2017’de Yayımlanan Ve Dikkat Çeken 25 Felsefe Kitabı
2017 yılında felsefe üzerine yüzlerce kitap yayımlandı.
Hepsi birbirinden değerli kitaplardan bir derleme yaptık.
Türk ve yabancı düşün adamlarının yayımlanan son kitapları işte burada:
1. Bir Hayvan Bir Filozof – Robert MAGGIORI
Bir hayvan, bir filozof, içerdiği otuz altı başlıkta, filozofların farklı hayvanlar hakkındaki ilginç ve çarpıcı düşüncelerini analiz eden keyifli felsefe / deneme metinleri sunuyor.
Bir gün, Zhuangzi rüyasında kelebek olduğunu görür, yaşadıklarını şöyle anlatır:
“Kelebek olmaktan son derece memnundu: O ne hürriyet, nasıl bir keyifti! Zhou olduğunu unutmuştu. Birden uyandı, ve Zhou’nun vücudunda olduğuna şaşırdı. Ama bilmiyordu, Zhou mu kelebek olduğunu görmüştü yoksa Zhou olduğunu gören kelebek miydi.”
2. Algının Fenomenolojisi – MAURICE MERLEAU-PONTY
“Bizler dünyadayız, yani, şeyler bir resim gibi ortaya çıkar, devasa bir birey kendini olumlar, her varoluş kendini ve başkalarını anlar. Yapmak gereken sadece tüm kesinliklerimizi temellendiren bu fenomenleri kabul etmektir.”
– Maurice Merleau-Ponty
“Merleau-Ponty hep görme hakkında düşündü. (…) Görmek nedir? Bu soru sonuna kadar diğerlerine dayanak oluşturdu; ama bunun nedeni konuşmadan önce veya düşünmeden önce görüyor olmamız değil, daha ziyade her zaman bu görme hakkında konuşmamız ama onu unutmamızdı, sorgulamanın zaten ondan geçen bir sorgulamayı uyandırmak olmasıydı, aynı anda hem gözü hem de sesi titreştirmek, ifadenin gizemini kabul etmek olmasıydı…”
– Claude Lefort, “Eleştirel Baskıya Önsöz”
3. Doğmuş Olmanın Sakıncası Üzerine – EMIL MICHEL CIORAN
Bana kalırsa, çiçekler insandan çok daha önce vardı ve insanın gelişiyle hâlâ içinden çıkamadıkları bir şaşkınlığa gömüldüler…Ne zaman ölümü düşünmesem, hile yaptığım, içimdeki birini aldattığım hissine kapılıyorum. Bilinç ete batmış bir kıymıktan çok, saplanmış bir hançerdir. Ölümün bizim için artık ilginç yanı kalmayıp, ondan hiçbir şey elde edilemeyeceğini düşündüğümüzde, doğuma geri çekilir, başka türlü bir dipsiz uçuruma meydan okuyarak haykırmaya başlarız…Yaşamak, savaşta toprak yitirmektir”
4. Alman Felsefesi Üstüne Diyalog – ALAIN BADIOU, JEAN-LUC NANCY
NANCY— Soruların sırasını biraz bozacak olsa bile şu soruyu yöneltmek istiyorum sana: Felsefe neden ortaya çıktı?
BADIOU— Bana mı soruyorsun?
NANCY— Evet evet, sana!
BADIOU— Bana sormakta haklısın, çünkü neden başladığını çok iyi biliyorum. Felsefe ortaya çıktı, çünkü matematik ortaya çıktı.
NANCY— Matematik neden ortaya çıktı?
BADIOU— İşte bunu bilmiyorum. …
NANCY— … tek başına Antik Yunan matematiğin, felsefenin ve siyasetin doğuşudur. Fakat bu doğumun olmasının nedeni bir dünyanın değişmiş olması.
BADIOU— Elbette öyle. Fakat bir dünyanın değişmiş olması ile bu dünyanın değişiminin doğasını ayırt edemediğin için olaysal olana dönüyoruz. O anda dünyanın neden değiştiğini ben sana sorayım.
NANCY— Peki. Ben de söyleyeceğim.
BADIOU— Söyleyeceksin öyle mi?
NANCY— Çünkü tanrılar çekip gitti. …
5. Anlamak İçin Yaşamak – Gökhan Yavuz Demir
Gökhan Yavuz Demir, sosyoloji ve antropolojinin yöntem ve verilerini başta edebiyat olmak üzre felsefe, linguistik, tarih, politika ve hukuk gibi temel bilimlerle karşılaştırarak ve birleştirerek “sosyolojik” ve “antropolojik” olanı, yani “insanı” ve eylemlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor Anlamak İçin Yaşamak’ta. Kültür, adalet, kimlik ve ötekilik, suçluluk ve aptallık gibi evrensel olduğu kadar artık günümüz Türkiye’sinde de güncel olan kavramları titizlikle ve cesaretle analiz ediyor.
6. Dinsel Deneyimin Çeşitleri – WILLIAM JAMES
Öte yandan bu eser, kurumsal ve dışsal olanla bireysel ve içsel olan, teolojiyle bireysel duygu, inanç akidesiyle bireysel deneyim gibi kavram çiftleri arasındaki özsel farka odaklanarak bu farkın sonuçlarına dikkat çekiyor. Meselenin nörolojik, psikolojik ve felsefi boyutu, alelade ve samimi azizlik deneyimleri, anlık ve ağır ağır gelişen ihtida, çeşitli mistisizm türleri gibi değişik duraklara uğradıktan sonra kesin birer yargı olarak değil de birer çıkarım olarak kendi sonuçlarını ortaya koyuyor. Böylece dersler boyunca her satırın altına gizlenmiş ana kaygı olarak duran Din Bilimi’nin olanaklı olup olmadığı sorusu, din söz konusu olduğunda bilimsel kesinlik, nesnellik gibi niteliklerin muhtemel farklı yorumlarına kapı aralıyor.
7. Çıplaklıklar – GIORGIO AGAMBEN
8. Düşünceler – Pascal
9. Eşcinsellik Üzerine – Alfred Adler
Adler, ayrıca, cinsel sapıklık olarak gördüğü sadizm, mazoşizm, fetişizm ve eksibisyonizm konularını da tarihleriyle birlikte ele almış ve bu “sapıklıkları” tedavi edilmesi gereken birer anomali olarak değerlendirmiştir.
10. Hayvanlara Niçin Bakarız? – John Berger
“Hayvanat bahçesi ancak hayal kırıklığı yaratabilir. Hayvanat bahçelerinin kamusal amacı ziyaretçilere hayvanlara bakma olanağı sağlamaktır. Oysa hayvanat bahçesine gelen hiçbir yabancı bir hayvanla göz göze gelemez. Olsa olsa hayvanın bakışı şöyle bir parlar, sonra ona bakandan uzaklaşır. Hayvanlar başka yana bakarlar. Görmeden uzaklara bakarlar. Dış dünyayı mekanik olarak tararlar. Karşılaşmalara karşı bağışıklık kazanmışlardır, çünkü hiçbir şeyin artık onların dikkatini çekecek kadar merkezi bir önemi kalmamıştır.”
Ülkemizde Görme Biçimleri isimli yapıtıyla tanınan İngiliz yazar, eleştirmen, şair John Berger, hayvanlar ve insanlar arasındaki iletişimi sorguladığı Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabında günümüz toplumuna dair etkileyici bir bakış sunmakta.
Cevat Çapan tarafından Türkçeleştirilen eser, yakın geçmişte kaybettiğimiz Berger’ın insan, hayvan ve doğa denklemini ele aldığı, 21. yüzyıl insanını bunun üzerine sorgulamaya teşvik ettiği, farklı makalelerden oluşuyor.
Hayvanat bahçeleri neden var? Modern kapitalist toplumlarda insanlarla hayvanlar arasındaki ilişki nasıl kayboldu? Eski çağlarda hayvanlara baktığımızda ne görüyorduk, şimdi ne görüyoruz? Bunlar gibi, hem şaşırtıcı hem de eleştirel sorularla okurlarını düşünsel bir yolculuğa çıkaran Berger, kendine has, mesafesiz üslubuyla, göz ardı etmeyi reddedip bizleri alışıldık olanı sorgulamaya, derinlikli düşünmeye davet ediyor.
11. Cahil Filozof – VOLTAIRE
“Uçsuz bucaksız bir evrenin ortasında, tek bir noktaya sıkışıp kalmışken, değil kral olmak, etrafımı saran her şeyin kölesi olan ben, kendimi aramakla işe başlıyorum.”
12. Gerçek Yaşam, Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı – ALAIN BADIOU
Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam – Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.
Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, “ebedi ergen” kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.
Her yaştan “gençler” için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı…
13. Fıçılarda Yaşamak, Sıradışı Devrimci Hayatlar – Sadık Usta
“Kazıyacağım kökünü çıplak kalmanın, Muhtaç olmanın, Kavganın, Dövüşün, Borçluya gelen haczin…Anlatacağım size nasıl olacağını!
Yeni icatlar gerekiyor, derin anlamları olan! Öyle yeni kurallar gerekli ki bize; Ne yapmaya ne de söylemeye cüret edilmiş olsun, bugüne kadar…
Dinleyin: Gelecekte, her şey, ortak olacak!
Ve her şey herkese ait olacak, Zengin de kalmayacak, yoksulda.
Her şey herkese eşit verilecek, Ve özellikle de yaşam! ”
Bu kitapta sadece günümüzün yaşam tarzına ve içinde bulunduğumuz toplumsal şaşkınlığa yönelik kültürel eleştiriler bulunmuyor, aynı zamanda geleceğe yönelik umudumuzu diri tutan, kötücül cinlere, melun ruhlara kafa tutan ve yaşamlarıyla ve eylemleriyle uygarlığın yeşermesine, insanlığın ilerlemesine katkıda bulunan; bizi insan olarak kendi özgün tarihimizi yaşamaya ikna eden, bize yaşam enerjisi aşılayan dehaların, eylem adamlarının, bilgelerin ve korkusuz kadınların benzersiz yaşamlarını bulacaksınız.
Marie Curie, Marx, Ethem Nejat, Owen, Suat Derviş, Gracchus Kardeşler, İsmail Gaspıralı, Sun Yat-sen, Babeuf…
14. Gelecek Daha Güzel Günler mi Getirecek? – ALAIN DE BOTTON, STEVEN PINKER, MATT RIDLEY, MALCOLM GLADWELL
Dünyaca tanınmış dört düşünür günümüzün en sıcak tartışmalarından birini ele alıyor. Steven Pinker ve Matt Ridley geleceğin daha güzel günler getireceğine dair Alain de Botton ve Malcolm Gladwell’e meydan okuyor.
Savunan:
“Kaba gerçek şu ki, artık bakireleri yanardağlara atarak kurban etmiyor, lahana çaldılar diye insanların ellerini kesmiyoruz. Ve önceden yapıyorduk.”
-Steven Pinker
Muhalif:
“Geçmişte işler daha iyiye gitti diye bunun gelecekte de devam edeceği fikri, alt kademe borsacılarla sınırlı olduğunu düşündüğüm bir yanılgıdır.”
-Malcolm Gladwell
15. Fark ve Tekrar – GILLES DELEUZE
“Fark ve Tekrar” Deleuze’ün farkın düşünürü olarak anılmasına neden olacak argümanlarını içeriyor. Kitabın temel gayelerinden biri farkın Batı felsefesi geleneğinde kavranış biçimlerini masaya yatırmak ve bunların, farklı şekillerde ama daima, özdeşliği temel alan, farkın özdeşliğe tabi kılındığı bir çerçeveyi benimsediğini göstermek. Deleuze, bu çerçevenin, felsefenin dünyayla kurduğu ilişkiyi yoksullaştıran yargı modeliyle olan ilişkisini ifşa ederek, felsefeyi dogmatik düşünce imgesi adını verdiği bir düşünce tarzının kıskacından kurtarmaya çalışıyor. Yargı ve temsilin boyunduruğundan kurtulan felsefe Deleuze’ün yeğinlik adını verdiği bir alana temas etmeye başlıyor.
Platon’dan Heidegger’e, Duns Scotus’tan Nietzsche’ye, Lucretius’tan Kant’a, yapısalcılıktan fenomenolojiye, pek çok filozof ve felsefi yönelimle diyaloga giren “Fark ve Tekrar”, yeğinliklerden yola çıkan yeni bir ontoloji ve epistemolojinin, farklı bir felsefenin, bir fark felsefesinin peşinden koşuyor.
16. Gerçek Argümanların Mantığı – ALEC FISHER
Bu kitap, Galileo’dan Marx’a, Thomas Malthus’tan Charles Darwin’e, Dawkins’ten Mill’e insanlığın düşünce hayatına yön vermiş düşünürlerin temel metinleri üzerinden eleştirel düşünme yetimizi güçlendirmektedir. Düşünce tarihinin önemli metinlerinden özenle seçilmiş alıştırmalar bölümü sayesinde okur, kendisini sınama ve geliştirme şansını da yakalayacaktır.
Dahası, felsefe, hukuk ve sosyal bilimler gibi disiplinlerin dahil olduğu geniş bir yelpazedeki öğrenciler ve öğretmenleri için oldukça değerli bir kaynak olan bu kitapta, temel klasik biçimsel mantığın bazı temel fikirlerini özetleyen bir ek bölüm de bulunmaktadır. Kitap, bu yönüyle, ders kitabı olarak kullanılabileceği gibi aynı zamanda başucunuzda bulunması gereken temel bir başvuru kaynağıdır.
17. Aşk ve Pedagoji – MIGUEL DE UNAMUNO
‘Diyordum ki evladım, sağduyulu kişilerle fazla temas etme çünkü hiç saçmalamayan birisi, yemin olsun sana, aptalın önde gidenidir. Özel bir şırıngayla herkesin şakaklarından kanına dört paradoks, üç kaos ve bir ütopyadan oluşan bir serum zerk edebilsek kurtulurduk. Cehalet mutluluğundan kaç. İhtiyarların tecrübe dedikleri şeye inanma, günde yüz kere dua eden bir mübarek, yıllarca dua etmeyenden, dua ettiği için daha iyi biliyor değildir. Ayrıca, sadece engeller olduğunda yürüdüğümüz yola dikkatimizi veririz. Diğer tecrübe türüne gelirsek, şu kitapların bahsettiği, ona da aşırı derecede güvenme.’
18. KRISHNAMURTI’nin Günlüğü – JIDDU KRISHNAMURTI
Krishnamurti’nin Günlüğü çağımızın en önemli ruhsal öğretmenlerinden birinin yaşamına daha yakından bakmamıza olanak tanıyor. Basit ve dolambaçsız, ama yine de zengin ve şairane anlatımıyla Krishnamurti, ‘73 ile ‘75 yılları arasında kâğıda döktüğü kişisel içgörülerini bizlerle paylaşıyor. Hindistan ve Avrupa’da yaşadığı geçmiş deneyimleri ile güncel yaşamını harmanlayarak, kendine özgü zorlayıcı üslubuyla kişisel farkındalık ve içe dönüş ihtiyacımıza hitap ediyor.
19. Theodor Adorno-Kültür Endüstrisinin Kıskacında Kültür – Önder Kulak
Günümüzde kültür endüstrisinin internet ve dijital oyunlar aracılığıyla kazandığı etki ve yaygınlaşma, dahası endüstriyel kültürün tüketicilerinin aynı zamanda üreticileri haline gelmeleri Adorno tarafından tahayyül bile edilemezdi. Elbette, bunlar televizyonun ulaştığı nokta gibi Adorno’nun düşüncelerini doğrulamakta ama aynı zamanda çizdikleri sınırları zorlamaktadırlar. Bundan dolayı, Adorno’nun felsefesinin bahsedilen değişimler ve yeni formlar bakımından tekrar değerlendirilmesi son derece elzemdir.
Önder Kulak’ın çalışması, kültür endüstrisi fenomenine dair Adorno’nun eleştirileri üzerine bir rehber kitap olma niteliği taşıyor.
20. Ritimanaliz Mekan Zaman ve Gündelik Hayat – HENRI LEFEBVRE
metodoloji öneriyor: “Ritimanaliz.”
Döngüsel ve doğrusal ritimlerin, saatlerin, günlerin, dalgaların, müzikal seslerin, insanların beden hareketlerinin analizine odaklanan bu yeni disiplin, toplumsal süreçlerin kavranmasında Lefebvre’in belirlediği önemli sac ayakları olan mekâna, zamana ve gündelik hayata dair bilgimizi derinleştirmeyi amaçlıyor. Böylelikle ritmi felsefi düşüncenin ve toplumsal teorinin odağına taşıyor ve Marksizmin özgün metodolojisini tahrif etmeden, potansiyelinin fiiliyata geçmesine de katkıda bulunuyor.
“Lefebvre’in doğal, bedensel ritimler ile mekanik, makine ritimleri arasındaki mukayeseye olan ilgisi programlarla yapılabilen orkestrasyon çağında müzikal bir dönemeç olarak anlaşılabilir. (…) Lefebvre, birtakım meseleleri incelemek ve gözden geçirmek için, ritmi bir analiz biçimi –analizin yalnızca bir nesnesi olmaktan ziyade bir analiz aleti– olarak kullanır. Bunlardan bir tanesi kent sorunudur, Fransa’daki ve başka ülkelerdeki şehir hayatıdır. Lefebvre’in de belirttiği üzere, ritimanalist ‘bir senfoni veya bir opera dinler gibi bir evi, bir sokağı, bir şehri de dinleyebil[en]’ birisidir.”
-Stuart Elden-
21. NIETZSCHE – Stefan ZWEIG
Stefan Zweig, bu metninde akademik bir üsluptan kaçınarak, Nietzsche’nin alışkanlıklarının, tutkularının ve takıntılarının izini sürüyor. Nietzsche’nin eserlerinden ziyade kişiliğine odaklanarak, büyük filozofun varoluş trajedisini, insanlardan kopuşunu ve zorunlu inziva hayatını dantel dantel işlediği zarif cümleleriyle anlatıyor. Nietzsche, hem Zweig hem de Nietzsche okurlarına hitap eden, hiçbir cümlesi boşa kurulmamış, dolu dolu bir kitap.
22. Zygmunt Bauman ile Söyleşiler – Zygmunt Bauman, KEITH TESTER
23. Yürümenin Felsefesi – FREFERIC GROS
-Henry David Thoreau-
Nietzsche’nin Kara Orman’da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud’nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau’nun Alpler’deki adımları, Thoreau’nun Walden’daki gezintisi, Nerval’in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri… Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz?
Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adımda yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu fark eden Homo Viator’un eylemidir. Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.
24. Max Weber’de Bilim ve Sosyoloji – Doğan Özlem
Max Weber’de Bilim ve Sosyoloji bilgi ve bilim filozofu Max Weber’i ve onun bu kimliğiyle sosyolojiyi temellendirişini ele alıyor. Kitapta Max Weber’in bilim anlayışı, onun doğa bilimleri ile kültür bilimleri arasında yaptığı ayrım, Yeni Kantçı felsefeden (özellikle Rickert’ten) ve hermeneutik geleneğinden (özellikle Dilthey’dan) aldığı etkiler doğrultusunda irdeleniyor. Onun özgür bilim anlayışının, Batı’da ve bizde yaygınlık kazanmış ve bir ara neredeyse resmileştirilmiş olan pozitivist, yapısalcı, işlevselci bilim anlayışları karşısındaki özel ve özgün niteliği vurgulanıyor.
25. Marcel Duchamp ve İşin Reddi – MAURIZIO LAZZARATO
“Duchamp kapitalist toplumdaki vazife, rol ve ölçülere teslim olmayarak hem sanatsal hem de ücretli işi inatla reddetmiş, üstelik sanatın ve sanatçının tanımlarına meydan okumakla da yetinmemiştir.” Onun radikal eylemsizliği kapitalist toplumun üç sacayağına birden meydan okumasından ileri gelir: Mübadele, mülkiyet ve emek.
Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yerleşik iktidar ilişkilerini askıya almanın, politik kırılmayı mümkün kılan koşulları yaratmanın ve yeni bir öznelliğin inşasının başlangıç noktası olarak tanımladığı “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını, hem sosyoekonomik bir eleştiri hem de felsefi bir kategori olarak ele aldığı kitabında, henüz çözülememiş bir ihtilafa işaret ederek Duchamp üzerinden yeni bir kapı aralıyor: “Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?”
“İşin reddi” ve “tembel eylem” bir olanağa işaret eder ve “Olanak bir zerreciktir,” der Duchamp. Artık aynı şekilde görüp aynı şekilde duymadığımız bu olanağa erişmekse başka bir yaşam biçimine bağlıdır, “zerreciğin tembel sakinleri” gibi.

