Popolo Grasso – Veysel Boğatepe yazdı…
Floransa halkı; orta çağlar da zengin tüccarlar ile parası bol aristokratlara ”Popolo Grasso” yani ”besili kişiler” derlerdi. Sanatçılar da besili kişiler sınıfından sayılırdı. Hani, haşa en ufak bir entelektüellik iddiamız yok ama Etiler-Nişantaşı lay-lom’undan hazmedemeyen biri olarak sanatçı-zanaatçı kısmının yaratma alanına kafayı fena takmış durumdayım.
Sahra çöllerinde üç yapraklı yonca aramak
Henüz yaşam ve çıkar kavgasını içine düşmedikleri için dünyaya cömert, hesaptan uzak gözlerle bakan gençleri cilalı-macunlu laflarla zehirleyen “Zanaat Üreticileri”ne ailelerin seyirci kalması ve hatta desteklemesi düşündürücüdür. Bir çoğu yaşamlarını kazanabilme çağına geldiklerinde pek çoğunun saf, paylaşımcı duyguları ve düzgün tahlilleri geride kalacaktır. Pek azı da toplumun yüksek çıkarlarını gözetirken, bugün cebinin hizmetine girenlerin uyduğu çarklara kendilerini kaptırmamak için mücadele etmeyi tercih edeceklerdir. Veya ben çok safım, öyle ümit ediyorum!
Beyni oksijensiz kalan kültürsüz, özentili, ilkesiz, kimliksiz ve kişiliksiz, uzlaşmak yerine çatışan, çelişen, feodal zorba anlayışlarıyla orta çağlarda olduğu gibi koloniler halinde yaşamakta ısrar eden, site ile gecekondular arasına sıkışan kalabalıkların, sanat ürünleri yerine zanaat ürünlerini tercih etmeleri pek tabii ki doğaldır. Az gelişmiş ve peşin sıra gelen özentili, kolay yoldan para kazanmak için gövdelerini sermaye ederek meşrulaştırmayı ilke edinen yoz-uyuz bir gençliğin önünde, sanattan ziyade sağmal inekliğin ve besili bir geleceğin alabildiğine uzandığını görmemek için gerçeklere şaşı bakmak gerekir.
Kendi aralarında ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde sanatı “Fast Food” kültürüyle yoğuran, sanatçıdan çok kokteyl farelerinin cirit attığı ortamlarda benim gibilerin sanatçı araması, sahra çöllerinde üç yapraklı yonca aramak gibi bir şey olur. Bu da benim kusurumdur fakat “kusura bakma” gibilerinden ezberletilmiş sözlerin benim lügâtımda yeri de yoktur. Çünkü; kusuru düzeltmek için öncelikle bakmak ve görmek, tartışma götürmeyen ön koşulların başında gelir.
Veysel Boğatepe

