Bir Koleksiyonerin Hikâyesi:
Atilla Ekşinozlugil ile Bir Gün
Şişhane’deki tarihi binasında Atilla Ekşinozlugil ile gerçekleştirdiğimiz röportaj, yalnızca bir sohbetten ibaret değildi; aynı zamanda zaman içinde bir yolculuktu. Her katında farklı bir koleksiyonun yer aldığı bu etkileyici mekânda, antikaların geçmişine ve koleksiyonerliğin derinliklerine dair ilham verici hikâyeler dinledim.
Antika ve koleksiyon kültürüne ilgi duyanlar için eşsiz bilgiler barındıran bu buluşma için Atilla Bey’e içtenlikle teşekkür ederim.
KitaptanSanattan.com / Yeşer Yelmez
- Atilla Bey, dilerseniz en baştan başlayalım… Antikaya ve koleksiyonerliğe ilginiz nasıl başladı?
Önce bunun altyapısını anlatayım. İlkokuldan beri okumaya ve öğrenmeye sanata olan hayranlığım vardı. Beyoğlu Atatürk Lisesi’nde okudum. Okurken edebiyat ve sinema beni çok etkiliyordu ve bu benim sanata daha çok ilgi göstermeme yol açtı. Bu altyapı benim koleksiyoncu olmamı sağladı.
- Günümüzde koleksiyonerlik çok farklı şekillerde tanımlanabiliyor. Siz koleksiyonerliği nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için ne anlama geliyor?
Koleksiyonerlik insanın içine işleyen bir tutku. İnsanın içine bir kere girdi mi çıkması çok zor. Sizin yaşama biçiminiz oluyor.
- Elbette her koleksiyonerin kalbinde ayrı bir yeri olan bir parça vardır. Sizin en özel eseriniz hangisi? Onu özel kılan nedir?
Benim bütün aldığım objeler, beni estetik olarak etkileyen objeler oldu. Daha çok zaman içinde yok olabilecek veya yıpranacak objeleri toplamaya çalıştım. Her aldığımın ben de hem yeri hem de değeri çok fazladır. Çünkü ben onlarla bütünleşiyorum.
- Osmanlı kumaşları ve işlemeleri koleksiyonunuzun merkezinde yer alıyor. Bu alana yönelmenizin özel bir nedeni var mı?
Annem ile ilgili olduğunu düşünüyorum çünkü annem tığ işi ile çok güzel işlemeler yapıyordu. Ben onları gözlemleyerek büyüdüm. Beni bu etkilemiş olabilir.
- Antikada özgünlük çok önemli. Bir parçanın sahici ve değerli olduğunu nasıl anlarsınız?
Bu zaman içinde elinizden geçen parçaların ve müzelerde gördüklerimizin size kazandırdığı tecrübe, bilgi donanım ve sezgiler ile ilgili bir durum.
- Türkiye’de antikacılık ve koleksiyon kültürü sizce ne durumda? Gençlerin bu alana ilgisini nasıl buluyorsunuz?
Şu anda yeni kuşak gençlerin ilgisi konusunda kuşkuluyum. Dijital dünya gençlerin daha çok ilgisini çekiyor. Geçen kuşakta koleksiyonerlik insanlara daha sofistike bir kişilik kazandırıyordu ve birçok konuda birçok insan koleksiyoner olarak var olmayı tercih ediyordu.
- Koleksiyonlarda etik sorumluluk da önemli. Eserlerin korunması ve el değiştirmesi konusunda neler düşünüyorsunuz?
Genelde ölümlerin sonunda koleksiyonerlerin mirasçıları tarafından hemen satılmaya yönelmesiyle bu koleksiyonlar el değiştirmekte. Bunların kimin eline geçip değerlerinin bilinip bilinmeyeceğini veya korunabildiğinden emin olamayız. Bu durum günümüzün bir gerçeği.
- Bir koleksiyonun paylaşılması da başlı başına bir kültürel katkı. Siz eserlerinizi sergilemeyi veya kamuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?
Ben daha önce 1995’li yıllarda Horhor Sanat Galerisi’nde ve Ankara’da kumaş ve el işlemeleri koleksiyonu sergilemiştim. İleride tekrardan sergilemeyi düşünebilirim.
- “Osmanlı Kumaş ve İşlemeleri” kitabınız çok kıymetli bir kaynak. Bu kitabı hazırlarken sizi en çok zorlayan ya da heyecanlandıran şey neydi?
Tabii, heyecan verici bir süreçti. Bu kitabı bastığımda birçok parçayı daha koleksiyona katmamıştım ama yine de kaynak olarak literatüre kazandırdım. Sonraki yıllarda birçok değerli parçayı koleksiyona kazandırdım. Zaten daha sonra da başka birçok konuda çeşitli koleksiyonlar oluşturdum.
- Bu tür yayınlar koleksiyon dünyası için büyük katkı. Yeni bir kitap ya da sergi projeniz var mı gündeminizde?
Şu anda o konuda kararsızım. Bir proje geliştirebilirsek belki yeni sergiler olabilir.
- 10.000 kitaplık bir kütüphaneniz var ve bunların hepsi çok nitelikli yayınlar. Bunlar arasında hangi konular ve yayınlar ön plana çıkıyor?
Daha çok Osmanlı tarihi ile ilgili araştırma kitapları. Osmanlı yaşamını gösteren oryantalist ressamlarla ile ilgili kitaplar. Rönesans döneminde yapılmış resim ve ressamları ihtiva eden kitaplar. Bütün sanat dallarıyla ile ilgili kitaplar.
- Çıkardığınız dergiler neler?
Ben 1994 yılında Antika ve koleksiyon dergisi olan Tombak dergisini yayın hayatına kazandırdım. Bu dergide daha çok çeşitli objelerin koleksiyonlarını ve koleksiyonerleri, Avrupa’daki müzayedelerde satılan Osmanlı eserlerini ve güzel sanatlarla ilgili çeşitli konuları gündeme getirdim. Bu dergi Türkiye’de çıkan ilk koleksiyon dergisiydi. Bu dergiyi 36 sayı çıkarttım.
- Yakın zamanda T.C. Beyoğlu Belediyesi 6. Daire Sanat Galerisi’nde gerçekleştirdiğimiz söyleşide, tiyatro afişleri, Hacivat ile Karagöz’e ait eşsiz deri kalıplar ve çok eski tarihlere ait seyyah cüzdanları üzerine değerli bilgiler paylaşmıştınız. Bu üç özel koleksiyonun tarihçesi ve öne çıkan özellikleri hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?
Evet, bu koleksiyonlardan Karagöz Koleksiyonu 1930’larda bu işin ustası Ragıp Tuğtekin tarafından deve ve manda derisinden kök boyalarla yapılmış bir koleksiyon. Bu koleksiyondan dünyada üç adet var. Biri de bende. Eksiksiz olarak muhafaza ediyorum. Deri seyyah cüzdanlarının en eskisi ‘Symrna’ yazılı 1682 tarihli ve ‘Constantinopolis’ yazılı 1690 tarihli cüzdan. Üzerlerinde seyyahların isimleri yazılı ve gümüş tellerle karanfil ve çiçek motifleri işlenmiş. Tiyatro afişlerine gelince onların en eskisi 1840 yılından kalma. Şimdiki Çiçek Pazarı’nın yerinde eskiden var olan Osmanlı döneminin ilk tiyatrosu ‘Bosco Tiyatrosu’na ait.
KitaptanSanattan.com / Yeşer Yelmez

