Yazar, müzisyen Kürşat Başar:
Yazarken asosyal, çalarken sosyalim;
Bir yanım içe kapanık, bir yanım sosyal.
Yazar, müzisyen Kürşat Başar ile gazeteci-yazar Elif Ergu, “Bürotime ile İçten Gelen İşler” sohbetlerinde buluştu. Kürşat Başar yazarlık ve müzisyenlik süreciyle ilgili sorulara yanıt verdi.
“Aklımda Hep Sen” adlı son kitabı ile gündemde olan Kürşat Başar, hem müzik grubuyla konserlere devam ediyor, hem de uzun yıllardır TV ekranlarında gerçekleştirdiği program konseptini “sohbetli sofralar” etkinlikleriyle sürdürüyor.
Müzisyen ve yazar kimliğiyle ilgili soruları, gazeteci Elif Ergu’ya anlatan Kürşat Başar, “Birbirinden çok farklı iki kişilik özelliğini de barındırıyorum. Yazmak yalnız yapılan, depresif bir eylem, ben de yazarken asosyalim. Bir yanım içe kapanıktır. Zaten bu yüzden yazıyorum. Diğer yanım ise sosyal. Müzik yaparken sosyalleşiyorum.” diye cevaplıyor.
Yazma serüveninin küçük yaşlarda başladığını, hatta ilk kitabını ilkokul 4’üncü sınıftayken yazdığını anlatan Başar, insanın kendisi ve yaşamının ötesinde dünya ile kurduğu ilişki durumlarını sorgulayan kitaplara imza atmasını ise; “belki felsefe okumuş olmamdan da kaynaklı olabilir, ben daha çok insanın kendisi ve dünya ile arasındaki derinliği merak ederek, onu araştırıyorum. Temelde bir hikâye anlatmak benim ilgimi çekmiyor, zaten dünyada anlatılmamış bir hikâye olduğunu düşünmüyorum. Okuduğum veya yazdığım kitaplarda da benim için önemli olan o duygu durumu ve anlatım tarzı. Yazarlık biraz da ikna etme sanatıdır, burada edebi dil olarak söz sanatları retorik kullanımı da çok önemli bir etkiye sahip oluyor.” diyor. Özel hayatıyla ilgili soruları yanıtlayan yazar, 18 yaşında evlenip, 5 yıl evli kaldıktan sonra bir daha evlenmediğini söylerken, hislerini de dile getiriyor: “Kitaplarımla ve müziğimle mutluyum. Hayata erken atıldım.”
Kürşat Başar, Ankara’da geçen çocukluk döneminde babasının verdiği bir cezada, dışarı çıkamadığı için oyun oynamak amacıyla evlerinin balkonunda uzun vakitler geçirirken, kendisine kartondan bir ev kurmuş. Bu dönemde keşfettiği kitaplar en değerli sığınağı olmuş. Çok fazla kitap okunan bir ailede büyüdüğünü aktaran Kürşat Başar, erken yaşlarda aldığı okuyucu kimliği ile Jules Verne kitaplarını okuyarak, “Ben de böyle kitaplar yazabilirim” düşüncesiyle yazmaya yöneldiğini söylüyor.
“Dünyada evim yok ama içimde hep bir ev var” diyen Başar’a göre, hayatta başta çok kötüymüş gibi gelen deneyimler daha sonra iyi işlerin doğmasına neden olabiliyor. Kürşat Başar’ın çocukluğunda aldığı bu ceza, onun içindeki yazarlık yolculuğunun açığa çıkmasını, hatta üniversitede felsefe okumasını sağlamış.
Yazar, denemelerinden oluşan “Bazen Unutmak İstersin” adlı kitabının ikinci cildini de çıkaracağını açıkladı.

