KÖŞE YAZILARIUlaş Karakaya

Kemeli Köyün Kırmızı Flütçüsü – Ulaş Karakaya yazdı…

Çocukluğunda 23 Nisanları anlayamamış ve neşe doluyor insan şiiri benzerlerini nedense hiç sevememiş birisi olarak yazıyorum.

Lacivert ütülü pantolon ve beyaz gömlek üzerine bir çok şey anlatabilirim. İskarpinleri de eklesem fena durmaz hani. Birde flütüm vardı. Hemde kırmızı. Hani İbo diyor ya ”Söylesenize lan kaç lira bir flüt” aynı ondan işte. Çokta zengin sayılmazdık; bildiğin memur ailesi; ortadirek ama flütüm vardı ve kortejde çok vipte olmasa bir yerim. Oysa ben bayramlarda hep trampet çalmak isteyip de flüt çalmanın derin üzüntüsünü ve hayal kırıklığını yaşayan bir ufaklıktım.. Ritm duygusu ayrı bir şey galiba. O da bizi es geçmişti. Bir türlü sarı kızla ilgili çalınan o melodiyi becerememiştim. Ne kadar büyük bir tramvadır anlatamam. Sen geç flüt çal dediklerinde başımdan kaynar sular dökülmüştü. Defalarca tekrarlanan ve hepsi başarısızlık ile sonuçlanan üzüntü verici tecrübeler.

Barış Manço bas bas bağırıyordu. Bugün bayram erken kalkın çocuklar. Sanki diğer günler farklıydı. Sabahçıyız abi biz sabahçı demeyi çok isterdim. Kısmet değilmiş.

Bayram günlerinde ki resmiyeti yaşamım boyunca sevemedim. Pantolonumda ki grilik aynı hükümet konağının duvarlarına benzerdi. Her yandan resmiyet akardı. On İki Eylül’den henüz yeni çıkmış bir kuşağın şansızlığı olarak düşünülebilir. Türküm doğruyum ve hiç çalışkan değilim. Büyüklerimin hepsini saymazdım. Çokta umurlarında değildi. Küçüklerim ile korumayı bırak kavga etmişliğim çoktur. Gücün bana mı yetiyor dediklerinde ise bir filozof gibi düşünmüşlüğüm vardır. Yediğim dayakların haddi hesabı ise henüz yoktur.

Özel günlerin önemine uygun giyinen ve konuşan lacivert ceketli il ve ilçe milli eğitim müdürlerini oldum olası hiç samimi bulmamışımdır. Tüm gereksiz konuşmalar gibi uzattıkça uzatırlar ve kimseler onları dinlemez. Tek bir duygu yoğunluğu ve içselleştirmeyi barındırmaz çünkü konuşmaları. Çok sevgisiz mi yetişmişlerdir. Yoksa sistem kendi donukluğuna mı benzetmiştir müdürleri.

Çocukların hepsi o gün ütülüdür. Sanki koskocaman bir ütü ile hepsi ütülenmiş ve düzleştirilmiş, hepsine ayrı bir güzellik gelmiştir. Yine de sevemezdim bayramları hep o körolasıca trompet yüzünden.

Bir kez şiir okumadım 23 Nisan’da. Aslında annem çok ısrar etmişti okumam için. İstemedim, beceremediğimden değil. Sesimde fena değildir aslında. Bir şeyi içselleştirmekte başarılıyımdır.

Ama o trampet yok mu ah o trampet…

Bir kez bile olsun yoğurt yeme yarışmasına katılmak isterdim. İçimde hala derin bir yaradır. Ağzım şöyle yalap şap bir yoğurt olsun çok isterdim. Ve millet bana Türk filmlerinde ki haşin kahkalar ile gülsün. Daha sonraları evde kardeşimle bizzat düzenlemişimdir. Annemden yediğimiz fırçayı saymaz isek aslına uygundur ve yaratıcıdır.

Yarın siz bana bakmayın resmi kortejinizi oluşturun. Kırmızı flütüm ile bende geleceğim peşinizden. Tüm trampet çalan çocukların kulağının pasını sileceğim ve en güzel şarkıyı çalacağım.

Ve ardından tüm kemeleri peşime takıp gideceğim buradan. Dünyanın tüm güzellikleri çocuklara kalsın diye.

Ardımdan şöyle yazacak tarih kitapları…

Tüm kemeleri götüren Kırmızı Flütlü adam…

Kırmızı flütlü bir çocuk görürseniz, bayram sabahları erken kalkmak istemeyen bir ufaklık görürseniz ne yapıp edin sevin onu.

Kesin trompet ile ilgili kötü bir anısı vardır.

Bayramınız kutlu olsun.

İmza
Kırmızı Flütlü Gizemli Adam…
(Biraz önce buradaydı ve Bremen Mızıkacıları ile buluşmaya gitti.)

Ulaş Karakaya

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı