Nihat Tekdemir: “Tarıma ve toprağa dönüşle mutluluk seviyesinin arttığını görebiliyoruz.”

“Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos” sergisi, Beyoğlu’nda bulunan Yapı Kredi Kültür Sanat binasında açıldı. Biz de Türkiye’de son yıllarda hazırlanan en kapsamlı arkeoloji projelerinden birisi olan serginin mimarlarından Yapı Kredi VNT Müzesi Yöneticisi Nihat Tekdemir ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Nihat Tekdemir, serginin hazırlanış sürecinden Roma İmparatorluğunun gözde şehri “Sagalassos” tarihine kadar bir çok konuda önemli bilgiler verdi. Sizleri Anadolu’nun zengin tarihi mirasına yolculuğa çıkaracak bu söyleşiyi zevkle okuyacaksınız.

KitaptanSanattan.com / Mine Bora Diri

  • Sagalassos sergisinin yaratım ve fikir aşamalarından bahsedebilir misiniz, proje ekibi nasıl oluştu? 

Yapı Kredi Kültür Sanat’ın uzun yıllardan bu yana arkeolojiye olan ilgisi günümüzde de artarak devam ediyor. Yayımladığımız arkeoloji kitapları ve açtığımız sergilerle kazılarda çıkan eserleri ve elde edilen bilimsel verileri topluma kültür ve sanat yoluyla aktarmaya çalışıyoruz. Bunun için göz önünde olan, herkes tarafından bilinen projeler yerine, daha az bilinen proje ve fikirleri de tanıtmak istiyoruz.

Toroslar’ın yamacında kurulu Sagalassos’un yükseklik avantajıyla günümüze iyi korunmuş halde ulaşması ve 30 yıldır devam eden disiplinlerarası araştırmayla kentin açığa çıkarılması bizde bir Sagalassos sergisi açma fikrini doğurdu. Toplum tarafından az bilinen antik kenti Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos sergisi ve sergi kapsamında yayımladığımız kitapla tanıtabileceğimizi düşündük. Sürecin ilk adımını Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün destek ve onayını almak oluşturuyor. Aynı şekilde Burdur Arkeoloji Müzesi’nin desteği ve katkısı da projemiz için çok önemliydi. Dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, KU Leuven Üniversitesi’nin desteklediği Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın geliştirdiği yüksek işbirliği ve etkin koordinasyon sayesinde kapsamlı ve zengin içerikli bir sergi hazırlamayı başardık.  Sergi için Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi ve projenin başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome ile 2 yıl çalışmamız gerekti. Projenin henüz çok başında kazı ekibiyle aynı dili konuştuğumuzu fark ettim. Burada kastedilen dil,  aynı amacı hedefleyen kişilerin, gerek sundukları fikirler gerekse uyguladıkları yöntemlerle ahenk içinde olmasıdır. Sagalassos ekibi farklı ülkelerden araştırmacıların yer aldığı uluslararası bir araştırma ekibi ve disiplinlerarası çalışmayı çok önemsiyorlar. Araştırma ekibi kusursuz işleyen bir çark gibi, her bir disiplin dalı da çarkın bir dişlisini oluşturuyor ve ortak bir hedefe, bilime hizmet için hareket ediyorlar. Biz de Yapı Kredi Kültür Sanat olarak, yıllardır süregelen arkeoloji yayınlarımız ve önceki yıllarda açtığımız arkeoloji sergilerimizden edindiğimiz deneyimle, sürecin henüz başında bu uluslararası ekibin bir parçası olmayı başardık ve çarkın bir dişlisini de biz oluşturduk. Bizim görevimiz  açığa çıkarılan arkeolojik eserleri ve elde edilen bilimsel verileri topluma kültür ve sanat yoluyla aktarmaktı.

  • Son zamanların en kapsamlı arkeoloji sergilerinden biri ile karşı karşıyayız. Sizin gözünüzden bu özel sergide dikkat etmemiz gereken veya katkı koyduğunuz bölümler mevcut mu, ziyaretçilere biraz ipucu verebilir misiniz?

Ziyaretçiler sergiyi gezerken, okuyucular kitabı okurken bir arkeolojik araştırma nasıl yapılmalı, bir arkeoloji sergisi nasıl açılmalı gibi temel mesajları serginin bir çok farklı noktasından alabiliyorlar. Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos sergisi ve kitabı  arkeologların, antropologların, zoologların, paleontologların, jeologların, biyologların, botanikçilerin, kimyagerlerin, filologların, mimar ve mühendislerin 30 yıldır sürdürdüğü araştırmalarının özetini öyküsel bir üslup ve basit bir dille izleyiciye aktarıyor. Örneğin ziyaretçiyi Roma İmparatorluğu’nun en önemli imparatorlarından filozof imparator olarak bilinen Marcus Aurelius heykeli karşılıyor. Bu  sergiye gelen ziyaretçilerin bizim için ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Ziyaretçiyi bir imparatorla karşılayarak onlara verdiğimiz önemi göstermek istedik.  Ancak Marcus Aurelius’tan sonra  görebilecekleri ikinci eser ya sıradan bir öğütme taşı ya da kilden bir kalıp parçası. Burada da ziyaretçiye tarihi eserlerin  form, malzeme, işçilik kalitesi fark etmeksizin bizim için ne kadar kıymetli olduğunu göstermek istedik. Her bir eserin  bizlere aktardığı akademik bir bilgi, ziyaretçiye aktardığı bir öyküsü ve mesajı var.

Ziyaretçiler serginin bir çok farklı noktasında disiplinlerarası çalışmaların sonuçlarına görebilecekler. Sergi kapsamında uzmanlarla yapılan röportajlarla belgesel niteliğinde ve mutlaka zaman ayırıp izlenmeli.

  •  Sergide Burdur Arkeoloji Müzesi’nden getirilen eserlerin haricinde öne çıkan, başka bir obje, yerleştirme veya uygulama var mı?

Burdur Arkeoloji Müzesi’nden 368 arkeolojik eser getirdik. Bu eserlere ek olarak Sagalassos kazılarında ele geçen MS 3. yüzyıla tarihlenen Romalı bir erkek ve 11. yüzyıla tarihlenen Bizanslı bir kadının kafatası, uzmanlar tarafından yeniden yüzlendirme tekniğiyle orijinaline yakın görünümlerine kavuşturuldu. Yüz rekonstrüksiyonunu bilim ve yaratıcılığın birleşimi olarak niteleyen kazı başkanı Jeroen Poblome, dijital yüz rekonstrüksiyonunun yüzde 75 kesinliğe sahip olduğunu belirtiyor. Gerçek isimleri bilinmeyen Pisidialılara araştırma ekibi tarafından Rhodon ve Eirènè isimleri verildi. Sergiye getirilen Rhodon ve Eirènè büstleriyle ziyaretçiler antik Pisidialılarla tanışma fırsatı yakalıyorlar.

Saint Joseph Fransız Lisesi Doğa Bilimleri Merkezi’nden doldurulmuş bir baykuş getirdik ki Sagalassos’ta yaşanan depremler hakkında bize bilgi veriyor baykuş. Ayrıca çağdaş sanatçı Barbara Debruyn tarafından Sagalassos’a ele geçen buluntulardan ilham alınarak tasarlanan eserler de sergiye getirildi.

  • Bir de Sagalassos sakinlerinin gündelik ve sosyal yaşamlarıyla ilgili bölümler var. Bunlar müzede bile bu kadar açık ve gözümüzde canlanan şekilde anlatılmamıştır diye düşünüyorum. Nasıl değerlendirirsiniz? 

Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesini öne çıkaran temel prensip disiplinlerarasılıktır. Dolayısıyla bu derece kapsamlı araştırılan bir kentte sadece elitlerin ya da imparatorların hayatları değil, orta ve alt sınıfın oluşturduğu Sagalassos halkına dair araştırmalar da yapılıyor. Dolayısıyla kentte çok ilginç sonuçlara ulaşılıyor. Herhangi bir antik kentte elitlerin yaşadığı Roma villasının mozaik tabanı araştırılırken Sagalassos’ta orta ya da alt sınıfın beslenme alışkanlıkları veya bebek ölümlerinin oranı gibi insana ve halka dair araştırmalar da yapılıyor. Sergiye getirdiğimiz kireçtaşı heykeller, yazıtlar, çömlekler, mermer parçaları, süs eşyaları, pişmiş toprak figürinler, ölü hediyeleri, mezar taşları gibi objelerle gündelik hayatın rutinde aktığını, cüzzama yakalanan bir kadının Sagalassos toplumu tarafından dışlanmadığını ve hatta bağırlarına basıldığını, bebek ölümlerinin anne sütünden kesilip katı yiyecekle beslenme evresine geçildiği zaman arttığını, genel haliyle basit ama mutlu bir hayat sürdüklerini, her zaman et yiyemeseler de en azından et suyu ile beslendiklerini, kadınların  çocuk sahibi olmak için istekli olduklarını ama aynı zamanda dokumacılık yaparak aile ekonomisine katkıda bulunduklarını, erkeklerin savaşçı olduklarını, zaman zaman çevre kentlerle ticari rekabete giriştiklerini, kentlerini sevdiklerini, doğayla barışık olduklarını, MS 6. yüzyıldan itibaren tarıma ve toprağa dönüşle mutluluk seviyesinin arttığını görebiliyoruz.  Bu araştırmalar ve elde edilen sonuçları Sagalassos’u özel bir kent yapıyor.

  • Özellikle beraberinde Salda gölü ve doğası ile düşünüldüğünde serginin Burdur bölgesi için bir farkındalık ve kalkınma yaratacağına inanıyor musunuz?

Kesinlikle öyle. Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos sergisi sadece Sagalassos antik kentini değil, günümüz Burdur  ve Isparta’nın içine girdiği Pisidia bölgesini de işliyor. Pisidia’nın Sagalassos öncesi tarihini, yer yüzü şekillerini, bitki örtüsünü, hayvanlarını, Pisidia halkını, enerji kaynaklarını, iklimini, doğasını da ele alıyoruz. Geniş bir kronoloji takip ettiğimiz sergide MÖ 100 bin yıl öncesine tarihlenen taş aletler de var Burdur’un 18-19. yüzyıl Osmanlı Dönemi’ne tarihlenen etnografik eserleri de. Ayrıca günümüz Ağlasun’u ve Burdur iline dair görüntülere de sahibiz. Dolayısıyla bu çok katmanlı sergi gelen ziyaretçide Burdur’u ziyaret etme ve keşfetme isteği uyandırıyor.

  • Yapı Kredi yayınlarının 5500. kitabı bu sergi için meydana geldi. Nasıl bir süreçti, kitapta öncelik ve hedefleriniz neler oldu? 

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık önceki yıllarda açtığı arkeoloji sergileri ve süregelen arkeoloji yayınları sayesinde bu konuda muazzam bir deneyime sahip. Türkiye’de çok yazarlı arkeoloji kitaplarındaki en büyük bir problem yazarlar ve makaleler arasında bir dil birliğinin sağlanamaması. Bir terimin aynı kitap içinde hatta aynı makale içinde 2-3 farklı yazımını görebiliyorsunuz. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Tüpraş ortaklığında 2011 yılında başlatılan Anadolu Uygarlıkları Kitap Seri’sinde 9. kitabımızın hazırlığındayız. Bu kitaplar ve diğer arkeoloji yayınlarımızdan edindiğimiz deneyimle Türkiye’deki bu soruna akademisyenlerle birlikte çözüm üretiyor ve ortak bir dil geliştiriyoruz. İçerisinde Türkçe ve İngilizce 27 makalenin yer aldığı Sagalassos sergi kitabı da bu bilgi, deneyim ve emeğin sonucunda yayımlanan bir kitap. Kitaptaki bilimsel makalelerin içeriği ve temizliği kadar makalelerin yazım dilinin temizliği, terminoloji birliği, akademik yazım kurallarıyla uyumu, baskı kalitesi, fotoğraf kalitesi, metin içi atıfları, kaynak kullanımı açısından dünya standartlarında bir kitap hazırlamak önceliğimizdi. Hazırlanan kitap; her biri alanında uzman araştırmacılar tarafından güncel veriler ışığında kaleme alınan 27 makale ve sergiye getirilen eserlerin yer aldığı katalog bölümünden oluşuyor. Pisidia ve Sagalassos konusunda en güncel yayın  ve kaynak kitap niteliğinde oldu.

  •  Mayıs’ın sonuna kadar ziyaretçilere açık olan sergide gelecek etkinlikleriniz neler olacak ve bundan sonraki serginiz yine Anadolu uygarlıklarıyla mı ilgili olacak?

Sergi 28 Mayıs 2020 tarihine kadar Yapı Kredi Kültür Sanat’a gezilebilecek. Sergi boyunca çocuklara yönelik etkinliklerimiz, konferanslarımız ve rehberli sergi turlarımız olacak. Bu etkinlikler hem kurumsal web sitemizden hem de Yapı Kredi Kültür Sanat sosyal medya hesaplarından takip edilebiliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı özel bir müze olan Yapı Kredi Müzesi İstanbul’da bu tür arkeoloji sergileri açabilen nadir kurumlardan biri.  Önceki yıllarda da benzer sergiler açtık ancak Sagalassos sergisi son yılların en kapsamlı ve geniş prodüksiyonlu arkeoloji projesi oldu. Bu tip sergiler için bizden bir beklentinin oluştuğunun farkındayız. Gelecek yıllarda Anadolu Uygarlıkları üzerine sergilerimiz devam edecek.

  • Kültürel mirasımıza sahip çıkan, evrensel değerlerin önemini hatırlatan bu sergi ve söyleşi için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Not: Bu sergiyi 28 Mayıs 2020 tarihine kadar Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde bulunan Yapı Kredi Kültür Sanat binasında ziyaret edebilirsiniz.

Söyleşi:
Mine Bora Diri
Kültür Yönetimi Danışmanı / Gazeteci Yazar
(emineminebora@gmail.com)

Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ:

YORUM YAP

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR