Çocuklara Doğru Duyguları Anlatabilmek – Dursaliye Şahan yazdı…
Kitap fuarından döndüğümde bavuldan çıkan kitapları sehpanın üzerine dizip şöyle bir baktım. Her zamanki gibi okuma sırasına göre raflara dizilecek. Elim önce çocuk kitaplarına gitti. Rastgele seçtiğim dört kitabı çantama attım.
Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın / Filiz Çiçek, Prenses, Ejderha ve Diğer Yeşillikler / Marie Vaudescal, Babam Bir Uzaylı / Filiz Çiçek, Şekerci Çıkmazı/Merve Başcumalı.
Dört kitabı beş günde bitirdim. Araya başka metinler girmese iki günde biterdi aslında.
Şimdi sizlere bu dört kitapla ilgili naçizane düşüncelerimi yazmak istiyorum.
Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın Beyaz Balina Yayınlarından 8-12 yaş grubu için çıkmış.
Ne anlatıyor?
Üzerinde yaşadığımız yeryüzü aslında kocaman bir yapboz maketi gibi. Her zerrenin bir var oluş nedeni ve işlevi var. Birini çıkardığımızda o muhteşem bütünlük bozuluyor. Kayalar, toprak, bitkiler, hayvanlar, rüzgâr, güneş, su ve ateş ayrı ayrı değerli ve hepsi hassas dengelerle birbirine bağlı. İnsan evladı olarak bizler, doğaya yabancılaştığımız için doğanın dilinden de uzaklaştık. Bu kopuş adım adım dünyayı felakete sürüklüyor. İşte o korktuğumuz sonun gelmesini istemiyorsak çocuklarımıza yani gelecek nesillere doğayı anlatmak, dilini öğretmek zorundayız. Yani fabrika ayarlarımıza dönmemiz gerekiyor.
Filiz Çiçek Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın romanında çocuklara bunu anlatmış. Doğa sürekli olarak bizimle konuşuyor. İnanılmaz sabırlı, anlayışlı, bilge ve bonkör. Ormanı yakmak binlerce, milyonlarca cana kıymak demek.
İkinci kitabım hediyeydi. Her fuarda imzalı, hediye kitaplarım olur. Bunlardan biri de Merve Başcumalı’nın yazdığı Şekerci Çıkmazı. O da 8-12 yaş gurubu için yazılmış.
Merve Başcumalı’nın daha önceki öykülerinden birinde tema turşuydu. İlginç ve işlenmemiş konuları bulmakta hayli yaratıcı. Bu kez şekeri ele almış. Benim yaşımdakiler akide şekerini bilir. Bizim çocukluğumuzda bin milyon çeşit çikolata yoktu. Genellikle bal rengi olan akide şekerini bilmeyen çocuk da yoktu. Gerçi hâlâ nadiren de olsa bazı pastanelerde akide şekeri var ama vahşi piyasa rekabeti onların görüntüsünü silmek üzere.
Ne yalan söyleyeyim, tadı hâlâ damağımda olan o akide şekerlerinin tarihçesini bilmiyordum. İşte Başcumalı biraz bu tarihçeye değinmiş.
Akide, köken olarak Arapça akid (bağ, düğüm) sözcüğünden türemiş. Akide şekeri Osmanlı döneminde anlaşmalar sırasında ikram edilen ve gelenekselleşen bir tat olarak tarihe geçmiş. Akid, sağlam sözleşme anlamına geldiği gibi, dini metinlerde de kalben inanmak, şüphe duymamak anlamına geliyormuş.
Hikâyeden başka bir şey daha öğreniyoruz. Akide şekerleri geçmişte el emeği ile çoğu babadan oğula geçen ustaların küçük dükkanlarında üretilmiş. Günümüzde yaygınlaşan endüstriyel üretimin farklı olduğu muhakkak.
Yine Filiz Çiçek’in yazdığı Babam Bir Uzaylı romanını görünce aldım. Hangi tür deseler, fantastik sınıfına girer herhalde. Ama bana göre fantastik değil.
Uzun süredir uzaylıların aramızda olduğunu düşünüyorum. Şaka yapmıyorum böyle düşünüyorum. Bence birçok bilim insanı bu gerçeği biliyor ama saklıyor. Güç odakları böyle istiyor olabilir.
Romana dönecek olursak benzerleri uzaylıların aramızda olmadığı yönünde ancak Babam Bir Uzaylı romanı aksini söylüyor. Daha fazla detay vermek istemiyorum.
Ve Prenses, Ejderha ve Diğer Yeşillikler. Marie Vaudescal yazmış.
Bazı şeyleri mesela aşk gibi konuları çocuklara anlatmak zordur. Doğrusunu söylemek gerekirse bunca yıldır hikâye yazarım, iyi kötü romanlarım da var ve fakat bana göre yetişkinlere bile aşkı, hele de gerçek aşkı anlatmak zor olduğunu biliyorum. Bir tarafın zengin bir tarafın yoksul olduğu aşklardan bahsetmiyorum elbette.
Fakat burada huzurlarınızda Vaudescal’a şapkamı çıkarıyorum. Çocuklara aşkı o kadar güzel anlatmış, gerçek aşkın ne olduğunu bir dantel inceliğinde o kadar güzel hikâyeleştirmiş ki hayran oldum.
Çocuklar böyle bir metni, yani aşkı anlatan doğru hikâyeleri okuduklarında ne olur? Hayata bakış açıların nasıl şekillenir? En azından büyüdüklerinde “Ya benimsin ya toprağın,” sapkınlığına girmezler diye düşünüyorum.
Çocuk edebiyatı bir ülkenin geleceği açısından önemli. Çocuklarımızı yetiştirirken çocuk edebiyatı bize iyilik de edebilir, kötülük de. Bu seçtiğimiz kitaplara bağlı.
Sağlıcakla, kitapla kalın…
Dursaliye Şahan

