ZALONGO HALAYI – Cemil Biçer yazdı…

Anadolu coğrafyası, Gordion düğümü gibidir, eğer bu coğrafyanın genetiğini taşımıyorsan düğümü çözmen mümkün değildir.
Aşağıda okuyacağınız anonim hikaye eminim bazılarınızın tüylerini diken diken ederken, bazılarınızın ezberini bozacaktır. Sövmeden önce okuduğunuz metni beyninizin loplarında iyice sindirin, kahramanlık Türklerin tekelinde değildir. Kadim toprakların insanlarının genetik özelliğidir hafızalarının “nisyan ile malül” olma özellikleri.

Yunanistan’ın Yanya ilinde, adını dahi bilmediğimiz o küçük Yunan dağ köyü, binlerce Osmanlı askeri ve devşirme tarafından kuşatılmıştır. Köyün eli silah tutan tüm erkekleri mevzilerde dişediş çarpışmaktadır. O köyün, basit bir toprak parçası değil, bir vatan parçası olduğunun bilincindedirler. Bir avuç Yunanlı köylüye karşı binlerce Osmanlı askeri. Ne büyük bir eşitsizlik. Başlarında Yanya ili valisi Mehmet Ali Paşa’nın bulunduğu Osmanlı askerleri, saatlerdir bu köyü düşüremedikleri için iyice hırpalanmış ve dengesizleşmiştir… Artık kuşatma iyice daralmış, direnişçiler birbir toprağa düşmektedir. Kalan bir kaç direnişçinin silahlarından çıkan kurşun sesi, ağır silahların, topların sesine karışmaktadır. Osmanlı şaşkındır. “Nasıl olur da bir avuç insanı teslim alamam” diye düşünmektedir, Mehmet Ali Paşa. Daha şimdiden yenilmiştir Osmanlı. Ve son Yunan neferi de, “YAŞASIN YUNANİSTAN” sloganıyla toprağa düşer. Osmanlı şaşkın ama aynı zamanda sevinçlidir. Şimdi korumasız kalan köye rahatlıkla girecek, yağma-talan yapacaklardır. “O güzel Rum kızları da ne çok işimize yarayacak ama” diye düşünmektedir, Osmanlı askerleri. Mehmet Ali Paşa da, bu konuda kışkırtmaktadır güruhunu.

Az önce korkuyla sindikleri o mevzilerden çıkarlar. Tedirgin bir şekilde köyün sokaklarını adımlarlar, evlere, mahzenlere tek tek girip çıkarlar. Köyde bir kaç küçük çocuk haricinde tek bir insan görünmemektedir. Az önce erlerine cephane, yiyecek taşıyan ve hatta zaman zaman kurşun sıkan, o kadınlara ne olmuştu? Nereye, hangi deliğe gizlenmişlerdi? Köyün sokaklarını geçip, sonundaki uçuruma doğru yönelirler, ağır ağır… İşte o an, şaşkınlıkları daha da büyür.

Köyün bütün kadınları omuz omuza halay durmuşlardır. Şaşkınlıklarının asıl nedeni ise kadınların halaya durmasından öte, bu halayın yönünün uçuruma doğru olmasıdır. Yunanca bir türkü dillerindedir; tüm direnme dinamiklerini dillendiren…
Mehmet Ali Paşa, korkak ve üstenci bir tavırla, “atlayamazlar” der yanındakine.
Halay başı uçuruma iyice yaklaşınca “Durun!… Yapmayın!…” diye seslenir, çaresizlikle. Halay başı artık uçuruma yuvarlanmak üzeredir. Ölüm çok yakındır. Ama halayın başındaki, o güzel ve onurlu kadın Osmanlı’ya inat gülmektedir. Artık son nokta konulmuştur.

Yunanlı kadın şehit düşmüştür, sırasıyla şehit düşen köyün tüm kadınları gibi. Halkların direniş sembolü olurlar. Daha sonrasında gelenek haline gelir bu direniş. O gün bugündür Yunan halkı, onlarca kez ölüm karşısında halaya durmuştur. Bu halayın adına da ZALONGO HALAYI dediler.

Halay; bu coğrafyanın ortak kültürüdür.

Cemil Biçer

 

 

Cemil Biçer’in ‘Çarşamba Köprüsü’nde Rapsodi’  kitabına buradan ulaşabilirsiniz:
http://kitapdevrimi.com/urun/carsamba-koprusunde-rapsodi-cemil-bicer/

 

 

 

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments