KÜLTÜREL MİRAS

UPSD: ‘Arkeoloji Müzesi’nin Eserleri Tehdit Altında’

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD), İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki bazı eserlerin eski Atatürk Hava Limanı’na taşınarak orada sergileneceğine dair haberler ile ilgili bir açıklama yaptı.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden 200 eserin Atatürk Hava Limanı‘nda sergilenecek olmasının eserlerin korunması açısından endişe yarattığının vurgulandığı açıklamanın tamamı şöyle:

Basın yayın organlarında İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki bazı eserlerin eski Atatürk Hava Limanı’na taşınarak orada sergileneceğine dair haberler okumaktayız. Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve Aydın Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim görevlisi Dr. Şeniz Atik’in de haklı olarak itiraz ettikleri gibi, UPSD olarak bizler de oluşabilecek potansiyel sorunlar üzerinden gittiğimizde son derece büyük bir rahatsızlık duyuyoruz. Sanat ortamımızın duyarlı kişi ve kuruluşlarının da büyük endişelerini şimdiden belirttikleri bu konunun, ivedi olarak Türk sanat kamuoyunun ve hatta Türkiye’nin gündemi haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz.

Önce Arkeoloji Müzesi’nin tarihçesine bakalım.

Müze binası olarak 1887-1888 yılları arasında müzeci, ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey’in isteği üzerine dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından projesi yapılarak inşa edilmiştir. Arkeoloji Müzesi, bünyesinde bir milyonu aşkın önemli eseri bulundurmaktadır. 13 Haziran 1891 yılında açılışı yapılan müzenin açılış günü, günümüzde hala müzeciler günü olarak kutlanmaktadır. Arkeoloji Müzesi’ne, 1903 yılında sol kanadı, 1907 yılında ise sağ kanadı eklenmiştir ve bu özel bina döneminde en dikkat çeken 8-10 müze yapısından biri olarak kabul görmüştür.

İstanbul Arkeoloji Müzesi, ünlü müzelerle yarışan, dünya ölçeğinde birinci derecede önemli bir arkeoloji müzesidir. Dahası, British Museum’dan çok daha önemlidir. Çünkü British Museum’ un nüvesi sıradan her şeyin satın alınarak toplandığı bir koleksiyon iken, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin nüvesi bir imparatorluğun hakim olduğu tüm topraklardan gelen arkeolojik eserlerdir. Yani “Muse-i Hümȃyûn” dur.

Müzelerde eserlerin korunması gereken alan sadece sergi alanları ile sınırlı değildir. Müze bir bütün olarak depo, sergi alanları, restorasyon-konservasyon laboratuvarları, fotoğrafhanesi gibi birçok yerde profesyonelce yapılan işlerin, kurallar çerçevesinde bir araya getirildiği bir kurumdur.

Konuyu biraz araştırıldığında, daha doğrusu Atatürk Hava Limanı projesinde yer alan müze projelerine bakıldığında, “İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden 200 eserin burada sergileneceği” haberini şaşırarak öğreniyoruz.

Bu düşünceyi anlamak mümkün değildir. Bir müzeci, böylesi önemli bir müzenin eserlerini ziyaretçinin ayağına götürmez. Louvre veya British Museum’un eserlerinin böyle sorumsuz kararlarla müzenin dışında sergilenmek üzere çıkarılması hiçbir zaman mevzubahis olamaz.

Konservasyon ve restorasyon laboratuvarı kısaca eserlerin yok olmaması ve onların uzun yıllar yaşamalarını sağlamak için, bir anlamda onların tedavi edildiği laboratuvarlardır.

Ülkemizde devlet kanalıyla kurulan konservasyon ve restorasyon laboratuvarı, dünyada güncel olan laboratuvarlardaki bilimsel ve teknolojik alt yapıya yakın bir çizgi yakalamışlardır.

​Bu laboratuvarların müzelerin içinde ya da çok yakınında olması gerekir.

Kısacası herhangi bir taşınmada eserler risk altındadır. O nedenle önemli müzeler, eserlerini ya da depolarını oradan oraya taşımak yerine, İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan British Museum’da olduğu gibi, büyük müzeler, bu onlara milyonlarca Dolar’a mal olsa bile, yakınlarında bulunan binaları satın alarak yer ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlar.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin deprem için güçlendirilmesi yapılması gereken önemli bir onarımdır. Ancak buradaki eserlerin müzeden çok uzak yerlere taşınması, korunması, tekrar geri getirilmesi zorlu bir süreçtir, bu esnada bazı eserler kaybolabilir veya zarar görebilir.

Yapılması gereken, müzenin yanındaki Darphane binalarına eserlerin taşınması ve koruma altına alınmasıdır.

AKM’nin daha önce yakın dönemde 2008’de yine “tadilat” adı altında boşaltılıp daha sonra bütün çabalarımıza rağmen yıkılması ve şu güne kadar hala açılamamış olması da her zaman göz önünde tutmamız gereken bir müessif olaydır.

T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığını,  bu son derece ağır tehlikelerle dolu girişimi tekrar gözden geçirmeye, Arkeoloji Müzesi yetkilileri, Arkeologlar Derneği, UPSD, AICA, (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği) ile beraberce ivedi olarak oluşturulacak bir komisyonla konunun çok yönlü olarak bir toplantıyla değerlendirilmesine, paha biçilmez ve sonsuza dek yaşaması gereken bu büyük kültürel mirasa hiçbir zarar vermeden binaya deprem güçlendirilmesi yapılmasının uygun, yakın ve yeni depolar oluşturulması koşullarının saptanması için, toplantının ve akıl birliğinin gerekliliğini önemle ifade ediyoruz.

Yalnız sanat ortamımıza değil, Türk kamuoyuna bu eserlerin korunmasının her kuşak için tarihsel bir sorumluk olduğunu hatırlatır, saygılarımızı sunarız.

Bedri Baykam

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği
International Association of Art
UNESCO Resmi Partneri
Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı

Yönetim Kurulu

Denizhan Özer
Fazilet Kendirci
Ceylan Mutlu
Fehim Güler
Murat Havan
Nebahat Karyağdı  

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı