Toplumsal Mücadelenin Belleği: İşçi Filmleri Festivali – Veysel Boğatepe yazdı…

Bu yıl 13’cüsü düzenlenen Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin açılış töreni, 02 Mayıs Çarşamba günü Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapıldı. Sunuculuğunu İrfan Değirmenci’nin yaptığı gecede gazeteci Ahmet Şık, Ercan Kesal ile oyuncu Tilbe Saran da birer konuşma yaptılar. Yerli, yabancı toplamda 65 film ve belgeselin yer aldığı Festival’in açılış filmi ise yönetmenliğini Ercan Kesal’ın yaptığı “Fındıktan Sonra” adlı 40 dakikalık filmdi. Tarımsal emeğin değişimini ana fikir olarak belirleyen filmde, İşçi baba ile patron oğul karakterleri üzerinden 1930’lardan, 2000’lere doğru kapitalizme geçiş süreçleri yalın fakat eleştirel bir dille irdeleniyor.

İşçi Sendikalarının, Halkevlerinin, alternatif medya derneklerinin ortaklaşa düzenlediği festivale birçok kurum, kuruluş ve şahıslar da destek vermiş. İşçi Filmleri Festivalini diğerlerinden ayıran en önemli özelliği de sponsorunun olmaması, gişe kaygısı taşımaması ve filmlerin yarıştırılmamış olmasıdır. Dayanışmanın, örgütlü mücadelenin en anlamı örneğini oluşturan festival, 01- 07 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Diyarbakır’da film gösterimleri, paneller ve söyleşilerle eş zamanlı olarak devam etti.

Toplumsal mücadelenin belleği

On üç yıl önce Neo-liberalizme, kapitalizme ve emperyalizme karşı toplumsal belleği uyaran mesajlarla yola çıkan Festival, 2014’te sloganını “her yer festival, her yer direniş” olarak belirlemiş ve direniş öykülerine yer vermişti. Bu sene de “Sessizlik sinemada güzel” sloganıyla sömürgeleştirilmiş gündelik yaşamımızda en azında bir kırılma veya bir çatlak açmanın önemine vurgu yaparak toplumsal suskunluğun, kabullenişin tehlikelerine dikkat çekti. Egemen medyanın evlerde tutsak ettiği, kapitalizmin sonsuz gösterisiyle uyuşturduğu bireyin, toplumun sokağa çıkarak evrensel alanlarda buluşması ve dolayısıyla da gerçeklerle yüzleşmesi günümüz koşullarında ancak ve ancak dayanışmayla mümkün olabilir.

Emeği ile geçinen insanların, işçilerin, mültecilerin, kadınların, ezilenlerin ve tüm işçi sınıfının zorlu yaşamlarının, mücadele deneyimlerinin perdeden yansıtıldığı öyküler aslında hepimizin öyküsü. Türkiye’nin yeni bir kırılma sürecine girdiği, mücadelelerin örgütlenerek sürdürülmesinin kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüze konulduğu günümüzde de bu festivalin takip edilmesi, etkinliklerine katılımı, dayanışma gücüne güç katacak, festivalin de devamlılığını sağlayacaktır.

Sessiz kalma! Sessizlik yalnızca sinemada güzeldir.

Veysel Boğatepe

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments