KÜLTÜREL MİRAS

“Taşın Şiiri Ani” Aynalı Köşk’te!

2016 yılında UNESCO Dünya Kültür Miras Listesine eklenen Ani’nin hikâyesini anlatan “Taşın Şiiri Ani: Kültürlerin Kavşağında Bir Mimarlık Hazinesi” sergisi, İstanbul, Yerevan, Oslo ve Ankara’dan sonra Kars’ta açıldı.

6 Aralık 2019’da Anadolu Kültür ve Kars Kent Konseyi işbirliğiyle Kars Namık Kemal Evi Kültür Merkezi’nde ziyaretçilere açılan sergi, 15 Ocak 2020’de kalıcı olarak sergilenmek üzere belediye tarafından Sergi ve Sanat Merkezi olarak kullanıma açılan Aynalı Köşk’e taşındı.

Serginin yeni yerindeki açılışına Kars Belediyesi Eş Başkanları Ayhan Bilgen ve Şevin Alaca’nın yanı sıra HDP İzmir milletvekili Murat Çepni katıldı. Sergi açılışında konuşma yapan Şevin Alaca serginin yeni mekânının Kars’ın çok dilli ve çok kültürlü yapısını yansıttığını vurguladı.

“Taşın Şiiri Ani: Kültürlerin Kavşağında Bir Mimarlık Hazinesi” sergisi önümüzdeki aylarda Kars Sergi ve Sanat Merkezi’nde (Aynalı Köşk) her gün 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

Serginin tanıtım metni şöyle:

Ani, etrafı derin vadilerle çevrili volkanik bir plato üzerinde kurulu bir Orta Çağ kraliyet başkenti, bir zamanlar İpek Yolu üzerinde yer alan bir ticaret merkezi. Yüzyıllar boyunca çeşitli kültürlerin etkileşim içinde olduğu dinamik, renkli ve karmaşık bir coğrafyada hayat bulan Ani, sunduğu mimari çeşitlilikle ve çok sayıda eserle bu anlamda bir sanat ve mimarlık hazinesi.

Sosyal, ekonomik ve mimari açıdan Ani altın çağını 10. ve 11. yüzyıllarda yaşadı. Bir Ermeni Krallığı olan Bagratuniler’in hükümdarlığında Ani, benzersiz inşa tekniği, etkileyici alan yaratma başarısı, sağır sıra kemer kullanımı ve zarif süslemeleriyle

10. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren kendine has bir mimari okul yarattı. Ani’yi mimarlık tarihi açısından eşsiz kılan özellikleri arasında çeşitli özgün mimari tekniklerin kullanımı ve kültürlerin etkileşiminin Ani’ye özgü yansımaları yer alır.

10. yüzyıldan itibaren Ermeni, Gürcü ve İslam mimarisinin özgün eserleri ve etkileşimlerinin izleri Ani’de yer alan yüzlerce etkileyici yapıda hayat bulur.

14. yüzyıl itibariyle yaşanan siyasal ve ekonomik gelişmeler sonucunda Ani yoğun göçler ile terk edilmeye başlandı. Bu yüzyıldan itibaren Ani, eski ihtişamlı günlerinden uzakta, yüzyıllar boyunca atıl durumda kaldı. Ani’yi yeniden hayata döndüren St. Petersburg Bilimler Akademisi oldu. 1892’de, Akademi’nin himayesinde ve Nikolay Marr başkanlığında Ani’ye gönderilen uzman bir ekip 1892- 1893 ve 1904-1917 yılları arasında yaptığı kazı, belgeleme, kitabelerin tercümesi ve araştırma çalışmalarıyla Ani hakkındaki temel bilgileri oluşturdu.

1921’de Askeri Sınır Bölgesi’ne dönüşen Ani, bir kez daha, bu sefer yarım yüzyılı aşkın sürecek bir uykuya daldı. Ani, 2006 yılında askeri bölge statüsünden çıkartıldı ve bu yıldan itibaren Ani için koruma projeleri hazırlandı, ilk etap uygulamaları gerçekleştirildi. 2011 yılından itibaren Dünya Anıtlar Fonu, Ani’ye kaynak aktarmaya başladı. 2016 yılında Ani, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alındı.

Öte yandan, Ani’de ve Ani’nin ihtişamlı surlarının ötesinde şehir merkezi çevresinde yer alan, tarihi ve mimari açıdan büyük önem taşıyan yapılar çok yakın bir gelecekte tamamen yok olma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu sergi, izleyicilerine Ani’nin ihtişamlı kültürel mirasını gösterirken bir yandan da Ani ve çevresinin sahip olduğu değerli hazinelerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gereken desteğe dikkat çekmeyi hedefliyor.

Etiketler

Bir Yorum

  1. Çağdaş toplumsal gelişmeler insanlığın var olduğu günden beri yaşanan sosyal/Kültürel, Görsel sanatlar (mimari, resim, heykel, fotoğraf), Yazın Sanatı (şiir masal, öykü Roman vs.), Sahne Sanatı (tiyatro, müzik, sinema) çalışmalarından yararlanarak yükselmekteler. Bu gelişmiş ülkelerin üniversitelerinin özellikle sanat akademilerinin birikimli bilim adamları “Batı gelişiminin tarihi öncülüğünü temelini Babiller döneminde geliştirilen mimari, görsel ve taş yazıtlarının oluşturduğunu” dersliklerinde işlerler. “Babillerden günümüze uzanan, gelişen Kültür, sanat ve yazın birikimlerinin önemini kavramayan, korumayan bir toplumun sürekli gelişemeyeceğini ve ayakta kalamayacağını” vurgularlar.
    Dağılan bütün imparatorluklara, hatta son yüzyıllardaki zayıflayan, felaketlerin içine sürüklenen tüm ülkeleri incelersek bunların Kültür, sanat, edebiyat alanında savsaklamalarıyla ülkelerinin yıkımına yol açtıklarını görürüz.

    Molla Demirel

Yorum yaz

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı