Site icon Kitaptan Sanattan

İzmir Kitap Fuarı İzlenimlerim

İzmir Kitap Fuarı İzlenimlerim - Veysel Boğatepe yazdı... 1

İzmir Kitap Fuarı İzlenimlerim – Veysel Boğatepe yazdı…

Kitap fuarları içerisinde İzmir fuarının yeri ve önemi hem yayınevleri hem de yazarlar açısından diğerlerine göre farklıdır. Bunu farklı kılan sebeplerin başında İzmir halkının göstermiş olduğu yoğun ilgi ve bilinçli okur kitlesinin çoğunluğu gelir. O nedenle gerek yayınevleri ve gerekse yazarlar, bu fuara katılmaya özen gösterirler. Ancak ne var ki belediyenin iki sene önce fuarı şehir dışına (Gaziemir) taşıma kararı, yayıncıların tepkisine neden olmuştu. Yayıncıların, fuarın şehir dışına taşınması durumunda katılmayacaklarını kesin bir tavırla ortaya koyması sonucunda belediye geri adım atmıştı ancak bu kararından tamamen vazgeçmediği gibi TÜYAP ile de henüz uzlaşma sağlamış değil. Belediye, Tüyap ve yayıncılar arasında yaşanan bu kriz, fuarın afişine “İzmir Kitap Fuarı her zaman olduğu yerde, Kültürpark’ta” şeklinde yansımıştı. Sonra ki yıllarda belediyenin tavrının ne olacağı, katılımcılar ve TÜYAP ile anlaşma, uzlaşma sağlanıp sağlanamayacağı henüz belli olmamakla beraber, şehir dışına taşınması durumunda hem yayıncıların hem de İzmir halkının katılmama kararının kesin ve net olduğunu şimdiden söylemek yanlış bir tespit olmayacaktır. Çünkü iki yıl önce katılmamaktan yana tavır koyan yayıncılar ve ziyaretçiler bu kararlarından vazgeçmiş değiller ve geçmeyecekler de…

Şehrin merkezi yerlerine AVM’ler inşa eden ama kültür merkezlerini yıkan, mümkün olduğunca şehir dışına taşıyarak toplumla ilişkisini kesmeye çalışan zihniyetin “bize cahil toplum lazım, okuyunca ne oluyor ki?” gibi söylemlerini anlamak mümkün ancak CHP’li bir belediyenin AKP zihniyetine paralel hareket etmesinin kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. İzmir Belediyesi bu ısrarında devam ederse, İzmir halkının kültür damarlarına neşter atmış olacaktır.

Bilinçli okur, tercihini kendisi belirleyendir

Bilinçli okur, kendisine dayatılan kitabı, yazarı okumaz. Aksine tercihini kendisi belirler. Benim ölçüt olarak koyduğum bu ayrımı İzmirli okurlarda bizzat deneyimledim. İzmirli okurlar alacağı kitaplardan tutun da söyleşiler, konferanslar, imza günleri gibi bütün etkinlikleri not ederek gelir. Yani neyi okuyacağını, takip edeceğini, izleyeceğini kendisi belirler. Diğer fuarlarda yazar, kitap adı soranlarla sık karşılaşırken İzmir fuarında benzer durumlara çok nadir rastlanır. Bunun nedeni de yukarıda da belirttiğim gibi bilinçli tercih, bilinçli okur diyalektiğidir. İşte İzmir fuarının bu denli önemli olmasının nedenlerinden birisi de budur. 22 senedir aynı yerde, yani Kültürpark’ta yapılan kitap fuarı, seneye aynı yerde devam eder mi bilmiyorum fakat bu sene yine yayıncıların ve yazarların memnun döndüğü tek fuar oldu. 22-30 Nisan 2017 tarihleri arasında 434 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilen fuarda söyleşi, imza günü, konferans vb. gibi yaklaşık 150 kültürel etkinliğin yanı sıra fuarın onur konuğu şair Sina Akyol’un edebiyatı, şiirleri ve yaşamını ele alan panel ve söyleşilerde yapıldı.

Burada üzerinde kimsenin durmadığı veya durmayacağı başka bir ayrıntıya dikkat çekeceğim. TÜYAP Tüm Fuarcılık ile Türkiye Yayıncılar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği fuarda ziyaretçi sayısı, geçen yıla oranla % 12.5 oranında artış ile 444.341 kişiye ulaşmış. Mevcut durum dikkate alındığında bu artış, sıradan bir ifadeyle “iyi” olarak düşünülebilir fakat büyük haritaya baktığımızda bu artışın pek de masum olmadığını anlamak hiç de zor değil. Edebiyatın içine sızan “Wattpad” virüsü, edebiyatı işlevinden uzaklaştırmakla kalmıyor, değersizleştirerek adeta yazı tahtasına dönüştürüyor.

Kompozisyon yazamayan yazarlar

Konuyu daha iyi anlamak için öncelikle “Wattpad”ın ne olduğuna değinelim. Wattpad, internet üzerinde herkesin üye olarak aklına geleni rastgele yazdığı bir web sitesi. Sitenin yazın kategorisine baktığınızda edebiyatla ilgisinin olmadığı hemen fark ediliyor. Kurt Adam, Vampir gibi simgeler edebiyat kategorisi olarak belirlenmiş. Buna ilaveten Rastgele, Hayran Kurgu, Genç Kız Edebiyatı, Paranormal gibi kategorilerde ayrılmış. Fakat ilginç ve tuhaf olan şey; yetkili bir ağızın Genç Kız Edebiyatı nedir? Hayran Kurgu ne demek? Paranormal, Rastgele gibi bir edebiyat türünü nerenizden uyduruyorsunuz, amacınız nedir?’ şeklinde tepki vermemesidir. Kaldı ki, Kurt adam, vampir gibi masal simgelerinin Türk kültür ve edebiyatında olmadığını yüksek perdeden dile getiren de yok. Sitede bildiğimiz edebiyat türlerinden şiir, mizah ve bilim kurgu türlerine de yer verilmiş ancak şu zamana kadar şiir, mizah türünde bir kitabın yayınlanmamış olması durumu özetlemeye yetiyor. Çünkü bu sitede yazar olma hevesiyle hayal dünyasında gezinenlerin tamamı orta-lise öğrencilerinden ibaret ve doğru düzgün bir kompozisyon bile yazıp yazamadıkları belli değil. Dolayısıyla şiir veya mizah üretmeleri için ciddi bir kültürel birikime sahip olamadıklarından üretemiyorlar.

Kültürel çürümeye, çölleşmeye öncülük eden kapitalizmin şubesi niteliğindeki yayınevleri, henüz orta-lise öğrencileri olan bu gençlerin her karalamasını, redaksiyondan geçirdikten sonra PR çalışması yaparak süslü ambalajlar içinde piyasaya edebiyat ürünüymüş gibi sunuyorlar. Gençlerin kendini kabul ettirme, dikkat çekme, etiket sahibi olma gibi bilinçaltına itilmiş, bastırılmış sosyo-psikolojik sorunları, kimi yayınevleri tarafından “yazar”, “şöhret” gibi etiketlerle örselenerek kapitale dönüştürülüyor. Gençlerin ideallerini, umutlarını, özgürlüklerini süslü ambalajlar içinde pazarlayanlara karşı bu ve benzer yayınevlerine en azından edebiyatımızın gerçekçi-toplumcu yazarları tavır koymak zorundadırlar. Bu sorumluluk hem yayıncıların hem de yazarların omuzlarındadır.

Edebiyatın içindeki virüs: Wattpad

Uzun yıllardır (1998) aralıksız katıldığım İzmir Kitap Fuarı’nda bu sene dikkatimi çeken başka bir ayrıntı ise giriş kattaki konferans salonunun imza salonuna dönüştürülmüş olmasıydı. İlk başta “ne sakıncası var ki?” gibi bir soru akla gelebilir fakat işlevine bakıldığında, amaç da ortaya kendiliğinden çıkmış oluyor. Bu salonlarda rüştünü ispatlamış hiçbir yazarı göremezsiniz. Çoğunluğunu “Wattpad” yazarlarının oluşturduğu salonda yine yazar kimliği olmayan Türkan Şoray, İlker Başbuğ gibi popüler makyajlı, çiçeği burnunda yazarları görürsünüz. Bunun okuması şudur; gerçekte bu salonlar “Wattpad” yazarları için hazırlanmıştır. Fakat araya yine popüler ama yetişkin isimler dahil edilerek karma bir görüntü oluşturuluyor ve böylece dikkatten kaçırılıyor. Daha net ifadeyle; toplumun kültür damarlarını kesecek olan plan, proje kapsamlı ve alttan alta sinsice yürütülüyor.

Buradaki standların önünde biriken kalabalığın çoğunluğunun orta-lise öğrencisinden ibaret olması, eleştiri yönelttiğimiz durumu özetlemeye yetiyor. Yaşları 15-17 arasında değişen bu kitleye yenileri eklenerek günden güne kalabalık bir hal alıyor. İşte, ziyaretçi sayısının bu sene % 12. 5 artmasının nedeni de budur. Wattpad standlarının önünde yığılan, çığlıklar atan bu kitle her alanda dönüştürülen, yozlaştırılan, değersizleştirilen “Yeni Türkiye” projesinin sorunlu kuşağıdır. Gençlerin ideallerini, umutlarını, özgürlüklerini çalarak pazarlayan, onları şöhret etiketiyle köleleştirme programlarına dahil ederek sömürenlere sessiz kalmak veya mazeret bulmak, edebiyatımızı kültürel kuşatmaya teslim etmek demektir.

Veysel Boğatepe

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır

Exit mobile version