Sevil Dolmacı İstanbul, çağdaş sanatçı Sinan Saül’ün Paradox of Plasticity (Plastisitenin Paradoksu) isimli yeni kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.
31 Mayıs-30 Haziran günlerinde Villa İpranosyan’da gerçekleşecek sergi, izleyiciyi biçim ve boşluk, yaratım ve yıkım arasındaki ince çizgiyi sorgulamaya davet ediyor.
Sinan Saül, resme şiir ya da şarkı yazmak gibi nazik bir ifade biçimi olarak değil; içgüdüsel, vahşi bir arınma alanı olarak yaklaşır. Üretimi, bilinçdışının filtresiz ve çelişkili yansımalarıyla şekillenir. Bu yönüyle Saül’ün pratiği, Nietzsche’nin “Sanat, yaşamın trajik yükünü taşımamıza yardım eden yalandır” sözünü hatırlatır; çünkü burada sanat, güzelliğe değil, gerilime dayanır. Tuval artık sadece bir yüzey değil, Saül’ün çatışmalarının ve arayışlarının şekillendirdiği, paradoks dolu bir plastisite haritasına dönüşür — anlamla anlamsızlık, biçimle çözülme, kontrolle taşkınlık arasında salınan, çözülmekte olan bir yüzey.
Saül’ün işlerinde yaratıcı-yok edici, kahraman-kurban, tanık-eylemci gibi çatışmalı ikilikler öne çıkar. Bu ikilikler, sanatçının figürlerinde bastırılmış arzular değil; ilkel hafıza, tarihsel şiddet ve içsel yankıların izlerini taşır. Siyah arka fon ise yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkar; zaman ve mekân algısını askıya alan, potansiyelin henüz şekillenmediği bir başlangıçsızlık hâline işaret eder. Karanlık bu bağlamda, geçmişin döküldüğü ve geleceğin henüz belirlenmediği bir eşikte izleyiciyi bekler. Farklı dillerde kullanılan sözcükler ise izleyiciyle bilinçli bir mesafe kurar; bu anlaşılmazlık bir engel değil, anlam arayışına ve yaklaşmaya davettir. Saül’ün pratiği, tüm bu zıtlıklar arasında dolaşarak izleyiciye düşünsel bir alan açar.
Sergide öne çıkan eserler, sanatçının varoluşsal sorgulamalarını ve çatışmalarını yansıtır. 25.7 adlı çalışma, sadece fiziksel değil kavramsal anlamda da ağır bir yük taşır; iç döküm ve arınma alanı olarak görülür. Becoming Superbeast, yıkım ve yaratımın iç içe geçtiği, henüz medeniyet tarafından ehlileştirilmemiş bir güç halini betimler. Obelisk, tarih boyunca zaferin ve anmanın simgesi olmasına rağmen burada parçalanmış, suskun bir ağıt olarak karşımıza çıkar. Immortals ise kahramanlık ve kurbanlık arasındaki trajik ikilemi yansıtır. Saül’ün işleri, izleyiciyi kesin cevaplardan ziyade yeni sorularla buluşturarak, varoluşun karmaşık gerçekliklerine kapı aralar.
Sevil Dolmacı İstanbul, Sinan Saül’ün çarpıcı ve sorgulayıcı dünyasına kapı aralayan Paradox of Plasticity sergisine, alışılmışın ötesine geçmek, görsel ve duygusal sınırları zorlamak isteyen tüm sanatseverleri davet ediyor.
Açılış:
Cumartesi, 31 Mayıs
Saat: 16.00 – 20.00
Villa İpranosyan, Beşiktaş
Sinan Saül Hakkında
1989’da İstanbul’da doğan Sinan Saül, 2008 yılında Saint Benoît Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine Milano’da, Bocconi Üniversitesi’nde devam etti ve finans alanında lisans derecesini tamamladı. Art Brut yaklaşımını benimseyen Saül, resmi rafine bir anlatım olarak görmez. Kendine özgü görsel dili ile yarattığı eserleri, biçimsel ve estetik kalıpların dışındadır, sanatı içgüdüsel ve filtresiz bir ifade biçimi olarak ele alır. Eserlerinde sıkça karşılaştığımız karikatüristik ve tekinsiz figürler, sanatçının iç dünyası ile dış dünyanın kaotik yapısı arasında kurduğu gerilimli dengeyi temsil eder.
2018 yılında açtığı ilk kişisel sergisi Karanlığın Tüm Katmanları (The Gamut of Darkness), sanatçının giderek kararan ve derinleşen anlatım dilinin başlangıcı oldu. Mürekkep ve yağlıboya gibi malzemeleri kullanarak oluşturduğu katmanlı yapıtlarında; kişisel tarih, edebiyat, müzik ve popüler kültürden izler taşıyan bir anlatı kurar.
Saül, İstanbul’da yaşıyor ve üretimlerine devam ediyor.
