Küçük Catherina, Rönesans’ın ortasında bir “Medici” olarak dünyaya geldi. Ailesinin sosyal ve politik konumu düşünüldüğünde ileride kraliçe olması hatta kral naipliği görevini yürütmesi kaderinin gayet “normal” ve hatta kaçınılmaz seyri gibi algılanmasına yol açtı. Oysa yaşama görünenden çok daha dramatik bir biçimde başlamıştı.
Babası Urbino Dükü Lorenzo di Piero de’ Medici, annesi ise Fransa Kralı I. François’nın kuzeni olan Madeleine de la Tour d’Auvergne’ydi. Bütün bunlara rağmen Catherina, babası ticaretle uğraştığı için avam tabakasının bir üyesiydi. Daha kötüsü dünyaya geleli henüz iki hafta olmuşken annesini, ardından aynı ay içinde dönemin popüler hastalığı frengi nedeniyle babasını kaybetti. Dört yaşından itibaren siyasi ilişkilere yön veren evlilik anlaşmalarının başlıca konusu oldu. Birkaç yıl sonra Medici ailesi Floransa’da politik gücünü yitirince Catherina değişik manastırlarda ikamet etmek zorunda bırakıldı. Bu süreçte Katolik mezhebinin esaslarını, Yunanca, Latince ve Fransızca’yı öğrendi. Aslında bunlar iyi günleriydi. Medicilerden herhangi biri Floransa’yı ele geçirme planı yapsa bunun acısı Catherina’dan çıkartılıyordu. Bazen sokaklarda insanların alaylarına maruz kalıyor, bazen şehri kuşatan aile üyelerinin onu vurabilmesi için çıplak olarak surlardan sarkıtılıyordu.
Yine de 14 yaşındaki gelinin bir sürü kusuru vardı. Ailesinin mirası pörtlek gözlere, yayvan ve huzursuzluk yaratan dudaklara sahipti. Ayrıca hem yaşının küçük olmasından hem de fiziki özelliklerinin doğası gereği çok ufak tefekti. Üstelik bu çelimsiz hali onu olduğundan daha sevimsiz gösteriyordu. Geleceğin Fransa kraliçesini gösterişli bir hale sokmak gerekiyordu. Öncelik standardın çok altında kalan boy meselesine bir çözüm bulundu. Antik dönemden beri bilinen ayakkabı destekleri devreye girdi. Topuklu ayakkabı bir eşya olarak muhtemelen bu seviyede biri tarafından ilk defa kullanılacaktı. Son derece komik görünmesine karşın boyuna 5 santimlik katkı yapıyordu ve bu katkı hayati bir değerdeydi.
Leonardo da Vinci’li “topuklu ayakkabı” masalı…
Burada bir parantez açmakta fayda var. Modanın uzun yıllardır vazgeçilmezi ve muhtemelen ilelebet vazgeçilemeyecek aksesuarı topuklu ayakkabı ve Catherina de’Medici üzerine birçok hikaye anlatıldı. Bunlardan en çok itibar göreni içinde Leonardo da Vinci’yi bulduğumuz anlatıdır: Hikayede olaylar tam yukarıda anlattığımız gibi gelişir. Kızımız evlenecektir ve saraya gidecek kızın kat kat kumaş elbiselerin içinde bir ucube gibi görünmesini engellemek şart olmuştur. Mediciler yıllar yılı birçok çalışmasını finanse ettikleri Rönesans’ın dahisi Leonardo da Vinci’ye başvurur. Leonardo, velinimetlerine seve seve yardım eder ve Catherina için bir topuklu ayakkabı tasarlar. Böylece hem Leonardo hem de Catherina moda da çığır açan bir yeniliğin iki kahramanı olmuştur.
Fransız Sarayı’nda İtalyan modası…
Yeniden Catherina de’Medici’ye döndüğümüzde Fransızlar, yeni gelini oldukça garip bulmuşlardı. Buna rağmen onun ülkesinden getirdiği ve büyük bir kısmı şahsına ait olan “tuhaflıkları” kısa sürede benimsedi. Catherina’nın topuklu ayakkabıları Fransızları çok şaşırtmıştı; ancak bu şaşkınlık 19. yüzyıla kadar sarsılmaz biçimde saray ve çevresi arasında her iki cinsi de esir aldı. Catherina’nın yaptığı cilt maskeleri de meşhurdu. Özellikle kanatlı hayvanlardan seçilen dışkılarla yüzünü ve vücudunu ovmayı adet edinmişti. Daha çok 18. yüzyıl modası olan korse, Catherina’nın vazgeçilmez ilgi alanlarından biriydi. Sarayın zırh ustalarına yaptırttığı çelik korselerle beli 40 santimi bile bulmuyordu. Bu kukla görüntüsü gerçekten şok etkisi yaratıyordu. Güzel kokulara ve esanslara olağanüstü bir merak duyuyordu; bu nedenle İtalya’dan isim yapmış birkaç parfümcüyü de yanında getirtmişti. Fransız aristokratlar arasında kraliçenin güzel kokusu belki de en çok kıskanılan yönüydü. Güzel esanslara duyulan ilgi Fransa’da kısa sürede toplumun her kesimine yayıldı. Günümüzde Fransa’nın dünya parfüm pazarının hatırı sayılır bir kısmını elinde tutmasında Catherina’nın payı büyüktür.
Catherine’in gebe kalma yöntemleri…
Fransız sarayında Barok güzelliğin temellerini atan Catherina de’Medici’nin bir kraliçe olarak en büyük eksiği veliahttı. Kral açık bir biçimde Catherina’ya karşı ilgisizdi ve evlilik dışı bir çocuğu olmuştu. Catherina’nın üzerinde ciddi bir baskı kuruldu. Ancak kraliçe kolay pes edecek değildi; şifalı kaplıcalara gitmeler, katır idrarı içmeler, sığır dışkısına bulanmalar… 10 yıl boyunca gebe kalmak için denediği yöntemlerden yalnızca birkaçıydı. Yıllar sonra nasıl olduysa saray hekimi Catherina’nın hamile kalmasını sağladı. Kraliçe bütün aşağılanmalarının ve çektiği onca eziyetin intikamı olarak mı bilinmez peş peşe 10 veliaht doğurdu. Bu çocuklardan 3’ü ilerde Fransa’nın tahtına oturacak anneleri de ülkeyi yöneten asıl güç olacaktı.
Kraliçe “Yılan Madam” oluyor…
Kral II. Henry, 10 Temmuz 1559’da at üstünde mızrakla yapılan bir spor *** sırasında yüzünden aldığı darbeyle ölünce taht oğullarına kaldı. Catherina, oğullarının hükümdarlığı döneminde oldukça katı bir politika uyguladı. Tahtın kocasının mensubu olduğu Valois Hanedanlığının tekelinde kalması için çocuklarını bile güç durumlara sokmaktan çekinmedi. Yönetimi elinde tuttuğu sırada din savaşları ülke istikrarını sekteye uğrattı. Ama asıl kötü şöhretini 24 Ağustos 1572 tarihinde Aziz Bartholmeo Günü başlayan olaylara borçludur. Aziz Bartholmeo Katliamı olarak tarihe geçen olaylarda 3 bini Paris’te olmak üzere 50 bine yakın Protestan daha gün doğmadan Katolikler tarafından öldürülmüştür. Catherina’nın olayların başlamasını sağlayan suikast emrini verdiği ve oğlunu “Protestan Hıristiyanlardan kurtulması” yönünde teşvik ettiği bilinmektedir. Bu tarihten sonra zaten sevilmeyen Catherina, “Kara Kraliçe” , “İtalyan mezarından çıkmış kurtçuk”, “Kötü kadın” gibi sıfatlarla anıldı…
Aslı Bora
* İlginç bir tesadüf olarak Leonardo da Vinci Fransa’da öldüğünde I. François’nın hizmetindeydi. I. François, Catherina de’Medici’yi oğlu ile evlendirmiştir.
** Topuklu ayakkabı gibi gündelik hayatın bir parçası olan objenin Leonardo da Vinci’ye mal edilmesi ya da bu türden bir spekülasyon yapılması ürünün popülaritesini arttırmak için tasarlanmış bir pazarlama yöntemi olabilir. Hakkında en çok araştırma yapılan ve kitap yazılan sanatçı olarak Leonardo da Vinci ve eserleri ile ilgili herhangi bir ciddi kaynakta böyle bir bilgiye rastlamadım.
***Jousting

