BİR SANATÇI BİR ESERSANATTAN

Bir Sanatçı Bir Eser : Ezgi Sönmez ‘Elsiz Parmak’

Sanatçı Ezgi Sönmez, çalışmalarında ötekilik, çemberin dışında bırakılma, abnormal, anti-estetik,  eril tahakkümün dışavurumları, kendilik hakkı, kendilik suçu, kendilik özrü gibi konularla ilgileniyor.

Sanatçı, ‘Elsiz Parmak’ çalışmasından şu şeklide bahsetmektedir:

“Siyasal, toplumsal ya da ekonomik nedenlerle bulundukları ortamdan, köklerinden ayrılmak durumunda kalan, göçe zorlanan insanların yaşadığı süreç el ve parmaklar metafor olarak kullanılarak ideogram yaratma amacı ile oluşturulmuştur. Başlangıç, yol gösteren işaret parmağının ait olduğu kökten, ülkeden ayrılıp / ayrılmaya zorlanıp doğrusal olmayan belirsiz  bir yönelimle ilerleyişini konu alır. İkinci görselde iltica eden parmak, mülteci olarak başka bir elin alanına sığınır fakat ona yer yoktur. Diğer parmaklar gibi olmasına karşın kökü, gövdesi orada değildir. Diğer parmaklar gibi bir elin parçası olmak ister fakat el, mülteci, üvey parmağı yok sayar. Son ideogramda ise yalnız bir serçe parmak görürüz. Ailesi ve yakınları olmayan, 5 parmakla beraber hareket etmenin aidiyet ve güven duygusundan uzak olmasına karşın özgür ve sonsuz potansiyellerle dolu elsiz bir serçe parmak.”

Elsiz Parmak, 2013, alçı, 95cm x 65cm, tabletlerin her biri 16cm x 21cm (Detay)

Sönmez, tabletler kil, tuval, poster gibi malzemelerin yerine heykeltıraşların bronz, polyester, ahşap, mermere dönüşecek heykellerin maketleri için çoğunlukla geçiş malzemesi olarak kullandığı alçıyı tercih ediyor. Çünkü sanatçı alçıyı, dönüşüm, geçicilik, dayanıksızlık gibi referansları göç meselesinin temel konularıyla paralellik gösterdiği için eserin ana malzemesi olarak seçtiğini anlatıyor.

“Göç, pek çok sanatçı tarafından çeşitli medyum ve yaklaşımlarla ele alınmıştır. Kimi zaman göç edenleri taşıyan bir otobüsü Brandenburg Kapısı’nda dikey bir anıt gibi yerleştirilmiş olarak görürüz (Manaf Halbouni) , kimi zaman yersiz yurtsuzlaştırılan kitleleri ellerinde bavullar ile uzun yolculuklara yürürken ya da  tren garlarında uyurken izleriz (Jacop Lawrence), kimi zaman da ‘Köksüzler için rotalar” belirlemeye çalışarak haritalar üzerine yaptığı çizimler aracılığıyla seyahat ağlarına ve ülke sınırlarına müdahale eden (Mona Hatoum) sanatçılarla karşılaşırız.

Edebiyattan tiyatroya, müzikten plastik sanatlara pek çok disiplinin odaklandığı ‘göç’ meselesi çoğunlukla bireyin ait olduğu ülkeden, okuldan, aileden, oluşturduğu bütünlükten ayrılması veya ayrılmaya zorlanması ile ilgilidir. Peki bizler ait olduğumuz topraktan ayrılıyorsak, uzuvlarımız da ait oldukları bedenden ayrılabilirler mi? Bir böbreğin, kalbin ait olduğu, doğup büyüdüğü bedenden ayrılıp/ayrılmaya zorlanıp başka bir bedende yaşamak zorunda bırakılması uzuvların göçü olarak kabul edilebilir mi? Mikrodan makroya bir göç yolculuğu gözlemlemek mümkün müdür? Kalorifer peteklerini kaplayan tozun bez aracılığıyla peteklerden toz bezine gitmesi ve bezin yıkanarak tozun suya karışması geçmişte ve günümüzde insanlar üzerinden gerçekleşen mülteci sorununun mikro ölçekte yansıması olarak kabul edilebilinir mi? Ev sahibinin oluşturduğu kusursuz düzende toz kabul edilemezdir ve düzenini ondan arındırmak için belirli bir strateji uygulamak zorundadır. Oluşturulan kusursuz devlet düzeninin dışlananı olan mültecilerin gördüğü muamele ile temiz evin dışlananı olan tozun gördüğü muamele abject bağlamda özdeştir. Bizler bazı olguları kabul eder, bazılarını dışlar, sınırlar çekeriz. Bataille ‘in ‘formsuz’ kavramını geliştiren Julia Kristeva’nın öne sürdüğü abject yaklaşım bedensel ve toplumsal sınırlarla aynı kavram odağında ilgilenir. Kabullenmek istemediğimiz fakat içimizde canlılığımızın kanıtı olarak sürekli varolan bedensel sıvılarla ( ter, göz yaşı, idrar vb.) yarattığımız kendilik imajına bir sınır çeker, sıvılarımızı gizler, kamufle eder, yok ederiz. Aynı bağlamda mülteciler, aleviler, ermeniler, ampüteler, lgbtler, işsizler vb. devletin kurgulanmış steril düzenini rahatsız eden her türlü etnik, siyasi grup ile iktidar, kendi arasına bir sınır çeker, kabullenmek istemez, gizler, yok sayar.

Demek ki abject kılan, kirlilik ya da hastalık değil, bir kimliği, bir sistemi, bir düzeni rahatsız edendir. Abject, sınırlara, konumlara ve kurallara saygı göstermeyendir. Arada, muğlak ve karışmış olandır.“ (1)  J.Kristeva

Zihnimiz çoğunlukla ellerimiz, parmaklarımız aracılığıyla kendini gerçekleştirir. Bu bağlamda düşünce ile nesne arasında pek fark edilmeyen ara eleman olan eller, oluşturduğu nesneden ziyade kendisini nesneleştirerek bu çalışmada var olmayı denemiştir.”

1: Julia Kristeva, ‘Korkunun Güçleri, İğrençlik Üzerine Bir Deneme’, Çev. Nilgün Tutal, Ayrıntı Yayınları, Sanat ve Kuram 14, Sayfa 16)

Ezgi Sönmez Kimdir?

Ezgi Sönmez Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünden 2013 yılında mezun olmuştur. Aynı okul ve bölümde “Çağdaş Heykel Sanatında Kadın Bedeninde Anomali ve Biçimin Tecridi” başlıklı, abject, formsuz, teratoloji,  feminizm, toplumsal cinsiyet rolleri gibi konuları irdeleyen tez çalışmasını tamamlamıştır. Yüksek lisans sırasında öğrenci değişim programı ile bir sene Accademia di Belle Arti di Roma’da heykel eğitimi almıştır. Şu an özel bir okulda yarı zamanlı sanat öğretmeni olarak çalışmakta ve kendi atölyesinde üretimlerini sürdürmektedir. Katıldığı sergiler arasında Proje 4L Elgiz Müzesi Teras Sergileri, Tophane_i Amire Atık Metal Heykel Sergisi, Karşı Sanat Galerisi  ve Tüyap Sanat Fuarı ( gezici sergi ) ‘Diyarbakır Hapishanesi Ne Yana Düşer’, Açık Stüdyo Günleri Kişisel Atölye Sergisi, Tarlabaşı Street Art Renovation sergisi bulunmaktadır. Borusan Atık Metal Heykel yarışmasından Mansiyonu ve Marmara Gsf’den diploma projesi 3.lük ödülü vardır.  Sanatçı, tez çalışması akabinde ‘Feminist Sanat Ekseninde Carolee Schneemann, Gina Pane, Orlan ve Marina Abramovich’e Detaylı bir Bakış’ ve ‘Ana Tanrıçadan Günümüze kadın bedeninin deformatif temsili  başlıklı konferanslarını Studio X’te, tez çalışmasının özet sunumunu Boğaziçi Üniversitesi Lisans Üstü Buluşmalarında, Kırkayak Kültür tarafından düzenlenen Göç, Mekan, Toplumsal Cinsiyet Çalıştayı’nda ‘Bedensel ve Toplumsal Atıklar Bağlamında Abject Sanat ve Kadın Bedeni’ başlıklı sunumu gerçekleştirmiştir.

Görseller sanatçının izni ile

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı