Müzeler bildiğiniz üzere bir kültürün, bir toplumun belleğinin saklandığı ve sergilendiği yerlerdir ama bu müzede hayatın acımasız yönünün insan belleğine oynadığı oyun sahneleniyor. Meşhur Louvre Müzesi‘nin bir benzerini adeta belleğin doğaçlama olarak kurduğu bir piramit içinde geçiyor bu oyun.. Bir ailenin üç kuşak hikâyesinden arta kalan mektupların, kaybolan eşyaların, insanların, mesafelerin ve fotoğrafların ardında bıraktığı yas. Ve bunun dramını yansıtan hafızasını kaybeden bir müze!
Oyuncu Nilay Erdönmez konsept, sahne, dekor ile öyle bütünleşiyor ki; acıların, hasretlerin, kayıpların kurbanı rolünde hafızasını kaybeden müzenin ayrılmaz bir parçası olarak büyülüyor. Oyunda da anlatıldığı gibi mesafeler her şeyi bitirirken yazıya aktarılan keder ise hiçbir şeyi değiştiremiyor. Bu müzede acıları hatırlamaktansa hafızayı kaybetmek yegdi belki de..
“Bellek”, “Yas”, “Kayıp” ve “Aile” gibi konuları elen alan oyun, seyirciyi kendi yasının da izlerini sürmeye davet ederken hayatın herkese sunabileceği acıların, ayrılıkların yarattığı travma sürecini dramatik bir şekilde bir film şeridi gibi izleyiciye sunuyor. Ama herkese kendi hayatının filmini..
Bu sezon 8. kez izleyici karşısına çıkan “Hafızasını Kaybeden Müzeden Bir Traktöre Mektuplar” oyunu garajistanbul‘da sahnelenmeye devam edecek. Müze-traktör sürreal ilişkisinin gerçeğe dönüşümüne tanıklık etmek için takipte olun.
Oğuz Kemal Özkan

