Site icon Kitaptan Sanattan

Pemra Oğuz İle ‘Josef’ini Konuştuk

Pemra Oğuz ile 'Josef'ini konuştuk.. 1

Pemra Oğuz İle ‘Josef’ini Konuştuk

İlk kitabı ‘Utanmazlık Mahareti’ ile dikkatleri üzerine çeken, ‘Josef’i ile sahte aşklara ve ahlak bezirganlarına meydan okuyan Pemra Oğuz ile yaptığımız bu röportajı ahlak ölçülerinizi bir kenara bırakarak okumanızı tavsiye ederim.

Josef ile ilişkisinin, ötekileştirenlere karşı mücadelenin ve gerçek bir aşkın bir kitaptan izlerini bulacaksınız..

Oğuz Kemal Özkan/KitaptanSanattan.com

Nedenini bilsem “şiir” olmazdı.

Çizginin dışında!

Ben bu hayata bir kez geldim, tek atış hakkımı birilerinin ne düşüneceği kaygısıyla harcayamam. TC vatandaşı bir kadın olarak yaşadıklarımızı okumaktan da utanmamalıyız diye düşünüyorum, yazıyorum.

Ben üst komşunuzdan farklı bir hayat yaşamıyorum, sadece yaşadıklarımızdan algımız farklı. Siz sevişirken ben yüzünüze bakıyorum, şiir orda. Yazdıklarımı küstahlık olarak gören, kadınlığımı bağıra çağıra yaşadığım için ayıplayan zihniyete çelmeyi, yine kendileri takıyor. Arkadan gelen yeni nesil inanılmaz bilinçli ve farkında. Gelecekten ümidim var ama şimdiki zamanda sessiz kalmayı hiç düşünmüyorum. Hayatımda ilk kez gaz bombasından yaşardı gözlerim. Bizi ötekileştirenlere, bir  bütün olduğumuzun farkına varmalarını sağlamak için tek yapabildiğim yazmak.

Bana benim armağanım. “Yok” adam olarak hep hayatımda olan, insanlardan soyutladığım, şizofreniye dönüşüm, Günümüzde yalnızlaştırılmış ve “az” la yetinme öğretisi dayatılmış mutsuz bir toplumla yapış yapış yaşıyoruz. Mutluluk; yıldızlardan daha uzakken, bunca etin kemiğin ve sıvının arasında kalp “hiç” olmuşken, hayallerimde kusurlarıyla kusursuzlaşmış bir Josef vardı ve geniş zamana yayıldı. Bütün olduk, kitap olduk. Bütünüyle yaşadıklarımız gerçektir Josef’ le. Okuyucu asla kurgu kaygısı olmadığını bilmeli.

Gerçek bir aşk yaşayamamışken kimse, herkesin ağzında bir “aşk” sakızı var çiğnenip tükürülen. Aşk; artık filmlerde, şiirlerde, romanlarda.

Tanrı “ben” in ta kendisi…Benden olan bana varan. Ahlak? İşte buna inanmıyorum.

Yalnızlık, benim seçimim. Bir terk ediliş, itiliş değil. Kendimi hiçbir şehire veya insan ait hissedememe durumu. Bedri Baykam bunun çok iyi gözlemlemiş olmalı ki, sizlere de aynayı böyle tutmuş.

Zor soru:) En başından bana ilk güvenen, inanan kişi Bedri Baykam’dı. Daha hiç kitabım yokken ‘Şehvetin Tadı’ sergisinde şiirlerimi duvarlara astı. Devamında insanlar kitap beklediler benden. Sırtımda elini hep hissettim. Bir an bile şüphe etmedi, inancını kaybetmedi bana. Bedri Baykam, aklına, sanatına, tavrına şapka çıkardığım, tanıdığım en cüretkar adamdır.

Tanrı bana kıyak davranır da uzun yıllar yaşarsam, daha çok kitap yazacağım, ağzımı dolduran hayaları anısına hayatın.

Exit mobile version