Ormanda dolaşan kırmızı başlıklı kızlar(Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması) – Nihal Güres yazdı…

Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması 35. yılını kutluyor. 1983 yılından beri düzenlenen yarışma, hoşgörü ve sağduyuya dayalı, farklı düşünce ve inançlara açık bir toplumun göstergesi olarak, bugün dünyada ‘Karikatürlerin Oscarı’ olarak biliniyor.

Bu yıl sergileme biçiminde de farklılık var; asıl karikatür ortada yer alırken kenarlarında da detaylardan seçilmiş parçalarla vurgulamaları daha kuvvetli hale getirilmiş. 1983 yılından itibaren düzenlenen yarışmaya bugüne kadar 137 ülkeden 8.800’ü aşkın sanatçının katılması, ödülün yerini ve önemini gözler önüne seriyor. Pek çok farklı ülkeden yüzlerce saygın karikatüristin katıldığı yarışmanın Seçiçiler Kurulu da dünyanın en önemli karikatür ustalarından oluşuyor. Bu yıl jüride, Latif Demirci – Jüri Başkanı,  Ercan Akyol, Xavier Bonilla-Ekvator, Angel Boligan Corbo-Küba, Piyale Madra, Rasha Mahdi-Misir,  Thé Surreal McCoy-Ingiltere, Tan Oral, Ann Telnaes ABD yer alıyor.


Sergilenen eserler arasında, Polonya’dan Brezilya’ya kadar pek çok sanatçı, sanatın tek dili olan, ‘İnsanlık,  Hoşgörü ve Empati’ dillerini kullanmış. Sanki bize salondan şöyle sesleniyorlar;

Halâ anlayamadınız değil mi?
Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil.
Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz.
Önemli olan kalp kırmamak.
Önemli olan yargılamadan karşılıksız sevebilmek ve iyilik yapabilmek.
Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmak.
Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece o sizi kontrol etmeye devam edecek.
Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız. 
Birbirimizi ne zaman dinlemeye ve anlamaya başlayacağız?
Ormanda kaybolan, saf, minik, tertemiz kırmızı başlıklı kızlar ne zaman kurtlara yem olmayacak?
Ne kadar büyüsek bile o masum ruhu kaybetmeden hep beraber ormanda dolaşamaz mıyız?
Doğayla,  ormanla aynı ruhu taşıyamaz mıyız?
Ormanı kirletmeden,  kurtları öldürmeden, aynı dili konuşup, o minik kızların yaşam sevincini yok etmeden, o minik kalpleri, masumiyet kaybetmeden hep beraber bir dünya oluşturmak mümkün değil mi?

Gerek Türkiye’de gerek dünyada küçük kırmızı başlıklı kızlar, kadınlar olmak çok zor. O minik kalpler, toplum baskısıyla, din baskısıyla sürekli eziliyor, şiddet görüyor.
O baskıya biz de istemeden ortak oluyoruz.
Sosyal medyada  linç kampanyalarının sonu yok. İnsanlar içlerindeki nefreti, klavye başına geçince kusmaya başlıyorlar. Ötekileştirdikleri, kendilerinden farklı gördükleri insanları, kadınları, kızları, hoşgörü ile anlamaya çalışmak yerine, ‘Vurun Kahpeye’ misali vurdukça vuruyorlar.
Yok türban takmış da niye gözünü boyamış? Türban takmış ama sigara içmiş, türban takmış ama içi görünüyor, içine bikini giymiş… Niye elele dolaşmış sevgilisi ile? Aaaaa…Sokakta gördüm öpüşüyorlar….Türban takmış öpüşmüi…Türban takmış bara gitmiş. .
Bazıları diyor ki, onlar da bizi anlamıyor, yargılıyor. Önce biz yargılamadan bakalım, ilk adımı atalım. Sokakta zaten kendi kendilerine anlaşıyorlar. Türbanlı, türbansız, şortlu, şortsuz, mini etekli, pardesulu. Onlar birbirlerini anlıyorlar. Biz de onların arasına girelim. Onların paylaştığı sevgiyi , hoşgörüyü biz de paylaşmaya çalışalım; ne olur sanki? Ne olur biraz daha hoşgörülü olsak, kırmızı başlıklı kızlarımız, özgürce gezseler, okusalar, yeni minik kırmızı başlıklı kızlar yetiştirseler.

Bir çiçeği bile darıltmadan yaşasak… Bir mendili bile üzmesek. Mendillere gözyaşı değil mutluluk toplasak, sevinçleri toplasak. Öteki olmasak, biz olsak, güneş olsak, bulut olsak, mutluluk olsak.

Böyle anlamlı sergileri görünce, daha doğrusu sanatla yaşayınca, ormanlar ve kırmızı başlıklı kızlar için daha bir umutlanıyorum. Dünya sanatında ortak bir dil üreten sanatçılar, kırmızı başlıklı kızlar için umutları yeşertiyor.
Kuruluş amacı, tarafsız ve doğru bilginin ulaşılabilir olması, toplumun sorunlarını özgür ve adil bir biçimde çözümleyebilmesi, eğitim ve kültür düzeyinin artırılması için yatırımlar yapılması ve buna yönelik çalışmaları desteklemek olan Aydın Doğan Vakfı, ‘GÜÇLÜ KIZLAR, GÜÇLÜ YARINLAR’ özel ödülü bu yıl Fransız sanatçı Bernard Bouton‘un , ‘Ormanda dolaşan Kırmızı Başlıklı Kız’ına gitmiş.


‘Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması eleştirel zekayı destekleyen ve dünya ölçeğinde izleyicilere sunan çok önemli bir etkinliktir’
Hüsamettin Koçan
‘Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması ile , son  35 yıl içerisinde grafik mizahi, sanat için bir referans haline geldi’
Silvano Mello
‘Pulitzer ödülleri de dahil olmak üzere, jüri üyeliği yaptığım diğer yarışmalar da var ve bence Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın değerlendirme süreci hepsinden daha üstün.  Son derece etkilendim’
Joel Pett
‘Bu yarışma dünyanın en itibarlı karikatür yarışmalarından biridir.Sadece yirminci yüzyılın değil, aynı zamanda yıllarca yüksek standartlarını koruduklari için de. Dünya çapında karikaturcüler ve karikatür sanatı için her zaman çok önemli oldu’
Peter Niuwendijk- Feco Genel Başkanı
‘Yurt dışındaki birçok çizer bu yarışmayı biliyor ve katılıyor. Yeni çizerler yetişiyor,  yarışmaya heveslenip gönderiyorlar.’
Piyale Madra
‘Karikatür ailemiz büyüyor. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması, 35. yılında,  alanında dünyanın seçkin platformlarından biri haline geldi. Bugüne kadar yarışmamıza eser gönderen, farklı kıtalardan farklı ülkelerden on bine yakın sanatçıyla büyük bir aile olduk’
Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner

Kırmızı başlık giyseler ya da giymeseler bile, kızlarımız geleceği kuracak, en önemli mevkilere gelecekler.
Türkiye ilerleyecek, aydınlanma savaşını kazanacak.
Minicik kırmızı başlıklı kızlar çelik gibi iradeleri ile dünyayı değiştirecekler ve yalnızca barış dolu şiirlerden   bahsedeceğimiz günler gelecek.

Sergi 9 Şubat 2019 tarihine kadar FMV Galeri Işık Teşvikiye’de ziyaret edilebilir.

Nihal Güres

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR