
İdil Yılmaz:
‘Sanatın Kelimelerden Daha Güçlü Olduğunu Fark Ettim’
Sanatın yalnızca duvarlarda değil, kalplerde de yer bulduğuna inanan birisiyle tanışmak insana umut veriyor.
İdil Yılmaz, yıllarını Fransızca öğretmenliğine adadıktan sonra içindeki sanat tutkusunu bir galeriye dönüştürerek hem kendi yolculuğuna hem de birçok sanatçının hikâyesine ışık tutmuş bir isim.
İdil Yılmaz‘ın kurduğu Galeri İdil, yalnızca eserlerin sergilendiği bir mekân değil; sanatçılar, koleksiyonerler ve sanatseverler için bir buluşma alanı, bir nefes durağı. Yılmaz’ın zarif enerjisi, galerisinin her köşesinde hissediliyor: samimiyet, estetik, duyarlılık ve en önemlisi insan ruhuna dokunan o sıcaklık…
Biz de onunla, sanatla iç içe geçen yaşamını, galericilik serüvenini ve sanata dair düşünceleri üzerine konuştuk.
KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

‘Galeri İdil: Sanatın İnsan Ruhuna Dokunduğu Bir Sığınak’
Sanat galerisi açma yolculuğunuz nasıl başladı ve bu yolculuğun başında sizi en çok etkileyen şey neydi?
Sanat hep içimdeydi. Çocukluğumdan beri renklerle, fırçalarla, hikâyelerle kurduğum bir dünyam vardı. Ben de resim yapıyor, eserlerimle sergi ve sanat fuarlarına katılıyorum. Fransızca öğretmenliğinden emekli olduktan sonra bu iç sesimi bir galeriye dönüştürmek istedim. Galeri İdil’i kurarken amacım yalnızca sanat sergilemek değil, sanatın insan ruhuna dokunduğu bir sığınak yaratmaktı. Beni en çok etkileyen şey, insanların bir tablo karşısında sustuğu, sadece hissettiği o sessiz an oldu. İşte o anda sanatın kelimelerden daha güçlü olduğunu fark ettim.
Galeri sahibi olmanın en zor yanı ve en keyifli yanı sizin için nedir?
Zor yanı, her sanatçının dünyasına titizlikle girebilmek. Çünkü her biri bambaşka bir evren… Keyifli yanı ise o evrenlerde kaybolmak. Her sergi, yeni bir yaşam, yeni bir soluk. Sanatçının iç sesiyle izleyicinin kalbi buluştuğunda hissettiğim o enerji her şeye değiyor.
‘Galeriyi “Başarılı” Kılan Şey, Kalpten Kurulan Bağ’
Sizce bir galeriyi “başarılı” kılan şey nedir? Sanatçı seçimi mi, sergi kurgusu mu, yoksa izleyiciyle kurulan bağ mı?
Bence bir galeriyi “başarılı” kılan şey, kalpten kurulan bağdır. Sanatçıyla, eserle, izleyiciyle aynı frekansta titreşebiliyorsak başarıya ulaşmışız demektir. Çünkü sanat, en çok dokunduğu yerde yaşar: insanda.
Yıllardır birçok sergiye ev sahipliği yaptınız. Bu süreçte sizi en çok heyecanlandıran ya da unutamadığınız sergi hangisiydi?
Hayatımda çok özel anlar yaşadım ama görme engelliler için düzenlediğimiz sergi benim için tarifsizdi. Eserler kabartmalarla ve Braille alfabesiyle hazırlanmıştı. Görme engelli ziyaretçiler ilk kez bir resim sergisini dokunarak, hissederek gezebildiler. Onların yüzündeki o ışık, ellerinin titreyen heyecanı… İşte o an, sanatın gerçekten engelsiz olduğunu gördüm. Bir de genç sanatçılar için açtığım destek sergileri benim için çok özel. Onları koleksiyonerlerle buluşturmak, ilk eserlerinin satıldığını görmek.. Bu duygunun tarifi yok.

‘İzleyici Sadece Güzelliği Değil Anlamı Da Arıyor’
Sizce günümüzde izleyicinin sanattan beklentisi nedir?
İzleyici artık sadece güzelliği değil anlamı da arıyor. Yorgun bir çağda yaşıyoruz; insanlar sanatın içinde kendilerine dokunan bir şey bulmak, kendi hikâyelerini görmek istiyor. Sanat onlar için bir nefes, bir iç ses, bir umut oluyor.
Galerinizin genç sanatçılara alan açma konusunda nasıl bir politikası var?
Genç sanatçılar benim için geleceğin sesi. Galerimde defalarca onlara özel sergiler açtım, fuarlarda yer almalarına destek oldum, onları koleksiyonerlerle birebir tanıştırdım. Çünkü inanıyorum ki, genç bir sanatçıya verilen her destek sanatın geleceğine atılmış bir tohumdur.
‘Zor Dönemlerde Galeriler, İnsanların Umutla Buluştuğu Bir Durak Olur’
Kültürel ve ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde sanat galerilerinin topluma nasıl bir nefes olabileceğini düşünüyorsunuz?
Sanat, insanın içindeki ışığı yeniden yakabilen bir güçtür. Zor dönemlerde galeriler, sadece bir sergi alanı değil, insanların umutla buluştuğu bir durak haline gelir. Bir tabloya bakarken içinin aydınlandığını hisseden bir insan varsa, işte orada sanat görevini yerine getirmiştir.
Farklı disiplinlerden sanatçıları aynı çatı altında topladığınızda nasıl bir denge kuruyorsunuz?
O denge, çeşitliliğin uyumunda gizli. Her sanatçının sesi ayrı bir tını ama doğru kurguda hepsi bir senfoni gibi birleşiyor. Benim görevim, o armoniyi kurmak.

İdil Yılmaz:
‘Sanatla Bağ Kurdukça, Kendileriyle Bağ Kurduklarını Fark Edecekler’
Uzun yıllardır sanatçıların yolculuğuna tanıklık eden biri olarak, genç koleksiyonerler ve sanatseverlere ne tavsiye edersiniz?
Sanatı akılla değil, kalple seçsinler. Bir tabloya baktıklarında içlerinde bir titreşim oluyorsa, işte o doğru eserdir. Sanatla bağ kurdukça, aslında kendileriyle bağ kurduklarını fark edecekler.
Sanatın sizin için kişisel anlamı nedir? Bunca yılın ardından sanat size ne kattı?
Sanat benim için hayatın şiiridir. Bazen renklerle dua eder insan, bazen bir çizgiyle kendini anlatır. Sanat bana sabrı, sevgiyi, derinliği öğretti. Her eser bana insan ruhunun sınırsızlığını hatırlattı. Bugün geriye dönüp baktığımda, sanatın bana kattığı en büyük şeyin “anlam” olduğunu görüyorum.
KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

Gülseren Budayıcıoğlu: ‘Gerçek Hikâyeleri Anlatmak Gizliliği Asla Zedelemedi’




























































