LABİRENT, Bölüm 3 – Sihirli İplik – Özlem Kalkan Erenus yazdı…

“Uykudan yeni uyanmış gibi, kuşağını bile bağlamadan geçirmiş giysisini,

ayakları çıplak, dağılmış sarı saçları,

ah zalim Theseus diye haykırıyor sağır sulara,

narin yanakları ıpıslak, masumca akan yaşlardan.

Hem bağırıyor, hem ağlıyordu, ama her ikisi de ona yakışıyordu;

Çirkinleşemedi bir türlü, gözyaşlarıyla.”

-Ovidius. Aşk Sanatı, çev. Çiğdem Dürüşken, (Birinci Kitap: 529-534)

Atina’da kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Girit Kralı Minos’un şart koştuğu lanetli yolculuk bir kez daha başlamış; insan bedenli, boğa başlı canavar Minotauros’a kurban edilecek yedi kız ve yedi erkek Atinalıyı Girit’e götüren siyah yelkenli gemiyi Phalerum adlı liman kentinden yolcu eden aileler derin bir sessizliğe gömülmüştü. Kral Aigeus’un kahraman oğlu Theseus, erkek kurbanların arasına katılarak yüreklerine umut tohumları serpmiş olsa da, gemi beyaz yelkenleriyle geri dönerek, Minotauros’un öldüğünü ve bu korkunç verginin ortadan kalktığını müjdeleyinceye dek, bu konuda konuşmamak üzere sözsüz bir ant içilmişti adeta…

Theseus yola çıkmadan önce, Delphoi Kâhini’ne başvurmuş, kâhin de ona yolculuk sırasında Aphrodite‘in gemiye kılavuzluk yapması gerektiğini bildirmiştir. Tanrıçaya dualar edip, adaklar adayan Theseus, ona geminin bağlı olduğu halatta bir de keçi kurban eder. Aşk Tanrıçası gerçekten de yolculuk boyunca onların yanındadır. Fırtınalı günlerde gemi kaptanına kılavuzluk yapmakla kalmaz, seyrüsefer boyunca erzaklarının bereketini de hiç eksik etmez.

Theseus and Ariadne. Sculpture by Adamo Tadolini, 1788-1868. Pinacoteca Nazionale, Bologna.

Ancak Aphrodite asıl yardımını, Minos’un kızı güzel Ariadne‘yi Theseus’a âşık ederek gösterir. Ariadne, yiğit delikanlıyı görür görmez tutularak, aşkına karşılık vermesi halinde labirentten çıkış yolunu Theseus’a göstereceğine dair söz verir. Theseus bu olağanüstü teklifi tereddütsüz kabul ederek, onunla evleneceğine yemin eder. Gerçekten de labirentten nasıl çıkılacağını bilen tek kişi Ariadne’dir. Labirentin mimarı hünerli Daidalos, karmaşık dehlizlerle birbirine bağlanan bin bir odalı sarayın bütün sırlarını genç kıza anlatmış ve ona sihirli bir iplik yumağı vermiştir. Theseus labirentin girişinde ipin bir ucunu kapıya bağlayarak yumağı elinde tutacak ve böylece geçtiği yerleri belirleyerek, Minotauros’u yendikten sonra labirentten çıkmayı başarabilecektir. Yüreği aşkla çarpan Ariadne, iplik yumağını gizlice Theseus’a verirken, üvey kardeşi Minotauros’u ancak saçlarından yakalayarak öldürebileceğini söyler ve sonra da onu Deniz Tanrısı Poseidon‘a adaması gerektiğini sıkı sıkı tembih eder. Sihirli ipliğin gücü, çifte marifetinde gizlidir, aslına bakılırsa; Ariadne, labirentten çıkışın ipucunu vererek, Theseus’u bu iplikle kendine bağlamak ister, sıkıca.

Kurbanların labirente girişini izleyen kalabalık grup, canavarı dokuz yıl sonra yeniden beslemiş olmanın rahatlığıyla, birer ikişer sarayın önünden ayrılır. Güzel örgülü Ariadne ise sevgilisinin çıkışını yüreği ağzında beklemeye koyulur. Theseus, üstü başı kan içinde labirentin kapısından çıkar çıkmaz, genç kız sevinçle boynuna atılır. Atinalı gençlerin on dördü de tastamam çıkmıştır dehlizlerin dışına. Hiç vakit kaybetmeden limana ulaşırlar Ariadne’nin rehberliğinde. Hepsi güvenle güverteye çıktıktan sonra, Theseus Giritlilerin kendilerini takip etmesini engellemek için limandaki tüm gemilerde delikler açsa da, nöbetçilerin durumu fark etmesi uzun sürmez. Bir anda etraflarını saran Giritli askerlerle çatışmaya başlayan Theseus ve arkadaşları, az önce Minotauros’u alt etmiş olmanın verdiği güçle, bu badireyi de kolaylıkla atlatır. Askerlerin çaresiz bakışları altında süzülerek uzaklaşan geminin, bu kez on beş yolcusu vardır.

Atinalıların gemisi birkaç gün sonra Naksos adasına demir attığında, Giritlilerin kendilerini takip etmediğinden emindir herkes. Savaşçıların yorgunluklarını attıkları birkaç gün neşe içinde geçer. Adanın en coşkulu yüreği ise güzel Ariadne’nin bedeninde atmaktadır şüphesiz. Sevdiğinin kolları arasında yaşadığı mutluluk, ülkesi ve üvey kardeşine karşı ihanetinden uzak tutmaktadır sevdanın büyüsüne teslim ettiği aklını. Ta ki Naksos kumsalında yalnız başına uyandığı o uğursuz sabaha dek…

Ariadne Naxos’da.. – Evelyn De Morgan 1877

Sevgilisinin kendisini terk ettiğinden habersiz, gözlerini açtığında, Theseus’u Atina’ya götüren gemi kaybolmak üzeredir ufuktan. Tarifsiz bir acı kaplar Ariadne’nin yüreğini. O ana kadar aklından uzak tuttuğu suçluluk duygusu, acımasızca esir alır tüm benliğini. Haykırarak ağıtlar yakar, sevgilisi Theseus’a avazı çıktığı kadar beddualar eder ve sesini duyurmayı başarır tanrılar tanrısı Zeus’a. Güzel örgüleri darmadağın olmuş Ariadne’yi yaşadığı derin acıdan kurtarmaya karar veren göklerin gürleyen tanrısı Zeus, oracıkta değiştiriverir talihsiz genç kadının yazgısını. Yoldaşlarıyla beraber seyir halinde olan, kendi oğlu Tanrı Dionysos’un rotasını Naksos adasına çevirir. Sahilde gözyaşları içindeki çaresiz kadını görür görmez büyülenir Dionysos. Ariadne’nin yüreğini de yeniden sevgiyle doldurur tanrıların babası. Ona ölümsüzlük armağan eder ve Dionysos’un eşi olarak Olympos’a çıkmasına izin verir. Dionysos eşine düğün hediyesi olarak deniz tanrıçası Thetis’in tacını verir ve tıpkı bu taç gibi güle benzeyen Korona Borealis (Kuzey Tacı) adlı takımyıldızları evliliklerinin sembolü olarak gökyüzüne yerleştirir.

Artık bir Olymposlu olan Ariadne’nin yüreği iyiden iyiye serinlese de, Naksos sahilini çınlatan bedduaları Atina’ya doğru yol alan Theseus’u çoktan yakalamış; bir sis bulutu gibi zihnini kaplayan unutkanlık, babası Aigeus’a verdiği sözü hatırlamasına engel olmuştur. Siyah yelkenleri beyazlarla değiştirmeyi unutan Theseus’un gemisi Attika kıyılarına yaklaştıkça, bir zamanlar Delphoi kâhininin Aigeus’a bildirdiği gizemli kehanetin ayak sesleri duyulmaya başlar. Günlerdir kıyıda, sabırsızlıkla oğlunun dönüşünü bekleyen Kral Aigeus, yaklaşmakta olan geminin siyah yelkenlerini görünce, Theseus’un öldüğünü zanneder. Acıyla dolan yaşlı kalbi geminin kıyıya yanaşmasını beklemeyi kaldıramaz. Kendini kayalıklardan denize atarak yaşamına son veren talihsiz kralın anısını yaşatmak için, bu denize Aigaios Pontos (Ege Denizi) dendiği söylenir.

Theseus, babasının ölümü üzerine, Atina kralı olur. Halkının özgürlüğünü ve mutluluğunu önde tutan, zenginlerle soyluların ayrıcalıklarını kısıtlayan toplumsal yasalar çıkartarak, bilgece bir düzen kurar. Bir yandan da yiğitliklerini sürdürür. Arkadaşı Lapith kralı Peirithoos ile birlikte seferlere katılır, kahramanlıklarının ardı arkası kesilmez. Amazonların kraliçesi Antiope’yi kaçırarak onunla evlenir ve Hippolytos adında bir oğlu olur.

Gel gelelim, tanrıların belirlediği yazgılar kahramanlar için bile beklenmedik sürprizlerle doludur. Sanki Labirent sarayının dolambaçlı dehlizlerinden çıkmayı başaran kendisi değilmiş gibi, Theseus durmadan birbirine açılan karmaşık yollarda ilerler hayat boyu.

Hippolytus, Phaedra and Theseus. German School, 18. Yüzyıl

Antiope’nin ölümünden sonra, Ariadne’nin kız kardeşi Phaidra ile evlenir. Kızların babası kral Minos’un mu ahı tutar, yoksa Ariadne’nin bedduaları mı hâlâ peşini bırakmamıştır, bilinmez: Karısı Phaidra üvey oğlu Hippolytos’a kaptırır gönlünü ve ona aşkını açıklamak cüretinde bulunur. Theseus’un oğlu analığının aşkını nefretle karşılayınca, iftiraya uğrar. Reddedilmeyi kabullenemeyen Phaidra, Hippolytos’u kendisine zorla sahip olmaya çalışmakla suçlayan bir mektup bırakarak kendi canına kıyar. Theseus ise zavallı oğluna lanetler yağdırarak, onu Atina’dan kovar. Kendi elleriyle oğluna zarar vermekten çekindiğinden, Poseidon’a onu cezalandırması için yalvarır. Theseus’un her dileğini yerine getirmeye söz vermiş olan denizlerin tanrısı, Hippolytos arabasını deniz kıyısında sürerken, dalgalar arasından beyaz bir boğa göndererek atları ürkütür. Delice koşmaya başlayan atları durdurmayı başaramayan talihsiz Hippolytos, arabayla birlikte paramparça olur. Theseus hikâyenin aslını öğrendiğinde artık iş işten geçmiştir. Peirithoos ile birlikte Persephone’yi kaçırmak üzere ölüler ülkesine inerek, Hades tarafından unutkanlık sandalyesine oturtulacağı yılları saymazsak, ömrünün geri kalanında bir an olsun vicdanını rahat bırakmayan bu derin pişmanlıkla yaşamak zorunda kalır. Nereden gelip nereye gittiğini, hayatı boyunca yaptıklarını ve hatta Atina kralı olduğunu bile unutturan sandalyeden yıllar sonra kalktığında, Theseus’un hatırladığı ilk şey oğluna yaptığı haksızlığın yüreğine yerleştirdiği acı olur.

Peki, Theseus hayat labirentinde birbiri ardına çıkmaz yollara girerken, Girit’teki bin bir odalı saraydan kaçış planının da mimarı olan Daidalos, Kral Minos’un hükmünden nasıl kurtulur? Labirentten, kimsenin hayal bile edemeyeceği, bir başka çıkış yolu var mıdır? Eli her sanata yatkın, hünerli Daidalos’un izini kaybeden Kral Minos, onu bulmak için nasıl kurnazca bir yol izler? Bütün bu soruların cevaplarını öğrenmek isterseniz, Labirent’in dördüncü ve son bölümünde buluşalım.

Özlem Kalkan Erenus

Kaynaklar:

Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1993

Bedrettin Cömert, Mitoloji ve İkonografi, De Ki Basım Yayım, Ankara, 2010

Catullus, Bütün Şiirleri, çev. Çiğdem Dürüşken, Erdal Alova, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2011

Edith Hamilton, Mitologya, çev. Ülkü Tamer, Varlık Yayınları, İstanbul, 1994

Ovidius. Aşk Sanatı, çev. Çiğdem Dürüşken, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017

Robert Graves, Yunan Mitleri; Tanrılar, Kahramanlar, Söylenceler, çev. Uğur Akpur, Say Yayınları, İstanbul, 2010

Ana görsel: Özlem Kalkan Erenus & Stand My Ground, Stand Your Ground, 2015 – 60 x 60 cm, t.ü. karışık teknik

 

 

Özlem Kalkan Erenus’un ‘Marcel Duchamp’ kitabına kitapdevrimi.com’dan ulaşabilirsiniz:
http://kitapdevrimi.com/urun/marcel-duchamp-sanati-ozlem-kalkan-erenus/

 

 

 

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments