaratmayı seven bir ırkın ahfadıyız. Ama bugün saraydan onur ödülü alan bu profesörümüzün gerçek duruşunu bilmemek olmaz.

Yunanlılardan adaları kurtaracak ve yeri gelince Kardak kayalıklarından canlı yayın yapacak vatansever televizyonlarında program yapan, modacı diye kakaladıkları kadın kontrolü kaybeder gerçek kimliğine döner ve
“Ne yapayım Allah Allah şehitler mehitler aman yeter”
İşine son mu verilir? Hayır aynen utanmadan çalışmasına devam eder.
İşte bu mantıktır. ‘Egemen Bağış’lara sokakları güvenli kılan…

Vatanseverlikleri bol sıfırlı çeklerdir.
Askeri kahramanlık dizilerinde oynarlar. Ama bedelli duyulunca kuyrukta ilk sırayı bu sanatçı, futbolcu güruhu alır. Toplumun model olarak sunduklarında büyük sıkıntı olduğu için sokaklar taciz, sokaklar kavga, sokaklar cinayettir. Küçücük kızların ağzında küfürlerin eksilmemesi, öğretmenlerin müdür odalarında öldürülmesi hep o gençlik ve okul dizilerinde güzellemeler olarak sunulmuştur.

Sosyalizmi de kimseye bırakmazlar ha! Senaristleri önce Mandıra Filozofu ile sosyalizmin üzerinden geçinir; kullanır; ona hoşa gidecek şeyleri söyletir. Gurur okşar, sosyal mesaj verir. Parayı cukkalar. Ama sonra aynı senarist, hafriyat kamyonları ve müteahhit güzellemesi ile karşımıza çıkar. Hangisi gerçektir. Tek gerçek akçeli işlerdir!

Kapitalizme sövüp halkın iliğini sömüren banka reklamlarında oynayan sözde solcuların bunlardan tek farkı… Fark falan yoktur.

Hasan Hüseyin Korkmazgil gibiler gecekondularda yaşar; bu sistemde kendini var etmiş şairleri ve yazar abileri rezidanslarda solculuk oynar.

Tek harfi bile olamayacakları; Sabahattin Ali gibiler yaşamını idame ettirebilmek için kamyon şoförlüğü yapar. Bunların edebiyatçıları spor arabalardan ve siyah camlı jiplerden inmezler. Bunu yaparken, büyük solculuğu da kimseye bırakmazlar. Paçalarından tutarsızlık akar. Ellerinde viski kadehleri ile ülke kurtarıp bu uğurda canlarını vermiş adamları küstahça eleştirirler. ‘Anadolu’yu bilmezler. Bir köy evine gidip sofraya çömelip oturmazlar. Yeni yıla bir köy meydanında türkü söyleyerek girmezler. Tek kuruş almadan yaralı parmağa işemezler.

Bu birbirinden zıt gibi görünen isimlerin hepsi aslında birbirine ayrılamayacak kadar bağlıdır. ‘Sistem mi onları var eder yoksa onlar mı sistemi?’ soru budur.

Bütün bu isimleri bir araya getiren sistem kendi kendini imha etmek üzeredir.
Sistemin adı tutarsızlıktır. Sistemin adı cehalettir. Sistemin adı yeteneksizliktir.
Sistemin adı ‘Cahiller Diktatoryası’dır!
Yeteneksizlerin tüm kilit noktaları ele geçirdiği sistem yıkılmaya mahkumdur.

İşin trajik boyutu bu cahiller sistemini yıkan da yine bir cahildir. Sistem kendi canavarını yaratmış ve bu büyük canavar ‘Cahiller Diktatoryası’nın sonunu getirmek üzeredir.

Ulaş Karakaya

Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR