KÖŞE YAZILARIMustafa Günen

Doğanın Düzeni Metafiziktir (Mi?) – Mustafa Günen yazdı…

Sanat Manifestom - 11

Doğada bir düzenin oluşu hiç tartışmaların merkezine konmamıştır. Oysa bilimin her seviyesindeki insanlar, evrenin sırlarını keşfeden büyük dehalar dahil herkes, doğada muazzam bir düzen olduğunu bilirler. Ve bu düzenin varlığı tartışmasızdır.

Bilindiği gibi başlangıçta elimizde somut olarak atomik ölçeklerde olan enerjiden başka hiçbir şey yoktu! Ne uzay ne boşluk, hiçbir şey yok. Sadece nasıl var olduğu bilinmeyen enerji var. Öyleyse ne olduğu belirsiz enerji, nasıl oluyor da zamanın başından itibaren muazzam bir düzen doğrultusunda gelişme ve değişime sahne oluyor ve evren meydana geliyor? Bu çok normal bir şeymiş gibi karşılanıyor ama buradan ilginç bir şekilde şunu anlıyoruz; demek ki başlangıçta elimizde sadece enerji yok! Aynı zamanda enerjiye yön verecek muazzam bir de düzen var. Şimdi bu düzene ilişkin Nobel ödüllü Amerikalı fizik Profesörü Richard Feynman’ın bir yorumunu aktarayım.

“Doğa olguları arasında gözle görülmeyen, ancak analizci bir gözle bakıldığında fark edilebilen bir ritim ve düzen vardır. Bizim fizik yasaları dediğimiz de bu ritim ve düzenin ta kendisidir.” Richard P. Feynman. Fizik Yasaları Üzerine. S.15

Feynman’ında belirttiği üzere, bütün disiplinlerin tartışmasız kabul ettiği gibi doğaya yön veren bir düzen var. Ama yukarıda da belirttiğim gibi bu düzenin kaynağı nedir, doğadaki bu yapılandırıcı, düzen verici özellik nasıl oluşmuştur? Bunlar pek sorgulanmıyor. Ya da cevabı olmadığı için üzerinde durulmuyor. Ancak bu çok önemli bir durumdur. Onun için bu konuda Fizik Profesörlerinden Richard Feynman ve James Clerk Maxwell’in yorumlarından birkaç cümleyi aktararak devam edeyim

“Bugün fizikte enerjinin ne olduğunu bilmediğimizi kavramak önemlidir.” (Richard Feynman. Altı Kolay Parça. S.101-102)

Standart bir durumda enerjinin mutlak değeri bizim için bilinmemektedir ve bilsek de bizim için bir değer taşımamaktadır. Çünkü bütün olgular enerjinin mutlak değerine değil, enerjideki değişikliklere bağlıdır.” Classical Dynamics of Particles and Systems. Stephen T. Thornton, Jerry B. Marion. S. 80.

Yukarıdaki bilgilerden anlaşıldığı üzere enerjinin aslının ne olduğu bilinmiyor. Evreni var eden yasalar,  enerjinin harekete geçip halden hale dönüştüğü büyük patlamadan itibaren başlamıştır. Bu yüzden, varoluşa, doğada olan biten gelişmelere ilişkin kitaplarda, makalelerde hep, “doğanın düzeni şöyledir, doğa yasaları böyledir, tabiat ana böyle şekil vermiş” vs. şeklinde yorumlar yapılmaktadır. Bu durum literatürde kısaca, “doğadaki düzen matematikseldir” diye tanımlanıp geçiliyor. Sanki enerji ve ona yön veren düzen, aynı bir bütünün parçalarıymış gibi ele alınıyor, tek bir unsur görünümünde sunuluyor. Oysa biraz mantık yürütüldüğünde doğadaki düzen, hiç de öyle enerjinin bir parçası, bir özelliği gibi görülmüyor. Zaten bu yüzden birçok bilim insanı ”Matematiğin nesneye ihtiyacı yoktur” ayırımı yapıyor.

Doğadaki Matematiksel Düzeni ‘Dil’e Benzetmek Yanlıştır – Mustafa Günen yazdı…

Şimdi, nesnesi olmayan soyut bir unsur olan düzen nedir? Enerjinin neresindedir? Ne yapıyor da evreni oluşturuyor? Nasıl bir şey olmalı veya hangi özelliklere sahip olmalı ki evreni oluşturmayı başarsın? Bu ayrıntılara girelim

Tartışılan ve nedeni bilinmeyen, “Büyük patlamayı ne başlattı?” kısmını geçiyorum. Bilimin büyük patlamadan itibaren tanımladığı düzenin ne yaptığını kısaca tekrarlayayım. Doğadaki düzen, başlangıçta ışık hızı ve daha yüksek hızlarda genleşen evrenin her anını yönlendiren ve sürmesini sağlayan etkendir.  Bunu bir cümlede söyledim ama bilim insanları düzenin evreni oluştururken “hassas, ince ayarlar (Fine Tuning) olarak tanımladığı muazzam düzenlemelerden bahsederler. Dünyanın saygın fizik Profesörlerinden olan Richard A. Muller, kitabında evrenin başlangıcından bahseden bölümüne “İmkansız Evrenimiz” başlığını koymuştur. (Şimdi, Zamanın Fiziği. S.132)

Şimdi önce matematik ve enerjinin birlikteliğinin doğru anlamak için bir resim oluşturalım.  Verilerden yola çıkarsak, hassas ayarlamalarla imkansızı başaran bu düzen, enerji genleşip evreni oluştururken ona yön veren bir etken değil, aynı zamanda tabiri caizse, enerjiye ne yapacağını dikte ederek sonuç oluşturan bir etkendir.

Bunu biraz açayım. Konuya aşina olmayan insanlar doğadaki düzeni Büyük patlamadan sonra enerji hızla genleşirken onun durumuna göre yasalar oluşturup ona şekil vererek evreni var ettiğini zannediyor. Ancak bu yanlıştır. Çünkü başlangıçtan itibaren, enerjinin tüm hal değişiklikleri en küçük hareketleri bile düzen tarafından yönlendiriliyor. Yani enerji, tüm gelişimini düzendeki ilgili yasalar sayesinde yapabiliyor. Kısaca doğadaki düzen, gelişmelerin arkasında değil, önündedir. Tıpkı bir şoför gibidir. Amiyane tabirle söylersek, evrenin yapıtaşı, malzemesi enerjidir. Bu malzemeden evreni oluşturan ustası da matematiktir. Bu du

rum çok önemlidir. Zira enerji, nesnenin yapıtaşı, yani somut bir unsurdur, matematik ise soyut bir unsurdur. Dolayısıyla belki enerji için rastlantısal var oldu denilebilir, ancak matematik gibi soyut, üstelik de yapılandırma yetisi, özelliği olan unsurlara, rastlantısal var oldu diyemeyiz.

Bilim insanları matematiğin nesneye ihtiyacı olmadığını söylerler. Ancak başlangıçta elimizde enerjiden başka uzay, mekân hiçbir şey yoktu. Öyleyse şu soru ile başlayalım. Matematiğin var olacağı bir yer yoksa, matematik nerede oluştu?

Bu sorunun öyle uzun bir cevabı yok. Zira matematik soyuttur. Dolayısıyla var olması için bir mekân bir yer gerekmez. Zaten ortada enerjiden başka bir şey de yoktu. O zaman acaba matematik, başlangıçta enerjiye içkindi veya enerji tarafından geliştirilmiş olabilir mi? Bu pek mümkün değil. Zira matematik yapısal bir unsurdur geliştirilmek, oluşturulmak zorundadır. Buna göre enerjide matematik veya herhangi bir şey gelişebilmesi için harekete geçmesi, yani Bigbang’in başlaması gerekir. Oysa Bigbang, zaten zamanın hemen başlarında fizik yasalarıyla, yani matematikle başlamıştır. Dolayısıyla matematiği enerji var etmiş ya da geliştirmiş olamaz. Buradan “öyleyse matematik nasıl var oldu?” Sorusuna geliyoruz

Bu sorunun cevabı da kısadır. Zira matematiksel düzen yapısal bir unsurdur ve yapılanması gerektiğini söyledik. Bu durumda enerjiden başka bir şey olmadığına ve enerjinin de matematiği oluşturamayacağına göre geriye evrenin dışında Tanrı veya başka bir güç, bir bilgi tarafından oluşturulduğu kalıyor. Tabi, bu da literatür dışı olduğu için şimdilik üzerine durmuyorum.

Son olarak geliyoruz matematik, düzen niçin oluştu sorusuna? Öyle ya! Nesneye ihtiyacı yoksa, bağımsızsa niçin, hangi gerekçeden dolayı oluştu. Maalesef, bu sorunun da bilimsel bir izahı yok! Ama konumuz evrenin varoluşundaki düzen olduğu için mecburen spekülatif de olsa bilimin verileri üzerinden mantık yürüterek yorumlayacağız.

Bilindiği gibi doğanın düzeni dediğimiz şey, neredeyse imkânsız derecesinde hassas ölçülerde evrenin varoluşunu sağlıyor. Bu muazzam özelliği nerede ve nasıl kazandığını geçiyoruz, enerjiyle nasıl buluştu, birleşti? Zira bilime göre matematiğin nesneye ihtiyacı olmayabilir, ama nesnenin kesinlikle matematiğe yani düzene ihtiyacı vardı. Yoksa bu evren olmazdı.

Yeri gelmişken şu durumu atlamayalım. Matematiğin nesneye (enerjiye) ihtiyacı olmaması, onun dışında var olmuş, yapılanmış olması, aynı zamanda onun evrenin dışında oluşmuş olması da demektir. Bu da matematiği otomatikman metafizik alana taşır. Bu yüzden biz şimdilik her ne kadar mümkün görülmese de matematik düzenin enerjiyle birlikte var olduğunda ısrar ederek mantık yürüyelim

Öncelikle enerjide matematiğin olması demek; enerji var olurken aynı zamanda dönüşeceği tüm hallerini düzenleyebilecek olan matematiği de içermiş halde varlık alanına geldi demektir.

Anlaşılacağı gibi bu durumda enerji kendisinin geleceğiyle ilgili bilgi ile var olmuş ve bu bilgiye göre içinde bir matematik düzen oluşmuş gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Üstelik gelecek gibi bir zamanın biriminin henüz oluşmadığı bir durumda iken.

Bir başka handikap eğer matematiğin enerji tarafından oluşturulduğunda ısrar edersek, o vakit “matematiğin nesneye ihtiyacı yoktur” sözü de tartışmalı olur. Zira bu durum enerjide var olmuş bir matematiği, köken itibarı ile nesneye ihtiyaçlı yapar. Yani nesne tarafından var edilmiş olur. Ayrıca enerji yani nesne, kendisine ihtiyacı olmayan matematik gibi bir düzeneği neden oluştursun? Öyle ya düzeneği enerjiye ihtiyaçlı bir durumda oluştururdu olur biterdi. Ayrıca eğer matematiğin bağımsız olduğu mantığıyla devam edersek, matematiği yapılandırarak var eden unsur her ne ise, enerjiyi de varlık alanına o getirmiştir demektir Tabi Bu da bizi enerjinin rastlantısal olarak var olmadığı sonucuna götürür.

Evrenin Yoktan Var Olması İçin Önce ‘Yok’un Var Olması Gerekiyor – Mustafa Günen yazdı…

Benzer durumlar matematik için de söz konusudur. Matematik bir şekilde mevcut olsa bile düzen veren bir enstrümandır. Eğer nesneye ihtiyacı yoksa ve ortada düzen verecek bir nesne de yoksa, amiyane tabirle sağda solda nesne aramayacağına, göre neye düzen verecek? Öyle ya! Matematiğin elinde düzen verebileceği bir unsur olur ve onun özelliklerine göre bir düzen verir ya da ona düzen verebilecek şekilde kendini yapılandırır. Kaldı ki matematik bir şekilde enerjiyle buluşsa bile elinde ne olacağı neye, hangi hale dönüşeceği önceden bilinmeyen enerji olacaktır. Bu durumda  dediğim gibi eğer matematikte, bu enerjiden ne olacağına, neye dönüşebileceğine ilişkin bir plan ya da bir bilgi unsuru yoksa, matematik neye göre yön verdi? Çünkü enerjinin tüm hareketleri matematiğe bağlı. (Dört temel kuvvet) Görüldüğü gibi çok önemli ve bir o kadar da kafa karıştırıcı noktalara geldik.

Ayrıntılara gelecek bölümde devam edeceğim…

Mustafa Günen

Sanat Dehaları ve Tutarsızlıklar - Mustafa Günen yazdı... 1

Hiçlikten Varlığa, Vardan Hiçe Sanatsal Bakış – Mustafa Günen yazdı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı