Sualp Güreşçioğlu:
‘Oluşan Koleksiyon Bir Amaç Değil, Sonuç Benim İçin’
Ankara’da Genç Sanatçılara Destek Olan Koleksiyoner
Yaklaşık son on yıl içinde Ankara’da görsel sanatlar alanında sergi açılışı, fuar, sempozyum, konferans başta olmak üzere tüm etkinlikte Sualp ve Esra Güreşçioğlu çiftini görmek mümkündür. Güreşçioğlu çiftinin genç sanatçılara sağladığı destek ortadadır.
Tüm sergi açılışlarında sürekli arzı endam etmelerine rağmen nedense satın alma konusunda sürekli çekingen davranan bazı sanatseverlerle kıyaslandığında Sualp ve Esra Güreşçioğlu çiftinin sanata sağladığı katkı ve sürekliliği nedeniyle onları Ankara sanat dünyasında farklı ve ayrı bir yere koymamız gerektiği düşüncesindeyim. Son dönemde giderek küçülen Ankara sanat dünyası ve piyasasında varlıkları ile katkısını sürdüren Güreşçioğlu çifti özellikle genç sanatçıların hamisi niteliğindedir.
Bu söyleşiyle sanatsever Sualp Güreşçioğlu’nun sanat katkısını kayıt altına alıp, parmak izlerinin sanat tarihimizde oluşturulmasını sağlayarak zaman ve mekân aşırmak istemekteyim.
KitaptanSanattan.com / Vecdi Uzun
-
-
Sizi tanıyabilir miyiz? Hangi sektörde faaliyet gösteriyorsunuz?
-
1961 Gönen/Balıkesir doğumluyum. 1985 yılında Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldum. 40 yıldır inşaat sektöründeyim. Faaliyet alanımı, değişik kullanımlara ait yapıların mimari tasarımlarını yapmak ve tüm mühendislik projeleriyle uygulama projelerinin hazırlanmasını koordine etmek ve istenirse inşaat yapım sürecinde danışmanlık ve mesleki kontrollük hizmetlerini yapmak olarak tanımlayabilirim.
‘Oluşan Koleksiyon Bir Amaç Değil, Sonuç Benim İçin’
-
-
Koleksiyoncu kişiliğinizi nasıl tanımlarsınız? (örneğin; yatırımcı, sanat tutkunu vb.)
-
Sadece sanatsever tanımı yeterli olur benim için. Oluşan koleksiyon bir amaç değil, sonuç benim için. Dolayısı ile kişiliğimi tanımlayacak gerçek reflekslerim, varoluşsal içgüdülerimin korumacı, mücadeleci, isyan eden ve belki de öfkeyle veya sevgiyle veya mutluluk ile beslenmiş düşüncelerimden kaynaklıdır.
Sanırım sanatsal değeri olan veya olabilecek eserler edinmek anlamında koleksiyonumuzu oluşturdum demek fazla iddialı bir söylem olur. Benim pozisyonumda yani bir işçi çocuğu olarak sınırlı ve zor şartlarda üniversite okumuş, ekonomik olarak hiçbir birikimi olmayan birisinin tahmin edeceğiniz gibi sanatsal değeri olan edinimler elde etmesi hemen kısa zamanda mümkün değildir çünkü öncelik sırasında çok daha yaşamsal halledilmesi gereken işler vardır. Ailemin de elinde bu anlamda hiç bir eser olmamıştır. Dolayısı ile ilk satın aldığım ve bir “sanatçı” tarafından yapılan “sanat eseri” bir koleksiyon yapma fikrinden çok uzaktı. Zaman içinde benim de başlangıçta hiç öngörmediğim bir birikim oluştu. Tamamen kişisel beğenilerimize, sezgisel seçkilerimize ( her insanın doğumundan ölümüne kişisel yolculuğunun biricik ve emsalsiz olduğu bilinci ile söylüyorum) dayalı olarak oluşan bütünü bir koleksiyon olarak değerlendirebilir miyiz? Şüphesiz Sualp ve Esra Güreşçioğlu kişisel koleksiyonu olarak evet diyebiliriz, ama profesyonel bir bilinçle oluşturulmuş bir koleksiyon mudur? Hayır. Tabii, bu koleksiyonumuzu anlamsızlaştırmaz belki de içinde birden fazla değerli koleksiyon çıkma potansiyelini de taşıyordur.
-
-
Koleksiyonculuğa başlama hikâyenizi öğrenebilir miyiz? Ailenizde başka koleksiyoncu var mı? Ana hatlarıyla koleksiyonunuzu nasıl tarif edersiniz?
-
Yukarıda biraz bahsetmiş olduğum gibi ailemde konumuz kapsamında başka koleksiyoncu yok. Bizim koleksiyonculuğumuza da zaman karar verecek doğal olarak. Yaklaşık 20 yıldır değişik sanat yapıtları alıyorum. Her insan kazancını istediği şekilde değerlendirme hakkına sahiptir ve öncelikleri tamamen kendisini ilgilendirir. Kendi adıma bu alana para harcama tercihimi dünya-hayat görüşüme, politik görüşüme, felsefi görüşüme, almış olduğum mesleki eğitime, estetik anlayışıma, kültürel birikimime, bilmediğim genetik kodlarıma bağlamak mümkündür ve yadsınamaz gerçekliktir. Ancak şunu kesinlikle biliyorum ki kazancıma göre başka harcamalardan vazgeçerek ve bir koleksiyon yapma niyetinden uzak ve amaç edinmeksizin, orantısız ve abartılı bir sanat yapıtı alma sürecim; sanat ve kültür karşıtı politik söylemlerin hiç te bu ülke coğrafyasına, kadim topraklarına, derin medeniyetlerine, kültürel çeşitliliğine ve devletin kuruluş amacına yakışmayacak düzeyde en üst düzey makamlar tarafından yüksek sesle dillendirilmesinden sonra olmuştur. Maalesef bu çağ dışı kültür-sanat politikası halen daha devam etmektedir ve sanat alanının bugün dünden daha çok desteğe ihtiyacı vardır. Satın alma gücümün sınırları içinde özellikle genç sanatçılarımızın yapıtlarını (daha sonraki karşılaşmalarımızda ilk satışları olduğunu öğrendiklerim oldu) almak benim için bir ödev-görev haline geldi. Doğrusu bu kadar uzun süreceği aklıma gelmemişti. Sanırım bu anlattıklarımdan hiç bir ticari beklentim olmadığını anlamışsınızdır. Bu yüzden koleksiyonum bana anlamlıdır ve alınan eserin piyasa değerini düşünerek alım yapan sanat eseri yatırımcıları için anlamsız gelebilir, daha fazla imkânım olsaydı ve genç sanatçılara daha çok destek verebilseydim daha da mutlu olurdum şüphesiz. Dolayısıyla ana hatlarıyla çağdaş genç Türk sanatçılarının ürettikleri eserler koleksiyonumuzu oluşturmuştur.
-
-
Kaç eserlik bir koleksiyona sahipsiniz?
-
Koleksiyonda yaklaşık 1000 parça resim, heykel ve seramik eserle birlikte 130 parça kadar arkeolojik eserin kopyaları (replika) ve 20 adet Afrika Sanatına ait ahşap ve bronz heykeller bulunmakta.
‘Benim Ve Eşimin Beğenilerini Alıyoruz’
-
-
Koleksiyonunuzu nasıl bir yaklaşımla oluşturuyorsunuz? Tek başınıza mı ya da yardımcı, danışman vb. kişilerden destek alıyor musunuz?
-
Tamamen benim ve eşimin beğenilerini alıyoruz. Zaman içinde pek çok sanatçı, sanatsever, sanat galerisi sahipleri ve akademik dünyadan dostlarımız oluştu. Sergi, fuar ve gezilerde yapmış olduğumuz sohbetlerimiz ve fikir alışverişlerimiz, okuduğumuz dergi ve kitaplar, izlediğimiz sinema ve belgeseller, müze ziyaretleri, sempozyum sunuşları vb. etkinlikler bizi yeterince besliyor ve fikir veriyor, yani sahada doğrudan yer alıyoruz, dolayısıyla profesyonel bir yardımcı veya danışmanımız olmadığı gibi bu hizmetlerin karşılığını ödeyeceğimiz maddi kaynağımız da yok.
Eser sipariş etmiyoruz. Sanatçıyı yönlendirme işini çok da doğru bulmuyoruz açıkçası. Sohbetlerimiz içinde, sanatçının kendi içinden eser üretme fikri geçerse o başka bir durum oluyor tabi. Bu bağlamda koleksiyonumuzda birkaç eser var. Eser satın alımında dikkat ettiğimiz tek şey, eseri beğenmemiz, sanatçısı ile kurduğumuz bağ ve satın alma gücümüz doğrultusunda fiyat performans ilişkisi diyebiliriz. Üç numaralı sorunun cevabında anlattığım sanatçı profili dışındakilerle zaten ilgilenmiyoruz. Alalım, yarın satar para kazanırız ile ilgilenmiyoruz. Bu sanatçının eserlerinin ikinci el piyasası var çok kolay satılıyor, alın iyi yatırım olur fikri ile ilgilenmiyoruz. Seneye ikiye üçe katlar bu sanatçının fiyatları ile hiç ilgilenmiyoruz. Dolayısıyla bu işin maddi ticari yönü, bizim satın alma kriterini oluşturmuyor.
Aldığımız eserlerin imzalı olmasına dikkat ediyoruz. Sanatçısı ile mümkün olduğunca eser önünde fotoğraf çektiriyoruz ve mümkünse kendisinden veya galerisinden eserin imzalı bir orijinallik belgesini istiyoruz. Bunu çalıntı, intihal veya kopya eser almamak için galeriyi ve sanatçıyı satılan esere ve alıcıya karşı sorumluluğunu hatırlatmak için bir tedbir olarak görüyoruz. Normal olan bu durum maalesef genel bir uygulama değil satış ile ilgili belge oluşturmak da buna dâhil edilebilir. Çok boşlukları olan bir durum sanat eseri alımı satımı saklanması ve telif haklarından doğan hukuki sorunlar. Dolayısı ile finansal açıdan bir yatırım değeri olup olmadığı da sistem içinde belirsizliğini koruyor. Sigorta ve bankacılık sistemine adaptasyonu da devletin ilgilenmek istemediği veya yetersiz kaldığı alanların başında geliyor ve denetimsiz kalan bu alan her türlü sahtekârlığa ve spekülasyona açık bir alan oluşmasına neden oluyor.
-
-
Koleksiyonunuzda hangi sanatçılar var? Koleksiyonunuzun sizce en önemli eserleri hangileridir?
-
Uzun bir liste olur. Aralarından ayrım yapmayı da doğru bulmuyorum. Alfabetik olarak tamamını kısaltmadan yayınlarsanız isim listesini hazırlayabilirim. Manevi olarak sanatçı dostlarımızın bize hediye ettikleri eserlerin önemi ve değeri ölçülemez ve ayrı bir kategoride yer alırlar. Her alanda olduğu gibi insani ilişkilerimiz eserler üzerinde farklı duygularla bağlar kurmamıza sebep olur. Bu bağlamda her eserin başka bir hikâyesi oluşur, anlam ve değeri farklılaşır. Benim için önemli olan bir başkasına hiç bir şey ifade etmeyebilir. Dolayısı ile kime göre, neye göre, hangi ölçülerle bir esere önem atfedeceğiz. Bir bölümü nesnellik, bilimsellik, ölçülebilirlik gibi objektif değerler taşısa da bir sanat eserinde öznel(sübjektif) olan duygularında belirlediği bir parametre girdi olarak denklemde yer alır. Sanat tarihi bize toplamda bazı ipuçları verse de çağımızın değer yargıları henüz daha rafine edilmiş değil ve korkarım ki bu iş gelecek nesillerin yargılaması ile karara bağlanacak bir süreç. Sorunuz her şeye rağmen kişisel bir değerlendirme içerdiğinden heykellerin benim için önemli olduğunu söyleyebilirim. Mimar olmam sebebiyle üç boyutlu objeleri daha elle tutulabilir olmaları nedeniyle çekici ve estetik buluyor olabilirim.
Eserlerin büyük bölümü yaşayan, çağdaş, genç Türk sanatçılarına ait figüratif eserlerdir. Az miktarda ülkemizde sergi açmış yabancı sanatçılardan eser aldık. Bunun dışında ayrıştırılacak bir özellikten bahsedemeyiz ancak eserlerin konuları açısından (resim, seramik ve heykellerin) ortak özelikleri kadın temalı ve bazılarının nü olmasıdır. Bu başlık altında koleksiyonun içinden bir seçki yapılabilir. Ahşap ve bronz mask ve heykellerden oluşan 20 parçalık Afrika sanatı (Tribal Art) eserlerinden oluşan bir grubu ayrı tutuyorum. Enstalasyon hariç her türden eser alıyoruz.
-
-
Koleksiyonunuzdaki eserleri nerede muhafaza ediyorsunuz?
-
Eserlerin tamamı kapalı alanı 240 metrekare büyüklüğündeki ev-ofis olarak yaşadığımız yerde bulunuyor. Resimlerin tamamını duvarlarda yer kalmadığı için maalesef asamıyoruz. Zaman içinde dönüşümlü olarak izliyoruz. Heykellerin çoğunu içeride ve bahçede izleyebiliyoruz. Ancak eserlerin korunması çok ciddi bir sorun. Bilinçli ve bilimsel bir ortam yaratmak bizim ölçeğimizdeki koleksiyoncular için neredeyse imkânsız. Bu da eserlerin zarar görmeden saklanması adına sorumluluk yüklüyor bize. Elimizden gelen özeni gösteriyoruz ancak eserin yaratıcısına ve topluma karşı emanetin maddi ve manevi sorumluluğu var şüphesiz.
-
-
Özellikle eserlerini takip ettiğiniz sanatçılar ve veya sanatçı dostlarınız var mı?
-
Evet, pek çok sanatçı dostumuz var ve eserlerini sanal ortamda takip ediyoruz ve sergi açılışlarına mutlaka gitmeye gayret ediyoruz. Bu bizim için neredeyse yaşam biçimi oldu diyebilirim.
-
-
Yabancı sanatçıların eserlerine koleksiyonunuzda yer veriyor musunuz?
-
Hayır, genel olarak. Bu hiç anlamına gelmez tabii. Belki 20 adet vardır.
-
-
Koleksiyonunuza gelecekte nasıl yön vermeyi düşünüyorsunuz?
-
Olanı koruyup mümkün olduğu kadar genç sanatçılarımıza destek olmaya devam edebilmek ve bu yönde koleksiyonumuza eser katmak bu koşullarda dileğimdir. Geleceği bilemiyoruz umarım iyi şeyler olur. Uygun bir ortam oluştuğunda, koleksiyonumuzu sanat ortamı ile paylaşabileceğimiz bir sergi gerçekleştirmeyi çok isteriz. Daha uzun vadeli düşünceler ve projeler için erken olduğunu düşünüyorum. Koleksiyonun kaderini zaman ve mekân, maddi manevi imkânlar belirleyecektir.
‘Nihayetinde Sanat Eseri De Alınıp Satılabilir Bir Üründür’
-
-
Aldığınız eserleri sonrasında elden çıkarma durumu oluyor mu? Oluyorsa neden?
-
Doğrusu pandemi sonrasında böyle bir durum ekonomik sebeplerle oldu. Bazı eserler bana göre gereğinden fazla değer kazandı bence. Yeni eserlere finansal kaynak olması amacıyla sattıklarımız oldu. Nihayetinde sanat eseri de alınıp satılabilir bir üründür. Beğenilmiyor veya sanatçısına karşı bir tavır da olabiliyor bazen.
-
-
Koleksiyonunuz için belirlediğiniz bir bütçe var mı? Harcamalarınızı nasıl yönetiyorsunuz?
-
Kazancımız bütçemizi oluşturuyor. Sanırım davranış biçimimiz bir standart veya şablona uymaz ve rol model de oluşturmaz. Bir şirket veya aileden gelen düzenli gelir sahibi değiliz. Yıllık gelirimizin yüzde üçünü beşini buraya ayıralım demiyoruz, belki yüzde ellisini ayırıyoruz. Dediğim gibi yatırımcı veya hobi olarak değil kendime yüklediğim bir misyon doğrultusunda eser alıyorum. Ülkemizde sanata ayrılan kaynaklar arttığında kişilerin, kamu ve özel kurum ve kuruluşların, sanatçıya ve sanat eserlerine, genel olarak sanata ve kültüre bakış açısı değiştiğinde belki de önceliklerimizi değiştirip, ertelediğimiz başka ihtiyaçlarımıza kaynak ayırıp sanata çok daha az bütçe ayıracağız.
-
-
Eserleri nereden satın alıyorsunuz? (müzayede, sanatçı atölyesi, galeri, fuar vb.) Ankara’daki kurumlardan eser satın alıyor musunuz?
-
Ankara’da faaliyet gösteren sanat galerilerinden eserlerin büyük bir çoğunluğunu alıyorum. Fuarlardan aldığım eserler de yine galeriler aracılığıyladır. Doğrudan sanatçıların atölyelerinden de az da olsa eser alıyorum.
-
-
Sizce sanat eserinin fiyatını belirleyen unsurlar nelerdir? (Sanatçısı, malzemesi, boyutu, sanatsal değeri, talebin yoğunluğu, ekonomik spekülasyonlar)
-
Bence sanatçı ve eserin sanatsal değeri er veya geç eserin gerçek değerini belirler. Sorunuzdaki diğer seçenekler geçici ve yanıltıcı olabilir dolayısı ile belirleyicilikleri tartışmalıdır. Sanat aynı zamanda ekonomik, politik ve ideolojik kullanılabilirliği olan bir alandır ve hangi güç ve organizasyonların ne amaçla kullandığını bilemezsiniz ve fakat sahip olunması gereken iyinin, güzelin ve değerlinin ne olduğu konusunda kolayca yönlendirilebilirsiniz.
-
-
Eserlerin fiyatlarını takip ediyor musunuz, değerleme çalışması yapılıyor mu?
-
Özel bir gayret göstermiyorum. Dediğim gibi sahadayım ve çok sergi geziyorum. Kendiliğinden oluşan bir bilgim görgüm var. Dolayısı ile fiyatları biliyorum ve mukayese edebiliyorum. Değerleme çalışması hiç yapmadım ve yaptırmadım. Doğrusu ben de merak ediyorum artık. Ancak pandemi ve sonrasında oluşan mevcut ekonomik şartlarda gerçekçi bir değerlendirme yapılabilineceğine inanmıyorum.
-
-
Sanata ve sanatçıya destek çalışmalarınız varsa bahseder misiniz?
-
Güncel sanat ortamında olmak, vakit ayırmak, sorunlarını görmek ve tartışmak, maddi manevi katkıda bulunmak başlı başına sanata destek. Özel olarak davet edildiğimde ve görevlendirildiğimde üniversite, vakıf veya sanatçı galeri birlikleri veya sanat galerilerinin düzenlediği çalıştay, sempozyum toplantı vb. etkinliklere konuşmacı veya yönlendirici oturum yöneticisi (moderatör) olarak katkı koymaya çalışırım. Eğitim amaçlı projelere gücümüz oranında maddi olarak destek veriyorum. 2025 yılı başında koleksiyoner dostum Faruk Pehlivanlı’yla birlikte Platform A Sanat Galerisi’nde ortak bir koleksiyon sergisi açarak sanatseverler ile paylaştık. Şu sıralarda kitap hazırlıkları devam ediyor.
-
-
Türkiye’de koleksiyoncular koleksiyon sergileri düzenliyor, envanter kitapları yayınlıyor. Bazı koleksiyonların müzeye dönüştürüldüğünü de biliyoruz. Sizin de böyle düşünceleriniz var mı?
-
Ankara’da toplam kaç koleksiyoner vardır, bilgi sahibi değilim ancak koleksiyonlarını galerilerde veya sanat ortamlarında sergileyen az sayıda koleksiyoncu dışında yerleşmiş gelenekselleşmiş genel bir davranış olduğunu görmedim. Türkiye genelinde belki İstanbul’da daha yaygın olabilir. Düzenli olarak belirli mekânlarda paylaşılması çok faydalı olur düşüncesindeyim ve imkân buldukça ben de koleksiyonumuzdan seçkileri sanatseverlerle paylaşmaktan mutlu olurum. Müze çok kolay bir iş değil, yatırım maliyeti de işletme maliyeti de çok fazla, o imkanlara sahip değilim, böyle bir düşünceye de sahip değilim dolayısıyla. Hatırlatmak isterim ülkemizin holding sahibi en zengin aileleri, daha çok yeni, bir mimar elinde tasarlanmış binalar yaptırmaya başladılar. Sanata yakışır yapılar ve mekânlar konusunda da çok geride olduğumuzu üzülerek belirtmek zorundayım, çünkü ne devletimizin kurum ve kuruluşlarının ne de özel sermayemizin böyle bir kültürü ve görgüsü yok.
‘Ülkemizde Sanat Piyasası Diye Bir Şey Yok Denilebilir’
-
-
Türkiye’de sanat piyasasını ve koleksiyonculuğu nasıl değerlendiriyorsunuz? Koleksiyonunu beğendiğiniz koleksiyoncular var mı?
-
Ülkemizin nüfus ve ekonomik büyüklüğüne kıyasla sanat piyasası diye bir şey yok denilebilir. Dünya futbolunda yetenekli 20 yaşındaki bir futbolcunun transfer ücreti ülkemizin bir yıllık sanat alışverişinden fazladır korkarım. Böyle bir ekonomiden de gerçek koleksiyoncu çok az çıkar. Bir şeyler satın alıp toplamak koleksiyoncu anlamına gelmez. Yokluktan sanıyorum, benim de dahil olduğum bir grup insana sanatçılar ve satıcılar koleksiyoncu dediği için hiç de hak etmediğimiz bu sıfat ile anılır, sayılır olduk. Amatör kümedeyiz aslında kendimi biliyorum ancak söyleşimize de biraz durum tespiti yaparak elimden gelen katkıyı yapmaya çalışıyorum, umarım hoş görürsünüz. Genel anlamda sanat piyasası için görüşlerim olumsuzdur ancak çok iyi bir piyasa olsa asla bu kadar esere sahip olamazdım. Sanata değer veren bir ülkeden, sanatsever birisi koleksiyonumuzu görse, bizi milyoner zanneder. Oysa bu durum, sanata değer vermeyen bir toplumda yaşamanın şansı! Bildiğim başka koleksiyonu olanlar var ama eserlerin bütününü görmediğim için yorum yapamıyorum.
-
-
Ankara’daki sanat ortamını ve bir koleksiyoncu olarak Ankara’da varlık sürdürmeyi nasıl değerlendirirsiniz? Özellikle daha öncesinde gözlemlediğiniz şu an farklılık gösteren değişkenler mevcut mu?
-
Benim için son derece renkli ve keyiflidir Ankara sanat ortamı. Ayda otuza yakın galeri gezerim ve çok yakından gelişmeleri takip ederim. Sanatçı dostlarımla atölye ortamlarında sohbet ederim, sorunları konuşur iyi ve kötü günümüzü paylaşırız. Benim için bir yaşam biçimidir denilebilir. Dünya ve ülke gündemlerinin çok karışık ve belirsiz bir sürece girdiği bu dönemde, umuyor ve diliyorum daha güzel günler olsun ancak radikal değişimler olacak gibi görülüyor. Bu yüzden son sorunuz manidar oluyor “hiç bir şey eskisi gibi olmayacak ve her şey değişecek” denilen günleri yaşıyoruz, sağlıklı kalmaya özen gösterip bekleyip göreceğiz. Her şeye rağmen “yaşasın sanat” diyorum.
KitaptanSanattan.com / Vecdi Uzun

