SANATTANSÖYLEŞİ

Şükran Moral: ‘Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur’

Söyleşi: Elif Doruk

Şükran Moral:
‘Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur’

Şükran Moral, yaklaşık otuz yılı aşan sanat pratiği boyunca yalnızca eserleriyle değil, sanatın toplumla kurduğu ilişkiye dair tavizsiz duruşuyla da tartışmaların merkezinde yer aldı.
Genelevlerden akıl hastanelerine, müzelerden kamusal alanlara uzanan performanslarında bedenini bir ifade aracının ötesine taşıyarak; kadın kimliğini, şiddeti, iktidarı, göçü, ötekileştirmeyi ve toplumsal hafızayı görünür kılan Moral, Türkiye çağdaş sanatının en sarsıcı figürlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayan uluslararası sanat yolculuğundan bugüne uzanan süreçte hiçbir zaman konforlu alanlara sığınmayan sanatçı Şükran Moral, bu söyleşide yalnızca geçmişine dönüp bakmıyor; aynı zamanda günümüz sanat ortamını, dijital çağın yüzeyselliğini, yükselen otoriter iklimi, kadın sanatçı olmanın bedellerini ve performans sanatının geleceğini de keskin bir dille değerlendiriyor.

İdealizmin yerini tüketim kültürüne bıraktığını savunan Şükran Moral, sanatın hiçbir zaman politikadan bağımsız olmadığını vurgularken; sansürden sanat piyasasına, müzelerin ikiyüzlülüğünden yeni kuşak aktivist sanat anlayışına kadar pek çok başlıkta alışılmışın dışında görüşlerini paylaşıyor. Korkularını inkâr etmeyen ama onları öfke ve üretme isteğiyle aşan sanatçı, tüm hayal kırıklıklarına rağmen hâlâ yeni performanslar düşlediğini ve geleceğe bırakmak istediği en büyük mirasın bir Şükran Moral Performans Okulu olduğunu söylüyor.

Sanatı bir gösteriye değil, bir yüzleşmeye dönüştüren Şükran Moral ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşi; yalnızca bir sanatçının yaşamına değil, Türkiye’nin son otuz yılına, sanatın dönüşümüne ve direnişin estetiğine de güçlü bir tanıklık sunuyor.

KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

@Sanatçı Barış Mengütay katkılarıyla

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'

Şükran Moral:
“Bugün daha çok şey görüyoruz ama daha az şey biliyoruz.”

    • 90’lı yıllarda Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduğunuz dönemden bu yana, Türkiye’de performans sanatının algısı çok değişti. Sizin erken dönem işleriniz -örneğin genelevde ya da akıl hastanesinde yaptığınız performanslar- o dönem ‘şok edici’ bulunmuştu. Bugün geriye dönüp baktığınızda, o günkü Şükran ile bugünkü Şükran arasında bedeni ve mekânı kullanma açısından nasıl bir köprü görüyorsunuz?

Burada iki soru var. Bir tanesi, o yıllarda yaptığım işlerle bugün o işleri nasıl gördüğüm. Bir de o zamanki bedenle, yani yaptığım işlerle bugünkü bedenim arasındaki fark gibi bir şey. Böyle iki soru çıkardım ben. Birincisi, 90’lı yıllarda yaptığım işleri bugün de yapamazdım. Yani o işleri bugün bana yap desen, yapamayabilirdim. Çünkü zaten artık genelev kalmadı. İkincisi, 90’lı yıllardaki heves, daha açlık-açıklık mı diyeyim, ne diyeyim, o coşku yok. İnsanlar şu an Türkiye’de çok depresif durumdalar. Yani ben işlerimi her zaman heyecanla, böyle işleri seven bir grup insanla yaptım. O insanlar yok artık. İnsanlar o kadar bıkmışlar ki… Ama benim kendi heyecanım var, o ayrı konu. Ben hâlâ heyecanlıyım. Ama bu, tek başıma yapabileceğim bir şey değil; ileride ancak denk gelebilir. Yani performans bir ekip işidir. Tabii ki bunu Türkiye’de asla anlayamadılar. Bence bunu bugün anlayabilen çok az insan var. O zamanla bugünkü zaman arasındaki fark çok büyük; inanç, ideal, pratik, sonra internetteki yoğun görsel bombardımanı… Şimdi bu kadar yoğun görsel bombardımanı olduğu için bugün insanlar her şeyi gördüğünü ve bildiğini sanıyorlar. Ama ben bugün daha az şey bildiğimize inanıyorum. Yani bugün biz daha az şey biliyoruz. Daha çok şey gördük ama daha az şey biliyoruz. Çünkü bilmek sadece görmek ile ilgili değil.

    • ​Peki, bu uzun kariyerinizde sizi estetik ve zihinsel olarak ‘asıl kırılmayı yaşadım’ dediğiniz an ya da performans hangisiydi?

Kırılmayı yaşadığım an, 1994 yılında yaptığım Artista işi. Yani kendimi çarmıha koyduğum zamanki iş. Evet, çünkü ondan önce enstalasyonlar ve heykeller yapıyordum; daha minimal işler… O minimal işlerden birden kendimi çarmıha koymaya geçmek çok büyük bir dönüşüm oldu. Büyük bir devrim oldu. Büyük bir başkaldırı oldu. Sonra o başkaldırı, gerçekten o devrimci işimin arkasından yürüdü. O minimal işlerimi bıraktım.

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'
Şükran Moral, Artista, 1994

“İdealistlere bugün ‘aptal’ diyorlar.”

    • ​Sizin sanatınızda beden, sadece bir araç değil; politikanın, acının ve başkaldırının yazıldığı bir manifesto. Günümüz dijital çağında, yapay zekânın ve sanallığın bu kadar ön planda olduğu bir dünyada, ‘et ve kemikten’ oluşan çıplak bedenin performanstaki gücü sizce neye evrildi?

Yine aynı yere geleceğim. Bugün aşırı görsel var. Bir çöp yığını gibi; birbiri ardına gelen. Bence bu çöp yığını olan görsellik, düşünceyle eş değer; yani düşünceler de çöp. Çünkü ben idealist bir dönemden geliyorum. Biz 80’li yıllarda, devrime inanan, idealizmi olan bir grup gençtik. Şimdi idealizm kalmadı. İdealistlere aptal diyorlar. Paraya tapmadığımız için “Enayiymişsiniz.” diyorlar. Bunu diyen bir neslin, benim gibi idealleri olan, acıyı yansıtmaya çalışan, ötekileri anlatmaya çalışan bir sanatçıyı anlaması mümkün değil. Arada epeyce büyük bir uçurum var. Ben bu yeni düşüncelerle anlaşamıyorum. Anlaşmayı da hiç düşünmedim, düşünmüyorum da. Niye anlaşayım? Herkese “Si… olun, gidin.” diyorum.

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'

    • ​İşlerinizde şiddet, kan ve ritüelistik ögeler çok baskın. Bu estetik dili seçerken amacınız seyirciyi ‘rahatsız etmek’ mi, yoksa onları kendi içlerindeki bastırılmış bir gerçeklikle yüzleştirmek mi?

Benim öyle büyük bir misyonum yok aslında. Benim tek bir misyonum var; inandığım şeyleri yapmak. Sonra seyirciyi değiştireyim gibi bir narsizmim de yok. Ben sadece bildiğim değerleri ve inandığım şeyleri anlatmak istiyorum. İster inanırsın, ister inanmazsın. Şiddete gelince, bugün toplumda göremeyeceğin kadar çok şiddet var. Ailede ve kadına yapılan şiddete bakın. Türkiye’de her gün en az iki kadın öldürülüyor. Bunun yıllık hesabını yaparsan, bir savaşta ölen insan sayısı kadar kadın öldürülüyor ülkemizde. Bu ne ikiyüzlülük. O zaman, hayatta bu kadar şiddet varken, sen sanatta şiddet olmaz, yapma diyenler bence ikiyüzlü, sahtekârlardır. Böyle dedikleri için de hayattaki şiddet devam edecek.

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'
Sükran Moral / Bordello 1997

‘Sistem bütün kadınları cezalandırıyor, beni ayrıca cezalandırıyor.’

    • ​Zamanında müzelere ve galerilerin steril ortamlarına meydan okuyan performanslar ürettiniz. Ancak bugün o performansların dokümantasyonları büyük koleksiyonlara ve müzelere giriyor. Sisteme karşı ürettiğiniz sanatın, sistem tarafından ‘satın alınması’ ve ‘ehlileştirilmesi’ tehlikesi sizi endişelendiriyor mu? Bu paradoksla nasıl baş ediyorsunuz?

Bu aslında çok geniş bir soru. Bir defa, hayat boyu biz kadınları isimsiz, ikinci perdede görünmeyen, ezilen olarak bu toplum gördüğü için ben, bir kadın sanatçı olarak her zaman o çok değerli gördükleri müzelerine girdim. Ama bunu kendim olarak yaptım. Yani onların kurallarını kabul ederek, eğilerek, bükülerek değil. Ben her zaman bendim yani, kendim inandığım şeyleri yaptım. Ben ayakta durdum, ayaktaydım; onlar bana geldiler. Ben kimseye gitmedim. Tabii ki zaten kadınların istenmediği yerler oralar. Ee, -işlerin satılıyor ama-, o zaman bana gelince idealist oluyor insanlar. Diyorlar ki, niye işlerini satıyorsun? Bana işlerimi satmadan yaşayabileceğim bir şey söylersen satmam yani. Çünkü bize ekonomik olarak da kıskaç altına alan bir düzen var. Erkek düzeni var. Ben hatta şunu söylüyorum; benim işlerim bence çok az fiyata satılıyor. Milyar dolara gitmesi gerekirken, asi olduğum için, bu düzene uymadığım için bir cezalandırma yapılıyor. Başkasına göre fazla yüksek fiyatla satmış olabilirim ama bulunduğum yere, yaptığım işlere, kendi tarihime göre bence çok az fiyatlara gidiyor benim işlerim. Bu da kadın sanatçı olduğum için ve Türkiye’de olduğum için. Bütün sistemle sürtüştüğüm için oluyor. Sistem bütün kadınları cezalandırıyor, beni ayrıca cezalandırıyor.

    • ​Uzun yıllar İtalya ve Türkiye arasında mekik dokudunuz. Kendinizi iki kültürün de hem içinde hem tamamen dışında -bir tür göçebe veya sürgün gibi- hissettiğiniz oluyor mu? Bu ‘ait olamama’ hâli üretkenliğinizi nasıl besliyor?

Ben iki yerde olmaktan çok mutluyum. Sanki bu iki kültürü bana biri hediye etti; hayır, bana kimse bir şey hediye etmedi. Ben kendim aldım. Zengin bir ailem yoktu ki para verip, “Hadi kızım, sen orada oku; biz sana ayda şu kadar para göndeririz.” desinler… Ben kendim çalıştım, kendim okudum, kendim her şeyi elde ettim. Arkamda kimse olmadan tek başıma yaptım. Bu yüzden gururluyum. İyi ki de bu oldu, bunu yapabildim. Ama benim iki kültürden de aldığım şey, kültür ve sanata bakış açısı oldu. Ama yine de bir Türk kadını olarak burada rakı içip arabesk dinleyip ağlıyorum. Yani hiçbir zaman ben oraya gittim, “Hello.” falan olmadım. Özümden kopmayı düşünmüyorum. Çünkü ancak o zaman rahatım. Kendimi iyi hissediyorum. Ama mesela İtalya’da çoğu kişi Pasolini’yi bilmiyor ki. Her İtalyan da kendi sanatını, kültürünü bilmiyor ki. Biliyor mudur yani hepsi Rönesans’ta neler oldu, neden bunlar oldu, Caravaggio’nun bütün geçmişini, ilişkilerini, Fellini’nin La Strada filminin anlamını? Biliyor mu her İtalyan? Bence bilmiyor. Yani mesele pasaportta değil. Ve tabii mutluyum; bu yaşam bana zenginlik katıyor.

‘İstanbul Modern, ‘Akıl Hastanesi’ işimi sergiden kaldırdı’

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'

    • Coğrafya kaderdir derler; ama siz bu coğrafyanın sınırlarını sanatınızla hep zorladınız. Türkiye’deki eril tahakküm, kadın cinayetleri ve toplumsal hafıza işlerinizin merkezinde. Son yıllarda Türkiye’deki sosyo-kültürel iklimi ve sanata yönelik otosansür mekanizmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanatçı bu ablukayı nasıl dağıtabilir?

Son zamanlarda gerçekten büyük bir baskı var, sanatçılar içeri alınıyor. İşte en son stand-up’çı Deniz Göktaş alındı. Yani bu da şunu gösteriyor ki faşizmin ayak sesleri dan dan dan duyuluyor. Bana da yapıldı sansür. İstanbul Modern, 30 yıl önce Akıl Hastanesi işimi sergiden kaldırdı. Bahaneleri çok. Şimdi küçük bahaneler uyduruluyor ama bir beş sene sonra bahanede bulunmadan yapılacak bütün bu baskılar. O yüzden ben bunu yıllarca söyledim. 2010’da “Yetmez ama evet”çilere, liberallere… Sanat çevresinde çoğu liberaldir ve gerçekten de çoğu “Yetmez ama evet” dedi. Ama hepsinin çocukları bunun bedelini ödeyecek.

    • ​İşleriniz nedeniyle geçmişte çok ciddi tehditler aldınız, sergileriniz basıldı, hedef gösterildiniz. ‘Korku’ duygusuyla aranızdaki ilişki nedir? Performans anında o ilk adımı atarken rehberiniz cesaret mi, yoksa öfke mi?

Ben cesur bir sanatçı diye nitelendirildim ama korkumun olmadığını düşünmek çok yanlış. O zaman benim insan olduğuma inanmazsın. Yani bizim toplumda da herkesi ruhanileştirmek var. Bunu istemem. Ben insanım, benim de korkularım var ama dediğim gibi öfkem o kadar büyük ki ve yapma isteğim o kadar büyük ki bütün bu korkunun üstesinden gelebiliyorum. Bir de kaybetmeyi göze almak… Çoğu insan kaybetmeyi göze almıyor. Alamıyor.

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'

‘Sanat sadece sanat değildir; politik bir duruştur’

    • Sadece burası da değil; dünyada da yükselen bir sağ popülizm ve muhafazakarlık dalgası var. Batı’daki sanat kurumlarının ‘politik doğruculuk’ (political correctness) maskesi arkasına saklandığını düşünüyor musunuz? Küresel sanat piyasası sizce gerçekten özgür mü?

Yahu, küresel sanat ortamı özgür olur mu? “Sanat her şeyin üstündedir.” diyenler var. Öyle bir şey yok. Sanat da politikanın içindedir, taraf tutar; açıkça tutar. Ben her zaman söyledim; uluslararası düzeydeki varlığımız aslında bir bayraktır. Sen bunu ister kabul et, ister etme. Bu senin ikiyüzlülüğündür. Ben her zaman neyse onu kabul etmeyi tercih ederim. Tavrımı ona göre koyarım. Bakın, futbol maçlarına. Dünya şampiyonu olan İspanya’nın futbolu için “Futbol hiçbir zaman futbol değildir.” denince cevabı oldu. Futbol hiçbir zaman futbol değildir, sanat sadece sanat değildir. Yani politik bir ivmedir. Politik bir duruştur. Bunu kabul edip etmemek bir şey değiştirmiyor. Batı, sanatçıları oryantalist bir hoşluk olarak görmek ister. Eğer o sınırı aşarsan seni almaz, istemez. Benim gibi küstahlık yaparsan…

    • Tam da bu noktada yeni nesli sormak istiyorum. Bugün kendisini ‘aktivist’ olarak tanımlayan yeni bir sanatçı grubu var. Sizce bugünkü aktivist sanat, sizin 90’larda ve 2000’lerde yaptığınız o doğrudan, ‘çiğ’ ve kuralsız eylemselliğin yanından geçebiliyor mu, yoksa fazla mı ‘estetize’ edilmiş durumda?

Ben kimseyi yargılamam. Yapsınlar tabii, olmalı. Hepsi olmalı ki ileri gidelim. Küçük adımlar büyük denize ulaşmamıza sebep verir.

“Şükran Moral Performans Okulu kurmak istiyorum.”

    • Son olarak, performans sanatı doğası gereği geçicidir, ‘an’a aittir. İşlerinizin dökümantasyonu, fotoğrafları ve videoları geleceğe kalıyor. Şükran Moral, geleceğe nasıl bir arşiv ve miras bırakmak istiyor? Kafanızda henüz hayata geçiremediğiniz, ‘bunu yaparsam yer yerinden oynar’ dediğiniz bir ütopik/distopik performans var mı?

Gerçekten bu tür performanslarım var ama daha önce de dediğim gibi performans bir ekip işi ve benim düşündüğüm performansların çoğu ekip işi. Ama böyle bir ekip yok. Böyle bir ruh yok. Herkes hazıra konup önünde selfie çektirme derdinde… Yani sanatı sadece göstermek, kendi aldığı çantayı göstermek, bedenini göstermek, “Ben de buradayım.” gibisinden bir gösterişin peşindeler. Ben böyle bir kitle ile ne yapabilirim? Ya hepsine si…….. çekeceksin ya da kendi başına, küçük de olsa, bir şeyler yapacaksın. Ben artık bunu tercih ediyorum. Çünkü elimde başka imkân yok. Ama benim hayallerim var. Aslında bir Şükran Moral Performans Okulu kurmak istiyorum. Arşivimi de öyle bir okula bırakmak isterim. Eğer yapabilirsem.

KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

@Sanatçı Barış Mengütay katkılarıyla

Şükran Moral: 'Sanat Sadece Sanat Değildir; Politik Bir Duruştur'
Şükran Moral & Elif Doruk

Meme Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu