SANATTANSÖYLEŞİ

‘Sivas’ Filminin Genç Oyuncusu ile..

‘SİVAS’ filminin genç oyuncusu Ozan Çelik ilk röportajını KitaptanSanattan.com‘a verdi.

Oğuz Kemal Özkan / KitaptanSanattan.com

– Öncelikle seni tanıyabilir miyiz? Oyunculuğa nasıl başladın?

Ben Ozan Çelik. 28 yaşındayım. İstanbul Bilgi Üniversitesi Performans Alanı son sınıf öğrencisiyim. Tiyatro ve oyunculuk hayatım Ankara’da başladı. Bu arada Ankara doğumluyum. Bunu söylemeliyim. Bu çok önemli benim için.

– Neden?

Genelde Ankara’yı ziyaret eden dostlarla Ankara’yı konuştuğumuz zaman Ankara’yı çok sevmediklerini söylerler ama ben onlara Ankara’yı sevdiğimi üstüne basarak söylüyorum. Ankara’nın içine kapanık karakteri, stilsiz şehir olması insanı birey olarak daha içine çekiyor. Şehir sana bunları sunuyor, içine çektikçe de yeni yeni keşifler bulmanı sağlıyor. Bu yönünü seviyorum. Karamsarlığını seviyorum, sonbahar ve kış aylarındaki melankolik havası beni etkiler.

– O zaman üniversiteden sonra Ankara’ya dönmeyi düşünüyorsun.

Maalesef Ankara’ya döneceğimi zannetmiyorum. Çünkü yapmak istediğim iş yani oyunculukta kariyer yapabilmem için İstanbul’da yaşamaya devam etmeliyim. Ankara’da bu konuda yani oyunculukta kendini geliştirebilmem için çok fazla şansınız olmuyor. Ankara’da Sanat Tiyatrosu var, Devlet Tiyatroları var ama akıbeti belli olmayan kurumlar bunlar ve ben zaten herhangi bir kuruma bağlı olarak çalışmayı düşünmüyorum.

Fotoğraf: Andreas Sinanos

– Oyunculuğa Ankara Sanat Tiyatrosunda başladınız sanırım.

Evet zaten tiyatroya Ankara’da başladım, dediğiniz gibi Ankara Sanat Tiyatrosunda. Ama kaç yılında başladığımı gerçekten hatırlamıyorum. Sanırım 20’li yaşlarda. Ankara Sanat Tiyatrosunun genel eğitimlerinde 1 yıl süren eğitimden geçtikten sonra çocuk oyunlarıyla başladım. 2-3 sezon tiyatroda oyunculuğa devam ettim.

– Klasik soru; tiyatro mu sinema mı?

Ben oyuncu olarak ayrım yapmıyorum ya da yapamıyorum ya da yapmak istemiyorum. Tiyatronun tabi ki bir oyuncuya verdiği tatmin alanı tatmin duygusu çok daha fazla. Sinemayla kıyaslandığında tiyatro da kendini daha iyi var edebiliyor oyuncu, bunu fark ettim. Amma velakin ben oyuncu olarak şöyle bir düşünceye vardım; yani evet tamam sinemada her şey çok statik gidiyor. Statik gitmesi oyuncu olarak hissettiğin duyguları biraz ekarte ediyor, onlardan alıkoyuyor. Mesela set ortamı olsun, sayısız tekrarlar olsun oyuncunun o anki hissiyatını, motivasyonunu törpülüyor. Ancak yine de ustalık sınırlarda gizlidir. Ne kadar sınırların, alanın dar olursa ve orada ne kadar iyi bir iş çıkarırsan bu aynı zamanda oyunculukta ne kadar usta olduğunun da bir göstergesidir. Bu yüzden ayırt etmemeye çalışıyorum. Bu soruyla daha önce de karşılaştım. Bana tiyatro mu sinema mı dediklerinde ilk cevabım aslında sirk maymunu olmayı istiyorum olmuştu. Tabi bu işin şakası.

– Bir de diziler var.

Dizilerde de aynı şekilde. Dizi oyunculuğu, sinema oyunculuğu diye de ayırt etmemeye çalışıyorum. Çünkü neticede hepsinde yapman gereken bir iş var ve onu iyi yapmak zorundasın. Ne olursa olsun bu herkesin kendi tercih edeceği bir şey neticede. Kimse IŞİD militanları gibi gelip kardeşim sen dizide oynayacaksın allahu ekber deyip tehdit ederek dizide oynatmıyor. Herkesin kendi tercihi. Çok da iyi oynayanlar var, ben de elimden geldiğince iyi oynamaya çalışırım.

– Teklif gelirse dizilerde de oynarsın o zaman.

Teklif gelirse de tabii ki oynamam.(gülüyor) Ama projeye, hikayeye, çalışacağım insanlara, ekibe göre oynayabilirim aslında.

ozancelik
Ozan Çelik

– Dizilerde oynamam diyen birçok tiyatrocunun daha sonra dizilerde oynadığını da gördük.

Benim hayatımda ‘şunu yapmam’ bu olmamalı hayatımda’ gibi keskin çizgilerim yok. Hayat neler getirir bilmiyorum. Hayatı bırak o zaman ki ruh halim ne hissettirir, ne yapmam gerektiğini söyler bana ben onu yaparım heralde. Ben değişime, farklılaşmaya açık birisiyim.

– ‘Sivas’ filmi projesi nasıl başladı? Projeye nasıl dahil oldun?

Krek Tiyatro Topluluğunda oynuyordum. Sonra Sivas filminde bir rol için oyuncu aradıklarını duydum.  Bu topluluğun oyunlarında oynarken beni izlemişler. Filmin seçmelerine çağrıldım. Seçmelere adını vermeyi çok istediğim ama vermemem gerektiğini düşündüğüm çok iyi oyuncular da girmiş. Sonra yönetmenimiz Kaan Müjdeci ile çok iyi anlaştık.  Birbirimizi sevdik. Ve filmin çekildiği Yozgat’ta çalışmaya başladık. Yaklaşık 4 ay orada kaldık. Film bittikten 1 yıl sonra da vizyona girdi.

– Film yönetmenin doğduğu köyde çekildi. Orada hayat nasıldı? Nerede kaldınız?

Köyün adı Küçüknefes. Yerköy ilçesine bağlı ama Çiçekdağı’na yakın bir köy. Çiçekdağı Abdalların, Neşet Ertaşların, Muharrem Ertaşların kasabası. Biz bir süre Yerköy ile Çiçekdağı arasında bir otelde kaldık. Sonra ben baktım otel çok sevimsiz bir yer. Köyde de müsait evler vardı. Kullandığımız yerler. Zaten çoğu Kaan’ın akrabası olduğu için o konuda zorluk çekmiyorduk. Çok güzel bir köy evi seçtim kendime. Orada kaldım. Sobalı bir evdi. Sobamı kendim yakıyordum. Bahçesinde tavuklar, horozlar falan.

– Yalnız mı kaldın?

Aslında yalnız kalmayı istiyordum. Ama zaman zaman insanlar geliyordu, onlara da hayır diyemiyordum. Köyden insanlar geliyordu, onlar zaten hiç yalnız bırakmıyordu sağolsunlar. Ne kadar işte o doğanın imkanlarını kullanayım düşüncesiyle İstanbul’dan sonra sessizlik sakinlik beklentisinde olsam da köylüler sıcakkanlılıklarıyla, misafirperverlikleriyle hiç yalnız bırakmadılar. Ama oyunculuk performansım da dahil en çok keyif aldığım anlar akşam eve gittiğim zaman o sobanın üzerinde demlediğim çaylardı açıkçası.

– Filmin konusu hakkındaki düşüncelerini alabilir miyim?

Filmin konusu ve hikayesi hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Çünkü herkes filmde başka şeyler görüyor; bazı insanlar köpek dövüşlerine odaklanıyorlar, bazıları ‘Aslan’ın hikayesine, bazıları köydeki insanların yaşantısına ve kişiliklerine.. Mesela köydeki insanların ne kadar kötü insanlar olduğu konusunda filmi izleyenler tarafından yorumlar yapılmıştı. Ama ben bunu fark etmemiştim.  Sonra filmi tekrar izlediğimde evet ya filmde iyi görünen bir kişi bile yok dedim. Kısaca söylemek gerekirse film Aslan ile Sivas’ın hikayesi.

ozancelik
Ozan Çelik

– Senin filmdeki rolüne gelirsek..

Ben Aslan’ın abisini oynuyorum. Abisi köy içinde yeri olmayan, pek sevilmeyen, hor görülen ama işte o da Aslan’ın sahip olduğu köpekle birlikte köylüye ve özellikle muhtara karşı kendini var etmeye çalışan, kabullendirmeye çalışan bir karakterdi ‘Şahin’. Şahin Aslan’a karşı fevri bir insan, var olma mücadelesini Aslan’a karşı yapıyor. Yönetmenimiz Şahin’in küçükken havale geçirdiğini, köylülerle iletişim kuramayan, özgüven eksikliği olan bir karakter olduğunu belirtmişti zaten. Ben de bu karakteri elimden geldiğince oynamaya çalıştım.

– Biz oyunculuğunu gayet başarılı bulduk. Peki rolünü sevdin mi?

Aslan’la olan diyalog ve iletişimlerimizi daha çok sevmiştim. Çünkü diğer sahnelerde köyün içerisinde üstüne tıksırılıp tükürülen ve hiç konuşmayan bir adam olduğum için sevmek zor.

– Filmde küfürlü sahnelerin çok olduğu yönünde eleştiriler var.

Küfürlü sahnelerle ilgili tepkileri tahmin ediyorduk. Ama köyde yaşarken köylülerle olan diyaloglarımızda bende bizzat kendim gördüm ki küfür orada küfürlükten çıkmış, cümle kontrolü gibi nida gibi bişey bir renk olmuş. Küfür adeta dilin çeşnisi orada. Aslında çok daha fazla küfür vardı, yönetmenimiz bizi uyarmıştı, filmin kesilmiş hali bir de bu. Ama bu oradaki hayatın bir parçası, oradaki insanlar öyle yaşıyor.

– Bir de köpeklerin dövüştürüldükleri sahnelerle ilgili hayvanseverlerden gelen tepkiler var.

Hayvanseverlerden mi ya da hayvansever görünenlerden mi tepki aldık bilemiyorum. Tepki verenlerin çoğu da et yiyen insanlardı yani. Başrolde oynayan köpeğe sette başrol oyuncusundan daha iyi bakılıyordu aslında. Bi karavanı eksikti, melez kadınlar yoktu, şampanyası falan yoktu yani..Bunlardı eksikleri.

– Sanırım köpeğe yapılan makyajların da bu tepkilerde etkisi var. Köpeği yaralanmış göstermek için yapılan makyaj dışarıdan bakılınca gerçek ve sadece dövüş sonucu olduğu düşünülüyor doğal olarak.

Filmin kamera arkası görüntüleri yayınlandı. Köpeğe nasıl bakıldığını ve makyajın nasıl yapıldığını orada izleyebilirsiniz. Biz de çekimler yapılırken dedik ki bu makyöz neden bu kadar başarılı. Keşke başarısız, amatör birisini seçseydik gibi düşüncelere de girdik. Makyözümüz Esma çok başarılı bir isim zaten ülkemizde. Kendisine de bu vesileyle teşekkür ediyorum ama umarım başka bir filmde bu kadar başarılı olmaz.(gülerek)

ozancelik
Ozan Çelik

– İlk filmin birçok ödüller aldı. Bu senin için ne ifade ediyor?

Ödüller bir oyuncu için çok mutluluk veren bir şey, çok da güzel vizyon yaratıyor. İlk filmin birçok ödüller alması keyif verici, gurur kaynağı benim için.

– Film festivalinden kısa bir süre önce babanız vefat etti. Bu vesileyle bir kez daha başsağlığı dileyelim biz de. Venedik Film Festivalinde ödülü alırken Yönetmeniniz Kaan Müjdeci de ödülü babanıza ithaf etti. Neler hissettiniz o anda?

Bu bana verilebilecek en güzel ödüldü. Zaten yönetmeniz Kaan’a da söyledim; ‘ben diğer festivallere gelmeyeyim ben ödülümü aldım’ diye.

Fotoğraf: Andreas Sinanos

– Yeni bir film projesi var mı?

Şimdi uzun metrajlı bir film projemiz var. Önümüzde ki yaz çekilecek. Fakat öncesinde de kısa filmini çektik. Filmin adı ‘Bu kabuslar neden Cemil’.

– Yine Kaan Müjdeci ile mi bu proje?

Bu kez yönetmenim Barış Sayan. İlk filmi olacak. Ödüllü kısa filmleri var. İlk uzun metrajlı filmi olacak. Bu filmde de ana karakterlerden birisini oynayacağım. Yani kabusu ayakkabı olan Cemil’i.

– Yeni filminizi de merakla bekliyorum. Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Başarılarının devamını diliyorum.

Teşekkür ederim.

Oğuz Kemal Özkan / KitaptanSanattan.com

Ozan Çelik & Oğuz Kemal Özkan
Ozan Çelik & Oğuz Kemal Özkan

Etiketler

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı