Taverna Müziği: Yorgo Vapuridis’ten Bugüne Türkiye’nin Çok Sesli Kültürel Mirası – Şeref Umut Ersop yazdı.
1. Taverna Müziğinin Tarihçesi
Taverna müziği, köken olarak Osmanlı İmparatorluğu‘nun çok kültürlü yapısı içinde filizlenen, özellikle 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında İstanbul ve çevresinde şekillenen bir müzik türüdür. ‘Taverna’ kelimesi, Yunan kültüründen gelerek ‘meyhane’ veya ‘lokal’ anlamına gelirken, bu mekânlarda icra edilen müzik türü, Rum, Ermeni, Yahudi, Balkan ve Türk müzik unsurlarının bir sentezi olarak doğmuştur. Bu müzik türü, özellikle İstanbul’un çok etnik semtlerinde, kozmopolit yapının sosyal ve kültürel buluşma noktası olarak ortaya çıkmıştır. Taverna müziği, sadece eğlence için değil, aynı zamanda sosyal iletişim, dayanışma ve kimlik ifade biçimi olarak da büyük önem taşımıştır. Melodik yapısı ve sözleri, dönemin toplumsal ruhunu, sevinç ve hüzünlerini derinden yansıtmıştır. Taverna müziği, Balkanlardan göç edenlerin, Osmanlı İmparatorluğu sonrası nüfus hareketlerinin ve kentin çok kültürlü yapısının bir sonucu olarak, Anadolu’nun yerel ezgileriyle zenginleşmiştir. 20. yüzyılın ortalarından itibaren Türkiye’de özellikle İstanbul, İzmir ve Ege sahillerinde popülerleşmeye başlamıştır.
2.Yorgo Vapuridis ve Türkiye’de Taverna Kültürünün Doğuşu
Taverna müziği denilince Türkiye’deki ilk isimlerden birisi, belki de ilki Yorgo Vapuridis’tir. 1950’li yıllarda İstanbul’un Beyoğlu ve Pera semtlerinde ilk tavernalarda sahne almaya başlayan Vapuridis, taverna kültürünü sadece müzikal bir tarz değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak Türkiye’ye tanıtan sanatçı olmuştur. Bu sayede Tavernanın Kralı olarak bilinmiştir. Rum asıllı bir müzisyen olan Vapuridis, İstanbul’un kozmopolit yapısında, Yunan ezgileriyle Türk müziğini harmanlayarak ilk örnekleri vermiştir. Zeki Müren‘in Manolyam şarkısı için Zeki Müren’den izin alarak Manolyam şarkısını Yunanca ve Türkçe yorumlamıştır ve Türkiye’de satış rekorlarına imza atmıştır. Onun sahne aldığı tavernalar, sadece içki ve eğlencenin merkezi değil şarkıların, duyguların ve kimliklerin buluştuğu merkezlere dönüşmüştür. Vapuridis, akordion çalmasının yanında buzuki, ud ve klarnet gibi enstrümanlarla hem doğulu hem batılı melodiler yaratırken, “yaslı neşeler” denen o eşsiz taverna hissiyatını ilk kez Türkiye’de göstermiştir.
3. Taverna Müziğinin Temelleri ve Gelişimi
Taverna müziği, Rum meyhane şarkılarından ve Anadolu halk ezgilerinden beslenerek İstanbul’da filizlenmiş, zamanla Ege ve Akdeniz kıyılarına da yayılmıştır. Bu müzik türü; Balkanlar’dan gelen göçmen vatandaşlar sayesinde ezgileri, Arap ve Ermeni melodileri ile Osmanlı musikisinin içli havasının karıştığı, benzersiz bir sentez meydana gelmiştir. Rum Tavernalarının kendine has ritüelleri sayesinde taverna, yalnızca bir eğlence biçimi değil çok kültürlü bir hafızanın birlikte yaşama deneyiminin ve müzik yoluyla ortaklaşmanın somut ifadesi halini almıştır.
4. 1980 Öncesi Taverna Sanatçıları: Geçiş Dönemi ve Klasikleşen Sesler
Taverna kültürü 1960’lardan itibaren farklı sanatçılarla büyümeye başlamıştır. Taverna müzik kültürü fantezi arabesk ve dans eğlence müzikleri ile farklılık kazanmaya başlamıştır. Taverna müziğinde amaç,1960'larda tek çalgı olan piyano ve org ile bütün şarkıların çalınması ve gelen misafirlerle sohbet ederek eğlenceyi tavan haline getirerek başrol olan seyirciyi eğlencenin içine katmaktır. Bu taverna tarzında piyanist şantör gazinodaki gibi ekstra performans vermez sadece çalar ve gelen misafirin oynamasını eğlenmesini sağlardı. Piyanist şantörlerden 1962 yılında gece kulübünde piyanist olarak çalışan hafif müzik sanatçısı Ferdi Özbeğen plak çıkaran ilk kişi olmuştur. Ferdi Özbeğen’in ilk plak kaydı 5 saat sürmüş ve plağın ismi 45 dakika olarak belirlenmiştir. İlk plak 1978 yılının Ocak ayında piyasaya çıkmıştır. Bu sayede yıllarca sürecek Taverna kültürünün startı verilmiştir. Yapılan plak iki ya da 3 ay rafta kalmış ve dönemin en çok satan plağı olmuştur.( 80 Bin) Ferdi Özbeğen’in bu kadar çok sevilmesinin nedeni olarak sesinin hafif, naif olması ve insanların kendinden bir şey bulması olarak görülmüştür. Bu dönemde Ferdi Özbeğen’den sonra albüm çıkaran isimler arasında 1978 yılında çıkardığı albüm ile ilk kişi Nejat Alp olmuştur. O dönemler iki meşhur taverna duyulmaya başlamıştır. Derya Taverna ve Turgay Taverna sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenceler zirve yapmıştır. Rum Ermeni tarzın ön plana çıkması ile örneğin Hayko Tartanyan ”Nazlısın” şarkısı ile, Zerrin Zeren, ”Rişar” sayesinde tavernalar eski hali ile tanınmıştır. Bu melodiler daha arabeskleşmeye başlasa da hâlâ meyhane kültürünün izlerini taşıyordu. Tavernalar, artık sadece Rum meyhaneleri değil; Türk sanat müziği ile arabeskin kesiştiği, içli seslerin yükseldiği sahnelere dönüşmüştür. İşletme sahiplerinin dikkatini çekmeye başlamıştır. Dönemin gazetelerinde ‘kebapçılarda piyanist şantörler çalışmaya başladı’ haberleri yapılmıştır.
5. 1980 Sonrası Taverna Müziğinin Zirvesi: Ümit Besen, Arif Susam, Cengiz Kurtoğlu
1980’lerde Taverna müziği büyük bir patlama yaşamıştır. Bu dönem, türün hem ses hem de tema olarak “altın çağ”ı kabul edilir. Ferdi Özbeğen‘in canlı kayıt olarak piyano başındaki ses kaydı sonrası 1980’lerin en önemli keşfi Ümit Besen olarak görülmüştür. Ümit Besen’in hayatını anlatan gazete haberlerinde 1979 yılında oynanan Galatasaray – Adanaspor maçının ardından Adana’da bir mekâna kutlamaya giden Galatasaray kafilesindeki Taçsız Kral Metin Oktay‘ın İstanbul’da bulunan Köşem Bistro isimli mekâna Ümit Besen’i önermesiyle Ümit Besen’in keşfi gerçekleşmiştir. 1979 yılında Gülden Karaböcek ve Ferdi Özbeğen ile özdeşleşen ”Dilek Taşı” şarkısı gündeme oturmuştur. Sonradan bu keşiflerle Arif Susam, Cengiz Kurtoğlu, Atilla Kaya, Metin Kaya gibi isimlere plak tekliflerinin gitmesini sağlanmıştır.
Ümit Besen, “Nikah Masası”, “Islak Mendil” gibi hit parçalarıyla ayrılık ve hüzün temalarını sade ama güçlü bir dille anlatmıştır.
Arif Susam, samimi sahne sohbetleri ile ve arabesk-fantezi tarzıyla taverna dinleyicisini eğlendirdiği kadar düşündürmüştür.
Cengiz Kurtoğlu, ”Gelin Etmişler”, ”Hain Geceler”, ”Yaranamadım” gibi parçalarla arabesk fantezi müziğin yanı sıra özellikle Karadeniz motifleriyle zenginleştirdiği repertuarıyla taverna sahnesine duygusal bir yoğunluk ve değişim katmıştır.
Bu sanatçılar sayesinde taverna müziği sıçrama yapmıştır. Şarkılar ve sanatçılar kasetçilerin raflarında, televizyonlarda ve düğün salonlarında da yankı bulmuştur.
6. Kültürel Miras Olarak Taverna Müziği
Taverna müziği, Türkiye’nin çok kültürlü yapısını en yalın haliyle sahneye taşıyan bir gelenek haline gelmiştir. Bu müzik türü Rum, Türk, Ermeni, Arap ve Balkan ezgilerinin bir arada bulunduğu bu müzik, birlikte yaşama kültürünün sesli arşivi olarak değerlendirilebilir. Bu müzik, mekânsal olarak sadece İstanbul’la sınırlı kalmadı; İzmir, Ayvalık, Mersin ve Adana gibi şehirlerde de farklı taverna stilleri ortaya çıkmıştır. Bölgesel çeşitlilik, taverna müziğini Anadolu’nun bir “kent folkloru”na dönüştürmüştür.
7. Bugün ve Gelecek: Taverna’nın Yaşayan Ruh Hali
Taverna kültürü, günümüzde nostaljiyle anılan bir gelenek olsa da hâlâ canlıdır. Gerek YouTube ve dijital müzik platformlarındaki dinlenme oranlarıyla gerekse genç sanatçıların yeniden yorumladığı parçalarla bu kültür yaşamaya devam ediyor. Yeni kuşaklar, tavernaya sadece müzik olarak değil; duygusal bir miras, bir ruh hali olarak da sahip çıkıyor. Taverna müziği, Türkiye’nin çok sesli kimliğinin, kentsel dönüşümünün ve kültürel zenginliğinin en içli ve sahici seslerinden biridir. Yorgo Vapuridis’le başlayan bu serüven, Ümit Besen, Arif Susam ve Cengiz Kurtoğlu gibi sanatçılarla büyümüş, zamanla toplumsal belleğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle taverna müziği, korunması ve yaşatılması gereken bir kültürel miras niteliğindedir.
Şeref Umut ERSOP
Tarihçi
Kaynakça
Demir, Selim. Türkiye’de Müzik ve Toplum. İstanbul: Müzik Yayınları, 2019.
Kaya, Esra. “Taverna Müziğinin Günümüzdeki Yansımaları.” Müzik ve Kültür Dergisi 12, no. 3 (2021): 45-59.
Özkan, Mehmet. Anadolu’nun Müzikal Sentezleri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2017.
Yılmaz, Derya. “Ümit Besen ve Taverna Geleneği.” Türk Müzik Tarihi, 2020.
Kılıç, Levent. “Taverna ve Meyhane Kültüründe Rum Müziği: Yorgo Vapuridis Örneği.” İstanbul Araştırmaları Dergisi, 2015.
Ümit Besen, ”Metin Oktay Beni Keşfetti, Tarabya’ya Getirtti,” Posta Gazetesi, 8 Aralık 2013,
https://www.posta.com.tr/magazin/pazar-postasi/metin-oktay-beni-kesfetti-tarabyaya-getirtti-152320.

