Modern İnsanın Yolculuğuna Felsefi Bir Dokunuş: ‘Döngü’

Modern İnsanın Yolculuğuna Felsefi Bir Dokunuş:
‘Döngü’
Yıldırım Beyazıd, yeni kitabı “Döngü, Yolun Sonu” ile okurları içsel bir yolculuğa davet ediyor.
Ange Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan eser, bir gezginin izinde, hepimizin içinde saklı kalan “yolda olma” halini sorguluyor.
Modern insanın temel sorularına yanıt arayan yazar, kimi zaman karakterin adımlarında, kimi zaman ise uzak bir gözlemci olarak hikâyeye eşlik ediyor.
Yıldırım Beyazıd, “Döngü, Yolun Sonu”nda, yola çıkmanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir eylem olduğunu hissettiren satırlarla ilerliyor. Yazarın felsefi yaklaşımı, karakterin karşılaştığı sürprizler, yön değiştiren yollar ve hiç varılmayan hedefler üzerinden, hayatın döngüselliğine dair güçlü bir metafor kuruyor. Kitabın içindeki diyaloglar, metinle iç içe geçmiş düşünsel sorgulamalarla örülü. Tolstoy’un klasik anlatı formülüne gönderme yapılan bölümler, eserin hem ironik hem de sorgulayıcı yanını gözler önüne seriyor.
“Bence Tolstoy yanılıyor olabilir.
Çünkü bir insanın güzel bir hikâyenin içinde bulunması için illâ ki şehir değiştirmesine gerek yok.”
Yıldırım Beyazıd, klişe anlatı kalıplarının dışına çıkarak, karakterlerini durağanlıktan değil, içsel hareketten besliyor. Bu yönüyle “Döngü, Yolun Sonu”, yalnızca bir hikâye değil, bir düşünme biçimi sunuyor.
Roman, okura yolculuğun nihai bir sona ulaşmak için değil, yolun kendisinde anlam bulmak için yapıldığını hatırlatıyor. Gezginin karşısına çıkan beklenmedik kişiler, değişen manzaralar ve küçük ayrıntılar; yaşamın aslında büyük cevaplar değil, fark edilen küçük anlarla şekillendiğini vurguluyor. Şehirler, yollar ve yabancılar arasında geçen anlatı; bir yere varmaktan çok, var olmanın ne demek olduğunu sorgulayanlara sesleniyor.





























































