Erken Cumhuriyet Dönemi Anadolu Ajansı Ve Radyoculuk – Şeref Umut Ersop yazdı.
Erken Cumhuriyet dönemi, milli kimlik inşası ve egemenlik yeniden yapılanma süreçlerinin kesiştiği bir dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde teknoloji, kültürel mirasın yeniden üretimi açısından belirleyici rol almıştır.
Anadolu Ajansı(AA) 6 Nisan 1920’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün doğrudan talimatıyla, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi sürecinde güvenilir haber akışı sağlamak amacıyla kurulmuştur. İstanbul’un işgal altında olduğu ve milli iradenin Anadolu’da toplandığı kritik bir dönemde, haberleşme ve bilgi paylaşımı, Milli Mücadele’nin en önemli stratejik unsurlarından birini oluşturmuştur. Bu bağlamda Anadolu Ajansı ( AA), sadece bir haber ajansı olmanın ötesinde, ulusal birliği sağlama ve iletişimi merkezileştirme işlevini görmüştür. Anadolu Ajansı bu görevi sayesinde cephelerden gelen haberleri doğru ve hızlı bir şekilde Anadolu’daki halk ve ulusal kamuoyuna ulaştırmıştır. Böylece halkın bilinçlendirilmesi ve milli mücadelenin meşruiyetinin iç ve dış kamuoyuna aktarılması ve halkın kendine inanması ve motive olması sağlanmıştır. Anadolu Ajansı, haberleri toplarken doğru ve güvenilir kaynaktan alınması, yalan habere karşın haberin doğruluğunun tespit ilkesine büyük önem verilmiş, propaganda ve moral amaçlı bilgileri de dikkatle dengeleyerek yayımlamıştır.
Kuruluş sürecinde, Atatürk’ün talimatıyla görevlendirilen Halide Edip Adıvar ve deneyimli, milli değerlere bağlı kişiler, haberlerin toplanması, doğrulanması ve yayımlanması süreçlerinde aktif rol almışlardır. Halide Edip Hanım’ın liderliğinde, Anadolu Ajansı kısa sürede Milli Mücadele’nin en etkili iletişim organlarından biri haline gelmiş; cephelerde yaşanan gelişmeler ulusal kamuoyuna güvenilir bir şekilde aktarılmıştır. Milli Mücadele döneminde Anadolu Ajansı’nın sağladığı doğru ve hızlı haberleşme, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeni iletişim teknolojileri olan radyo ve radyo yayıncılığı ile doğrudan bağlantı kurmuştur. 1927’den itibaren radyonun düzenli yayınlara başlaması ile Anadolu Ajansı’nın sağladığı güvenilir haberlerin ulusal ölçekte topluma hızlı ve daha çok bölgeye ve insana ulaştırılmasına imkan tanımıştır. Anadolu Ajansı’nın bilgi birikimi ve haber akışını kullanarak, halkın bilinçlendirilmesi, kültürel öğelerin ve davranışların ulusal ölçekte paylaşılması ve toplumsal birlik oluşturulmasında kritik bir rol oynamıştır. Böylece Anadolu Ajansı, yalnızca savaş dönemi haberlerinin merkezi değil, modern Türkiye’nin radyo aracılığıyla toplumsal ve kültürel hafıza inşasındaki öncü kurumu hâline gelmiştir.
Türkiye’de Radyo Altyapısı ve Kurumsallaşma (1927–1937)
Cumhuriyet’in ilk on yılında, kökleri Guglielmo Marconi’nin geliştirdiği kablosuz haberleşme teknolojisine dayanan telsiz ve radyo altyapısı Türkiye’de hızla inşa edilmiş; yayın hazırlıkları devlet tarafından stratejik bir araç olarak değerlendirilmiştir.
Osmanlı’nın son döneminde sınırlı denemelerle başlayan bu süreç, Cumhuriyet’le birlikte kurumsal bir nitelik kazanmıştır. İlk yayınlar 6 Mayıs 1927’de İstanbul’da başlamıştır. Düzenli radyo yayınları, başlangıçta Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi tarafından yürütülmüştür. 2, 3 Mustafa Kemal Atatürk, radyoyu ve diğer basın-yayın araçlarını modernleşme, eğitim ve ulusal birlik inşası bağlamında topluma mesaj verme doğrultusunda gerekli bir mecra olarak görmüştür; bu doğrultuda radyo ve diğer basın yayın organları içeriğinin giderek devlet kontrolü altında düzenlenmesi sağlanmıştır. 4 Böylece hem kültürel ritüellerin korunması hem de modernleşme söyleminin topluma aktarılması eş zamanlı olarak sağlanmıştır.
Emel Öğet Gazimihal ve Radyoculuk
1932’de Ankara Radyosunda spikerlik için yapılan seçmelere katılan Emel Öğet Gazimihal, ses becerisi ve sunum yetkinliği ile öne çıkmıştır. Emel Öğet Gazimihal, spikerlik seçmelerine katılma esnasında yaşadıklarını TRT Radyo’nun yaptığı bir röportajda; Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye’yi çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırma vizyonu doğrultusunda, ülkenin geleceğine katkı sağlayacak nitelikli bireyler yetiştirilmesine büyük önem verdiğinden bahsetmiştir. Bu anlayış çerçevesinde, yurt dışında eğitim görecek kişilerin edindikleri bilgi ve deneyimleri yurda dönerek ülke yararına kullanmaları hedeflenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk‘ün doğrudan talimatı ile Emel Gazimihal, 1 Ekim 1937’de Londra’ya BBC’ye altı aylık bir eğitim için gönderilmiştir. Bu eğitim, spikerlik, haber sunumu ve uluslararası yayın standartları üzerine odaklanmış; Emel Öğet Gazimihal Türkiye’ye döndüğünde radyo yayıncılığının hem teknik hem de kültürel boyutunu güçlendirmiştir. 1937 yılına ait haber derlemelerinde, Emel Öğet Gazimihal’in Londra’daki BBC’de eğitim alması önemli bir gelişme olarak verilmiştir. Dönem’in gazeteleri bu durumu, “Türk radyoculuğunun Avrupa seviyesine taşınması” şeklinde değerlendirir ve onun dönüşünün Ankara Radyosu’na büyük katkı sağlayacağından bahsedilmektedir. Emel Öğet Gazimihal Hanım bu eğitim ile Dünya’da ve Türkiye’de ilk kadın haber spikeri olmuştur. Emel Gazimihal, Türkiye’nin ilk kadın radyo spikeri olarak radyonun toplumsal ve kültürel işlevini güçlendirmiştir. Emel Öğet Gazimihal, anılarını anlattığı röportajında; eğitimi sonrası önemli olaylardan birinin İkinci Dünya Savaşı döneminde radyoda savaşla ilgili haberleri sunuma hazırlamak olduğunu söylemiştir. İkinci Dünya Savaşı döneminde ana haberleri Almanca, İngilizce, Fransızca ve Türkçe olarak sunduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, cephelerde görev yapan askerler, milliyetleri ne olursa olsun, mektuplar göndererek radyo aracılığıyla şarkı talebinde ve ailelerine selam mesajları yazdıklarını ve gelen yabancı dil mektupları kendisinin tercüme ettiğinden bahsetmiştir. 4 İkinci Dünya Savaşı yıllarına dair anılarda ve gazetelerde; Emel Hanım’ın radyo haberlerini okurken net, sakin, güzel Türkçe kullanımı öne çıkarılmıştır. Dönem gazeteleri, özellikle halkın radyo başından ayrılmamasını bu yoğun dönemde, Emel Hanım’ın sesi “güven veren haber kaynağı” olarak anılmıştır.
Eşref Şefik Atabey ve Spor Spikerliği
Radyo yayıncılığında öncü roller yalnızca siyasi ya da dönemin haber programları ile sınırlı kalmamıştır. Eşref Şefik Atabey, Türkiye’nin ilk spor spikeri radyonun toplumsal ve kültürel işlevine farklı bir boyut kazandırmıştır.⁷ Spor karşılaşmalarının (Güreş,Boks,Futbol) canlı olarak aktarılması, radyo aracılığıyla halkla paylaşılabilen yeni bir toplumsal deneyim yaratmıştır. Örneğin; 20 Temmuz 1934’te İstanbul Radyosu’nda Fenerbahçe-WAC (Avusturya) müsabakasını Eşref Şefik Atabey anlatmıştır. Bu maç Radyo’dan anlatılan ilk futbol maçı olmuştur. O dönemlerden, Radyo’dan maç anlatımının diline örnek verecek olursak; “Pek muhterem dinleyicilerim. Taksim Stadyumu’nun tribünleri lebalep dolu. Keşif seyirci zahiri sükûnette. Takımlar sahada arz-ı mevki ettiler. Mutat merasim yapılıyor. Az sonra maçı oynayacaklar. (…) Oyun bidayetinde düdüğü müteakip sahada faal bir oyun oynanıyor… Kaleci Safa güzel bir tutuşla, epeyce halktan şiddetli bir alkış aldı.” 5 Dönemin gazete haberlerinde bu yayın, “Radyo’da ilk defa bir futbol maçının naklen verilmesi” şeklinde duyurulmuş ve dinleyicilerin maçı büyük bir ilgiyle takip ettiği belirtilmiştir. Ayrıca haberlerde, radyo aracılığıyla maçın adeta stadyumdaymış gibi dinlenebildiği vurgulanmış ve bu durumun sporun geniş kitlelere ulaşmasında yeni bir dönem başlattığı ifade edilmiştir. Eşref Şefik Atabey’in anlatımı ise canlı ve tasvir edici üslubu sayesinde oyunun dinleyici zihninde canlandırılmasını sağlayan önemli bir unsur olarak öne çıkarılmıştır. Maçın Eşref bey sayesinde milli maç havasında geçtiği milli duyguların kabardığı dile getirilmiştir.
3 Ağustos 1937 Kadir Gecesi Mevlid Yayını ve Atatürk’ün Stratejik Seçimi
3 Ağustos 1937 tarihinde, Kadir Gecesi vesilesiyle gerçekleştirilen Mevlid yayını, erken Cumhuriyet döneminde somut olmayan kültürel miras ile modern iletişim teknolojilerinin kesişim noktasını temsil eden önemli bir örnektir. Bu yayın, Mustafa Kemal Atatürk’ün yönlendirmesiyle özel olarak seçilen bu günde, özel bir mekanda gerçekleştirilmiş; Radyo aracılığıyla dini ritüellerin ulusal ölçekte paylaşılması sağlanarak hem kültürel hafızanın güçlendirilmesi hem de toplumsal birliğin pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Yayının, dönemin önemli ibadet ve sembol mekanlarından Ayasofya’da gerçekleştirilmesi ile tarihsel ve dini süreklilik vurgusu korunurken, bu gelenek modern bir araç olan radyo ile geniş kitlelere ulaştırılmıştır. 5 Ankara Radyosu üzerinden yapılan bu neşriyat, önce Kur’an-ı Kerim Tilaveti daha sonra Mevlid ve İlahilerden oluşan bütüncül bir program olarak sunulmuştur. Bu durum, dini pratiklerin yalnızca fiziksel mekânla sınırlı kalmayıp, ulusal ölçekte yeni kimliğe girdiğini göstermektedir. 6 Dönemin basını da bu gelişmeye geniş yer ayırmıştır. Cumhuriyet Gazetesi ve Ulus Gazetesi; söz konusu yayını hem bir haber hem de kültürel bir ilerleme olarak değerlendirmiştir. Gazeteler metinlerinde; Mevlid geleneğini ile modern teknik imkânların bir araya gelmesi sayesinde geniş halk kitlelerine ulaşılmıştır. Bu yayınların toplumun manevi hayatına katkı sunduğu da belirtilmiştir.
Dönem gazetelerinin üslubuna örnek; “hususi neşriyat memleketin muhtelif yerlerinde alaka ile takip olunduğu” şeklinde ifadelere rastlamak mümkündür. Böylece 3 Ağustos 1937 yılının Kadir Gecesi’nin önemi, radyo aracılığıyla ulusal hafızaya kazınmış ve bu özel gün, toplumsal aidiyetin ve kolektif kimliğin güçlendirilmesi amacıyla kullanılmıştır. Radyo, böylece somut olmayan mirasın teknolojik taşıyıcılar üzerinden sürekliliğini garanti altına almış ve geleneğin ulusal ölçekte görünür olmasını mümkün kılmıştır.
Atatürk’ün Ölümü ve Radyo Yayınları
Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe Sarayı’nda hayatını kaybetmiştir. Ölüm haberi, Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna duyurulmuş ve ulusal gazetelerde yayımlanmıştır. 7 Radyolar, bu bilgiyi saatlik haber bültenleri ve resmi açıklamalar doğrultusunda yaymış, ülke genelinde ortak bir hafıza alanı oluşturulmuştur. Mevcut arşivlerde ölüm haberini ilk olarak hangi spikerin verdiğine dair net bir kayıt bulunmamaktadır. 8 Dönemin önde gelen gazeteleri; Cumhuriyet Gazetesi, Ulus Gazetesi ve Akşam Gazetesi, Atatürk’ün vefatını manşetten vererek hem haberin yayılmasında hem de toplumsal yasın şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. 9 Radyolar bu bilgiyi saatlik haber bültenleri ve resmi açıklamalar doğrultusunda yaymış, ülke genelinde ortak bir hafıza alanı oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Radyoda spikerler sürekli vardiyalı şekilde yayınları sürdürmüşlerdir. Bu durum, radyo yayıncılığının bireysel bir faaliyet olmaktan ziyade devlet ve radyo kurumu iş birliği ile organize edildiğini göstermektedir. Bu bağlamda, özellikle Ankara Radyosu üzerinden yapılan yayınlar, yalnızca bir vefat haberinin iletilmesiyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda ulusal yasın dilini ve çerçevesini de belirlemiştir. TRT arşivlerinde yer alan “10 Kasım 1938 Yayın Kayıtları”, bu sürecin yayıncılık pratiğini anlamak açısından önemli ipuçları sunmaktadır. 10 Kayıtlara göre; anonslar kısa, tekrarlı ve resmi bir üslup içinde hazırlanmış; belirli aralıklarla aynı içerik farklı spikerler tarafından yeniden okunmuştur. Bu tekrarlar, hem haberin ülkenin her köşesine ulaşmasını sağlamak hem de kolektif yas duygusunu pekiştirmek amacı taşımıştır. Dönemin yayın anlayışı gereği anonslar çoğunlukla “Dikkat… Dikkat…” şeklinde başlamakta ve ardından Atatürk’ün vefatına ilişkin kesin bilgi verilmektedir. Bu yapı, dinleyicinin dikkatini çekmenin yanı sıra haberin ciddiyetini ve resmiyetini de vurgulamaktadır. TRT arşiv kayıtlarının ortaya koyduğu bir diğer önemli unsur ise yayınların yalnızca sözlü duyurularla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda matem müzikleri ve kısa sessizlik anlarıyla desteklendiğidir. 11 Bu uygulama, radyonun yalnızca bir haber aracı değil, aynı zamanda duygusal bir atmosfer kurma aracı olarak kullanıldığını göstermektedir. Radyo yayınlarının bu süreçte üstlendiği rol, erken Cumhuriyet döneminde devlet-toplum ilişkilerinin nasıl kurulduğunu göstermesi açısından da önemlidir. Yayınların merkezi bir otorite tarafından organize edilmesi, verilen mesajların bütünlük ve tutarlılık içinde ülke geneline ulaştırılmasını sağlamıştır. Böylece Atatürk’ün vefatı, yalnızca bireysel bir kayıp değil, kolektif bir yas deneyimi olarak toplumun tüm kesimlerine eş zamanlı biçimde aktarılmıştır.
Sonuç
Erken Cumhuriyet döneminde radyo yayıncılığı, Türkiye’nin modernleşme sürecinde yalnızca teknik bir iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması, yeniden üretilmesi ve toplumun ortak hafızasına aktarılması bakımından önemli bir işlev üstlenmiştir. Sözlü kültür ve dini musiki geleneği, yeni iletişim teknolojileriyle birleşerek kamusal alanda daha görünür hâle gelmiştir. Bu süreçte Emel Gazimihal’in BBC’de aldığı eğitim ve Türkiye’deki radyo yayıncılığı faaliyetlerine katılması, Cumhuriyet yönetiminin çağdaş yayıncılık anlayışına verdiği önemi göstermektedir. Atatürk’ün basın ve yayın araçlarını modernleşmenin temel unsurlarından biri olarak değerlendirmesi, Radyo alanında yapılan çalışmaların kurumsallaşmasını hızlandırmıştır. Özellikle yayıncılıkta teknik kalite, içerik düzeni ve kamusal bilgilendirme anlayışının gelişmesi, Türkiye’de modern medya kültürünün oluşmasına önemli katkılar sağlamıştır. Bu gelişmeler, yalnızca haber aktarımını değil; eğitim, kültür ve sanat faaliyetlerinin de geniş toplum kesimlerine ulaştırılmasını mümkün kılmıştır. Özellikle canlı yayınların yarattığı ortak dinleme deneyimi, toplumun aynı anda aynı duygu etrafında birleşmesini sağlayarak ulusal aidiyet hissini güçlendirmiştir. Atatürk’ün ölüm haberinin radyo ve gazeteler aracılığıyla tüm ülkeye duyurulması da dönemin medya araçlarının ulusal hafıza üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu gelişme, radyonun kriz ve tarihi dönüm noktalarında toplumun ortak bilgi kaynağı hâline geldiğini göstermiştir. Halkın aynı haber etrafında eş zamanlı olarak birleşmesi, radyonun kamusal alan oluşturmadaki gücünü pekiştirmiştir.
2026 yılı itibarıyla 106 yıllık geçmişe sahip olan Anadolu Ajansı ise Türkiye’nin haberleşme altyapısının gelişiminde ve ulusal hafızanın inşasında önemli rolünü sürdürmektedir. Kuruluşundan itibaren kamuoyunun doğru ve hızlı bilgiye ulaşmasını hedefleyen Anadolu Ajansı, Cumhuriyet’in modern iletişim anlayışının temel kurumlarından biri olmuştur.
Günümüzde de dijitalleşen medya ortamına uyum sağlayarak hem ulusal hem uluslararası düzeyde etkinliğini devam ettiren kurum, Türkiye’nin tarihsel belleğinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir görev üstlenmektedir.
Şeref Umut ERSOP
Tarihçi
Dipnotlar
- İkdam, “Ayasofya’da Mevlid Merasimi,” 10 Eylül 1923.
Cumhuriyet, “Telsiz Telefon Dün Resmen Faaliyete Başladı,” 7 Mayıs 1927.
- Hakimiyet‑i Milliye, “İstanbul Radyosu’nun İlk Programı,” 7 Mayıs 1927
- Meltem Ahıska, Radyonun Sihirli Kapısı: Garbiyatçılık ve Politik Öznellik , İstanbul , Metis Yayınları, 2005, 35–42.
- Wikipedia, “Emel Gazimihal,” https://en.wikipedia.org/wiki/Emel_Gazimihal ; “BBC Training Programs and International Broadcasters,” BBC Written Archives Centre genel arşiv bilgileri, https://www.bbc.co.uk/historyofthebbc
- Hakimiyet‑i Milliye, “Eşref Şefik Atabey: Türkiye’nin İlk Spor Spikeri,” 15 Nisan 1938 ; Socrates Dergi, “Medya Futbol Aşkının İlk Randevusu: Radyo,” erişim 19 Mart 2026, 22.00, https://socratesdergi.com/yazi/medya-futbol-askinin-ilk-randevusu-radyo
- TRT Arşiv ve Radyo Tarihi Yayınları, https://www.trt.net.tr/kurumsal/tarihce
- Zeki Alperkin, “6 Mayıs 1927’de İstanbul Radyosu Açılışında Okutulan Mevlid,” Tarih ve Toplum 20, sy. 112 (1993): 14–18
- CNNTürk, “Atatürk’ün ölümünü gazeteler böyle duyurdu,” 10–11 Kasım 1938, https://www.cnnturk.com/turkiye/tarih-10-kasim-1938-ataturkun-olumunu-gazete-mansetlerine-boyle-yansidi-1721421
- Cumhuriyet Gazetesi, 11 Kasım 1938; Ulus Gazetesi, 11 Kasım 1938; Akşam Gazetesi, 11 Kasım 1938 sayıları.
- “Atatürk’ün Ölümü ve Radyo Duyurusu,” Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) Arşivi, https://www.trt.net.tr/kurumsal/tarihce, erişim 13 Nisan 2026 ; Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İstanbul, Pozitif Yayınları,s.200 – 210
- Anadolu Ajansı, “10 Kasım 1938 Tarihli Haber Bültenleri,” arşiv kaydı
- TRT Arşivleri, erken dönem radyo yayın kayıtları üzerine notlar ; TRT Arşivleri, “10 Kasım 1938 Yayın Kayıtları,” erişim tarihi ; TRT Arşivleri, aynı kayıtlar içinde program akışı ve yayın notları.
Resim 1 : Wikipedia görselleri Emel Öget Gazimihail
Resim 2 : Wikipedia görselleri Eşref Şefik Atabey

