BlogGenel

Milli Mücadele’nin Manevi Meşalesi: Rıfat Börekçi

Milli Mücadele’nin Manevi Meşalesi:
Rıfat Börekçi

“Rıfat Börekçi, dinin birleştirici gücünü hürriyet davasıyla birleştiren, Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi temellerine ilk taşı koyan bir abide şahsiyetti.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarından, bağımsızlık mücadelesinin en ön saflarında saf tutan ilk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rıfat Börekçi, vefatının yıl dönümünde rahmet ve minnetle yad ediliyor.
O, sadece bir din bilgini değil, Anadolu’nun en karanlık günlerinde halkın yüreğine su serpen bir cesaret timsaliydi.

Mehmet Rıfat Börekçi, 1860 yılında Ankara’da doğmuş ve öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Müftülüğü ile müderrislik gibi önemli görevler üstlenmiştir. Milli Mücadele’nin en kritik günlerinde Mustafa Kemal Paşa’nın yanında saf tutan Börekçi, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşuna öncülük etmiş ve İstanbul Hükümeti’nin işgal yanlısı fetvalarına karşı Türk direnişini meşrulaştıran ünlü Ankara Fetvası’nı yayımlamıştır.

Bu vatansever tutumu nedeniyle İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkûm edilmesine rağmen geri adım atmayan Börekçi, Cumhuriyet’in ilanından sonra 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk başkanı olmuştur. 5 Mart 1941 tarihindeki vefatına kadar bu görevi başarıyla sürdüren Rıfat Efendi, hem dini ilimlerdeki derinliği hem de Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığıyla Türk tarihinin sembol şahsiyetlerinden biri olarak kaydedilmiştir.

“Vatan Elden Giderse Rütbenin Ne Hükmü Kalır?”

Rıfat Börekçi denilince akla gelen en büyük tarihi miras, şüphesiz 1920 yılında yayınladığı Ankara Fetvası’dır. İstanbul Hükümeti’nin baskılarıyla Milli Mücadele aleyhine verilen fetvaya karşı; 153 müftü ve din alimiyle birlikte hazırladığı bu metin, Kurtuluş Savaşı’nın meşruiyetini tüm dünyaya ilan etmiştir.

Börekçi, bu dik duruşu nedeniyle İstanbul tarafından idama mahkûm edilip rütbeleri söküldüğünde; “Vatan elden giderse rütbenin ne hükmü kalır?” diyerek davasından bir milim geri adım atmamıştır.

Maaşını Cepheye, Yüreğini Millete Bağışladı

Rıfat Börekçi’nin vatan sevdası sadece sözde değil, büyük bir fedakarlıkla yoğrulmuştu. Ankara Müftüsü olduğu dönemde:
Kendisine tahsis edilen maaşı ve halkın desteğiyle toplanan yardımları, askerlerin ihtiyacı için tereddüt etmeden cepheye bağışlamıştır. Kendi ailesinin geçimini kısıtlı imkanlarla sürdürürken, önceliği daima “Mehmetçik” ve “Hürriyet” olmuştur.

Tarihi Bir Manifesto: Ankara Fetvası’ndan Kesitler

İstanbul Hükümeti’nin baskısı altındaki Şeyhülislam Dürrizade’nin “Milli Mücadele karşıtı” fetvasına yanıt olarak hazırlanan ve 153 müftünün imzasıyla tarihe geçen bu metin, aslında bir bağımsızlık ilanıdır:

“Düşman saldırısına uğrayan İslam topraklarını korumak ve kurtarmak için her Müslüman’ın üzerine vazife olan ‘cihad’ farz olmuştur. Bu uğurda canını ve malını ortaya koyan millet evlatları; vatanını, bayrağını ve mukaddesatını savunmaktadırlar. Onlara karşı durmak değil, yanlarında saf tutmak her mümin için dini bir vecibedir.”

Bu fetva, Anadolu insanının zihnindeki “Halifeye isyan mı ediyoruz?” tereddüdünü silmiş, Milli Mücadele’yi dini ve hukuki bir zemine oturtmuştur.

Milli Mücadele ve Sanat

Rıfat Börekçi’nin bu duruşu, o dönemde Mehmet Akif Ersoy’un vaazlarıyla cami kürsülerinde yankılanmış; kalemin ve kelamın, toptan ve tüfekten daha güçlü bir silağa dönüşebileceğini dünyaya kanıtlamıştır. Bu birliktelik, daha sonra İstiklal Marşı’nın ruhunu besleyen ana damarlardan biri olmuştur.

Atatürk İle Omuz Omuza: Cumhuriyet’in Manevi Temeli

3 Mart 1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı makamına, Mustafa Kemal Atatürk’ün tam güveniyle getirilen Börekçi, 1941 yılındaki vefatına kadar bu görevi büyük bir titizlikle sürdürdü. Cumhuriyet’in laik ve modern yapısı içinde din hizmetlerinin sahih kaynaklara dayalı, birleştirici ve siyaset üstü bir çizgide kalmasını sağladı.

Unutulmayan Miras

Bugün ülkemizin dört bir yanında yankılanan ezanların ve sürdürülen din hizmetlerinin kurumsal köklerinde, Rıfat Börekçi’nin o zor günlerde gösterdiği feraset yatmaktadır.  İstiklal Madalyalı bu büyük vatan evladını, vefatının yıl dönümünde bir kez daha saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz.

‘Yeni Nesil Tütün/Nikotin Ürünlerinin Piyasaya Arzı Suçtur’

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu