BlogGenel

Cüzzamla Ve Cehaletle Mücadelenin Baş İsmi: Türkan Saylan

Cüzzamla Ve Cehaletle Mücadelenin Baş İsmi:
Türkan Saylan

Bugün, Türkiye’nin çağdaşlaşma mücadelesinde adı altın harflerle yazılmış; tıp doktoru, akademisyen, yazar ve sivil toplum lideri Prof. Dr. Türkan Saylan’ın aramızdan ayrılışının yıl dönümü.
Bir kültür sanat ve düşünce platformu olarak, ömrünü cehaletle savaşa, cüzam hastalarına ve bu ülkenin kız çocuklarının eğitimine adamış bu eşsiz cumhuriyet kadınını sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.

Türkan Saylan, 13 Aralık 1935’te İstanbul’da doğdu. Cüzzamın araştırılması ve tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanındı; uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı’nda görev yaptı. Türkiye’de cüzzam ile mücadelede öncü rol üstlendi; Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kurulmasına öncülük etti

Türkan Saylan, sadece toplumsal projeleriyle değil, tıp dünyasına kazandırdığı büyük başarılarla da bir öncüydü. Türkiye’de bir dönem insanları toplumdan dışlayan, korkulan bir hastalık olan Lepra (Cüzam) ile mücadelenin bayraktarlığını yaptı.

1976 yılında Cüzamla Savaş Derneği’ni kurdu.

1986 yılında Hindistan’da “Uluslararası Gandhi Ödülü”ne layık görüldü.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) adına lepra konusunda danışmanlık yaptı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurarak yıllarca başkanlığını yürüttü.

Onun şefkatli elleri ve bilime olan inancı sayesinde, Anadolu’nun ücra köşelerindeki binlerce cüzam hastası hem sağlığına kavuştu hem de toplumda hak ettikleri saygınlığı yeniden kazandı.

“Güneş Umuttan Doğar”: ÇYDD ve Eğitim Seferberliği

Türkan Saylan denince akla gelen en büyük miraslardan biri hiç şüphesiz Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD). 1989 yılında bir grup aydınla birlikte kurduğu dernek, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliği sağlamak adına adeta bir devrim yarattı.

Kardelenler projesi başta olmak üzere, “Haydi Kızlar Okula” gibi kampanyalarla binlerce genç kızın hayatına dokundu. Saylan, eğitimin sadece bireysel bir kurtuluş değil, bir ülkenin çağdaşlaşmasındaki en temel taş olduğuna inanıyordu. Bugün onun açtığı yolda yürüyen binlerce “Kardelen”, Türkiye’nin dört bir yanında doktor, mühendis, öğretmen ve sanatçı olarak ışık saçmaya devam ediyor.

Sanatın, insan ruhunu ve toplumları özgürleştiren gücüne inanırdı. Hayatının son günlerinde bile etrafına yaydığı o sakin neşe, penceresinden kendisini selamlayan gençlere attığı o unutulmaz el sallayış, hafızalarımıza adeta bir sanat eseri zarafetiyle kazındı.

“Eğer bir yerde bilime, demokrasiye, barışa ve aydınlığa aç bir çocuk varsa, fiziken orada olmasam da ben oradayım.”

-Türkan Saylan

Son nefesine kadar üreten, ülkesinin geleceği için endişelenmek yerine sorumluluk almayı seçen Türkan Saylan, 18 Mayıs 2009‘da fiziksel olarak aramızdan ayrıldı. Ancak kurduğu sistem, okuttuğu çocuklar ve insanlığa aşıladığı umut asla ölmedi.

Onun azmi, cesareti ve adanmışlığı, kültür ve sanatın beslendiği o en temel insani değerlerin, sevginin ve adalet duygusunun en somut örneğidir. Saygıyla, özlemle ve bitmeyen bir minnetle… Işıklar içinde uyu Türkan Saylan.

‘Toplumsal Stres Arttıkça Sabır Eşiğimiz Düşüyor’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu