Genel

‘Hacı Bektâş-ı Velî Demek Kılıcın Yerini Kaleme Bırakması Demektir’

UNESCO, Hacı Bektâş-ı Velî’nin vefatının 750’nci yılı olan 2021’i, anma ve kutlama yıl dönümleri arasına aldığını belirttikten sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından da 2021 yılı boyunca yurt genelinde ve yurt dışında etkinlikler düzenlenmesine karar verildi.

Ekrem Demirli, Zeytinburnu Kültür Sanat‘ta gerçekleştirdiği “Tasavvuf ve Şiir” seminer dizisinin mart ayı oturumunu Hacı Bektâş-ı Velî‘ye, menkıbelerine ve tasavvuf görüşüne ayırdı. 18 Mart’ta gerçekleşen seminerde Demirli, Hacı Bektâş-ı Velî’nin düşüncesinin ana konusunu anlatarak başladı: “Hacı Bektâş-ı Velî düşüncesindeki temel konu dört kapı kırk makamdır. O mutasavvıftır çünkü insan ruhunun ve ahlakının gelişmesi, nefsinin kötü vasıflardan temizlenmesine yardımcı olmaya çalışmıştır.”  

Zeytinburnu Kültür Sanat’ta ‘Yunus Emre’ Konuşuldu

Kılıç ve Kalem İlişkisi 

Ekrem Demirli, öncelikle bir insanın medeniyette etkili olabilmesi için taşıması gereken vasıflarından bahsetti: “Hacı Bektâş-ı Velî topluma ve bugün için ne söylemiştir? Bu gibi soruların cevaplarını onun özelinde vermek istiyorsak evveliyata bakmamız lazım. Türklerle birlikte İslamiyet ya da İslamiyet’le birlikte Türkler Anadolu’ya girdi. Bu ikisi aynı şey çünkü İslam olmasaydı Türkler Moğollar gibi Anadolu topraklarında kalıcı olamazdı. Töre düşüncesiyle Anadolu’ya yerleşmek mümkün değil, bu akılda tutulması gereken ilk husus. İkinci olarak İslamiyet için tarihteki gelişimleri dikkate alırken siyasi ve askeri durumların da etkisini unutmamak lazımdır. Tüm zaferlerin kılıç kalkanla kazanıldığı zannediliyor. Ama kılıç üzerine bir uygarlık ve iman kurulamaz. İslam da kılıçsız yayıldı diyemeyiz fakat kılıcın yerini kalem aldığında bu uygarlık kuruldu diyebiliriz. İşte Yunus Emre veya Hacı Bektâş-ı Velî demek Anadolu’da uygarlığın kurulması, kılıcın yerini kaleme bırakması demektir. Anadolu’daki başarı kılıçla başlamış kalemle devam etmiştir. Bu kalem insan yetiştirme, ahlaklı olma anlamlarına gelir. Hacı Bektâş-ı Velî fütuhatımızın değil, imaretimizin kilit isimlerinden, insan imarının ilk isimlerinden biridir.”  

Dört Kapı Kırk Makam 

Ekrem Demirli, mutasavvıfın düşüncesinde en önemli gördüğü noktanın dört kapı kırk makam olduğunu söyledi: “Seyrüsülûk insanın geçirdiği eğitim merhalesidir. Eğitim aslında kademe kademe ilerlemek demektir. Hiçbir şey bir anda ve istediğimiz şekilde olmaz. Hayatın bir açılma serüveni vardır ve bunu biz belirlemeyiz, hayat açıldıkça merhalelerde ilerleyebiliriz. Eğitimde tedriciliğe inanmak aslında birçok şeye inanmak, sabırlı olmak demek. Sen ne istersen iste O’nun dediği olur ve dört kapı kırk makam burayla ilişkilidir. Varlığın bir akışkanlığı, derecelenmesi, yavaş yavaş pişmesi ve olgunlaşması söz konusudur. Herkesin bir konuyu anlama takvimi var. Dört kapı kırk makam, herkesin kendi takvimine inanması demek. Bazıları daha hızlı bazıları daha yavaş anlar ve ilerler. Bir şeyi kazanmak ya da kaybetmek yok, olması için vaktinin gelmesini beklemek var. İnsanın uzun bir hayatı var, dünya bu yolculukta bir menzil. Tasavvufun olabilmesi için insanın uzun bir yolculuk yaşadığına inanması gereklidir. İnsanın bir ayağı ölüm öncesine bir ayağı ölüm sonrasına uzanır; ezelden ebediyete yolculuk gibi. Tasavvuf insanın ezeli yolculuğu olduğuna inanmayan birine bir şey söylemez. Tasavvuf Allah’ın varlığını kabulden sonra ortaya çıkar. Şöyle diyeceğiz, dört kapı kırk makam; Allah’ın varlığını ve insanın ezeli yolculuğunu kabul etmenin ortaya çıkardığı güzergâhtır. Dört kapı kırk makamın hikâyesi ezele ve ebede yolculuktur.” 

‘İslam’da Eleştirel Düşüncenin Yöntemleşmesi: Fahredddîn Râzî Geleneği’ Üzerine

Kapı ve Ağaç Metaforu 

Ekrem Demirli, Hacı Bektâş-ı Velî’deki dört kapı kırk makamın sadece ona ait olmadığını, Makâlât kitabında işlediği bir mevzu olduğunu zikretti: “Neden önce dört kapı? İnsan bir tek şey istiyor; ölümsüzlük. Ölmek insana ağır geliyor çünkü içimizdeki en güçlü dürtü bu. Dört kapı kırk makam ya ölümsüzlüğe ya da ölüm korkusundan kurtaracak bir yere götürüyor bizi ve kemal denilen şey aslında budur. Dört kapı ve her birindeki onar makamdan geçerek insan kemale ulaşacaktır. Rakamlar önemli değildir, dört geriye doğru azaltılıp ileriye doğru çoğaltılabilir. Dört yapısallıktan dolayı kullanılmıştır diyebiliriz, dört unsur gibi. Velî’nin kapıları: şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir. Makamlarda değişiklik olsa bile kapılar bu şekilde. Kapının yanıltıcı bir tarafı da var. İnsan bir kapıyı geçtiğinde geride kalan kapılar ne olacak? Kapı benzetmesi bu noktada çok yeterli değil. Kapı yerine ağaç benzetmesi bu yüzden yapılmıştır. Kapılar arası ilişkilerin korunması en önemli sorunlardan biri. Kapıları önemsemek, vazgeçmemek gerekir. Kapılar önemsenmezse ilk Velî’den vazgeçilmiş olunur. Çünkü o kapılardan girin diyor çıkın demiyor. Kapıdan vazgeçilmesi ihtimalinden dolayı ağaç benzetmesi yapıldı: kök, gövde, dal, meyve. Dördünden biri olmadan diğeri olmaz. Bu düşünce varlıktaki kademeleri, menzilden menzile geçişi öğreten bir sistem. Kapıyı ağaç benzetmesiyle düşünmek lazım. Ağacın bütünlüğü reddedilemeyeceği gibi kapılarınki de görmezden gelinemez.”  

Programın tamamı burada:

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı