ETKİNLİKLERSANATTANSERGİ

Cansu Çakar’dan ‘Kiracı’ Sergisi

Cansu Çakar’dan ‘Kiracı’ Sergisi

artSümer, 7 Kasım – 12 Aralık 2026 tarihleri arasında Cansu Çakar’ın son dönem düşüncelerinin eşlikçisi olan üretimlerini sunduğu Kiracı başlıklı ikinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, yaşamak, üretmek ve hatırlamak için geçici olarak sahiplenilen mekânlar üzerinden aidiyet, mülkiyet ve hafızanın birbirine nasıl karıştığını araştırır.

Sergiye adını veren Kiracı isimli çalışma, Çakar’ın öğrencilik yıllarında ve mezuniyetinin ilk dönemlerinde İzmir’deki ilk atölyesine geri dönüyor. Şehir siluetindeki kırılgan görüntüsü ile Büyük Kardıçalı Han’ın içinde yer alan eski çay ocağından bozma bu küçük çalışma alanı muhtemelen kimsenin bir daha göremeyeceği hali ile revize edilmeyi bekliyor. Atölyeden ayrılırken birkaç aylık kirayı bir resminin baskısıyla takas ederek kapatabilmiş olması, o dönemin maddi koşullarına bugünden bakıldığında, sanat üretiminin romantik başlangıç anlatılarının ardında duran maddi koşullara dair kuru bir gerçeklik taşıyor. Sanatın üretildiği yer ile üretimin sürdürülebilmesini sağlayan ekonomik koşullar arasındaki mesafe burada neredeyse ortadan kalkıyor.

Mekânla kurulan ilişki yalnızca fiziksel bir yerleşme meselesi değildir; zaman içinde o mekâna kimin ait olduğu, kimin onu adlandırdığı ve hangi hikayenin onunla birlikte taşındığı da belirleyici hale gelir. 1+1 isimli çalışmada ise Fırat’ın suları altında kalan Zeugma kentinin kıyısında, sanki bir yere taşınıyormuş gibi kolisini kucaklamış, günlük kıyafetiyle Çingene Kızı yer alır. Yüzündeki sessiz, tanımsız ifade hem sanat tarihinin “kız figürü”ne yüklediği edilgen cazibeyi hem de mozaiklerin binlerce yıl boyunca el değiştiren mülkiyet hikayesini taşır. Hem kolayca hayal edilen ötekidir, hem de herkesin sahip çıkmaya çalıştığı ortak miras. Koli, bu kez bir eşyanın değil, bir imgenin yer değiştirmesini mümkün kılar.

Beşinci yüzyıl Konstantinopolis’inden kalan bir taş parçasının çevresinde zaman içinde oluşan anlatılar, Avrat Pazarı’nın kadınların üretim ve ticaret yoluyla kent yaşamında görünür olduğu tarihsel bağlamını örter, görünmez kılar. “Avrat” kelimesinin farklı dönemlerde aldığı anlamlar ve seyyah anlatılarının tekrarları, zamanla taşın kendisine aitmiş gibi duran cinsiyetçi bir hafıza üretir. Çakar’ın Avrat Taşı isimli çalışmasında yapıyı saran yeşil organizma da bu birikimin maddi karşılığına dönüşür: büyür, sarar, sıkıştırır ve yüzeyde biriken zamanın izlerini ifşa eder.

Topraklar ve mekânlar yalnızca içinde yaşanan ya da geride bırakılan yerler olarak değil, üzerlerine anlam, mülkiyet ve hafıza biriktirilen yüzeyler olarak belirir ve hiçbir yüzey tamamen kendisine ait değildir. Çakar’ın kağıt üzerine suluboya çalışmaları, geleneksel resim dillerinin ayrıntıya, yüzeye ve hikayeye verdiği önemi güncel deneyimlerle yan yana getirirken, tarihsel olanı sabitlemek yerine yüzeyde yeniden dolaşıma sokar. Bir yeryüzü parçasından bir devenin bedenine, bir mimari parçadan taşınan bir imgeye kadar farklı ölçeklerdeki şeyler, kullanmak ile sahip olmak arasındaki gerilim içinde kağıda tutunur. Tüm bu örüntü içinde Kiracı, mülkiyetin aidiyeti güvence altına alamadığı bir gerçeklikte, bir yere sahip olmakla o yerin hafızasında yer edinmek arasındaki mesafede geçmişten, gündelik hayattan ve tarihsel anlatılardan devralınan imgeleri yüzeyde karşılaştırır, birbirine yaklaştırır, yerini değiştirir ve sınırlarını tekrar düzenler.

Nöbetin De Emeğin De Karşılığı Verilmeli

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu