Site icon Kitaptan Sanattan

Portrelerin Sessiz Tanığı: Kadir İncesu

Portrelerin Sessiz Tanığı: Kadir İncesu

Portrelerin Sessiz Tanığı: Kadir İncesu – Sertaç Çelik yazdı…

Kimi zaman bir kitap fuarında, kimi zaman bir şiir dinletisinde ya da bir sergi açılışında karşılaşırsınız onunla. Sessizdir, geri plandadır. Ama deklanşöre bastığında, o anı ölümsüz kılacak zamanı sezmiş olduğunu anlarsınız. Çünkü o, yalnızca bir sanatçının değil; bir çağın hem tanığı hem anlatıcısıdır.

Fotoğraf sanatında herkes kadrajın arkasına geçebilir ama herkes karşısındakini görünür kılamaz. Oysa Kadir İncesu, uzun yıllardır kültür, sanat ve edebiyat dünyasının tanıdık yüzlerini sadece görünür kılmakla kalmadı; onları zamanın ötesine taşıdı. Çektiği her portrede bir sükûnet, bir içtenlik gizlidir. Çünkü o, yalnızca objektife bakan bir yüzü değil, o yüzün ardındaki öyküyü, düşünceyi ve yaşam izini de yakalamayı başarır. Onun fotoğrafla kurduğu ilişkide estetik kadar duygu da belirleyicidir; bu yönüyle ışığın değil, insanın peşindedir.

1 Mayıs 1969 İstanbul doğumlu olan İncesu’nun hikâyesi, lise yıllarında Ali Sami Yen Stadı’nın kale arkası tribünlerinden çektiği fotoğraflarla başlar. Futbol tutkusu ile başlayan bu yolculuk, zamanla yerini edebiyata ve kültür sanat dünyasına bırakır. Kendi ifadesiyle, futbolu bırakmak zorunda kaldığı bir dönemin ardından kendini okumaya verir; günde yüzlerce sayfa kitap okuduğu bu süreç, onun yönünü belirleyen en önemli eşiklerden biridir. İstanbul Kitap Fuarı ile tanışması ise fotoğrafla edebiyatı buluşturan o özgün hattın başlangıcıdır.

Bir dönem Rıfat Ilgaz’ın kurucusu olduğu Çınar Yayınları’nda çalışması, onu edebiyat çevresinin tam ortasına taşır. O yıllar, yalnızca bir tanıklık değil; aynı zamanda bir birikim sürecidir. Nitekim söyleşi yapmaya başlaması da bu döneme rastlar. Kendi sözleriyle anlatırsak: “Sorularımı soruyorum, yanıtlarımı alıyorum… Söyleyen kadar söyleten de önemlidir.”

İncesu’nun üretimi yalnızca fotoğrafla sınırlı değildir. Yıllar boyunca kaleme aldığı söyleşiler, onun sanatçılarla kurduğu ilişkinin başka bir boyutunu açığa çıkarır. Söyleşilerinde yüzeyde kalanla yetinmez; karşısındaki ismin çocukluğuna, belleğine, yazınsal serüvenine doğru derinleşir. Bu yaklaşımını şu sözleriyle açıklar: “Merak ettiğim ne varsa peşine düşüyorum.”

Bu merak, onu klasik soru-cevap kalıplarının ötesine taşır. İncesu için söyleşi, yalnızca bilgi almak değil; aynı zamanda bir hafızayı birlikte yeniden kurmaktır. Nitekim bir söyleşide dile getirilen şu ifade, onun yaklaşımını özetler: “Eski defterlerin sayfalarını birlikte yeniden çevirmek…”

Bu birikimin önemli bir bölümü, “Dile Gelen Kalem” adıyla kitaplaşmıştır. Pakize Türkoğlu’ndan Ülkü Tamer’e, Ayla Kutlu’dan Refik Durbaş’a uzanan geniş bir yelpazede on iki edebiyatçıyla yapılan söyleşileri içeren bu kitap, yalnızca bir seçki değil; aynı zamanda bir dönemin edebî ve düşünsel iklimine açılan bir kapıdır. İncesu’nun da vurguladığı gibi, her söyleşi yazarla ilgili pek çok bilinmeyen bilgiyi içerir ve geleceğe bırakılmış bir kaynak niteliği taşır.

Onun portrelerinde rastgele bir pozdan söz edilemez. Her kare, İncesu’nun kişisel birikiminin, sanatçılara duyduğu saygının ve ince gözlem gücünün ürünüdür. Yüzlerdeki çizgiler, bakışlardaki derinlik, dudak kenarındaki o kısa tebessüm… Hepsi onun vizöründen geçerken bir anlatıya dönüşür. Aynı anlatı gücü, söyleşilerinde de kendini hissettirir.

İncesu için fotoğraf ve söyleşi aslında aynı yerden beslenir. Bunu en yalın hâliyle şu sözünde görmek mümkündür: “Röportaj da fotoğraf da benim için aynı anlamda.” Bu ifade, onun sanat anlayışının özünü ortaya koyar. Her iki üretim biçimi de bir anlama ve anlatma çabasının parçasıdır.

Bugüne kadar birçok gazete ve dergide yayımlanan yazıları, armağan kitaplarda ve seçkilerde yer alan fotoğrafları, onun disiplinli ve ısrarlı bir emeğin insanı olduğunu gösterir. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi olan İncesu, “Bir Kilo Peynir ile Bir Kitap Arasında Kalmak” başlıklı yazısıyla 2022 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Gazetecilik Başarı Ödülleri Kültür Sanat Haber Ödülü’ne değer görülmüştür. Bu ödül, onun yalnızca tanıklık eden değil, aynı zamanda nitelikli bir anlatı kuran bir kalem olduğunu da ortaya koyar.

Kadir İncesu’nun fotoğrafları yalnızca bir arşiv çalışması değildir; aynı zamanda bir tanıklık biçimidir. Bugünün sanat insanlarını belgelemekle yetinmeyen, onları anlamaya çalışan bir bakışın ürünüdür. Bu nedenle yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda, onun karelerinde yalnızca yüzleri değil; bir çağın kültürel belleğini, bir kuşağın ruhunu da bulacağız.

Sertaç Çelik

Kadir İncesu Yazıları ve yayınları:
Söyleşi ve yazıları Evrensel, Evrensel Kitap, Cumhuriyet, Cumhuriyet Kitap, Yurt Kitap, BirGün, BirGün Kitap, Varlık, Berfin Bahar, Kar, Tay, Şehir, Kurşun Kalem, Yaşam Sanat, Kıyı, Gazete Kadıköy ve Sanat Yaprağı’nda yayımlanmıştır.

Kadir İncesu Kitapları
Güngör Gençay ile birlikte “Maviden Yeşile Naci Girginsoy” (Gerçek Sanat Yayınları, 2010),
Osman Bozkurt ile “Güngör Gençay’ın Ardından” (Usar Yayıncılık, 2013),
Osman Bozkurt ve Çağlar Mirik ile “60. Sanat Yılında Bülent Habora” (Yar Yayınları, 2014),
“Dile Gelen Kalem” (Usar Yayıncılık, 2019)
adlı kitapları hazırlamıştır.

Değerler Azaldıkça İnsan Da Azalır

Exit mobile version