KÖŞE YAZILARINasuh Bektaş

Mizahın Ustası Cem Yılmaz – Nasuh Bektaş yazdı…

Cem Yılmaz‘ı yazmak pek kolay değil. Çok yönlü bir sanatçı ve her alanda çok başarılı olmuş, eser verdiği tüm alanlarda sayısız ödüller almış. Ödüllerinden öte halkın ilgisi başarısının en belirgin kanıtıdır.

1973 yılında doğan sanatçı, Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümünde okurken aynı zamanda bir mizah dergisi olan Leman Dergisi’nde karikatür çalışmaları yapıyordu. İlk stand-up gösterisini Leman Kültür’de, 1995’in Ağustos ayında gerçekleştirdi. Aynı senenin aralık ayında Beşiktaş Kültür Merkezi’nde sahne almaya başladı.

Bugün 2020 yılı itibariyle 4000’in üzerinde gösteriye çıktı. Dile kolay tam 4000 gösteri ve tüm gösterileri kapalı gişeydi. Gösteri programı duyulduğu anda biletleri yok satmaya başlıyordu. Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde yaptığı gösterilere de aynı ilgi vardı. Bu çapta ilgi gerçek başarı hikâyesidir. Ülkemizde stand-up denildiğinde akla gelen tartışmasız ilk isim Cem Yılmaz’dır.

Cem Yılmaz’ın başarı hikâyesi sadece gösteri ile bitmiyor. Cem Yılmaz yıllar içinde kendini geliştirirken sanatın birçok alanında çalışmalar yaptı ve ürünler verdi. Bu alanlarda da aynı başarıyı yakaladı. Cem Yılmaz, senarist, oyuncu, yapımcı, yönetmen olarak birçok esere imza attı. Fikir-sanat üretim şirketi kurdu. Sinema, televizyon, sahne ve diğer medyalar için yapımlar tasarlayan ve uygulayan bir yapı altında çalışmalarını yürütüyor. Cem Yılmaz’ın yapımcılığını üstlendiği filmlerde aynı şekilde yüksek gişe başarısını sağladı.

Dün akşam Cem Yılmaz’ın Zorlu PSM’nin 2200 kapasiteli Turkcell sahnesinde “CMYLMZ -Diamond Elite Platinum Plus” gösterisini izledim. Gösterinin biletleri günler önce tükenmişti. Dün İstanbul’da yoğun fırtına, yağış ve trafiğe rağmen salon tamamen dolmuştu. Cem Yılmaz sevgisi gerçekten görülmeye değermiş.

Bu başarının sırrı Cem Yılmaz’ın kendisi. Öncelikle çok zeki bir insan, aynı zamanda hayatının bütün dönemlerinde çok iyi bir gözlemci olmuş. Gözlem ve zekâ mizah duygusu ile birleşince ortaya izlenmesi doyumsuz bir gösteri çıkıyor. Cem Yılmaz sahneye çok yakışıyor, sahnede olabildiğince doğal, sözünü asla esirgemiyor ama kimseyi rencide etmeden. Çok interaktif. Seyirci ile sürekli diyalog halinde ve asla üst perdeden iletişim kurmuyor. Kendisi doğal olduğu gibi insanlara da doğallığı öğütlüyor. Sanıldığının aksine en çok yerdiği kendi ve yakınları. Bundan en fazla nasibini alan abisi Can Yılmaz, yakın dostları Zafer Algöz ve Ozan Güven.

Komedi, mizahın yanında toplumsal konularda da çok duyarlı ama abartmadan çok ince mesajlarla aktarmayı ihmal etmiyor. Düşüncesi, yaşam tarzı neyse aynen sahnede olduğu gibi yansıtıyor. Asla bu konuda rol yapmıyor. Ben buyum diye olduğu gibi ortaya koyuyor. Bu samimiyet ayrıca sevginin kaynağı olsa gerek. Yaklaşık üç saat süren gösteri ama seyirciye yetmediği belli oluyor. Tek kişilik gösteride bu etkiyi yaratmak öyle kolay değildir. Bu kesinlikle Cem Yılmaz farkı. İnsanlarda abartıyı, aşırılığı ve gereksiz davranışları yeriyor. Bunu örnekleriyle aktarıyor.

Gezmeyi, insanları, doğayı sevdiğini, farklı doğal koşulların insanın düşünce hayatına etkilediğini, kültür ve sanat anlayışına yansıdığını söylüyor. Fırsatı olsa daha sık gezmeyi istediğini söylüyor. Cem Yılmaz’ın başarısının altından yatan bu düşünce yapısı ve gezmeyi basit bir eğlencenin ötesinde kendi dünyasına zenginlik katmak için kullandığını görüyoruz. Son mesajı “yaşadığınız anın keyfini çıkarın” oldu.

Binlerce izleyici ile doyumsuz 3 saat geçirdik ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Cem Yılmaz veda edip sahneden ayrılmasa saatlerce izlemeye devam ederdik.

Nasuh Bektaş  

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu