BlogGenel

Emeğin Ve Sanatın Ustası: Orhan Taylan

Emeğin Ve Sanatın Ustası:
Orhan Taylan

​Türkiye’nin öncü ressam ve heykeltıraşlarından, 1 Mayıs’ın hafızalara kazınan simge afişinin yaratıcısı Orhan Taylan, ölümünün yıl dönümünde sanat dünyasının saygı ve özlem dolu sözleriyle anılıyor.

Tuvallerine taşıdığı güçlü figüratif anlatım ve toplumsal duyarlılığıyla tanınan usta sanatçı Orhan Taylan, bıraktığı silinmez izlerle yaşamaya devam ediyor.

​Dünyayı Avucunda Taşıyan Nasırlı Eller: 1 Mayıs’ın Ölümsüz İmzası

​1941 yılında Samsun’da doğan Orhan Taylan, sanat eğitimini İtalya’da, Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde tamamlayarak 1965 yılında yurda döndü. Türkiye’ye döndükten sonra sanatını halkın mücadelesi ve toplumsal bellekle harmanlayan Taylan, özellikle Türkiye işçi sınıfının ve emekçilerin hafızasında kilit bir yer edindi.

​Sanatçının kültürel hafızaya kazıdığı en büyük miraslardan biri, kuşkusuz 1976 yılında DİSK için tasarladığı meşhur 1 Mayıs afişiydi. Beyaz zemin üzerinde kırmızı lekesi, siyah hatları ve dünyayı avucunda yükselten nasırlı elleri tasvir eden o ikonik görsel, yalnızca Türkiye’de değil, evrensel kültürde de işçi sınıfı mücadelesinin en güçlü görsel simgelerinden birine dönüştü.

​Tuvalden Hayata Uzanan Üretken Bir Yaşam

​Yalnızca resim alanında değil, heykel dalında da önemli eserler veren Orhan Taylan; Kuzgun Acar ve Tan Oral gibi dönemin önde gelen isimleriyle ortak çalışmalarda bulundu. Türkiye Sanatçılar Derneği ve Görsel Sanatçılar Derneği’nde üstlendiği yöneticilik rolleriyle sanat ortamının hak ve örgütlenme mücadelelerine aktif katkı sunan Taylan, eserleriyle Londra, Amsterdam ve Moskova gibi dünyanın pek çok merkezinde sanatseverlerle buluştu.

​Maziyi bilen ancak orada takılıp kalmayan, hayatı boyunca dik duruşundan ve rafine estetik anlayışından ödün vermeyen usta sanatçı, 4 Kasım 2023 tarihinde İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 82 yaşında hayata gözlerini yumdu. Aşiyan Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanan Taylan, geride yalnızca zengin bir sanat koleksiyonu değil; inançla, zarafetle ve direnişle örülmüş bir yaşam öyküsü bıraktı.

​Kültür sanat camiası olarak; fırçasıyla bu topraklara renk, çizgisiyle emeğe ses veren Orhan Taylan’ı saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.

Kendi ağzından Orhan Taylan:

Orhan Taylan’ın eserleri dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli müzelerinde bulunmaz. Karma sergilere katılmaz. Türk resim sanatı seçkilerine adını katmamak için çabalayanlara aldırmaz. Yurt dışında sergi açarken, oralarda ünlenmek hevesine kapılmaz. Hapishane anıları yazmak ya da sülalesiyle böbürlenmek gibi merakları yoktur. Başka sanatçıları yargılamaktan hoşlanmadığı için resim jürilerinde ve bilirkişi heyetlerinde yer almaz. Sakal bırakmaz, pipo içmez. Resimde ustalık geleneğini küçümsemez. Gravür yapmaz, heykellerini çoğaltmaz. Resim öğretmenliğinin yaratıcılığa katkısı konusunda kuşkusunu saklamaz. Resimlerinin önemsenmesi için uçuk fiyatlar konması gerektiğine inanmaz. Suluboya kullanmaz. Yağlıboyasını kendi yapmayı, oğlu Ferhat’ı, edebiyatı, Macintosh’unu ve büyük atölye düzeninin keyfini bir şeylere değişmez. Akşam içkisini ihmal etmez. Solaktır. Resmini, akımlar içinde adlandırmaz. Avangardizmin, deneysel-kavramsal çalışmaların sanat yerine ikame edilmesinin sanatseverleri yanıltabildiğine inanmaz. İnsan hakları kavramını küçümsemez. Polis devletine de, şeriat devletine de karşı demokrasiyi savunmayı bir erdem sayar. Yurt dışında yaşamaz.

Yürürken Sürekli Durma İhtiyacının Gizli Sebebi: Bel Sağlığı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu