Sovyetler Birliği Döneminden 9 İkonik Bina
Brütalist binalar soğuk ve ruhsuz olarak tanımlansalar da Sovyet Brutalizmi’nin mimari tarzı son derece çeşitli ve çok işlevli idi.
Brütalizm mimari akımının kökenleri İngilizlere dayanmaktadır, ancak tam potansiyeline Demir Perde’nin ardındaki Sovyetler Birliği’nde ulaşmıştır. Bu mimari tarz, savaş sonrası yıkılan şehirleri uygun fiyatlı ve verimli bir şekilde yeniden inşa etme zorunluluğundan doğmuştur. Günümüzde bağımsız ülkelerde hâlâ ayakta duran Sovyet Brütalist binaları, ideolojiyi, bölgesel ve ulusal gelenekleri ve iklim koşullarını yansıtan cesur ve iddialı projelerdi. Moskova’nın merkezinden uzak Küba’ya kadar, Sovyet Brütalizminin göz kamaştırıcı ihtişamını sergileyen dokuz dikkat çekici örneği keşfedin.
İşte O İkonik Binalar
1. Gürcistan Bankası, Tiflis, Gürcistan
Sovyet brutalist mimarisinin muhtemelen en klasik örneği, şu anda Gürcistan Bankası’nın genel merkezi olarak hizmet veren binadır. 1975 yılında tamamlanan bina 18 katlıdır.
2. Kiev Krematoryumu, Kiev, Ukrayna
İkinci Dünya Savaşı ve özellikle de Babı Yar’daki Nazi katliamından sonra 1960’lı yıllarda bölgede tartışma konusu olan bir durumdu. Tam bu sırada oldukça tuhaf bir şekle sahip olan neomodernist beton krematoryum Kiev’de inşa edilmiştir. Krematoryumun inşası yaklaşık 10 yıl sürmüş ve 1982 senesinde tamamlanmıştır. Fonksiyonel yapılar ve mekanizmalar, ziyaretçilerin dikkatini yakma ve gömme işlemlerinin fiziksel yönlerinden uzaklaştırmak amacıyla yer altına gizlenmiştir. Konunun hassasiyeti nedeniyle mimarlar yapıyı, insanların ölümle ilişkilendirmeyeceği bir şekilde tasarladılar.
3. Nükleer Atomcular Evi(Gemi Evi), Moskova, Rusya
Moskova’nın güney kesiminde yer alan 1970-1986 yılları arasında inşa edilen bu bina, sakinlerine yaklaşık bin daire sunan uzun vadeli bir deneysel projeydi. Sovyet Brutalizmi dönemine ait, özellikle nükleer reaktör inşaatlarında deneyimli mühendislerin ve nükleer bilimcilerin yoğunlukla ikamet etmesi nedeniyle Moskovalılar tarafından “Nükleer Atomcular Evi” olarak adlandırılan yapıdır.
Moskovalılar arasında, bina bir yolcu gemisine benzemesi nedeniyle hızla “Gemi Evi” olarak anılmaya başlandı. Ayrıca , tek odalı dairelerde yaşayan çok sayıda bekar mühendis nedeniyle “Bekarlar Evi” olarak da biliniyordu. Bina hala aktif olarak kullanılmaktadır, ancak devasa boyutu nedeniyle cazibesini kaybetmiştir.
Baş mimar Vladimir Babad, daha önce hiç konut kompleksleriyle çalışmamıştı, ancak nükleer reaktörlerin inşasında muazzam bir deneyime sahipti. Uzmanlığı, Gemi Evi’nin depremlere karşı ekstra dayanıklı olmasını sağladı. Duvarlar 87° veya 93° açıyla inşa edildi, böylece bina Moskova’da hiç deprem olmamasına rağmen depreme dayanabilecekti. Hatta iddiaya göre bombalamalara ve nükleer patlamalara bile dayanabilirdi.
4. Kişinev Sirki, Moldova
Kişinev Devlet Sirki’nin brutalist binası, şehrin tarihi kaynaklarda ilk kez geçmesinin 545. yıldönümünü kutlamak için inşa edildi. Mimarlar cepheyi palyaço ve akrobat heykelleriyle süslediler. İç mekanda ise erken Sovyet avangard sanatına gönderme yapan renkli mozaikler yer alıyordu. 1982’de açılan Kişinev Sirki, brutalist mimari örneklerini hatırlatan oldukça haşmetli bir binaya sahip. SSCB’nin dağılmasıyla işlevini yitiren Kişinev Sirki onlarca yıl boyunca terk edilmiş halde kaldı. Bina yavaş yavaş çökmeye başladı ve heykel palyaçoların başları korozyon nedeniyle kırıldı. Ancak son yıllarda Moldova hükümeti binayı restore etme ve önemli bir kültürel miras parçası olarak koruma planlarını açıkladı.
5. Bilim Akademisi Genel Merkezi, Moskova, Rusya
Sovyet Brutalizminin efsanevi ve tartışmalı bir örneği olan Bilimler Akademisi genel merkezi, uzun zamandır beklenen ve gerçekleştirilmesi özellikle zor bir projeydi. Bina 1960’larda tasarlandı, ancak mimarlar neredeyse her aşamada engellerle karşılaştıkları için inşaat çalışmaları sürekli olarak gecikti. Otuz yıllık planlama ve inşaat sürecinde Sovyetler Birliği çöktü ve binanın bağlamı ve amacı neredeyse bir gecede değişti.
Siyasi kargaşa ve belirsizlik ortamında yaşayıp çalışamayan birçok Rus bilim insanı, yeni inşa edilen genel merkeze yerleşmek yerine yurt dışına taşındı. Bazı batıl inançlı yerel halk, insanların buradan ayrılmasının sebebinin lanetli topraklar olduğunu iddia etti. Bir efsaneye göre, bölge mezbahalarla doluydu ve toprak kanla ıslanmıştı.
Binanın yapısı, orada çalışanlar için bile gizemini koruyor. Kimileri, üst kısımdaki metal yapıların bazı özel hizmet tesislerini gizlediğini söylüyor. Yeraltında kaç kat olduğu veya insanların bunlara nasıl erişebildiği kesin olarak bilinmiyor. Kompleksin her yerinde yüzlerce gizli asansör de bulunuyor. Üst katlarının kendine özgü altın renginden dolayı bazen “Altın Beyinler” olarak da biliniyor.
6. Aul Toplu Konut Kompleksi, Almatı, Kazakistan
Kazakistan’daki bu konut kompleksinin yuvarlak kuleleri, Sovyet konut deneylerinin en cesur ve iddialı parçaları arasındaydı. 1986 ve 2002 yılları arasında aşamalar halinde inşa edilen Aul , adını Orta Asya ve Kafkasya bölgesinde bulunan belirli bir tür taş yapılı müstahkem köyden almıştır. Dairesel formlar, yumuşak kıvrımlı yollar oluşturarak sakinlerin daha doğal hareket etmesine olanak sağlamıştır.
Aul’un şaşırtıcı tasarımını anlamanın anahtarı, bölgenin sert iklim koşullarını gözlemlemekte yatıyor. Yuvarlak balkonlar, dairelerin içine giren ısı ve ışığı sınırlamak için tasarlandı. Almatı’daki deprem aktivitesi son derece yüksek olup, tüm yüksek binalar için ek destek ve güvenlik önlemleri düşünüldü. Her kule, birbirini destekleyen ve ağırlığı yeniden dağıtan üç yuvarlak yapıdan oluşuyor.
7. Sevan Gölü Yazarlar Birliği Evi, Ermenistan
Ermenistan’daki Sevan Gölü’ne bakan yuvarlak beton yapı, “Brütalizm” terimi ortaya çıkmadan onlarca yıl önce inşa edilmiş olmasına rağmen, yine de bu kategoriye giriyor. 1932’de bina, Sovyet Yazarlar Birliği üyeleri için bir dinlenme yeri ve çalışma alanı olarak işlev görüyordu. Kavisli cam teras, gölün daha geniş bir manzarasını sunarken, hemen altında açık hava dinlenme alanları da bulunuyordu.
8. Rusya Büyükelçiliği Binası, Havana, Küba
Küba’daki Sovyet büyükelçiliğinin heybetli kulesi, hem Konstrüktivist mimariye bir gönderme hem de bölgedeki hakimiyetin bir göstergesiydi. Küçük pencereler ve kalın beton, ısı ve ışıktan koruma sağlarken aynı zamanda Sovyetlerin istikrarlı varlığının psikolojik etkisini de artırıyordu.
9. Özbekistan Devlet Tarih Müzesi, Taşkent, Özbekistan
Taşkent’teki devlet müzesi, görünüşte uluslararası ve kişiselleştirilmemiş Brütalist tarzın yerel gelenek ve göreneklerin etkisi altında nasıl şekillendiğinin en önemli örneklerinden biridir. Aslen 1970 yılında Vladimir Lenin’e adanmış bir müze olarak inşa edilmiştir. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Özbekistan ve Orta Asya tarihine odaklanmıştır. Teknik olarak Sovyet Brütalist mirasının bir parçası olmasına rağmen, alışılmadık derecede dekoratif bir görünüme sahiptir.

