Sanat Sözlüğü

ADNAN ÇOKER KİMDİR?

1927 yılında İstanbul’da doğan Adnan Çoker, 1944-51 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi’nde (MSGSÜ), Zeki Kocamemi Atölyesi’nde eğitim görür. 1953 yılında Yüksek Resim Bölümü’nden mezun olur. 1953-55 yılları arasında desinatör ve haritacı olarak çalışır. 1955 yılında Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı Avrupa sınavına kazanarak Paris’e gider ve 1955-56’da André Lhote, 1957-60 yılları arasında Henri Goetz atölyelerinde çalışır. 1960 yılında Türkiye’ye döner ve Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’nde asistan olarak çalışmaya başlar. 1964 yılında tekrar Paris’e gider ve bir yıl William Stanley Hayter ile gravür, Henri Goetz ile resim çalışmaları yapar. 1965’te Salzburg Yaz Akademisi’nde Emilio Vedova’nın atölyesinde çalışır. 1977-79 yılları arasında Akademi’ye bağlı Resim ve Heykel Müzesi’nde müdürlük yapar. Akademi’de 35 yıl boyunca Hocalık yapan Çoker, 1995 yılında emekliye ayrılır. Türk resim sanatı tarihinde soyut sanatın önde gelen temsilcilerinden biri olan sanatçı, 1950’li yıllarda geometrik soyut tarzda çalışır ve Soyut Dışavurumculuk akımına ilgi duyar. 1960’lardan sonra şematik biçimlere ve geometrik bir anlatıma yönelir. Selçuklu ve Osmanlı mimarisini inceleyerek pencere, kemer, kubbe gibi unsurları soyut geometrik bir dil ile yorumlar. Denge ve simetri kavramlarının öne çıktığı bu resimleri, siyah zemin üzerinde gri, pembe, mor gibi renkler kullanarak, hiçbir fırça izine rastlanmayacak şekilde ortaya koyar.


AHMET ORAN KİMDİR?

Ahmet Oran, 1980 yılında İstanbul’da Akademi’de öğrenci iken Viyana Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okuluna girdi. Prof. Carl Unger’le (1980-1985), sonra Prof. A. Frohner’le (1985-1987) çalıştı. Salzburg ve Graz’da iki sergi ile Avrupa resim dünyasına adım attı. Ahmet Oran bugüne kadar Viyana, Berlin, Linz, Innsbrück gibi kentlerde kişisel sergiler açtı ve karma sergilere katıldı. Linz Modern Sanatlar Müzesi’nde yapıtları bulunan Ahmet Oran, 1999 yılında Peter Baum küratörlüğünde aynı müzede büyük bir kişisel sergi açtı. Ayrıca sanatçının Alman Devleti tarafından yayınlanan 1896-1996 tarihlerini kapsayan “Avusturya’da Sanat” adlı kitapta bir resmi de yer almaktadır. (Kunst aus österreich 1896-1996, Kunst- und Ausstellungshalle, Bundesrepublik Deutschland, 1996)


AHMET ÖZEL KİMDİR?

1960 Biga, Çanakkale’de doğdu. 1976 Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’ne girdi. 1982 IDGSA Yüksek Resim Bölümü’nden mezun oldu. 1987-88 İtalyan sanat bursu ile bir yıl süre ile Roma ve Floransa’da sanat araştırmaları yaptı, resim restorasyonu ve ekspertiz konusunda eğitim gördü. 1985-1997 MSÜ Resim Heykel Müzesi’nde görev yaptı. 1995 MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sanatta yeterlilik/doktora çalışmasını tamamladı. Yurtiçi ve yurtdışında 26 kişisel sergi açtı. Birçok karma grup sergilerine ve ulusal, uluslar arası workshoplara katıldı.

Eserleri Akbank, Garanti Bankası gibi kurum koleksiyonlarının yanı sıra, Moskova Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde, Tonami Belediye koleksiyonunda (Japonya) ve çeşitli yurtiçi ve yurtdışı (Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İtalya, Almanya,Romanya, Yunanistan, Avusturya, Slovenya, Japonya,…) özel koleksiyonlarında yer almaktadır. Gelişim Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan sanatçı çalışmalarını İstanbul’da kendi atölyesinde sürdürmektedir.


ALAATTİN EFE KİMDİR?

2012 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü, lisans programından mezun olan Alaattin Efe, mezuniyetinden itibaren birçok karma sergi ve sanat çalıştayında yer aldı. Yaşamını ve üretimlerini Konya’da sürdüren genç sanatçı, şimdiden Contemporary Istanbul, ArtAnkara gibi Türkiye’nin önde gelen sanat fuarlarında ve özel koleksiyonlarda eserleriyle yer aldı.


ALİ ALIŞIR KİMDİR?

1978 yılında İstanbul’da doğan Ali Alışır, 1996 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden aldığı başarı bursu ile grafik eğitimine başladı. Yüksek lisans eğitimini Floransa Accademia Italiana’da fotoğraf üzerine yaptı. Yüksek lisans eğitimi boyunca fotoğrafta dijital kurgu üzerine yoğunlaştı. Ali Alışır 2009-2015 yılları arasında üretmiş olduğu “Sanal Bedenler”, “Sanal Mekanlar”, “Sanal Savaşlar” ve “Sanal Manzaralar” sergileri ile bireyin içinde bulunduğu imge bombardımanı altında çaresizliğine ve bunun karşısında yarattığı sanal ve yapay dünyaları ortaya koymaktadır. 2016 yılı sonrası “Kozmos” ve “Melez Ruhlar” sergileri ile modern yaşamın kargaşasına, hızlı tüketilen zamanın aşındırıcılığına rağmen, dengede durmaya çalışan günümüz insanının iç dünyasında yaşadığı gerilime dikkat çekmektedir. Beden hareketleri aracılığıyla insanın iç dünyasına ait çelişkileri ve ruhsal durumu vurgulamayı amaçlayan sanatçı, felsefe, sosyoloji, edebiyat, sinema gibi farklı disiplinlerdeki toplumsal sorunları, fotoğrafa dijital müdahalelerde bulunarak ürettiği yapıtlarıyla irdeleyip gündeme taşıyarak, ürettiği yeni imge düzeniyle alternatif bir ‘Boşluk’ uyarısında bulunmaktadır. Ali Alışır’ın çalışmaları İstanbul Modern Sanat Müzesi, T.C Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve 94 büyükelçilik dahil birçok özel yerli ve yabancı koleksiyonda yer almaktadır.


ALİ TEOMAN GERMENER KİMDİR?

1934 yılında İstanbul’da doğan Ali Teoman Germaner, 1949 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’ne girer ve Rudolf Belling, Zühtü Müridoğlu, Ali Hadi Bara gibi isimlerin öğrencisi olur. İlk sergisini 1952 yılında Maya Sanat Galerisi’nde açan sanatçı 1960 yılında Fransız hükümetinin bursuyla Paris’e gider. 1961-1965 yılları arasında Ecole des Beaux Art’ın ustalarından René Collamarini ile heykel, Stanley William Hayter ile gravür çalışır. 1965 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde asistan olarak göreve başlayan sanatçı, 1976 yılında aynı kurumda profesör olur. 2001 yılında emekli oluncaya dek heykel bölümünde atölye hocalığı ve bölüm başkanlığını sürdür. Paris, Sao Pãulo ve İskenderiye Bienalleri’ne katılan sanatçının eserleri, aralarında Fransa, Norveç, Romanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu pek çok ülkede izleyiciyle buluşur.

Sanat yaşamı boyunca 30’un üzerinde ulusal ve uluslararası karma sergiye katılan Ali Teoman Germaner, 15 kişisel sergi açtı. Sanatçının, 1967 yılında 29. Devlet Resim ve Heykel Sergisi Ödülü, 1972 yılında İstanbul Fatih Anıtı Proje Yarışması Birincilik Ödülü, 1991 ve 1994 yılları Ankara Sanat Kurumu Yılın En Başarılı Heykel Sanatçısı Ödülü, 1998 Rumeli Holding Heykel Yarışması ödülleri bulunmaktadır. Ali Teoman Germaner’in eserleri İstanbul, Ankara ve İzmir Devlet Resim Heykel Müzeleri ile yurtiçi ve yurtdışında birçok koleksiyonda yer almaktadır. 2006 yılında İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde düzenlenen ve Türkiye’de heykel sanatının öncü on beş ismine ayrılan “Bellek ve Ölçek”; 2007 yılında Türkiye İş Bankası Kibele Sanat Galerisi’nde düzenlenen kapsamlı retrospektif ve 2007 yılında santralistanbul’un “Modern ve Ötesi” isimli açılış sergisinde yapıtları sergilenen sanatçı, çalışmalarını 2004 yılından hayata veda ettiği 2018 yılına kadar İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi (İMOGA) bünyesinde yer alan özel atölyesinde sürdürmüştür.

Ali Teoman Germaner’in Mezopotamya, Mısır, Orta Amerika gibi uygarlıkların sanat ve mitolojilerinden etkilenerek oluşturduğu fantastik figürlerle dolu görsel dili, güncel siyasal ve sosyal olayları irdeleyen metaforik bir anlatıma sahiptir.


AŞKIN AKMAN KİMDİR?

1964 Ankara doğumludur. İstanbul’da çalışmakta ve yaşamaktadır. ODTÜ Makina Mühendisiliğ’nden mezun olduktan sonra Azerbaycan Devlet Sanatçısı, Rusya Sanat Akademisi fahri üyesi Doç. Dr. Teymur Rızayev atölyesinde yetişmiş ve 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde resim eğitimine başlamıştır. Halen aynı üniversitede yüksek lisans tezine devam etmektedir.


AYSEL ARISOY KİMDİR?

1991 yılında Antalya’nın Kaş ilçesinde doğdu. 2009 yılında Üsküdar Kandilli Kız Lisesi’nden ‘resim alanında en yetenekli öğrenci’ seçilerek mezun oldu. Aynı yıl Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümünde tam burslu sanat eğitimine başladı. Doğuş Üniversitesi’nde Sanat Kulüp Başkanlığının yanı sıra, Sanat ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Öğrenci Temsilciliği yaptı. 2013 yılında buradan mezun oldu. 2018 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde Görsel Sanatlar Öğretmenliği Pedagojik Formasyon eğitimini tamamladı. 2014 yılında Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar dalında yüksek lisans eğitimine başlayan ve halen eğitimini sürdüren sanatçı, çalışmalarına devam ediyor.


AYŞE MÜFTÜOĞLU KİMDİR?

Türk Ressam Ayşe Müftüoğlu İstanbul’da doğmuştur. 4 yaşında resim çizmeye başlamış ve bir daha kendisini asla görünmeyen ruh derinliklerinden görülene doğru götürmekten alıkoyamamıştır. Lisans eğitimini Resim bölümünde tamamlayan ve masterını Tekstil ve Moda Tasarımında tamamlamıştır.
El sanatının her türlü haline ilgi duyan ressam, boya ile kirlenerek resmin içinde kaybolmanın derin gizeminde kendini kaybettiğini dile getirmiştir. Türkiye’de sanat yapmamın ne denli zor olduğunun bilincinde olarak, ”Sanat benim için yaşam! İnsan nefes almaktan vazgeçer mi ?” sözleri ile yaşamının son evresine dek sanat ile varolacağını bildirmiştir.
Sürrealist resimler çizen sanatçı, aslında herhangi bir akımın etkisinde olmadığını; ancak sanatta besin kaynağının rüyalar ve çevresini gözlemlerken bilinçsizce küçük yaşlardan beri daima görünenin arka yüzünü gördüğünü, kimi zaman sahte gülüşlerin kimi zaman ise yapay isyanların aslında kendisinde uyandırdığı hislerin başka olduğu hissine kapılarak tıpkı yaşam gibi tüm siyah-beyazları resimlerinde bir araya toplamıştır.
Her insanın hayatın kaosu içinde, özellikle İstanbul gibi metropol bir şehirde gün içinde dahi çeşitli ruh hallerine büründüğünü ve sanat ile uğraşan kişilerin şanslı olduklarını, en iyi dostunun düz bir zemin üzerine vurguladığı resimleri olduğunu savunurken, bazen çizmiş olduğu yaşlı bir adamı kendisinin temsil ettiğini,bazen kendisini boş bir mekan gibi ruhsuz ama sessizce her şeye şahit olurken, bazen koca bir oyun olan hayatı oyun tahtaları ile resmetmiştir.
Halen çalışmalarına kendisine ait olan Nişantaşı’nda bulunan 11 Art Studio’da durmaksızın devam eden sanatçı, çeşitli sergilere katılmaya devam ediyor ve ABD ve Avrupa’da bulunan tasarım üniversitelerinin çeşitli bölümlerine ( Resim, Mimarlık, Endüstriyel Tasarım, Moda Tasarımı, Set Design..) portfolio hazırlığı eğitimi vermektedir.
Yönetmenliğini Russell Crove’nin yapmış olduğu 2014 yılında vizyona girmiş olan olan, başrollerini ise Russell Crove, Olga Kurylenko, Cem Yılmaz Ve Yılmaz Erdoğan’ın paylaştığı Avustralya, Türkiye, ABD ortak yapımı “Son Umut” filminin sanat ekibinde iki ressamdan biri olmuş, son yıllarda ise çalışmalarına birçok reklam ve kliplerin Sanat Yönetmenliğini yaparak devam etmektedir.


BALKAN NACİ İSLİMYELİ KİMDİR?

1947 yılında Adapazarı’nda doğdu. 1967 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan dönemin İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun uygulamalı yetenek sınavını kazanarak girdiği resim bölümünde beş yıl resim eğitimi gördü. Birincilikle mezun olduğu okula bir yıl sonra 1973 yılında asistan oldu. Asistanlığı döneminde kazandığı Avusturya Hükümeti’nin bursu ile litografi eğitimi görmek üzere 1975 yılında Salzburg’a gitti. Yurda döndüğünde tez çalışmalarına devam eden sanatçı 1977’de “Görsel Sanatlar Öğesi Olarak Kurgu” adlı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. Floransa’ya 1980 yılında bu kez İtalyan Hükümeti’nin bursuyla giderek; Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde iki yıl boyunca çalışmalar yaptı. 1982 yılında yurda döndü. Doktoraya eşdeğer olan sanatta yeterlilik diplomasını 1983 yılında alan sanatçı üç yıl sonra 1986’da resim bölümünde doçent oldu. 1989 yılında New York’a giderek çağdaş sanatlar üzerine çalışmalar yaptı. New York Üniversitesi Hagop Kevorkian Yakındoğu Merkezi’nin davetiyle 1990 yılında burada çalışmalarda bulunan İslimyeli, 1991’de Fulbright bursuyla Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü. Konuk sanatçı olarak davet edildiği ABD Hartford Trinity Koleji’nde çalıştı. 1996 yılında profesör oldu. Değişik ülkelerden aldığı davetlerle gittiği yerlerde kısa süreli çalışmalar yaptı. İslimyeli, eğitimciliğinin yanı sıra sanat kitapları, şiir ve öyküler yazmakta sinema ile de ilgilenmektedir. Şiir ve öyküleri Dost, Oluşum, Yazı, Gösteri, Argos, Kitaplık dergilerinde yayımlanmıştır. Marmara Üniversitesi’nde kendi adıyla resim atölyesi; yirminin üzerinde de yüksek lisans ve doktora tezi yöneten sanatçı, halen Işık Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.


BARIŞ CİHANOĞLU KİMDİR?

1975 yılında Ankara da doğdu. İlk ve orta öğrenimimi Ankara’da tamamladı. 1994 senesinde Hacettepe üniversitesi 1999 senesinde Resim Bölümden başarı ödülü alarak mezun oldu. Mezuniyet sonrasında kendi bağımsız resim atölyesini kurdu.

2000 yılında yüksek lisans programını kazandı. Bir süre devam ettikten sonra yüksek lisansı bıraktı, o günden beri sadece resim yapmaktadır.

Sanat serüveni boyunca katıldığı ulusal resim yarışmalarından, dokuz adet ödül kazandı, 2005 yılında yapılan ‘’yılın genç ressamı yarışmasında’’ finalistlerden biri seçildi. Sanat yolculuğunda 20 adet solo sergi açtı ve onlarca karma ve proje sergisinde yer aldı. Hakkında yazılı ve görsel medyada birçok sanat haberi yayınlandı. Art Basel İsviçre, Art Miami ve Contemporary İstanbul vs. gibi uluslararası fuarlarda eserleri sergilendi. Sanatçının İngiltere, Fransa, Amerika, Hollanda, Japonya vs. gibi yabancı ülkelerde ve ülkemizdeki birçok önemli koleksiyonlarda eserleri yer almaktadır. 2010 yılında atölyesini İstanbul’a taşıdı, çalışmaları halen İstanbul’daki bağımsız atölyesinde sürdürmektedir.


BURAK ATA KİMDİR?

1989 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 2010’da Accademia di Belle Arti di Bologna’da resim öğrenimine devam etti. “Araba Tutması Kulübü”, eserleri daha önce çeşitli grup sergilerinde yer alan Burak Ata’nın ilk tek kişilik sergisi.


CAN GÖKNİL KİMDİR?

1945 Yılında Ankara’da doğdu. Robert Koleji bitirdikten sonra A.B.D.’ye gitti. 1968’de Knox College’dan mezun oldu. 1969’da The City College of The City University of New York’da Resim Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Resim ve kitap illüstrasyonlarıyla tanındı. Çocuklar için yazdığı ilk resimli öykü kitabı, Kirpi Masalı 1974 yılında İstanbul’da yayımlandı. Londra’da Victoria & Albert Müzesi’nde, San Marino’da Museo d’Arte Moderna’da, Tokyo’da Chihiro Müzesi’nde, New York’da Schenectady Müzesi’nde, Bulgaristan’da Gabrovo Mizah Müzesi’nde ve Türkiye’de çeşitli koleksiyonlarda eserleri bulunmakta. Türkiye Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği, 2010 Hans Christian Andersen Ödülü için adaylığının yanı sıra, Jenny Smelik Kiggenprijs (Hollanda, 1988), The Golden Baloon Award (New York, 1989) gibi çocuk kitap ödülleri kazanan sanatçı, çocuk kitaplarının Nobel’i sayılan ALMA ödülüne 2015 yılında aday gösterildi. Can Göknil’in ülkemizde elliden fazla, yurtdışında da altı resimli kitabı İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Macarca,  Almanca, Hollandaca,  Arapça ve Türkçe olarak yayımlandı. Can Göknil kitaplarıyla ve resimleriyle pek çok uluslararası etkinlikte yer aldı. 2016 yılında Ege Üniversitesi, Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesine “Çocuk Dünyasının Ressamları ve Kitapları” adıyla ek bölüm oluşturdu. Yetişkinler için öykü kitapları var. Sanatçı çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.


EKİN TUNÇELİ KİMDİR?

Ekin Tunçeli, çağdaş dans merkezli üretimler gerçekleştiren, disiplinlerarası çalışan bir dans sanatçısıdır. Koreograf kimliğinin yanı sıra çağdaş dansçı, şarkıcı, oyuncu ve performansçı olan Ekin Tunçeli, performansları tiyatro, konser, dans vb. olarak ayırmak yerine, zamanda ve mekanda canlı ve cansız bileşenleri olan üretimler olarak tanımlamayı tercih eder. Üretimlerinde koreografik unsurları, disiplinlerarası sanat tasarım anlayışıyla araştırır ve aşina olunan ile alışılmadık olanı; gündelik ve bireysel konuları, objeleri ve popüler imgeleri kullanarak harmanlar. Araştırma yöntemi olarak doğaçlamayı merkezine alan sanatçı, disiplinlerarası müzik projeleri üzerinde çalışan bir topluluk olan klank.ist ile düzenlediği, her disiplinden sanatçıya ve sanat alanı dışındaki kişilere açık olan klank.ist impro doğaçlama buluşmaları düzenlemektedir. Beyhan Murphy, TalDans, Clement Layes, Aslı Bostancı, Fatih Gençkal, Harriet Plewis’in eserlerinde ve çeşitli müzikallerde yer alan sanatçı, eski koristi olduğu Boğaziçi Caz Korosu kapsamındaki MAGMA koroları ile koreograf ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Alice Müzikali’nde dansçı olarak yer almaktadır.


EKREM KAHRAMAN KİMDİR?

Tarsus’da (17 Ocak 1948) doğdu. Tarsus Lisesi (1968) ve İstanbul Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünden (1971) mezun oldu. Ortaöğretim kurumlarında  (Adana Kozan, Bandırma ve İstanbul) bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra öğretmenlikten ayrılarak (1989) hayatını tamamıyla sanatçı olarak sürdürmeye karar verdi. Yurtiçi ve yurtdışında 100’ün üzerinde kişisel sergi açtı; çok sayıda karma ve grup sergilerine katıldı. Ulusal ve uluslararası fuarlarda yer aldı. 16 resim ödülü kazandı. UPSD (Unesco AIAP’a bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği) tarafından“Yılın Onur Sanatçısı” seçildi (2016). 2. Artshow Sanat Fuarı’nda çağdaş sanata katkıları nedeniyle Mehmet Güleryüz ve Ergin İnan ile birlikte yılın sanatçısı ödülünü aldı (2019). Sanatı hakkında çok sayıda broşür, katalog ve kitap yayımlandı; dört belgesel film çekildi. Ulusal ve uluslararası özel ve kamu koleksiyonlarında resimleri bulunuyor.

Plastik sanatlar alanında teorik yazılar yazdı. Yazıları Sanat Çevresi, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, Çekirdek Sanat, CEY Sanat, rh+ Sanat, Artist sanat  dergileri ve Bosphorus SANAT gazetesinde yayımlandı. 2007-2008 yılları arasında Sanatçının Atölyesi dergisini yayınladı. 2011 yılından itibaren Aydınlık Gazetesi’nde çağdaş sanat, sanatın ideolojisi ve ideolojinin sanatı, Çağdaş Sanat Müzeleri vb. üzerine köşe yazıları yayınladı.

Sanatı Hakkında Yayınlanmış Seçme Kitap ve Kataloglar:

Sonsuz ve Çıplak, İbrahim Çiftçioğlu, Prof. Dr. Neriman Samurçay, İbrahim Oluklu, Mehmet Ergüven, Kaya Özsezgin, Önder Şenyapılı, (Sanat Yapım Yayıncılık) 1989.  Ekrem Kahraman, Mehmet Ergüven, (Yapı Kredi Kültür Merkezi) 1993, Gerçek ve Düşlem Çaprazında Bir Doğa Şiirinin Anatomisi, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, (Bilim Sanat Galerisi) 1994. Boşluk Üzerine Yanılsamalar, Levent Çalıkoğlu, (Asmalımescit Sanat Galerisi) 1998. The Farmer of Dreams, Molly Mc Anailly, (Asmalımescit Art Gallery) 1999. KAHRAMAN, 2 Cilt, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, Tuncay Takmaz, Özdemir İnce, Marilyn Hanson, Bedrettin Dal,Mehmet Ergüven, Levent Çalıkoğlu, Zafer E. Bilgin, Mehmet Hameş, Refik Durbaş, Seyyit Nezir, Ergin Koparan, Sitou Gnussounou, Gürhan Uçkan, Turgay Fişekçi, Cezmi Ersöz, Celal Başlangıç, Hüseyin Ferhad, Eray Canberk, Özgür Uçkan, (Bilim Sanat Galerisi) 2002. Aradığın Yerlerde Değilim Artık! / Yaşamı, Sanatı, Kişiliği ile Ekrem Kahraman Sanatıyla ilgili Ekrem Kahraman, Toplu Yazılar, (Bilim Sanat Galerisi Yayınları) 2002. Ekrem Kahraman Resminde İmgenin Arınmışlığı Üzerine, Ümit Gezgin,  (Nurol Sanat Galerisi) 2006. Dünya Nereye Gidiyor? (Tuncay Takmaz ile birlikte) söyleşi: İbrahim Çiftçioğlu / Kevser Özder ( İlayda Sanat Galerisi) 2006. Bulunduğumuz Yer, Melis Boyacı, (Kare Sanat Galerisi) 2009, KAHRAMAN, Fırat Arapoğlu, Melis Boyacı, Belgin  Balanoğlu Alagöz, Ümit Gezgin, (Arete Sanat Galerisi) 2010. Karşılıksız Ütopya, Ali Şimşek, (Bandırma Belediyesi) 2015. Yeryüzü Duaları, Barış Acar, (Milli Reasürans T.A.Ş) 2015. Yeryüzü Duaları, Halilhan Dostoğlu, (KAV Sanat Galerisi) 2016. Yeryüzü Duaları, Teri Altaras, Feriha Zeynep Ceylan, Özgenur Geris, Gizem Yegin, (İstanbul Kültür Üniversitesi) 2016

Yayımlanmış Kitapları:  Ateşin Peşinde / Yaşam Sanat İdeoloji (Bilim Sanat Galerisi Yayınları)

2002, Sesli Düşünmek (Kreatif / RenArt Sanat Galerisi) 2013, Gılgamışın Yaprakları, (Corpus Yayınları) 2016

Şiir Kitapları: Sessiz Bir Aşkı Dillendirmek (İlgi Yayınları) 1985, Rıhtım ve Ihlamur (Alaz Yayıncılık) 1987, Fısıltılar ve Çığlıklar, (Romans Sanat Yapım Yayınları) 1992, Seçme Şiirler (Çekirdek Sanat  Yayınları) 2007,  Aşkolsun Hayat, (Bilim Sanat Galerisi Yayınları, Toplu Şiirler) 2002, Üşümez mi Sandın Meşe Ağacı Soğukta (Artshop Yayınları) 2011, Hatırlama Ve Söyleme Zamanları 1-2-3 Cilt (Non Kitap Yayınları) 2020


EMRE EZELLİ KİMDİR?

1986 yılında İzmir’de doğan Emre Ezelli, 1992’de Hürriyet Gazetesi Çocuk Kulübü’nde başladığı yaratma sürecine 1993-1994 seneleri arasında TÜBİTAK’tan aldığı resim ödülü ile devam etti. İzmir Namık Kemal Lisesi’nden mezun olduktan sonra lisans eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi heykel bölümünde tamamlayan sanatçı, öğrenciyken başlattığı heykel ve tasarım sürecini alternatif malzemeler kullanarak geliştirdi. Kariyeri boyunca yurt içinde ve yurt dışında 9 grup sergisine katılan ve 3 kişisel sergi açan tasarımcı, heykel ve tasarım adına hem Türkiye’de hem de yurt dışında birçok ödül aldı. Sanatçı özel yaşamında ise Acun Medya bünyesinde Dominik Cumhuriyetinde Survivor ve Exathlon projelerinde Final oyunları ve konsept tasarımları yapıyor.


EMRE RENDE KİMDİR?

1981 yılında Ankara’da doğan Emre Rende, 16 yaşındayken babasının makinesiyle fotoğraf çekmeye başladı. 1999 yılında Londra’daki Charles de Gaulle Lisesi’nden mezun olan Rende, karanlık odayla da, aynı yıl, Lancaster Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimine başlarken tanıştı. 22 yaşında Van’da askerlik görevini yerine getirirken kendi bölüğünün fotoğrafçısı oldu. Londra’daki School of Oriental & African Studies’de Orta Doğu politikası üzerine mastırını tamamladıktan sonra Al Jazeera İngilizce haber kanalı için çalışmaya başladı ve burada 2013 yılına kadar farklı görevlerde bulundu. Çocukluğundan beri Afrika’ya büyük ilgi duyan Emre Rende, 2014 yılında bu kıtaya taşınarak Kenya’ya yerleşti ve Reuters, Uluslararası Af Örgütü ve Capa Pictures için fotoğraf çekti. Güney Sudan’daki sivil savaşla ilgili fotoğrafları Le Monde, The Guardian ve Die Zeit gazetelerinde yayınlandı. 2015 yılında Türkiye’ye dönerek farklı disiplinlerde yaratıcı bir stüdyo olan 3RD CULTURE’ı kurdu.


GONCA SEZER KİMDİR?

1986 yılı Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Yüksek Lisans mezunudur. İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Sanat eğitmenliği de yapan sanatçı, farklı okullarda görsel sanat dersleri veriyor.

Katıldığı karma sergiler arasında;

2002 ‘Sheshow’, Küratör: Beral Madra – Sofya / Bulgaristan, 2003 ‘Paralel Zamanlar’, Hangzou/Çin

2007-2008 Güney Kore/Türkiye exchange sergileri, 2009 İstanbul Off Spaces, Bethanien Kreuzberg/Berlin

2007 ‘Sahibinden Satılık’ Küratör: Derya Yücel. Kişisel sergileri arasında ise;

1993 ‘Kaos’, Taksim Sanat Galerisi, 1996 C.A.M., 1998 ‘Bağlı’, Urart Sanat Galerisi

2003 ‘Görgü tanığı’, Dirimart Sanat Galerisi, 2014 ‘Issız alanlarda’, Karra Atölye sergileri sayılabilir.


GÖKÇE ERHAN KİMDİR?

1983 yılında Trabzon’da doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi resim bölümünden 2011 yılında birincilikle mezun oldu ve Sakıp Sabancı Sanat Ödülü’ne layık görüldü. Trabzon’da yaşıyor ve çalışıyor. Sergileri arasında “İçimde Evler Yıkılıyor”, TRAB-Rİ-KAB Çöp Tesisi, 2017; “Ar’Nağme”, Pilot, İstanbul, 2013 yer alır. 2014 yılında Gülçin Aksoy ile “Beraber ve Solo Şarkılar” (DEPO, İstanbul); 2011 yılında Atıl Kunst ile “Garip Bir Pandik-1”, (MSGSÜ, İstanbul) ve Hazavuzu ile “Garip Bir Pandik-2”, (Rumeli Han, İstanbul) başlıklı performansları gerçekleştirdi.


GÖKHAN GÖKSEVEN KİMDİR?

2013 yılında Ringling Koleji Sanat ve Tasarım Bölümü’nü bitirdi. 2015 yılında New York Sanat Akademisi Resim Bölümü’nde MFA’yı tamamladı. 2016’ya kadar aynı bölümde asistanlığı aldı ve New York ve Türkiye’de çeşitli karma sergilere katıldı. Sanatçı İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.


HALİT DEMİREL KİMDİR?

1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde eğitimini tamamladı.
Öncelikle Balkan Naci İslimyeli Atölyesi olmak üzere Prof. Mehmet Özer, Prof. Mustafa Pilevneli, Prof. Tayfun Erdoğmuş Dr. Öğr. Üyesi Mürteza Fidan gibi sanatçılarla atölye çalışmaları yaptı.
Aynı zamanda İstanbul’da çeşitli reklam ajanslarında tasarımcı reklam sanat yönetmeni ve kreatif direktör olarak çalıştı.
Çalışmalarına İstanbul’da devam eden sanatçı bu güne kadar 13 ayrı platformda sergiye katıldı.


HANEFİ YETER KİMDİR?

1972’de İDGSA Resim Bölümü’nü (Bedri Rahmi Atölyesi) ve 1978’de Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1970 yılında Akademinin 6. sınıfında Paris’e giden sanatçı, Academie des Beaux Arts’da sanat eğitimi görmeye hak kazandı, sonrasında İstanbul’a dönerek eğitimine devam etti. 1972 yılında mezun olan sanatçı, notlarının yüksekliği ve Burslar Jürisinin kararı ile Yurtdışı Devlet Bursunu kazandı ve Yüksek Lisans Eğitimi için Berlin’e gitti. 1976 yılında Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Uzun yıllar çalışmalarına Almanya’da devam etti.

Doğu Almanya’da ilk kişisel sergi açan Türk asıllı sanatçı oldu. Bu sergisinde özel izinle kataloğu basıldı. Çok sayıda karma sergide, kitaplarda, kataloglarda, afişlerde ve değişik ülkelerin basın organlarında yer aldı. 56’sı yurtdışında olmak üzere yaklaşık 90 kişisel sergi gerçekleştirdi ve çok sayıda karma sergiye katıldı. Yurt içi ve yurt dışında müze ve özel koleksiyonlarda birçok eseri bulunan sanatçı, son yallarda yoğunluk verdiği heykelleri, Ankara, Mersin, Denizli gibi illerde yeni kurulan Forum çarşılarında yer aldı. Sanatçının, Münir Nurettin Selçuk’un el yazması notalarının da yer aldığı, şarkıların notaları ile Türkçe ve Almanca sözlerini içeren ve bir set halindeki “Anılarda İstanbul” adını verdiği gravürleri Ankara’da ilk kez bir sergi düzeninde sunuldu. 1982 yılında editör Volker Martin tarafından hazırlanan “Hanefi Yeter 1962-1982″ kitabı yayınlandı. Berlin Müzesine eserleri alındı. Berlin’de 5 duvar resmi, 2 seramik cephe, 2 mozaik pano, 1 heykel, Darmstadt’ta 3 adet duvar resmi gerçekleştirdi.

Her şeyin sürekli bir değişim ve başkalaşım içinde bulunduğu yaşamda, sanatın da bu değişime ayak uydurması gerektiği ilkesinden hareket eder. Sanatçı resimlerinde, doğa, tarih ve insan gibi üç temel izlek çevresinde, büyük boyutlu kompozisyonlara yönelmekte, insan varlığını, tarihsel gelişme süreçleri içinde sorgulayıcı bir resim dili kullanmaktadır.


HASAN ÇEVİK KİMDİR?

1976 yılında Erzincan da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul da okudu. 2000 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler M.Y.O. Turizm Rehberliği Ön Lisans Bölümünden mezun oldu. 2004 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünde Lisans diplomasını aldı. Yüksek lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde Prof. Aydın Ayan danışmanlığında”Türk Resim Sanatında İstanbul Görünüleri” isimli eser-metin çalışmasıyla 2010 yılında tamamladı. 2017 yılında MSGSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde Prof. Aydın Ayan danışmanlığında “İskandinav Sanatında Görünü Resmine Simgesel Yaklaşımlar”isimli eser-metin çalışmasıyla sanatta yeterlilik derecesini aldı. Resim eğitimi yanı sıra; heykel, özgün baskı, gravür, fresk, mozaik ve vitray atölyelerinde eğitim aldı. 2011 Yılında İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2013 Yılında görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. 2016 Yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Öğretmenliği Bölümünde Desen Atölyesi Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2016 Yılında MSGSÜ Tophane-i Amire KSM Sarnıç Galeri de “Taş ve Zaman” isimli solo sergisini açtı. Yurt içinde çok sayıda resim sergisine katıldı. Resim çalışmalarına İstanbul da ki atölyesinde devam etmekte ve profesyonel turist rehberliği yapmaktadır.


HASAN MUTLU KİMDİR?

1957 yılında Sorgun( Yozgat) da doğdu. İlk, orta öğretimimi Sorgun da tamamladı. 1975 yılında çeşitli ulusal dergilerde karikatür ve ilüstrasyon çalıştı. 1980 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü resim bölümünü bitirdi. 1980 yılında Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi çalışmalarında bulundu. 1981 yılında İstanbul resim heykel müzesinde tablo restorasyonu üzerine çalışmalarda bulundu. 1984 yılında Fransa devlet bursunu kazanarak Paris’e gitti. Bu ülkede tablo restorasyonu konservasyonu ve müzecilik üzerine teorik ve pratik çalışmalarda bulundu. Çeşitli ülkelerde resim restorasyonu ve müzecilik üzerine araştırmalar yaptı. Birçok ulusal ve uluslararası sanat etkinliklerine katıldı. Avrupa, Asya sanat bienalleri, yüzlerce yurtiçi yurtdışı sergi organizasyonları yöneticilikleri ve jüri üyelikleri yaptı. Ankara ve İzmir devlet resim heykel müzeleri, Bodrum Müzesi, Bişkek Müzesi, İş Bankası, Halkbankası, Başbakanlık, Maliye Bakanlığı, Ortadoğu Amme Enstitüsü başta olmak üzere yurt içinde, yurt dışında birçok özel koleksiyonlarda eserleri bulunmakta.

KİŞİSEL SERGİLERİ

1985 Bodrum Haluk Elbe Sanat Galerisi

1990 Ankara Sanatyapım Galerisi

1991 Antalya Kaleiçi Sanat Galerisi

1992 Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

1992 İzmir Resim Heykel Müzesi

1993 Ankara İş Bankası Sanat Galerisi

1994 Ankara Halkbankası Sanat Galerisi

1998 Ankara Galeri Soyut

1999 Anadolu Ajansı Sanat Galerisi

2001 Ankara Galeri Soyut

2002 Eskişehir Güzel Sanatlar Galerisi

2003 Muğla Akyaka Nail Çakırhan sanat galerisi

2004 Bilbao Pıropo Cafe Arte

2005 Bişkek Müzesi Kırgızistan

2009 Ankara Galeri Soyut

2010 Ankara Eranus Sanat Galerisi

2015 İstanbul Galeri Kambur

2015 Ankara Galeri Turkuvaz

2015 Istanbul Artmaya


HAYRETTİN SÖNMEZ KİMDİR?

Sanatçı 1954 yılında Gümüşhane’nin Şiran Kasabası’nda doğdu. 1977’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü bitirdi.  Uzun süre İstanbul Kabataş Erkek Lisesindeki sanat eğitimciliği yaptı. Yurtiçi ve yurtdışı koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı 40’ın üzerinde kişisel serginin yanı sıra birçok da karma sergiye katıldı. Ağırlıklı olarak kendini “peyzaj” ressamı olarak tanımlayan Hayrettin Sönmez  halen İstanbul Tarabya’daki atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.

“Resimlerimde doğa benim vazgeçilmezdir” diyen sanatçı, eserlerini de söyle yorumluyor: “Çağdaş sanat gelişmeleri ve yeni yönelişlerle birlikte, eski ustaların çalışmaları doğrultusunda olduğu kadar, her ressamın yaptığı gibi kendime has yorumla Anadolu ve İstanbul’dan yaptığım peysaj çalışmalarıyla yoluna devam etmekteyim. Doğa yorumun kendisidir, sanatçının yorumu da görüp seçtiği kompozisyonla birlikte renk anlayışı ve tekniğidir. Resim hissetmektir benim için ve konularımı oluşturan objelerle aramdaki duygu alışverişidir. Resimlerimde izleyenlerimin de aynı duygularla yaşamasını istiyorum.”

Sanatçının sanata bakışı

“Sanatımda artık vazgeçemeyeceğim, resmini yapmaktan hiç bıkmayacağım doğayı ben yorumlamıyorum. Benim anlayışımda yorum sanatçının tekniğidir. Doğanın kendisi yorumdur, zaten… Zeytin ağacını, söğüt ağacını, devedikenini nasıl yorumlayacaksınız ki? Her zaman tuvallerine aktarmasalar da, doğanın sanatçıları hep heyecanlandırdığını düşünüyorum. Tekniğindeki olgunluğa eriştikten sonra sanatçı için resim hissetmektir. Kompozisyonunu oluşturan nesnelerle sanatçı arasındaki duygu alışverişi tuvale olumlu yansıyacağı gibi izleyicisinde de aynı alışverişi yansıtacaktır. Dolayısıyla resim hissetmektir benim için… Gökyüzünü, güneşi, ağacı, taşı, toprağı, ismini kimsenin bilmediği otları, gelincikleri, dikenleri seviyorum; sevdiğim şeyi yapıyorum. Yağmuru, bulutları, rüzgarı, fırtınayı hissediyorum; hissettiğimi yapıyorum. İzleyenlerimin de benimle aynı duyguları paylaşmasını istiyorum. Amacım, birçok insan için basit görülen, birçok insanın da göremediği kırsal nesnelerden kompozisyonlar oluşturmak, bunu yaparken tekniğimi, alabildiğince özgür, serbest ve yalın duygularımla harmanlamak ve dolayısıyla sınırsız özgürlüğü yaşamaktır. İzleyenlerimin de tuvallerimin içinde kendi özgürlüklerini ve hissettiklerini yaşamalarını sağlamaktır.

Bu açıdan kendi tarzımı adlandıramıyorum. Tam olarak izlenimci bir ressam değilim. Çünkü benim resmimde ışık, resmin bütünündedir. Tek tek nesnelerin ışık ve gölgeleri olması gerekmez. Belki yeni-izlenimci denilebilir. Ancak benim için bir akıma bağlı olmak çok önemli değildir. Sonuçta ben duygularımla resim yapıyorum. Bazılarının söylediği gibi matematiksel hesaplar peşinde değilim ancak doğaldır ki kompozisyonlarımı oluştururken görsel ve estetik unsurlar göz ardı edilemez. Ayrıca sanat eserinin yaratılmasında emek çok önemlidir. Emeksiz sanat eseri oluşturulabileceğine inanmıyorum.”

Sanatçını kişisel sergilerinden bazıları şöyle

2014 Bakraç Sanat Galerisi, İstanbul 1999 Toprakbank Sanat Galerisi, İstanbul

2010 Jazz Now Art Gallery, Bodrum 1997 Galeri Oda

2009 Sevgi Sanat Galerisi, Ankara 1993 Özden Sanat Galerisi

2008 Bakraç Sanat Galerisi,İstanbul 1992 İzmir Akbank Sanat Galerisi

2006 Casa D’ Italia, İstanbul 1991 Taksim Sanat Galerisi

2005 Kanat Bayazıt Sanat Galerisi,İstanbul 1991 Ankara Turkuaz Sanat Galerisi

2004 Bahariye Sanat Galerisi 1990 Parmakkapı İş Sanat Galerisi

2003 Galeri Oda 1988 Kuzguncuk Akbank Sanat Galerisi

2002 Ümit Yaşar Sanat Galerisi 1988 Yapı Kredi Etiler Sanat Galerisi

2001 Bakraç Sanat Galerisi 1987 Bodrum Kalesi


KAZIM KARAKAYA KİMDİR?

1971 yılında Ankara’da doğan Kazım Karakaya, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun oldu. 1993 – 2003 yılları arasında heykeltıraş Mehmet Aksoy ile çalışmalarda bulundu. İlk kişisel sergisini 2004 yılında İş Bankası Parmakkapı Sanat Galerisi’nde açan sanatçı, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda kişisel ve karma sergiye, sempozyuma katıldı. Heykellerinde öteden beri organik eklemlenmelerden aldığı referansla malzemenin olasılıklarını arayan, malzeme ve form bütünlüğü arasındaki ilişkileri irdeleyen Kazım Karakaya, çoğul okumalara olanak sağlayacak şekilde malzemenin özüne dönmeyi amaçlamaktadır.


KEMAL URGENÇ KİMDİR?

1966 İzmir (Ödemiş) doğumlu.Yedi yaşında ailesiyle İstanbul’ a taşındı.

Prof. Dr. Tomur Atagök’ ün eğitmenliğinde, resim eğitimi aldı. 1982 yılından beri resim yapmaktadır. Kişisel sergiler açtı. Karma sergilere katıldı. Edebiyat dergilerinde şiir desenleri yayınlandı. İtalya’ da Yüksek Rönesans Dönemi hakkında incelemelerde bulundu. Tablolarında ağırlıklı olarak figüratif ve sürrealist anlayışta eserler verdi.

Halen atölyesinde çalışmalarını yürütmektedir.

Doğa, tarih, insan ilişkisini temel alan bir plastik bütünsellik içinde ele alan çalışmalar yaptı. Renk, ton, lekeyle başka bir dünya arayışı, düşsel bir zenginlik içinde tualin sınırlarını uçuşan bir gerçekliğe dönüştürdü.

Ayrıca günlük basında, Radikal Gazetesi  (1998-2001) ve Cumhuriyet Gazetesi’nde (2003-2013) karikatürist olarak çalıştı. 5 karikatür kitabı, kendisinin yazıp, resimlediği 6 çocuk kitabı var.

Varlık Dergisi, Sokak Haftalık Haber Dergisi, Yarın Dergisi,  Edebiyat ve Eleştiri Dergisi, Yeni Düşün Dergisi, Lacivert Edebiyat Dergisi’nde çizgi ve desenleri yayınlandı.

14 kişisel karikatür sergisi açmıştır.

SERGİLER:

2016- Ramada Istanbul Asia  The Luxury Art Hotel ‘‘ Hayda Bre Efeler Bozdağlara’’  kişisel sergisi

2017- Ellen Art Gallery Trabzon karma sergisi

2017- Bahariye Sanat Galerisi ‘’Cumhuriyet’’ karma sergisi

2017- Nişart Gallery Enstrümantal karma sergisi

2018- Beşiktaş Belediyesi Sanat Galerisi ‘’Epeskiler’’ kişisel sergisi

2018- Ayvalık Belediyesi Orhan Peker Sanat Galerisi ‘’Rüzgar Kanatlı Efeler’’ kişisel sergisi

2018- İzmir / Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi ‘‘Efeler’’ kişisel resim sergisi

2019- Venüs Sanat Galerisi ‘‘ Geçiş Dönemi’’ kişisel resim sergisi

2020- The Green Park Hotels Sanat Galerisi ‘‘ Denizler Altında Devr-i Alem ’’ kişisel resim sergisi

Ayrıca yurtdışında Kanada, İngiltere, Almanya, Belçika, Japonya, Belçika, Brezilya’da karma sergilere katıldı.


KEREM AĞRALI KİMDİR?

1977 yılında İstanbul’da doğan Kerem Ağralı, lisans eğitimini 2004 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde tamamlar. Sanatsal üretiminde 2010 yılından itibaren desen ve resim çalışmaları üzerine yoğunlaşır. Sanatçının referans noktasını evren ve evrene ait olan insan tipolojisi oluşturur. Yaratılış ve evren sanatçının en çok merak duyduğu konulardır. Beslendiği ana kaynaklar doğu felsefesi, bilimkurgu, animasyon, fantastik ve anime filmler olan sanatçı kuantum fiziğine de ilgi duyar. Çeşitli ulusal sergi ve etkinliklere katılan sanatçı çalışmalarına 2006 yılından beri İstanbul Kadıköy’deki atölyesinde devam etmektedir.


M. SADIK ALTINOK KİMDİR?

1974 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü Devrim ERBİL Atölyesi’nden mezun oldu. Sabri BERKEL ve Fethi KAYAALP Gravür Atölyesi’nde eğitim aldı.  1974 – 1976 yılları arasında İstanbul Askeri Müzesi’nde resim restorasyonu çalışmalarında bulundu. 1987 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Sanatta Yeterlilik” yaptı. 1985 – 1987 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Gravür Atölyesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1990 – 1998 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu bünyesinde Serigrafi Programı’nın kurulmasına katkı sağlayarak program yürütücülüğünü üstlendi. Daha sonra aynı kurumda 1998 – 2001 yılları arasında Matbaa ve Baskı Teknikleri Program Yürütücülüğü, 2001 – 2005 yılları arasında Teknik Programlar Bölüm Başkanlığı yaptı. 2005 yılında Doğuş Üniversitesi’nde görev almaya başlayan ALTINOK, 2005 – 2006 yılları arasında Sanat Tasarım Fakültesi Görsel İletişim Tasarım Bölümü’nde Bölüm Başkanlığı, 2006 – 2012 yılları arasında Resim Bölüm Başkanlığı ve Fakülte Dekan Yardımcılığı görevlerini üstlendi.

Sanatçının, 1971-2019 yılları arasında yurtiçinde kişisel sergileri ve 1987-2015 arasında yurtdışı sergileri bulunmaktadır. Ayrıca; mozaik çalışmaları, seramik ve vitray çalışmaları olmak üzere mimari yapılarda uygulamaları yer almakta ve yurtiçi – yurtdışında kişi, kurum ve kuruluşlarda çok sayıda yapıtı bulunmaktadır. ALTINOK, 2014 yılından bu yana Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ders vermekte ve ayrıca Atölye Şişeli Bahçe Üsküdar’da sanat çalışmalarını sürdürmektedir.


MEDİNE IRAK KİMDİR?

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden üçüncülükle mezun olan Medine İrak, aynı üniversitenin Resim Anasanat Dalı’nda Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterliliğini tamamladı. Yurt içi ve yurt dışında birçok sergi ve ödülleri bulunan sanatçı, İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim üyesi olarak eğitim veriyor.


MELİS BOYACI KİMDİR?

1978 İzmir doğumlu. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 2009’da Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Kuram ve Eleştiri Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. 2019 yılında Anadolu Üniversitesi Resim Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Resim eğitimi sırasında ‘Sanat Terapisi’ ile ilgilendi; bir süre Narlıdere Bakımevinde sanat terapisi üzerine çalıştı. Boyacı’nın makaleleri Rh+, Sanatçının Atölyesi gibi farklı dergilerde yayımlandı. 2009 itibaren farklı üniversitelerde öğretim görevliliği yapan Boyacı, bir yandan da bağımsız sanatçı olarak çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir. Sanatçının çalışmaları tual gibi geleneksel medyum ile dijital medyayı birleştirdiği resim ve enstalasyonlardan oluşmaktadır.

Çalışmalarını yaparken felsefe, Eski Yunan Mitolojisi ve Kuantum Fiziği üzerine yaptığı araştırmalardan beslenerek ‘evren’, ‘varlık’, ‘var oluş’, ‘hakikat’ ve ‘gerçeklik’ kavramlarını sorunsallaştırmaktadır.


MESUT KARAKIŞ KİMDİR?

1976 yılında Sakarya’da doğdu. 1999 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, Hüsamettin Koçan Atölyesi’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli karma sergilerde yer aldı. Sanatçı çalışmalarını halen İstanbul’da sürdürmektedir.


MEVLUT AKYILDIZ KİMDİR?

1956 yılında Ankara’da doğdu. İlkokulu Ankara, Lalahan’da okuduktan sonra İstanbul Ahmet Rasim Ortaokulu ve Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümüne girdi ve 1981 yılında Neşet Günal Atölyesi’nden mezun oldu. 1989 yılında USIA sponsorluğunda Provincetown Fine Arts Work Center’de (Massachusetts-USA) misafir sanatçı programında çalıştı. Yağlıboya resim çalışmalarının yanı sıra heykel ve kaybolmaya yüz tutan camaltı resme olan tutkusunu her fırsatta dile getiren sanatçının Yağlıboya Kitabı, Heykel Kitabı, Camaltı Kitabı, Desenler Kitabı, Ferahsaz Muhabbetleri ve Alla Turca isimli kitapları bulunmaktadır. Bugüne dek 38 kişisel sergi açan Akyıldız çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürüyor.


MUSA AKTAŞ KİMDİR?

Sanat eğitimine 1985 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Neşe Erdok atölyesinde başlayan Musa Aktaş, fresko ve serigrafi (elek baskı) bölümlerini tamamlamıştır. Bugüne kadar yapmış olduğu eserler, koleksiyonerlerin yanı sıra yurtdışında da ilgi görmüştür. İstanbul’daki atölyesinde çalışmalarını sürdürmekte olan sanatçı, 1987 yılından beri gerçekleştirmekte olduğu karma ve kişisel sergilerle, sanatseverlerle buluşmaktadır.


NASİP İYEM KİMDİR?

1921-2011
1939’da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girerek Leopold Levy Atölyesi’nde çalıştı. 1944’te Akademi’den ayrıldı. 1954’de soyut resim çalışmalarına başladı. 1955’te Beyoğlu’nda Ertem Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açtı. 1958’de Eczacıbaşı’nın seramik atölyesinde seramik üzerine resim çalışmaya başladı. 1961’de İstanbul Seramikçiler Derneği’nde pişmiş toprak eserlerini sergiledi. 1963’te kendi atölyesini kurdu. 1972’de İtalya Bassano del Grappa Uluslararası Seramik Sempozyumu’nda Türkiye’yi temsil etti. Kişisel ve karma sergilerin yanısıra eşi Nuri İyem’le ortak sergiler açtı. Eserleri halen Evin Sanat Galerisi’nde sergilenmekte ve sertifikalandırılmaktadır.


NESRİN İÇEN KİMDİR?

Nesrin İçen, 1979 yılında  İstanbul’da doğdu. 2000 yılında Marmara Üniversitesi A.E.F. G.S.E. Bölümü Heykel Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. 2000-2004 tarihleri arasında Sanatçı İsmet Doğan’a asistanlık yaptı. Daha sonra sanat çalışmalarına kendi atölyesinde devam etti. Pek çok sergiye katıldı.

1999              Uykusuzluk Anıtı, Fındıklı Parkı, İstanbul.
1999              Ankara’da Genç Sanat-2 “Karşılaşma – Müdahale”, Heykel, Çağdaş Sanatlar Galerisi, Ankara.
2000              Marmara Üniversitesi A.E.F. G.S.E. Bölüm Sergisi, Heykel, Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul.
2003              Extreme Exteriors 7 “Mülayim Taarruz”, Heykel, “Skolyoz”, Galeri X,İstanbul. Ada Vapuru Çağdaş Sanat Etkinliği, Düzenleme, Barış Manço Ada Vapuru.
2013                Karma “Karışık”, Heykel, Adıgüzel Sanat Galerisi, İstanbul.
2013              Güney Kore &Türkiye Çağdaş Sanatlar Sergisi, “Yol, Buluşma ve Birlikte İlerleme” Heykel, Cemal Reşit Rey Sergi Salonu, İstanbul
2017              Açık Stüdyo Günleri, Heykel, İstanbul
2018              Acı Serisi “Alam”, “Pain”, Heykel, PG Pop Up, İstanbul
2018              Bozcaada Sanat Çalıştayı, Heykel
2020             360 Dereceden Aşk Festivali, “Walk in my shoes”, Heykel, 42Maslak, İstanbul
2020             360 Dereceden Aşk Festivali, “Walk in their shose”, Heykel, 360, İstanbul


NEVHİZ TANYELİ KİMDİR?

Nevhiz Tanyeli, 1941 yılında Edirne’de doğdu. 1965 yılında, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Yüksek Resim Bölümü’nden mezun oldu. Akademi yıllarında Neşet Günal, Cemal Tollu ve Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde eğitim aldı. 1971 yılında, Akademi ve üniversitelere öğretim üyesi yetiştirmeyi amaçlayan 1416 sayılı yasa çerçevesinde Paris’e gitti. École Nationale Supérieure’de, Plastik Sanatlar Resim Okulu’nda Gustave Singier (Resim) ve A. Haddad (Litografi); Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda R. Gireux (Vitray); Académie Goetz’de ise Richard Licata (Gravür) atölyelerinde çalıştı. Resim alanındaki incelemelerini Fransa, İngiltere ve İspanya’daki müze ve sanat galerilerinde sürdürdü. Goya üzerine araştırmalar yaptı. 1978 yılında, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Resim-İş Eğitimi Bölümü’nde görev aldı. Bu kurumun daha sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlanarak Atatürk Eğitim Fakültesi’ne dönüşmesiyle birlikte Resim Ana Sanat Dalı’nda, 1983-84 öğretim döneminde Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalıştı. 1984-85 öğretim döneminde yeniden Atatürk Eğitim Fakültesi’ne atandı. 1997 yılına dek burada Ana Sanat Dalı Başkanı ve öğretim üyesi olarak çalıştı. Yurt dışındaki ilk kişisel sergisini Paris’te Fernand Léger Sanat Galerisi’nde açtı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanatta Yeterlilik Programı kapsamında 2 dönem boyunca “Sanatsal İletişim” dersi verdi. 1997 yılında, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Profesör unvanıyla çalışmaya başladı. 1999 yılına dek üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı, Resim Bölümü Başkanı ve Mersin Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (MERKAM) Müdürü olarak görev yaptı. Sanatçının retrospektif sergisi “Kışkırtı Ressamı: Nevhiz Tanyeli” başlığı altında 15 Ocak-1 Mart 2003 tarihleri arasında Amelie Edgü’nün direktörlüğündeki İstanbul Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde gerçekleşti. 2013 yılında Sedat Simavi, 2014 yılında ise TÜYAP ARTİST Sanatçı Onur ödüllerine aldı.


NEZİH ÇAVUŞOĞLU KİMDİR?

1959 yılında İstanbul’da doğdu. 1976 yazında Paris’te pek çok ressamın atölyelerini ziyaret edip çalışmalarına iştirak etti. Bunlardan biri İtalyan sanatçı Aldo Mondino’ydu. Yükseköğrenim için gittiği ABD New England College’de Pazarlama Ana Dalının yanı sıra Görsel Sanatları da ihtiva eden lisans eğitimi gördü. Görsel Sanatlar Resim Bölümünde Farid Haddad, Marquerite Walsh ve Prof. Tomie De Paola’nın talebesi oldu.

Tomie De Paola sanatçı üzerinde çok büyük bir etki bıraktı ve renk teorisi konusunda sanatçının uzmanlaşmasını sağladı. Genç yaşlarında İsviçre ve Amerika’da pek çok karma sergilere katıldı.

1981 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yapan sanatçı aynı yıl Çağdaş Türk resmini incelemeye ve koleksiyon oluşturmaya başladı. Çağdaş Türk resminin gelişmesinde büyük katkıları olan sanatçı, 2007 yılında Galeri Baraz tarafından yayınlanan katalogda Türk Resim Sanatının Mesenleri (Patronları) arasında yer aldı.

Pazarlama, Reklam ve İletişim konularında, CEO, Yönetim ve İcra Kurulu üyelikleri gibi üst düzey yöneticilik görevlerinin yanı sıra, sanat üretmeye ve sanatın her ortamında yer almaya devam etti.

Sanatçının aileden gelen sanayicilik, işadamlığı geçmişi Çağdaş Türk Sanatına büyük hizmetler vermiş duayen bir koleksiyoner oluşu, Çağdaş Türk Sanatında bir ilktir ve bu durum onu ayrıştıran, farklı kılan çok önemli bir özelliktir.

2017 yılında bir ilk gerçekleşmiş ve sanatçı adına özel bir kurum tarafından ” BİR SEÇKİ KOLEKSİYONU” başlığı altında, galeri düzeni içerisinde, sanatçının eserlerinden oluşan bir daimi sergi açılışı gerçekleşmiştir.

Batı Sanatının yıllardır içinde yaşamış ve çok yakından takip eden, dünyanın önde gelen müze ve galerilerini defalarca ziyaret eden sanatçı aynı zamanda Çağdaş Sanata yönelik çok geniş bir kütüphane ve arşive sahiptir. Sanatın evrenselliğinin mutlaka yaşanan coğrafyadan beslenmesi gerektiğine inanan sanatçı bu doğrultuda kendi sanatının içeriğini de aynı oranda zenginleştirmek amacı ile özellikle Marmara ve Ege yöresine ait renk, doku ve kültür miraslarından faydalanmaktadır.

ABD, Almanya, İtalya, İsviçre, Yunanistan, Lübnan, Mısır ve Türkiye’de pek çok özel ve kurumsal koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçı, yaratım gücünü beslendiği kaynakların zenginliğine, eserin sahip olduğu samimiyetin sanatsal yeterlilik ve düzen içerisinde aktarılmasına, kimliği belirleyen aksiyona yönelik tavra, eserin arkasındaki felsefi duruşa ve kişinin bizzat kendisinin; eserin gücünü ortaya koyacağına inanıyor ve bu bağlamda eserler üretmeye İstanbul ve Bodrum atölyelerinde devam ediyor.


NİHAN YARDIMCI ÇETİNKAYA KİMDİR?

1979’da Ankara’da doğan Nihan Yardımcı Çetinkaya, 1997’de ODTÜ Vakfı Özel Lisesi’nden mezun oldu. 1997-1998 yılları arasında Bilkent Üniversitesi’nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi, 1997-1999 arasında Boston College Interior Design eğitimlerini aldı. 2002’de Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nü bitirdi. 2002-2004 yılları arasında Bilkent Üniversitesi’nde master yaptı. 2005’ten bu yana saha ve saha dışında birçok projeye imza attı. Çimentodan alüminyuma, soba boyasından ahşaba kadar uzanan malzemeleri çalışmalarında bir arada kullanan Çetinkaya, sahip olduğu bu sanat anlayışıyla oluşturduğu ve 2011 yılının sonunda açtığı Ruloylamala adlı ilk kişisel sergisinde büyük başarı kazandı. Bu başarısını 2014’ün Nisan ayında açtığı Ruloylamala-2 adlı sergisiyle sürdürdü. Çetinkaya, 17-25 Ekim 2015’de düzenlenen 10. Uluslararası Floransa Bienali’ne davet edilip seçilen tek Türk sanatçıdır.


NUMAN SEVEN KİMDİR?

Eserlerinde kadın portreleriyle duygusal durumları kendi teknik diliyle izleyiciye aktaran Numan Seven, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Yurtiçi ve yurt dışında bir çok karma sergiye katılan, karikatür sergileri açan, illüstrasyon çalışmaları da yapan sanatçı çalışmalarını Ankara’da kendi atölyesinde sürdürüyor.


NUR KOÇAK KİMDİR?

1941 yılında İstanbul’da doğan Nur Koçak, ilk resim çalışmalarını Ankara Maarif Koleji’nde Turgut Zaim ile birlikte yapar. Daha sonra lise öğrenimi gördüğü ABD’de Washington D.C’de resim öğretmeni Leon Berkowitz ile çalışır. 1960 yılında Türkiye’ye döner ve Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’ne girer. Akademi’de Adnan Çoker ve Cemal Tollu’nun öğrencisi olur. 1968 yılında Akademi’den mezun olur ve 1970’te Paris’e giderek Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nda eğitim görür. 1974 yılında Türkiye’ye döner, 1975-1981 yılları arasında İDGSA Yüksek Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışır. 1974 yılında kadın dergilerindeki reklamlardan esinlenerek “Fetiş Nesneler” dizisine başlar. 1980’lerin başında gazete fotoğrafları ve kartpostallardan hareketle “Mutluluk Resimlerimiz” dizisini üretir. Bir diğer önemli dizisi kendi aile albümünden yararlandığı “Aile Albümünü” dizisi olur.


NURİ İYEM KİMDİR?

1933–1937 arasında; Nazmi Ziya, Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Léopold Lévy atölyelerinde çalışarak, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Resim Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. 1940’ta İDGSA Yüksek Resim Bölümü’ne devam etmek üzere Akademi’ye döndü. Abidin Dino, Agop Arad, Avni Arbaş, Ferruh Başağa, Fethi Karakaş, Haşmet Akal, Kemal Sönmezler, Mümtaz Yener, Selim Turan ve Turgut Atalay ile birlikte, balıkçıları ve liman işçilerini betimledikleri resimlerle 1941’de Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü Salonu’nda Liman sergisini açtılar. Sonrasında Léopold Lévy’nin bu genç öğrencileri, “Yeniler” adını aldı. Yeniler Grubu Türk resim tarihinde ilk kez toplumsal gerçekçi resmi savunan görüşleriyle önemli bir dönüm noktası oluşturdu. 1944’te Nalbant resmiyle birincilik kazanarak yüksek resim bölümünden mezun oldu. 1946’da Beyoğlu’nda bir mağazanın üçüncü katında ilk kişisel sergisini açtı ve Yeniler Grubu’nun dördüncü sergisine katıldı. Aynı yıl UNESCO sergisine Nalbant yapıtını gönderdi. Yeniler Grubu’nun 1947’den 1951’e kadar her iki yılda bir Fransız Kültür Merkezi’nde düzenlenen tüm sergilerine katıldı. 1948’de soyut resme yöneldi. Manzara ve nesne soyutlamaları yaptı. 1951’de Yeniler Grubu’nun dağılması üzerine Türk Ressamları Derneği’ne üye olarak derneğin sergilerine katıldı. 1952’de nüler ve portrelerden oluşan ikinci kişisel sergisini Maya Sanat Galerisi’nde açtı. Bu tarihten itibaren her yıl düzenli olarak kişisel sergi açmayı sürdürdü. 1956’da Venedik, 1957’de Sao Paulo Bienali’ne katıldı. 1965’e kadar soyut ve nonfigüratif çalışmalarını sürdürdü. 1959-1970 arasında çeşitli duvar resmi çalışmaları yaptıysa da hiçbiri günümüze ulaşamadı. Aynı dönemde Yeditepe ve Dost dergileri için sanat yazıları yazdı. 1986’da Tüyap Ticaret Merkezi’nde 50. Sanat Yılı onuruna retrospektif sergisi açıldı ve sergi ile ilgili kitabı yayımlandı. 1973’te Cumhuriyet’in 50. Yılı Resim Ödülü, 1989’da Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü ve 1997’de Tüyap İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülü’nü aldı. 2001’de Evin Sanat Galerisi, resimlerinin yer aldığı koleksiyonları tespit ederek görselleri arşivledi. Projenin devamı olarak, 1504 resimden oluşan Dünden Yarına Nuri İyem retrospektif sergisi açıldı ve sergiye gelen tüm yapıtların yer aldığı iki ciltlik kitabı yayımlandı. 18 Haziran 2005 tarihinde kaybettiğimiz büyük usta Nuri İyem’in eserleri Evin Sanat Galerisi’nde sergilenmekte ve eserlerine sertifika verilmeye devam edilmektedir.


ORHAN TAYLAN KİMDİR?

Selanik kökenli, Samsun 1941 doğumlu ve İstanbul’ludur. Robert Kolej (Lise’60) ve Roma Güzel Sanatlar Akademisi (‘65) mezunudur. Orhan Taylan’ın eserleri dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli müzelerinde bulunmaz. Müzayedecilere resim vermez. Karma sergilere katılmaz. Türk resim sanatı seçkileri- ne adını katmamak için çabalayanlara aldırmaz. Yurt dışında sergi açarken, oralarda ünlenmek hevesine kapılmaz. Hapishane anıları yazmak ya da sülalesiyle böbürlenmek gibi merakları yoktur. Başka sanatçıları yargılamak anlamına gelen resim jürilerinde ve bilirkişi heyetlerinde yer almaz. Sakal bırakmaz, pipo içmez. Resimde ustalık geleneğini küçümsemez. Gravür yapmaz, heykellerini çoğaltmaz. Resimlerin önemsenmesi için uçuk fiyatlar konması gerektiğine inanmaz. Suluboya kullanmaz. Yağlıboyasını kendi yapmayı, oğlu Ferhat’ı, edebiyatı, Macintosh’unu ve büyük atölye düzeninin keyfini bişeylere değişmez. Akşam içkisini ihmal etmez. Solaktır. Resmini, akımlar içinde adlandırmaz. Avangardizmin, deneysel- kavramsal çalışmaların sanat yerine ikame edilmesinin sanatseverleri yanıltabildiğine inanmaz. İnsan hakları kavramını küçümsemez. Polis devletine de, şeriat devletine de karşı demokrasiyi savunmayı bir erdem sayar. Yurtdışında yaşamaz. İstanbul’da, Asmalımescit’te oturur, resim yapar.


ÖZDEMİR ALTAN KİMDİR?

1931 yılında doğdu. İstanbul’da yaşıyor. 1956 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi) Resim Bölümü, Zeki Faik İzer atölyesini bitirdi. 1963-1965 yılları arasında Paris Bienalleri başta olmak üzere çok sayıda uluslararası ve ulusal etkinliğe katıldı, çok sayıda kişisel sergi açtı. Yazar ve konferansçı olarak yaygın bir isim yaptı. Altan, Modern, Avangard düşünce, Pop Art ve özellikle Postmodern sanatın Türkiye’deki ilk uygulayıcılarındandır.

Sanatçı kendine özgü kurgu dünyasıyla Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimine katkı sağlamıştır. Kendi kuşağı ve kendi kuşağından sonraki sanatçılara olan etkisini “Sanatçı referans verir, etki kaçınılmazdır; yöntem değil, sonuç önemlidir.” sözleriyle açıklayan sanatçı, yapıtlarında değişik doku, strüktür eleman, malzeme, sanat görüşü, ışık vb. aykırılığın rastlantısal olarak bir araya gelmesiyle oluşan bir sanat anlayışını benimsemiştir. 1988’den bu yana giderek daha da netleşen bir düşünce ile sanatsal espasın birbirinden farklı kavram, köken, yapı ve mantıkların birleşmesiyle oluştuğunu uç noktada kanıtlamak amacıyla “rastlantısal buluşma” yöntemini geliştirmiştir.

Kırk yıla yaklaşan eğitimcilik kariyerinde uzun yıllar boyunca irdelediği ve derslerinde temel öğreti unsuru olarak ele aldığı “espas”ın önce bütün sanat tarihi boyunca kullanılış biçimine açıklık getirip “…Sanat birbirinden farklı, kavram, köken, yapı ve mantıkların birleşmesiyle oluşur…” şeklinde bir sonuca vararak, bunu 1970 yılındaki doçentlik deneme dersinde “Resim Sanatında Mekan” başlıklı manifesto niteliğindeki konferansta sunmuş ve ilerleyen yıllarda sanatsal çalışmalarını bu yönde geliştirmiştir.


REHA YALNIZCIK KİMDİR?

Kendine has tarzı ile dikkatleri üzerine çeken ressam Reha Yalnızcık, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Sanatlar Bölümünden mezun oldu. Sanatçının her zaman en büyük arzusu yalnızca resim yaparak yaşamaktı. Önceleri resim ve grafik sanatları birlikte sürdürdü. Bu süreçte ilk kişisel sergisi “Doğa ile Haşır Neşir”i (1980 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), “Barış’a” (1981 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), “Benim İstanbul’um” (1984 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), “Her gün 23 Nisan” (1985 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), sergilerini bu dönemde gerçekleştirdi.

Günümüze kadar 80’in üzerinde kişisel sergi açtı, 150’ün üzerinde karma sergiye katıldı. Ayrıca kendi gibi ressam olan kızı Perincan Yalnızcık ile ortak 14 sergiye imza attılar. 1988-89 yıllarında çocuklara televizyondan resim dersleri verdi.

Pek çok soruna göndermeler içeren resimleriyle oluşan sergilerinin dışında, çok önem verdiği düşünme eğilimine dikkat çekme adına 1992 yılında düşünce kitapları yayınladı. Yurtiçi ve yurtdışında çok çeşitli yayınlarda yer aldı. Kartpostal, kupa ve telefon rehberi gibi UNICEF ürünleri için eserleri seçildi, yayınlandı.

1992 yılında sanatçıya Çocuk Vakfı tarafından “Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü”, Inepo’nun ilk kez dağıttığı “Çevre Sanat Ödülleri”nden; “Resim Dalı” ödülü verildi. 2013 yılında ise Dünya Kardeşlik Birinciliği Mevlana Yüce Vakfı’nın, Plastik Sanatlar ödülüne layık görüldü.


SABO KİMDİR?

1988 yılında İstanbul’da doğan SABO, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde tamamlamıştır. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.


SEMİH ZEKİ KİMDİR?

1981 yılında Bolu’da doğan Semih Zeki, Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olur. Işık Üniversitesi Sanat Kuramı ve Eleştiri Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimini tamamlayan sanatçı ilk kişisel sergisini 2010 yılında “Benim Doğamdan Sizin Gördükleriniz” başlığı ile Ütopya Platform’da açar. 2015 yılından itibaren Bozlu Art Project ile çalışmalarına devam eden Semih Zeki resimlerinde ağırlıklı olarak mimari detay ve verileri kullanır ve tüm öğeleri başkalaştırıp değiştirerek yeni bir mimari sistem oluşturur. Erken dönem çalışmalarında salt yapının tümü veya parçadan tüme evrilmesinin ipuçları yer alırken son dönem çalışmalarında parça bütün ilişkisini giderek daha soyut bir anlatımla izleyicilerle buluşturur. Semih Zeki’nin “Resmin resme yolculuğu” olarak tanımladığı bu süreçte resimler kendi özel formlarını koruyan, kendi kendini doğuran, üreten ve birbirleri arasında sağladıkları bağlarla kendi kendini sürekli yenileyen bir sistem içerisinde yer almaktadır. Bozlu Art Project’te 2015 yılında “Brüt Katmanlar”, 2017 yılında “Yıkım” ve 2019 yılında “Autopoiesis” başlıklı sergilerini açan sanatçı üretimlerini İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir.


SERİNA HARATOKA TARA KİMDİR?

Türkiye’nin ilk sanat için sosyal sorumluluk hareketlerinden, sanatı her yaşa sevdirmeyi hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesi olan Kültür Mantarı‘nın kurucusu Serina Haratoka Tara, 1979 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir.

İtalyan Lisesi’nde okuduğu yıllarda görsel sanatlarla tanışmış ve bu ilgisini üniversite yıllarında da fotoğraf sanatı ile birleştirerek devam ettirmiştir. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde okurken dünyayı dolaşma isteğiyle profesyonel turist rehberliği brövesi almış ve yaklaşık 13 yıl boyunca tüm dünyada medical, ticari, politik ve kültürel çeşitli organizasyonlarda grup lideri ve tercüman olarak görev almıştır. Eğitim hayatına bir süre daha devam etme isteğiyle İspanya’ya taşınmıştır. Barcelona Sinema ve Sahne Sanatları Üniversitesi UACE’de Görüntü Yönetmenliği ve Rejisörlük dallarında çift lisans eğitimi almıştır. 7 sene İspanya’da yaşadıktan sonra eşi ile tanışıp Türkiye’ye dönmüştür. Evli ve bir çocuk annesi olan Tara, iyi derecede İtalyanca, İngilizce ve İspanyolca bilmektedir.   Türkiye’de fotoğraf çalışmalarına tekrar başlamış olup, ‘Serbest Fotoğrafçı’ olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Aynı zamanda resim yapan ve hikayeler yazan Serina Tara multi disipliner bir sanatçı olarak sanatın farklı dallarında eserler üretmektedir.

2013 yılında gerçekleşen “İnsan Hikayeleri” isimli karma sergide yer almıştır.
2014 yılında gerçekleşen “İnsan Hikayeleri” isimli karma sergide yer almıştır.
2015 yılında “Kabardey-Balkar ve Çerkesler’’ adlı ilk kişisel belgesel fotoğraf sergisini açmıştır.
2015 yılında ilk kişisel sergisi sırasında başına gelen bir olay sayesinde kadim şifa teknikleriyle tanışmış ve o günden beri bu tekniklerle ilgili çalışmalar yapmaktadır.

Yaklaşık bir yıldır “Kültür Mantarı Sanat Hareketi” isimli bir sosyal sorumluluk projesi yürütmekte olan Serina Haratoka Tara, Türkiye’nin dört bir yanında sanat ve sanat tarihi ile ilgili bilgilerini paylaşmaktadır.
Detaylı bilgi: instagram.com/kulturmantari.tv  ve http://www.serinatara.com/


SERVER DEMİRTAŞ KİMDİR?

1957 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Server Demirtaş, 1977 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girer. İsmi daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi’ne dönüştürülecek Akademi’de Devrim Erbil atölyesinde eğitim alan sanatçı, 1984 yılında mezun olduktan sonra Türk soyut sanatının önde gelen isimlerinden Adnan Çoker ile ortak çalışmalarda bulunur. Resim bölümünden mezun olmasına rağmen; gerek eğitim süreci gerekse daha sonrasında gerçekleştirdiği çalışmalarda üçüncü boyutun olasılıklarını arayan ve kendini her zaman bir heykeltıraş olarak konumlayan Demirtaş’ın ilk dönemlerinde gerçekleştirdiği, gazeteleri PVC’yle kaplayıp katmanlardan oluşturduğu üç boyutlu yerleştirmeleri dönemi için öncü ve ses getiren çalışmalardır. 1987 yılında Mimar Sinan Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve dönemin en yenilikçi çağdaş sanat sergisi olan “Yeni Eğilimler Sergisi”nde Başarı Ödülü alan sanatçı, 1989 yılında bir diğer önemli sergi olan “Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi”nde Resim Heykel Müzesi Jüri Ödülü’nü kazanır.

Demirtaş’ın sürekli değişimi arayan yenilikçi sanat anlayışı 1997 yılında farklı makine parçalarını bir araya getirerek oluşturduğu hareketli heykeller dönemini başlatır. Hiçbir mühendislik eğitimi almayan sanatçının oldukça uzun süreçler gerektiren mekanik heykelleri, Türkiye’de kinetik heykel sanatının önemli örneklerindendir. Demirtaş’ın heykellerinin oluşum aşamasında kullandığı otomobil cam sileceğinden, bisiklet frenine değin uzanan hazır malzemelerin, sanatçının buluşu olan yöntemlerle bir araya getirilerek çarklar aracılığıyla hareketi sağlaması, 12. yüzyılda El Cezeri’nin robotlarından, 15 ve 16. yüzyılda Leonardo da Vinci’nin makinelerine ve 20. yüzyılda Jean Tinguely’nin kinetik heykellerine kadar uzanan bir yolculukta bilim ile sanat, teknoloji ile insan gibi ilişkiler üzerine yeniden düşünmemizi sağlar.


SÜLEYMAN SAİM TEKCAN KİMDİR?

1940 yılında Trabzon’da doğdu. 1963’te Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden lisans diploması aldı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Sinan Üniversitesi) Resim Bölümü’nden lisans ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sanatta Yeterlilik eğitimini tamamladı. 1968 ve 1975 yılları arasında Atatürk Eğitim Fakültesi’nde eğitim görevlisi olarak çalıştı. 1970’de bir yıl boyunca Almanya’da baskı eğitimi üzerine araştırmalarda bulundu. Daha sonra 1975 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim kadrosuna girdi. 1985’te profesör oldu ve aynı yıl Grafik Sanat Dalı Başkanlığı görevine atandı. Yugoslavya’da Sarajevo Sanat Akademisi ve Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde özgün baskı seminerleri verdi. 1991 yılında Almanya, Bonn’da Türk Grafik Sanatı’nda 12 Sanatçı ve Çağdaş Türk Resmi’nden Bir Kesit başlıklı iki ayrı konferans verdi. 1994-1995 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Dekanlık görevini, Grafik Bölümü Başkanlığı ile beraber yürüttü. 1996 yılında Büyükada’da eğitime başlayan Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kurdu ve ilk eğitim yılı süresince Dekanlık görevini yürüttü. 2007 yılında ,Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dekanlığı görevini yürüttü. 2008 yılında, 1.Uluslararası Özgün Baskıresim Bienali Jüri Üyeliğin de bulundu. 2004 yılından bu yana İMOGA-İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmalarına devam etmektedir.


TOMUR ATAGÖK KİMDİR?

1939 yılında İstanbul’da doğan Tomur Atagök, Robert Kolej’den mezun olduktan sonra ABD’de Oklahoma State University (BFA) ve College of Arts and Crafts ve University of California, Berkeley (MA) derecelerini alarak Türkiye’ye döndü. 1980-1984 yılları arasında MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Müdür Yardımcılığı görevinden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak üniversitenin Kültür, Basın ve Dış İlişkiler Başkanlığı’nı yaptı. 1989 yılında Türkiye’de ilk “Müzecilik Yüksek Lisans Programı”nı kurarak emekliliğine kadar yürüttü.

Sanat ve müzecilik ile ilgili çok sayıda araştırma ve projenin yanı sıra bu alanlarda yazılar yazdı. 2004-2006 yılları arasında YTÜ Sanat ve Tasarım Fakültesi’nin dekanlığını yaptı. Aralarında ABD, Fransa, İtalya, İngiltere, Almanya, Türkiye, Balkanlar, Polonya, Lüksemburg, Macaristan, Avusturya, Bahreyn ve Suriye’nin de bulunduğu birçok ülkede 47 kişisel serginin yanı sıra, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda karma sergiye katıldı. Aldığı ödüller arasında; Society of Illustrators (1962), En Başarılı Sanatçı Mezun (1962), Mixed Media Award in Mother Lode National Art Exhibition’da Birincilik (1972), Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi (1983), Yeni Eğilimler Sergisi (1983), TBMM Milli Egemenlik Yarışması’nda İkincilik (1985), Ankara Sanat Derneği Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü (1989) ve Fulbright Araştırma Bursu (1996) bulunuyor. Sanat ve müzecilik alanında çok sayıda yazı yazan ve bildiri veren Atagök, 2006 yılındaki emekliliğinden bu yana İstanbul, Demirciköy’de yaşayıp çalışmalarını sürdürüyor.


TUĞBA HACISÜLEYMANOĞLU KİMDİR?

Sanatçı Tuğba Hacısüleymanoğlu; işletme / finans eğitimini tamamladı. Bu alanlarda profesyonel olarak çalışırken, çocukluğundan itibaren resme olan tutkusunu, kişisel bir ilginin ötesine taşımaya karar verdi. Atölyesini açtı…

Sanatçının resimlerinin izleyicide bıraktığı etki “ne bir fazla ne bir eksik” biçiminde formüle edilebilir. Bunlar çalışmalarda her şeyin yerli yerinde kullanıldığının göstergesi olarak düşünülmelidir – Eğer “izleyicisini” yakalarsa, ki her bir yapıt izleyicisini doğurur ve tersi de geçerlidir. Bu şekilde izleyici ve Tuğba Hacısüleymanoğlu’nun çalışmaları arasında, etkin ve efektif bir iletişim doğmaktadır.


YALÇIN BİLGİN KİMDİR?

1982 yılı Eskişehir’de doğdu.
Yalçın Bilgin resim hayatına 2000 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim ana sanat dalında 2007 yılında Fransız Elçiliği ve TEV in yurtdışı bursunu alarak Ecole Nationale Superieure Des Beaux-Arts’da Abraham Pincas’in öğrencisi oldu. Okulda 1000 kişi içerisinden seçilerek Fransız Kültür Bakanlığı adına 7 adet Raphael Röprodüksiyon gerçekleştirdi.


YALÇIN GÖKÇEBAĞ KİMDİR?

1944 yılında Denizli’de doğdu. 1957’de İstanbul’da açılan Çapa İlk Öğretmen Okulu Resim Semineri’ne katılan Yalçın Gökçebağ, 3 yıl Malik Aksel ve İlhami Demirci’den temel resim bilgileri aldı. 1961’de Denizli Şirinköyü’ne öğretmen olarak atanan sanatçı, 1 yıl öğretmenlikten sonra 1963’te girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nden mezun oldu. 1966 yılında Akşehir İlk Öğretmen Okulu’na resim öğretmeni olarak atanan ressam, 1970’te İzmir’de öğretmenlik yaptı. 1971 yılında TRT’de kameraman olarak çalışmaya başladı. 1990 yılından bugüne kadar ODTÜ Güzel Sanatlar Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarına devam eden Gökçebağ, 17’si yurt dışında olmak üzere toplam 70’e yakın kişisel sergi açtı, çok sayıda karma sergiye katıldı. 6 yarışmalı sergide ödül kazanan sanatçının ödülleri arasında, DYO Resim ve Heykel Ödülü, Devlet Resim ve Heykel Başarı Ödülleri sayılabilir. Sanatçı çalışmalarını Ankara Armoni Sanat Galerisi’nde yer alan atölyesinde sürdürmektedir.


YUNUS EMRE ERDOĞAN KİMDİR?

1988 doğumlu sanatçı, lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamladı (2011). Üniversitenin aynı bölümünde Yüksek Lisans Programı’na devam eden sanatçı, İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. “Gizliden Sesler”  adlı ilk kişisel sergisini 2015’te, SANATORIUM’da açan sanatçının, yakın zamanda katıldığı sergi ve etkinlikler arasında “Tatlı Küçük Yalanlar”, Plato Sanat, İstanbul, 2018, “Yeni Bir Dünya”, ODTÜ, Ankara, 2018, “Umutsuz Boşluk”, SANATORIUM, İstanbul, 2018, “Ev”, Müze Evliyagil, Ankara 2017-2018, “Çizim Bugün”, O’Art Galeri, İstanbul, 2017 adlı sergiler bulunmaktadır.


YUSUF TAKTAK KİMDİR?

1951, Bolvadin

İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1974 yılında mezun oldu. Eğitimini Avusturya Salzburg Yaz Akademisi’nde sürdürdü. 1976-1992 İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Arşiv bölümünde ve İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1999 Yeditepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2005-2018 yılları arasında Yıldız Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı.

İstanbul’da yaşamakta ve çalışmalarını Asmalı Mescid’deki atölyesinde sürdürüyor.


ZEYNEP ÇOPUR KİMDİR?

Ressam Zeynep Çopur 1980 İstanbul doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Mezun olduktan sonra resim çalışmalarına Moskova’da devam etmiştir. 2014 yılında İstanbul’a dönerek birçok karma sergiye katılmıştır.



Arte Povera

Arte Povera (Türkçe: Yoksul Sanat), İtalya’da 1967’den itibaren gelişmeye başlayan ve uluslararası bir çizgide seyreden modern sanat tarzı. Eleştirmen ve kuramcı Germano Celant’ın 1967 ve 1968 yıllarında açtığı iki sergiyle başlattığı bu akım, anlamsal şifreleri yoksullaştırma, kültürü kilişelerden hatta tüm simgesel eklemelerden arındırma gerekliliğini savunmuştur. Sergilere katılan Alighiero Boetti, Luciano Fabro, Jannis Kounellis ve Pino Pascali gibi sanatçılar; kendilerini ifade biçimi, var olmak ve eylemek biçimlerine indirmişlerdir. Bu akım kimi zaman da sanatçıları ya da yapıtlarını maddeyle, doğa yasalarıyla etkileşim halinde gösterir.


Çağdaş Sanat

Modern sanatın aksine üretim yöntemlerine ve akımlara göre incelenmesi güç; çevre ve toplum bilincinin ağır bastığı; ağırlıklı olarak feminizm, küreselleşme, çevre, biyomühendislik, teknoloji-insan ilişkisi, AIDS ve çok kültürlülük gibi konularla ilgilenen; 1960’lı veya 1970’li yıllardan (başka bir deyişle modern sanatın veya Modernist dönemin bittiği kabul edilen zamandan sonra) günümüze kadar süregelen ve bir akım veya üslup benzeri birleştirici özellikleri olmadığından genel bir deyişle ‘çağdaş’ olarak adlandırılan sanat biçimleri.

Günümüzde tarihteki tüm sanat akımlarında çalışan sanatçılar olduğu gibi modern sanat akımlarına bağlı sanatçılar da vardır; bunlar genellikle çağdaş sanatçı olarak nitelendirilmezler. Bazen Modernizm sonrası sanat için postmodern sanat dense de Postmodernizm tarihsel bir dönemle ve estetik bir yaklaşımla ilgili olduğundan çağdaş olarak nitelendirilen tüm eserleri kapsamaz. Başka bir deyişle sanat için çağdaş, modernizmden sonra gelen ve şu an için postmodernizmi de içinde barındırıp bununla sınırlı kalmayan bir terimdir.

Türkçedeki “çağdaş sanat” kavramı, İngilizcedeki “contemporary art” kavramına karşılık olarak önerilmiştir. Ancak, “contemporary art”a karşılık olarak bir kavram daha kullanılmaktadır Türkçede: “güncel sanat”. Bu da bir kavram karmaşasına yol açmış durumdadır.


Kavramsal Sanat

Kavramsal sanat terimi, 1960’larda artık kendilerini alışılageldik sanat eseri biçiminde göstermeyen sanat eserleri için kullanılmaya başlanmıştır. Fikir sanatı olarak da geçer. Kavramsal sanatçılar, bir resim veya heykel yapmak üzere yola koyulup bu amaca yönelik fikirler üretmek yerine geleneksel gereçlerin ve biçimlerin ötesinde düşünüp fikirlerini uygun malzemeler ile ifade etme amacı güderler. Klasik anlamda resim veya heykel tarzı nesneler, ticari mal olmaya elverişli olduklarından sanatsal yaratı ve beğeninin dışında tutulur.

İlk olarak 1960’ların başında Henry Flynt tarafından bir Fluxus yayınında kavram sanatı olarak anılmıştır. Kavram sanatı, Joseph Kosuth ve Art & Language grubu tarafından daha sonra farklı anlamlarda kullanılmış, 1970’lerden itibaren ise ‘kavramsal’ kullanımı yaygınlaşmıştır.

Kavramsal sanatta öncelik kavramda olduğundan ve metin (anlatı) ile de yakından bağlantılı olduğundan, bu sanat üretim şekli kendini her biçim ve malzemede gösterebilir. 1960’lardan itibaren özellikle performans sanatı, arazi sanatı, Arte Povera eğilimleri yaygınlaşmıştır. Bazı kavramsal sanat eserleri atık, buluntu nesneler, karalamalar, yazılı ifadeler veya kılavuzlardan oluştuğu gibi fotoğraf, film ve video da kullanılan gereçler arasındadır. Temel olarak 1960 ve 1970’lere ait bir akım olmasına rağmen hala etkisi büyüktür.


Modern Sanat

Modern sanat, genellikle 1880’lerin izlenimcilerinden (empresyonistler) 1960-70’lere kadar devam ettiği kabul edilen sanat dönemi.

Sanatta modernizmin temelleri, ressamların dünyayı gördükleri gibi temsil etmeyi bırakmalarıyla atılmıştır. Temsil, temel sorun haline gelmiş; sanat kendi kendisini konu haline getirmeye başlamıştır. Sanat eleştirmeni Clement Greenberg de 1960’ta yazdığı “Modernist resim” adlı makalesinde modernizmin özünün, disiplinlerin kendilerine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğunu; bundaki amacın da o disiplini geliştirmek ve önemini artırmak olduğunu söyler. Örneğin, ilk modernist filozof olarak kabul edilen Immanuel Kant, felsefeyi daha fazla bilgi edinmek için değil, bilginin nasıl mümkün olduğunu sorgulamak için kullanmıştır. Greenberg’e göre, Kant’ın sanattaki karşılığı, ilk Modernist ressam, Manet’dir. Manet ve empresyonistler, üzerine resim yaptıkları yüzeyde boya, tuval vb. malzemelerin özelliklerini ve geçtikleri süreçleri saklamamış, aksine öne çıkarmışlar; sonrasında Cezanne eserlerini tuvalin dikdörtgen şeklini gözönüne alarak tasarlamıştır. Böylece doğadaki görüntülerin taklidi yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Modern resimde bu şekilde gelinen en son nokta, bir heykel akımı olarak başlayan Minimalizmin etkisiyle yapılan, insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylelikle içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.


Op Sanatı

Op artoptik resim olarak da bilinen 1960’ların bir resim akımıdır. Renk, çizgi gibi öğeler göz yanılsamaları yaratmak için kullanılır. Eserler genelde soyut olup, pek çok durumda siyah-beyazdır.

Lekecilik ve hareket resmine karşı gelişen Op-art, sanat yapıtını kurallarla bilimsel olarak düzenlemeye önem vermiştir. Rastlantıya dayanan içgüdüsel otomatik yazı resmi( içgüdüsel-nonfigüratif), bu anlayışın tam karşıtı olmaktadır. Op-art resimde üçüncü boyut etkisini verme eğiliminin soyut sanatta ortaya çıkan şeklidir. Bunun için geometrik biçimler ritmik biçimde düzenlenmiş ve bu biçimler üzerinde renkle model yapılmıştır. Op-art, yeni konstrüktivist, geometrik biçimleme yöntemleriyle akrabadır ve onların olanaklarından geniş olarak yararlanmıştır. Josef Albers ile Vasarely’nin temsil ettiği Op-art, optik aldatmalara dayanan çalışmalara sahiptir. Resim sanatına, aldatıcı bilimsel perspektif resmine itibar etmeyen yeni bir konstrüktivizm ve doğal olmayan yeni bir optik görüntü getirmiştir.


Performans Sanatı

Performans sanatı, 1960’lı yıllarda ortaya çıkan, izleyicinin önünde canlı olarak icra edilen bir sanat biçimidir. Performans sanatı etkinlikleri bazen happening olarak da adlandırılır. Performans sanatı metinden bağımsızdır ve o an olur. Tekrarı yoktur. Bunun yanı sıra Fluxus, beden sanatı, süreç sanatı ile yakından ilgilidir. Sahne ve gösteri sanatları ile ortak yönler taşısa da, dans, müzik, tiyatro, sirk, jimnastik gibi etkinliklerden farklı olarak görsel sanatların içinden çıkmış öncü bir akım olarak kabul edilir; tiyatro performanslarından farklı olarak olayların illüzyonu değil olduğu şekliyle olayın kendisi sergilenir. Marina Abramoviç aralarındaki farkı şu cümleleriyle açıklar: “ Tiyatroda bir rolü prova eder ve oynarsın. Tiyatro da kan ketçaptır ve bıçak gerçek bir bıçak değildir. Performansta her şey gerçektir. Bıçak, gerçek bıçak ve kan kandır.”

Performans sanatı, toplumun normlarını reddeder ve izleyiciyi aktif bir konuma getirmeyi hedefler. Sahne dışında halka açık başka yerlerde de sergilenebilir. Sergileme öncesi prova yapmak ya da doğaçlama yapmak sanatçıya bağlıdır. Performans sanatçılarının ortak hedefi izleyicinin hafızasında kalıcı olmaktır.

Kökleri 20.yy başındaki Dada akımının anarşist performanslarına, 1920 ve 30’lu yılların sürrealist ve fütürist performanslarına ve hatta Jackson Pollock’un aksiyon resmine kadar gider. Bildiğimiz anlamıyla performans sanatı 1960’larda doğduktan sonra yaygınlaşıp 70’lerde fikirleri ön plana çıkaran kavramsal sanatla bağlantılı olarak devam etmiştir.


Video Sanatı

Video sanatı, televizyon veya sinemanın aksine, hareketli imgelere dayalı sanatsal işlerin bir alt türüdür. Görüntü veya ses verilerinden oluşup analog veya dijital ortamlarda saklanabilir. Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.

Video sanatı ile sinema arasındaki farklardan birisi; videonun, sinemanın dayandığı birçok temele dayanmaması; oyuncu, diyalog, konu, senaryo gibi öğelere sahip olmak zorunda olmaması ve eğlence amaçlı sinemada bulunan özelliklere bağımlı olmamasıdır. Bu ayrım videoyu sadece sinemadan değil, tanımların bulanıklaştığı bağımsız filmler, kısa filmler, avant-garde sinema gibi sinemanın alt kategorilerinden de ayırmak için önemlidir. Temel olarak, sinemanın ana amacı eğlendirmek iken; videonun ise mecranın sınırlarını keşfetmek veya izleyicinin alışılageldik sinema nedeniyle oluşmuş beklentilerine saldırıda bulunmak gibi çeşitli amaçlar güdebildiğini söyleyebiliriz.

Video sanatının Nam June Paik’ın 1965’te satın alıp denemelerine başladığı Sony Portapak ile başladığı söylenir. İlk olarak Papa VI. Paul’un New York’taki geçişini kaydetmiş, daha sonra aynı gün bunu Greenwich Village Cafe’de oynatmıştır. Sony Portapak çıkmadan önce hareketli resim teknolojisi yüksek fiyatlar ve anında oynatılamama gibi nedenlerden dolayı tüketiciler arasında yaygın değildi. Bunun sonucunda birçok sanatçı videoya filmden daha çok ilgi duydu. Bu teknolojiler birbiri içine geçtiğinde de bu ilgi daha da arttı.

Video sanatı en etkili zamanlarını 1960 ve 1970’lerde yaşadı. Hâlâ da uygulanmaya devam edilen video sanatı, günümüzde daha çok başka ortam ve araçlarla birleştirilmekte, örneğin büyük bir enstalasyonun veya performansın bir parçası olarak kullanılabilmektedir.


Yerleştirme Sanatı

Yerleştirme ya da enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türü. Kapalı veya açık mekânlarda yapılabilir.

Kökleri kavramsal sanat ve hatta 20. yüzyıl başındaki Marcel Duchamp’ın hazır-yapımları ve Kurt Schwitters’e kadar giden enstalasyon, diğer adıyla yerleştirme sanatı, çağdaş sanatta mimarlık ve performans dışında birçok başka görsel sanat disiplininden de destek alan melez (hibrid) bir tarzdır. Uygulanmasında sanat eserinin sergileme veya gösterim aşamalarını vurgulayan yerleştirme, 1970’lerde şekillenmiştir.

1960’ların ABD ve Avrupa’da asamblaj (‘assemblage’) ve çevre terimleri sanatçıların belli bir mekânda bir araya getirdikleri malzemeler için kullanılsa da yerleştirme tabiri sadece eserlerin sergilenme şekli, örneğin resimlerin duvara ne şekilde ve nasıl bir düzende asıldığını ifade etmek için kullanılıyordu. Zamanla galeri mekânının farkındalığı ile ve sanat eserinin mekândan bağımsız gözlenemeyeceği/tecrübe edilemeyeceği fikriyle yerleştirme şekli ve mekân ön plana çıkarılmaya başlanmıştır.

1960’larda ‘bir çevre olarak sanat eseri’ fikri, izleyicinin sadece bakmakla kalmayıp dünyada yaşadığı gibi sanat eserinin içinde ‘yaşaması’, hatta zaman zaman onun bir parçası olması beklentisini getirdi. Bu konudaki önemli kişilerden biri Robert Smithson’dır. Yer (daha büyük bir mekân içinde belirli bir yer) ve yer-olmayan (bu yerin galeride fotoğraf, harita, çeşitli malzeme ve dokümanlarla yeniden sunumu) arasında bir ayrım yapmıştır. Bu ayrım önemliydi. Çünkü Smithson ve Michael Heizer, Nancy Holt, James Turrel ve Walter de Maria gibi diğer arazi sanatçıları galeri dışında çalışmalarına rağmen işleri galeri sistemi tarafından sağlanan çerçeveye bağımlı kalmıştır. Smithson, yer ve yer-olmayan arasındaki on farkı aşağıdaki şekilde belirlemiştir:

Yer (‘Site’)Yer-olmayan (‘Nonsite’)
Açık sınırlarKapalı sınırlar
Noktalar serisiMalzemeler dizisi
Dış koordinatlarİç koordinatlar
EksiltmeEkleme
Belirsiz kesinlikBelirli kesinsizlik
Dağınık bilgiToplu bilgi
YansımaAyna
KenarMerkez
Mekân (fiziksel)Mekânsızlık (soyutlama)
ÇokTek

Günümüz enstalasyonlarında günlük ve doğal malzemelerin yanı sıra video, ses, performans, bilgisayarlar ve Internet gibi yeni mecralar da kullanılmaktadır. Önceleri radikal bir sanat yaratım biçimi olarak çıkan yerleştirme sanatı, 1980’lerden itibaren müzeler ve galeriler tarafından tamamen kabul görmüştür. 20. yüzyıl sonlarında baskın sanat türü olmuştur. Hâlâ da bu özelliğini korumaktadır.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı