Karşı Yakada Çiçek Açan Halk Ressamı Theophilos
Oğuz Makal yazdı...

Karşı Yakada Çiçek Açan Halk Ressamı Theophilos – Oğuz Makal yazdı.
İzmir’de yaşamış, araştırmalar yapmış, zaman içinde kalmış, bilinmeyen İzmir sinema yaşamını 1895’li yıllardan başlayarak belgelemiş, kitaplaştırmıştım.
Bazıları artık aramızda olmasa da İzmir’de ressamları da tanıdım. Cuma Ocaklı, Bilal Erdoğan, Adem Genç, Halil-Nadide Akdeniz, Nafi Çil, Vedat Mavitan, Cavit Atmaca, Bedri Kökten, Turgut Pura, Gören Bulut, Yavuz Seçkin gibi. İçlerinde naif ressam, yani halk ressamı tanımını hak eden Fatma Eye ve o yıllarda İzmir’e gelip bir süre yaşayan naif ressam Fahir Aksoy’u saygı ve sevgiyle anıyorum, İzmir ve çevresindeki naif ressamları bulmak, emekli maaşından kirasını ödediği Göztepe semtindeki mavi boyalı atölyesi “Mavi”de bir araya getirmek için uğraş da vermişti. Resim yaparak, yazılar yazarak naif tarzın Türk resminde belirgin yer alması için çaba göstermişti. Ve bir aydın olarak düşüncelerini gizlemeden yaşamıştı. Şu söz onun ve tam bugünlere göre:
“Bir insanın düşüncesi yüzünden mahkum edilmesi, orta çağdan kalma aforoz gibi bir ilkellikten başka bir şey değil…”
Prof. Gülten İmamoğlu naif ressamı şöyle anlatır:
“Halk ressamları yüzyıllar boyu “eğitimli” sanatın giremediği yerlere “doğal” sanatı tüm içtenlikleriyle kolaylıkla ulaştırmışlardır. Bu ressamlar; halkın geleneklerini, göreneklerini, dini ve ulusal değerlerini ve yaşanılan dönemin sosyal ve siyasi olaylarını eserlerinde yansıtmış ve geniş halk kitlelerini etkilemişlerdir. Pek çoğu hayalden yapılmış olan halk resimleri primitif bir özellik taşır. Perspektif ve oranlar gerçek dışıdır. Teknik zayıftır. Resimler halk masallarına uygun halkın anlayabileceği ve sevebileceği türdendir.”
Yunan halk ressamı ve modern Yunan sanatına önemli katkısı olduğundan söz edilen, yapıtları daha çok Yunan karakterleri, Yunan geleneksel folkloru ve tarihini betimleyen Theophilos Chatzimichail, kısaca Theophilos’u Zeynep Altıok’un “İki yaka, bir ağaç” yazısını okuyuncaya dek bilmiyordum. Üstelik birkaç yıl önceye dek tatillerimi küçük yerleşim Petra’da geçirdiğim, taşını toprağını bildiğim Midilli doğumlu. (Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’na bağlıydı.)

İlginçtir; gençlik günlerinde fustanella (geleneksel Yunan eteği) giymesi nedeniyle yapılan alaycı davranışlara dayanamaz, hoşgörüsüz Midilli’yi geride bırakır, İzmir’deki Yunan konsolosluğunda kapı görevlisi (kavas) olarak çalışmayı seçer ama İzmir’de uzun yıllar kalmaz.
Yaşamını daha ayrıntılı öğrenmek için daha fazla bilgi bulmak isterdim. Rehberim sadece iki kaynak oldu: Biri İzmir Kent Stratejileri Merkezi’nin internette bulduğum sayfası, diğeri Wikipedia… Öğreniyorum ki, Theophilos resmin yanı sıra, ulusal törenler için halk tiyatrosu etkinliklerinin düzenlenmesine de katılmış. Karnaval dönemlerinde önemli roller üstlenerek bazen Büyük İskender kılığına girmiş. Kostüm ve ekipmanlarını kendi yaparak, Yunan Bağımsızlık Savaşı kahramanlarını canlandırmış.
İzmir’den sonra, 1897’de ikinci bir yaşama yeniden başlayacağı Yunanistan’ın Teselya bölgesinde Volos’a yerleşir. Resimlerinin çoğunu burada yapar. Ona sahip çıkan Giannis Kontos için resimler üretir. Kaldı ki, günümüzde Kontos’un evi Theophilos Müzesi’dir.
Theophilos, 1927’de Midilli’ye dönecek, resim yapmayı sürdürecek, bazen çok az paraya, bir şişe şaraba ya da sıcak bir çorba için duvar resimleri yapacaktır. Ve 1934 yılı Mart ayında gıda zehirlenmesinden yaşama gözlerini yumacaktır.

Onun çalışmalarını yakından izleyen sanat eleştirmeni ve yayıncı Stratis Eleftheriadis yapıtlarını uluslararası sanat çevrelerine ulaştırır, Theophilos’un tanınmasını sağlar. Şöhret Theophilos’un ölümünden bir yıl sonra gelmiştir. Şöyle ki; eserleri Yunanistan’dan parlak bir halk ressamının eserleri olarak Louvre Müzesi’nde sergilenmiştir.
Tipkı yaşarken küçümsenen, ressam niteliği kabul edilmeyen Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani’nin şöhreti ölümden sonra yakalaması gibi. Gerçi, 1913 yılında Moskova’da gerçekleştirilen avangard “Hedef” sergisinde eleştirmen İlya Zdaneviç’in yardımıyla, işlerini sanat çevrelerinin beğenisine sunmuş, tanınmaya doğru adım atmıştı.
Yaşamında kırılmaların fazlaca olduğu Pirosmani’nin, yaşadığı kasabayı ziyaret eden bir Fransız aktrise âşık olduğu ve resimlerini yaptığı da bilinir. Bu aşk öyküsü, Andrey Voznesenski’nin bir şiir ve Alla Pugaçeva’nın söylediği bir şarkıyla ünlü bir öyküye dönüşmüştür. Ressam, en ünlü tablosu olan Aktris Margarita da âşık olduğu aktrisi resmetmişti.
Theophilos üzerine naif ressamlardan Pirosmani gibi bir filmi yapılmış olsaydı daha erken tanırdım. Pirosmani’yi yıllar önce, Gürcü yönetmen Giorgi Şengelaia tarafından yönetilen biyografik- filmle tanıma olanağı bulmuştum. Film, 1974 yılında Chicago Uluslararası Film Festivali’nde “Altın Hugo” ödülünü de kazanmıştı… Nihayet Tiflis’te de müzesini ziyaret etmiş, Pirosmani’nin çoğu ekmek, şarap ve boya ya da birkaç gece barınması karşılığında yaptığı halktan kişilere, doğaya, hayvanlara bakışını yakın plan görmüştüm.
Resimlerine göz atınca Pirosmani’nin, daha çok hayvanları, sofradaki ve yemek servisi yapan insanları vb. resmettiği, Theophilos’un ise tarihsel olayları, kahramanlıkları oldukça sık işlediği görülür.
Her ikisi de halk masallarından, yaşam gerçeğinden izler de taşıyan resimlerinde, yaşadığı toprakların ruhunu yansıtmayı başarır, Tanışma, olanağı bulduğum ve evinde beni birkaç saat konuk eden yurtsever, Yunanistan’ın büyük ozanı Yannis Ritsos’un şiirindeki gibi Midilli’li halk ressamı Theophilos’un yaşamı da “Görülmemiş Bir Çiçek Açma” serüveniydi.
“Haykırmak istiyordu
Daha fazla dayanamayacaktı
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada
Kimse duymak istemiyordu…”
Sesini duyuyorum Theophilos… Ve daha da gecikmeden bu yakadan bir selam gönderiyorum.
Oğuz Makal





























































