Bozkırın Çığlığı – Bülent Bakan yazdı…
Covid19’lu günlerden birinde atımın terkisine atladığım gibi salgın yasaklarına rağmen bir yolculuğa çıktım. Kimseler görmeden geldiğimiz yerlere vardım. Gece gündüz demeden yol aldım. Konaklamadım. Kimselere görünmedim. Kimselere sosyal mesafeyi aşıp da selam vermedim. Sadece yol aldım yol verdim. Nefes bile almadan bu macerayı tamamladım. Şimdi bu yazıyı kaleme alıyorum.
CoVid 19’lu günlerde yaşam çok zor. Seyahat yasağı en zor gelenlerden. Yasaklar zararsız bir şekilde nasıl delinir bir bakalım.
Tuva’ya geçtim. Yenisey Nehrinde mola verdim. Kızılkaya resimlerine dalmışım. Saha Türk mezarlığında kaya resimlerine ve yine geyik resimlerine baktım. Ka-Kem kaya resimlerini ziyaret ettim. Aktala Kaya resimleri alanında bozkırın çığlığını yeniden duydum. İnsanın içine işleyen rüzgar, kayaların arasında çağdaş sanata çalım atarak kulaklarıma doldu, saçlarımı kabarttı. Yine de ne istediğini çözemedim. Kazakistan’a geçtim kolayca. Tamgalı Say sahasına, Zaysan Ciğdeli Sahasına, Kaskır-Say Sahasına uğradım.
Dönüşte Göbeklitepe’de mola verdim. Kimse fark etmedi mi bugüne kadar diye merak ettim. Bu şok edici alandaki işçilik benim dolaştığım yerlerden gelme. Bozkırın çığlığı şifresini Göbeklitepe’de çözmeye başladı. Bu taşları dikenler, kayalara tırmanıp romanlarını çizenler Göbeklitepe’deki yontucuların amcaoğlu, torunu, yiğeni olmalı mutlaka. Nasıl olur demeyin. Kaya resimlerindeki atlar bunun sırrını çözüyor. At biniciler bozkırdan bozkıra sekerek dolaşıyordu. Mal ve efsane değiş-tokuşu hiç de az değildi.O nedenle yılanlar tilkiler şamanın ruhunu yansıtmış taşa. Görünür bir stil benzerliği var. Kullandıkları malzeme büyük olasılıkla aynı. Bozkırın çığlığı kulaklarıma doldu yeniden. Bu taşları oyanlar ile kayalara iğne oyası yapanlar Alta Mira’nın da kardeşleri. Sanatın her şeyden önce genetiğe sızdığının da işaretleri.
Bu kadar yüksek bir desen kalitesi ne kadar iyi gözlemci olduklarını gösteriyor. Ateşe gelen yüzlerinin gölgesini çizdikleri falan da yok. Bozkırın her köşesini oymuş bu ilk deliler. Merak ediyorum kaç kişiydiler. Hangi motivasyona sahiptiler. Nasıl oyduklarından çok, insan neden oyduklarını merak ediyor. Yontma Taş Devrine bir de Oyma Taş Devri diye bir dönem ilave etmek lazım. Alta Mira’ya bakıp bir dev sanatçı yaratan İber Yarımadasına inat bir Pablo neden bizden çıkmadığı sorusunu sormuyorum. Bunun nedeni zaten sorunun içinde saklı.
Bozkırın Çığlığı bu yeni dönemde çok zor duyulur artık. Piktograflar kapitalist çağdışı sanatın ilgisini zor çeker. Servet Somuncuoğlu gibi biri çıkıp da tek tek dolaşıp fotoğraflarını zor çeker. Bu salgından sonra komaya ilk giren “turizm” oldu. Komadan zor çıkar. Ben de Servet Somuncuoğlu’nun efsane Kitabı ‘Taştaki Türkler’ kitabı sayesinde çıktığım seyahati sonlandırıp yazının sonuna geldim.
Karantina Günlerine özel seyahatimiz hiçbir küresel istilacı saldırgan laboratuvar kaçkını zorba ile karşılaşmadan sona ermiştir.
Bülent Bakan

