Bu sergi, sanatçıların mahremiyetine aralanıyor!

NUMUNE adı altında toplanan 6 sanatçının yapıtından oluşan AR A LIK” isimli sergi, Atölye Çat Kapı’da ziyarete açıldı.

‘AR A LIK’ sergisi, mekanın sanatçı mahremiyetiyle yorumlanarak izleyicide yankı uyandıracağı etkilere bakmayı hedefliyor. Farklı sanatçıların kurguladıkları yerleştirmelerle ‘mahremiyet’ kavramının ifade ediliş biçimini araştırıyor. Yapıtlar; sanatçının ortaya çıkmasına izin verdiğiyle, izleyicinin kendi sınırlarının kesiştiği noktada anlamlanıyor. Çeşitli malzemeler kadar ışığın ve sesin de kullanıldığı sergide, eserler, izleyiciye katılımcı bir yaklaşımla sunuluyor.

Filozof Irwin Altman‘ın ‘bir bireyin kendisine veya bağlı olduğu sosyo-ekonomik sınıfa ulaşma çabası üzerindeki seçici kontrol mekanizmasıdır’ şeklinde yaptığı ‘mahremiyet’ tanımından yola çıkan genç sanatçılar, mekanda oluşturulan yerleştirmeler ile kendi mahremiyetlerinden birer aralık sunuyorlar. Sanatçılar böylece yapıt üzerinden, kendisi ve izleyici arasında bir ilişki kurarak bir bağ oluşturmaya başlıyor. Kendini yapıtın karşısında bulan izleyici de, sanatçıların çalışmalarında, kendinden izler bulmaya çalışıyor.

Sanatçıların mahremiyet alanlarıyla bağ kurup tuttukları aynadan, kendi özel an ve alanlarınızı fark edeceğiniz bu sergiyi, 20 Mayıs 2018 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

Sergide yer alan sanatçılar; Arek Qadrra, Berka Beste Kopuz, Damla Yalçın, Deniz Bozkurt, Müge Kayacan, Zümrüt Bozkurt

Atölye Çat Kapı
Bakraç Sok. 28/3 Cihangir İSTANBUL

Giriş ücretsizdir.


Damla Yalçın ‘Bir Mahfaza/A Case’,2018 –  Kapalı kutu anlamına gelen, Mahfazaların içerisinde unutulmaz şeyler vardır.Geçmiş, şimdiki zaman ve bir gelecek yoğunlaşır arada.Bu yüzden mahfazalar hatırlanamaz olanın hafızasıdır, içsel hayallerdir.Hafızayı, daha önce kanıtlamaya çalıştığımız anıları, sınıflandırıp çekmecelere yerleştiririz. Sanatçının da büyüdüğü evde, mahrem olan eşyaları, bireylerin kişisel komodinleridir.Kendi komodinini anımsatacak şekilde yerleştirme yapmıştır. Sanatçının komodini dilsiz anılar yığınıyla dolmuştur. Kilit ise seyircinin mekana girdiğinde kendi ile baş başa kaldığı an yaşadığı çelişkidir. Gelen seyirci sanatçının mahremiyetini açmak isteyecek midir?Kilidin üzerinde yazan ‘kendimi sakladığım yerdeyim’ cümlesi çekmeceyi açma çelişkisi ile baş başa kalma, kilidin nasıl da psikolojik bir eşik olduğunu gösterir.Buna meydan okuma durumu da diyebiliriz. Sanatçı da kendi anılarını istifleyecek saklamak, muhafaza etmek istemiştir.Anılarını güvende tutmayı hedeflemiştir.

Berka Beste Kopuz ‘Bir Varmış Bir Yokmuş/Once Upon a Time’,2018 – Mahremiyet kavramı her bireyde farklı anlamlar barındırır. Sanatçının, mahremiyet kavramından yola çıkarak kendi çocukluğuna ait olan değer yüklediği belki de başkaları için değersiz sayılabilecek bir nesneyi, çocukluğunda kaybettiği ilk kitabını temsil eder. Kitabı, bu çalışmasında kullanarak geçmişinden bir aralık sunmayı amaçlamıştır. Kitaplarına verdiği değer ile daha da değerli bulduğu bu cocuk kitabını, izleyicinin alıp almama kararı arasından bırakarak aslında hem kendi ile içsel bir hesaplaşma durumunu yaşamış, hem de izleyicinin kendi kararına bırakmıştır.

Deniz Bozkurt ‘Kimse/Nobody’,2018 Sanatçı, – “kimse” işiyle yaşadığı bir kırgınlığın yarattığı döngüden bir anlamda kendini kurtarır ve iyileştirir. İzleyicinin de kendisiyle benzer bir yüzleşme yaşamasını umar. Diğer bir yandan, kişinin düşünce kalıpları ve önyargıları olduğu gerçeğine ışık tutmayı amaçlamıştır.

Arek Qadrra ‘Dot 0’,2018 –  Şuandaki durumumuz nedir?Perdeler arasından giripte bu çalışmaya baktığımızda hissettiğimiz ve algılamaya başladığımız nedir?Bireyin şuandaki varlığını sorgulayan bu çalışma, fiziksel ve manevi bütünlüğümüzüde sorguluyor.Saate ve sıcaklığa baktığımızda bir anda farkına vardığımız durumumuz ve şu anda burada olduğumuzun farkına varıyoruz.Aynalarda kendimizi görürken üzerindeki yazılar bir bireyin kendisini, günlük yaşamını ve yaşadığı zaman diliminde varlığının seviyesini sorgulamaya itmektedir.Günlük yaşantımızın akıp gittiği bu zaman skalası ise tek zaman tanımı değildir.Bu çalışma da farklı zaman algılamalarını göstermek değil onların varlığı hakkında bir fikir vermektir. Çalışma aynı zamanda bireyin zamanını harcadığı (kapitalist, tüketimci) sistemde bir sıkışıklığı, varlığının sonucunun farkında olmamasını hissettirmeye çalışıyor.Ne zaman ve nasıl uyanacağız? Hangi şartlar altında kendi durumumuzun farkına varabileceğiz? Mekanikleşen tekdüze günlük yaşantılarımızın dışına çıkıp kendimize ve etrafımızdaki bireylere daha dışarıdan bakabilecek miyiz?

Müge Kayacan ‘Kuş/Bird’,2018 Orwell,1984, Penguin Books / ”herhangi bir anda seyredilip seyredilmediğinizi anlaya bilmeniz olanaksızdır. Her an, canları ne zaman dilerse, alıcıyı çalıştıra bilirlerdi. Çıkardığınız sesin işitildiği, karanlıkta olmadığınız sürece, her hareketinizin izlendiği varsayımı, içgüdüsel bir alışkanlık haline dönüşmüştü, bununla yaşamamız gerekiyordu-yaşıyordunuz” Sürekli olarak gözetlendiğimiz, takip edildiğimiz hatta belki de gözetlediğimiz bu dönemin içerisinde gün geçtikçe istemsiz olarak saydamlaşan sınırlarımızın, duvarlarımız ortadan kalkması sonucu oluşan korku ve güvensizlik duyguları meydana gelmiştir. Bir mahremiyet alanı olarak ele aldığım zihin, henüz içine girilemeyen, kişinin kendi inisiyatifine kalmış tek yer olarak kalmıştır. Düşüncelerimizin, duygularımızın kısacası zihnimizdeki her şeyin sadece bize ait olmasıdır. Paylaşım haklarının kime ve ne kadar olacağı konusunda yetkinin kişinin kendinde olduğu tek alandır. Kendi belleğimden yola çıkarak yaptığım bu işte halı ve kuş sesi yer almaktadır.

Zümrüt Bozkurt ‘Yoğun/Dense’,2018 – Yoğun duyguların yoğunluğu karşısında kendimle barışma sürecimi aktaran bir çalışma. kadının toplumumuzda kendi olabilmesi, kimliğini sorgulaması ve farklılıklarını kabul edip kutsayarak dış dünyayla kurduğu bağ kurabilmesi üzerine bir aralık. Etkilendiğim sanatçılar Shirin Neshat, Flora Borsi, Mikelis Fiseris… Nilgün Marmara’nın Aralık şiirinden bu mısralar da beni çok etkilemiştir: Zengin tehlikelerini binlerce sayfalık umudun, aralıyor düşler.Düpedüz bir çizgi koyuyor hayatla ölüm arasına sümbül bir tire.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Facebook Comments