ARTER KAPILARINI İLK KEZ BASINA AÇTI!

Kapılarını 13 Eylül Cuma günü açmaya hazırlanan Arter, Dolapdere’deki yeni binasını ve açılış sergilerini 4 Eylül 2019 Çarşamba günü ilk olarak basın mensuplarıyla buluşturdu.

Arter’in Sevgi Gönül Oditoryumu’nda düzenlenen basın toplantısı Arter Kurucu Direktörü Melih Fereli, Vehbi Koç Vakfı Genel Müdürü Erdal Yıldırım ve Arter Başküratörü Emre Baykal’ın katılımlarıyla gerçekleşti.

Koç Holding ve Arter Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç gönderdiği mesajla Tüpraş‘ın  5 yıl boyunca Arter’in kurumsal sponsoru olacağını da açıkladı. Bu işbirliği kapsamında 24 yaş ve altındaki gençler her zaman Arter‘deki tüm sergileri ücretsiz olarak ziyaret edebilecek.

Bir Vehbi Koç Vakfı (VKV) kuruluşu olan Arter’in açılış programında toplam yedi sergi yer alıyor. Emre Baykal ve Eda Berkmen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan oluşturulan Saat Kaç? başlıklı sergi, bellek, zaman ve mekân kavramları etrafında şekilleniyor. Küratörlüğünü Selen Ansen’in yaptığı Kelimeler Pek Gereksiz başlıklı koleksiyon grup sergisi, jest, kalıntı ve iz temaları etrafında kurgulanıyor. Altan Gürman retrospektif sergisi, 1976 yılında hayatını kaybeden sanatçının tüm üretimini bir araya getiriyor. Ayşe Erkmen’in Arter’in açılış programında yer alan sergisi Beyazımtırak, sanatçının 1970’lerden bu yana gerçekleştirdiği sanatsal üretim içinden retrospektif bir anlayışla seçilenlerle birlikte, bu sergi için özel olarak tasarlayıp ürettiği yeni işleri bir araya getiriyor. Rosa Barba’nın Gizli Konferans başlıklı yerleştirmesi sanatçının 2010–2015 yılları arasında müze depolarında çektiği üç filmden oluşuyor. İnci Furni’nin Bir An İçin Durdu başlıklı kişisel sergisi, sanatçının bu sergi için ürettiği yeni işlerini bir araya getiriyor. Céleste Boursier-Mougenot’nun offroad, v.2 başlıklı yerleştirmesi, dışarıdaki rüzgârın hızı ve yönüyle etkileşim içinde hareket eden üç adet kuyruklu piyanodan oluşuyor.

Arter’in sahne sanatları, klasik, çağdaş ve elektronik müzik, film, performans sanatı ve dijital sanatlar gibi pek çok disiplinin yenilikçi örnekleri ve nitelikli yorumlarına yer verecek Etkinlik Programı kapsamında ilk dört ay içinde Arter’de yer alacak sanatçılar arasında Aydın Esen, Portrait and a Dream, Elif Çağlar Quartet, Can Çakmur, In Hoodies, Emin Fındıkoğlu Beşlisi ile Tolgahan Çoğulu ve Sinan Ayyıldız Duo bulunuyor. Meggy Rustamova, Noé Soulier, Gizem Karakaş ve Etem Şahin, Kate McIntosh ise özgün performanslarıyla Arter’in programına dahil olacaklar.

22 Ekim’de Jonas Mekas Retrospektifi’yle başlayacak Film Programı, bir hafta boyunca sanatçının neredeyse tüm üretimini izleyicilerle buluşturacak. Jonas Mekas toplu gösteriminin ardından Arter’in koleksiyon sergilerine paralel olarak hazırlanan bir içerikle devam edecek olan Film Programı, Agnes Varda, Chantal Akerman, Alain Resnais, Chris Marker, Laurie Anderson, Apichatpong Weerasethakul gibi yönetmen ve sanatçıların filmlerinden örnekleri bir araya getirecek.

Öğrenme Programı kapsamında kamuya açık olarak düzenlenecek konuşmalar, atölye çalışmaları, seminerler ve sergi turlarıyla beraber, Gençlik Konseyi ve Arter Araştırma Programı adıyla iki uzun soluklu program hayata geçirilecek. İçinde yaşadığımız zamanı sanat aracılığıyla yorumlamaya yönelik etkinlikler sunacak olan program, herkesin yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortamı mümkün kılmayı amaçlıyor.

Arter, sergi programı etrafındaki tartışmaları beslemeyi ve teşvik etmeyi amaçlayan yayınlar sunmayı da sürdürecek. Yeni binadaki yayın programı, sanatçılara ve sergilere odaklı yayınların yanında Arter Koleksiyonu’na odaklanan Arter Yakın Plan ve Arter Arka Plan başlıklı iki yeni kitap dizisiyle başlıyor.

ARTER’İN KURULUŞ ÖYKÜSÜ

Arter’in yeni binasının açılışının arka planında, Vehbi Koç Vakfı’nın 2005 yılında oluşturulan strateji doğrultusunda attığı kararlı adımlar yatıyor.

Arter’in Kurucu Direktörü Melih Fereli, 2005 yılında Vehbi Koç Vakfı Kültür-Sanat Danışmanı olarak göreve başladıktan sonra Koç Topluluğu’nun kültür alanındaki faaliyetlerine ilişkin bir değerlendirme raporu ve bir stratejik plan hazırladı. Bu plan, odağına çağdaş sanatı alıyordu. Koç Topluluğu ve VKV tarafından benimsenen bu güzergâhın nihai hedefi ise Türkiye’ye sürdürülebilir yapıda bir çağdaş sanat kurumu kazandırmak olarak tanımlanmıştı. Arter’in Dolapdere’deki binasının açılışıyla, planın son aşaması hayata geçiyor.

Oluşturulan bu plan kapsamında nihai müze hedefi doğrultusunda atılan ilk adım, 2007 yılında Vehbi Koç Vakfı çatısı altında bir çağdaş sanat koleksiyonu oluşturulmaya başlanması oldu. Yeni binasının açılışı itibarıyla yönetimi tamamen Arter’e devrolunarak Arter Koleksiyonu adını alan bu koleksiyonda 1960’lardan günümüze çağdaş sanatın farklı tavır ve pratiklerini örnekleyen resim, heykel, fotoğraf, video, film, yerleştirme, ses, ışık ve performans gibi çeşitli mecralarda üretilmiş yapıtlar yer alıyor. Koleksiyon, Arter’in yeni binasının açılmasıyla birlikte sergiler ve dijital erişim olanakları aracılığıyla kamuyla buluşacak ve Arter’in sergiler programının da belkemiğini oluşturacak. Arter Koleksiyonu’ndaki 1350’den fazla yapıt aynı zamanda dünyanın önde gelen sanat kurumları tarafından ödünç alınmaya ve farklı coğrafyalardaki sergilerde izleyiciyle buluşmaya da devam edecek.

Çağdaş sanat alanında çizilen bu yol haritasındaki ikinci önemli adım ise, Arter’in 2010 yılında İstiklal Caddesi’ndeki açılışı oldu. Bu binadaki açılışı sırasında Arter’in gelecekteki daha büyük sanat kurumu için bir hazırlık alanı ve laboratuvar işlevi göreceği biliniyordu. Bu yapıda Arter toplam 35 sergi ile 37 sergi yayınını hayata geçirdi ve 183 eserin üretimine destek verdi. İstiklal Caddesi’ndeki faaliyet yılları aynı zamanda Arter ekibinin oluşması, genişlemesi ve beraber çalışma tecrübesi edinmesi anlamında da bir hazırlık fırsatı sundu.

Bu doğrultudaki diğer faaliyetler arasında Koç Holding’in İstanbul Bienali’nin ana sponsorluğunu 20 yıl süreyle üstlenmesi, Yapı Kredi Bankası Kâzım Taşkent Galerisi’nde gerçekleştirilen İstiklâl Serüveni isimli sergiler dizisi ve bu sergilere eşlik eden sanatçı monografileri, ve Berlin’de 5 sene boyunca Türkiye’den sanatçıların yoğun biçimde yer aldığı sergilerin düzenlendiği Tanas gibi önemli oluşumlar da yer aldı.

VKV’nin çağdaş sanata odaklanan bu stratejik planının başlangıçtaki amacı bir “müzeler kampüsü” kurmaktı; bu kapsamda Büyükdere’deki Sadberk Hanım Müzesi’nin Türk-İslam ve Arkeolojik koleksiyonlarına tahsis edilecek iki bina ve Arter’in çağdaş sanat koleksiyonu için de üçüncü bir binanın farklı uluslararası mimarlar tarafından tasarlanması öngörülmekteydi. Ancak kent merkezine yakın uygun bir alan bulunamaması sebebiyle süreç içerisinde “müzeler kampüsü” fikrinden uzaklaşıldı.

Kentin merkezinde Dolapdere mevkiinde Irmak Caddesi üzerinde Koç Ailesi’ne ait ve o dönemde zemin katı Otokoç’un satış ve servis şubesi olarak kullanılan eski fabrika en akılcı seçenek olarak kabul gördü. Arter’in yeni binasının mimari projesi 2013 yılında açılan davetli yarışmayı kazanan İngiliz Grimshaw Architechts tarafından hazırlandı. Arter’in 2015 yılında başlayan inşaatı 2018 sonunda tamamlandı. Vehbi Koç Vakfı böylelikle, 2005’te konan hedef doğrultusunda, Türkiye’ye sürdürülebilir bir kültür-sanat kurumu ve müze işlevleri içermek üzere tasarlanmış değerli bir kültür yapısı kazandırdı.

ARTER’İN YENİ BİNASI, GRIMSHAW ARCHITECTS İMZASINI TAŞIYOR

Vehbi Koç Vakfı’na bağlı bir kurum olarak 2010 yılında açılan Arter, vakfın 50. kuruluş yıldönümünü kutladığı 2019 yılında, Dolapdere’deki yeni binasına taşındı. Arter’in, İngiliz mimarlık ofisi Grimshaw Architects imzasını taşıyan yeni binası, şehrin önemli kültür yapıları arasında yerini aldı.

TÜRKİYE’NİN KÜLTÜR HAYATINA KATKI

Arter’in yeni binasının tasarımı için 2013 yılında açılan proje yarışmasını; birçok ülkede ödüllü projelere imza atan, dünyanın önde gelen mimarlık firmalarından Grimshaw Architects kazanmıştı. Tasarımına Grimshaw Architects liderliğinde Thornton Tomasetti, Max Fordham ve Neill Woodger Acoustics’in imza attığı binanın 2015 yılında başlayan inşaatı 2019’da tamamlandı.

Arter’in yeni binasının mimari projesi için sanatı keşfetmek, sanattan keyif almak, sanatla yakın ilişki kurabilmek üzere açıklık ve akışkanlık kavramlarından yola çıkıldı ve çok yönlü bir mekân oluşturuldu. Arter, dışadönük bir yaklaşımla, etrafıyla bağlar kuran sanatsal ve sosyal bir buluşma noktası olarak tasarlandı.

Ziyaretçilerine, şehirle olan bağlantılarını koparmaksızın farklı mekânsal ve sanatsal deneyimler sunan bina, keyifli vakit geçirmek için dinamik bir “mekânlar dizisi” olarak planlandı. Grimshaw Architects’ten Kirsten Lees, Arter’i şöyle tanımlıyor: “İzleyicinin bakış açısına göre sürekli değişkenlik gösterebilen, çok katmanlı, iç içe geçmiş, disiplinler arası bir kamusal yapı. Müzenin zengin programı ise çeşitli sanat dalları arasında yeni sinerjilerin geliştirilmesi ve yaşatılmasının yanı sıra çağdaş sanatla fiziksel ve entelektüel ilişkilendirmelerin yapılması için yeni bir odak noktası olacaktır.” Arter, yeni binasının sunduğu olanaklarla zenginleşecek programıyla Türkiye’nin kültür hayatına önemli bir katkı sağlayacak.

DİNAMİK BİR “MEKÂNLAR DİZİSİ”

Farklı sanatsal disiplinleri bir araya getiren, yaratıcılığı tetikleyen, herkese açık, dinamik ve çokdisiplinli bir programlama yapısına olanak sağlayacak bir bina şeklinde inşa edilen Arter, görsel ve fiziksel olarak birbirlerine açılarak bağlanan mekânlardan oluşuyor. Toplam 18.000 m2 kapalı alana sahip olan Arter’in ana fonksiyon alanları binanın kalbi durumundaki merkezi bir atrium etrafında toplanıyor. 6 kata yayılan 6 galeri ve teras yaklaşık 4.000 m2’lik sergileme alanı oluşturuyor.

Arter’de iki adet performans salonu da bulunuyor. Sevgi Gönül Oditoryumu, 168 kişilik kapasitesi ve teleskopik koltuk sistemiyle Arter’in film programı, konuşma ve söyleşilerin yanı sıra performans sanatından örneklere, “esnek zeminli” yapısı ve aynaya dönüşen duvar panelleriyle dans ve devinim çalışmalarına ve küçük akustik dinletilere de ev sahipliği yapabilecek. Tamamen esnek 332 kişilik bir oturma yapısına sahip tam teşekküllü bir “Black Box” olan Karbon ise en üst teknik özelliklerle donatılmış olmasının yanı sıra, salon içerisinden bakan seyircinin ilk bakışta göremeyeceği kadar ince, ancak üzerinde aynı anda 4 teknisyen taşıyacak kadar sağlam çelik gergi telleriyle dokunmuş kalıcı bir tavan sistemine sahip. Bu sistem sayesinde tavanda herhangi bir noktadan, herhangi bir açıyla ses ve ışık ekipmanı, dekor veya bir eser asmak mümkün olurken gösteriler arasındaki teknik değişiklikler de çok kısa bir zamanda yapılabiliyor. Her iki salonda da çift dil tercümeye olanak sağlayan simultane çeviri sistemi bulunuyor. Koltukların tamamen kaldırılabildiği “düz ayak” kullanımın da mümkün olabildiği salonlar, büyük ölçekli yerleştirmeler veya çok kanallı panoramik projeksiyon gerektiren projeler için de kullanılabilecek.

Öğrenme odaklı süreçlerin ana mekânı olan Öğrenme Atölyesi, farklı kullanımlar için özelleşmiş dört bölümden oluşuyor. Atölye, mekânda kullanılan modüler sistemler sayesinde buluşma, konuşma, atölye çalışması gibi farklı formatlardaki her tür etkinlik için esnek bir kullanım alanı sağlıyor; ayrıca içerdiği “yapım atölyesi” bölümü, sanatçıları ve ziyaretçileri Arter’de üretim yapmaya davet ediyor. Arter Kütüphanesi’nde ise çağdaş sanat alanında temel kaynaklara, Arter’in programları bağlamında sürekli güncellenen içeriğe ve süreli yayınlara yer veriliyor. Açılış itibarıyla koleksiyonunda yaklaşık 6.000 yayın bulunan kütüphanenin asma katındaki çalışma masaları, rezerve edilerek araştırmacılar tarafından kullanılabilecek. Kütüphane, küçük okuma grupları, konuşma ve dinleti gibi etkinliklere de ev sahipliği yapacak.

Binada ayrıca yurt içinden ve yurt dışından sanat yayınlarına odaklanan bir kitabevi, bir kafeterya ve açık hava etkinliklerine ev sahipliği yapacak olan bir arka bahçe de bulunuyor.

GÜNEŞLE ETKİLEŞEN CEPHE TASARIMI

Yeşil alan, yükseltili havuzlar ve bankları içine alan peyzaj özellikleriyle ziyaretçileri karşılayan Arter’in cephesi, cam takviyeli betondan yapılmış düzlemlerden oluşuyor. Üçboyutlu dışbükey ve içbükey baklava biçimli panellerden oluşan düzlemler, el yapımı sırlı seramik yüzeylerle tamamlanıyor. Güneş gün boyu hareket ettikçe ışık ve gölge her bir düzlemin farklı yüzeylerinde toplanıyor ve seramik yüzeylerden gökyüzünü yansıtıyor. Uzaktan bakıldığında ise bina, yansıtıcı yüzeyler sayesinde zengin bir ışık, renk ve doku paleti şeklinde görülüyor. Böylece binanın tasarımı katmanlı yapısıyla bir yandan çağdaş mimariyle diğer yandan da içinde bulunduğu şehrin mimari gelenekleriyle sıkı bir diyalog kuruyor.

Bununla ilgili ne düşünüyorsun?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid
SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR