İstanbul’un kültürel tarihinde yılbaşı kutlamaları, kentin çok katmanlı sosyal yapısını yansıtan önemli ritüellerden biri olarak kabul edilmiştir. Bu ritüellerin görsel ve simgesel unsurlarından biri olan Kokina çiçeği, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan süreçte İstanbul’un gündelik yaşamına yerleşmiştir. Yazımız, Kokina çiçeğini yalnızca bir süs bitkisi olarak değil, somut olmayan kültürel miras kapsamında Rum, Roman ve diğer toplulukların katkısıyla şekillenmiş bir kültürel nesne olarak ele almıştır. Bu yazıda amaç, Kokina çiçeğinin İstanbul’da nasıl bir ritüel, sembol ve kültürel aktarım nesnesi hâline geldiğini, sözlü kültür ve dönem basını kaynakları üzerinden belgeleyecek şekilde ortaya koymak istemektedir.
“Bir çiçeğin kırmızısı, İstanbul’un çok kültürlü tarihinin sessiz tanığı olmuştur.”
Kokina’nın Tarihsel Kökeni ve İstanbul’a Girişi
Kokina çiçeğinin kökeni, İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatinin Noel ve yılbaşı geleneklerine dayandırılmıştır. Kokina çiçeği Rumca “kırmızı” anlamına gelmektedir. Kokina çiçeği, asıl ismini bitkinin kırmızı meyvelerinden almıştır.19. yüzyıl sonlarından itibaren İstanbul’da yayımlanan gazetelerde ve dönemin çiçekçilik literatüründe, yılbaşı öncesinde çiçekçi dükkânlarının ve sokak satıcılarının “yılbaşı demetleri” ile donatıldığı belirtilmiştir.¹ Kokina, doğada tek başına yetişen bir çiçek değildir; kırmızı meyveli dikenli bitki ile çam dallarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu özel yapımı kokina çiçeğinin, zanaatkârlık ve ritüel nesnesi hâline gelmesini sağlamıştır. İstanbul’da kokina üretimi ve satışı, özellikle Rum ve Roman vatandaşların geçim pratikleriyle doğrudan ilişkili olmuştur. Beyoğlu, Balat, Samatya ve Galata çevresinde yaşayan Roman topluluklar, Aralık ayının son günlerinde Kokina demetleri hazırlayıp sokak sokak satmıştır. Dönemin gazetelerinde bu satıcılara zaman zaman “yılbaşı çiçeği satan çingeneler” olarak atıf yapılmaktadır.² Bu haberler, Kokina’nın kentsel görünürlüğünü ve azınlık gruplarla kurduğu ekonomik ilişkiyi ortaya koymaktadır. Ayrıca bu haberler ve kaynaklar dönemin yılbaşı kutlamalarında çiçekçilerin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Kokina çiçeği etrafında şekillenen inanç ve ritüeller, yazılı kaynakların ötesinde İstanbul’un sözlü kültür hafızasında yer edinmiştir. Rum ve Roman topluluklar arasında aktarılan bir efsaneye göre, Kokina demeti yılın son gününde eve girdiğinde kaderini o evle birleştirmiştir.
Eğer çiçek bir yıl boyunca solmadan ve meyvelerini dökmeden kalabilirse, ev sahibine bolluk, mutluluk ve yeni bir ev getireceğine inanılırdı. Efsanede, kırmızı meyveler yaşamı, yeşil dallar sürekliliği, dikenler ise mutluluğa ulaşmanın zorluklarını simgeliyordu. Roman satıcılar bu efsaneyi satış sırasında aktarır, böylece sözlü kültür günlük ekonomik ve sosyal pratiğe dahil edilirdi.³ Kokina çiçeğinin yılbaşı ritüellerindeki merkezi rolü, İstanbul’da kırmızı rengin taşıdığı sembolik anlamdan bağımsız değildir. Kırmızı, hem Rum-Ortodoks hem de Anadolu halk inançlarında yaşam, bereket ve yeni başlangıçlarla ilişkilendirilen güçlü bir renktir. Kokina demetlerinin kırmızı meyveleri, bu anlamı mekâna taşırken; yılbaşı gecelerinde kırmızı giysilerin tercih edilmesi, aynı dileğin beden üzerinden ifade edilmesine olanak tanımıştır. Dönemin balo ve eğlence haberlerinde kadınların kırmızı tonlarda elbiseler, erkeklerin ise kırmızı aksesuarlar kullandıklarına dair dolaylı betimlemeler, bu renk sembolizminin kentin eğlence kültürüne de sirayet ettiğini göstermektedir. Böylece Kokina çiçeği ile kırmızı giyme pratiği, İstanbul’da yılbaşı ritüelinin iki tamamlayıcı unsuru hâline gelmiş; biri mekânı, diğeri bedeni kutsayan sembolik bir bütünlük oluşturmuştur. Bu durum, yılbaşı kutlamalarının yalnızca görsel bir süsleme pratiği değil, kolektif bir ritüel dili taşıdığını ortaya koymaktadır.
“Kokina demeti eve girdiğinde, bir evin kaderini de yanına almıştır.” “Kokina eve, kırmızı giysi ise bedene; aynı umut ile eşlik etmiştir.”
İstanbul’da Eğlence Hayatı ve Otel Kültürü
Kokina çiçeği, İstanbul’da yılbaşı kutlamalarının yalnızca evlerde değil, kentli eğlence hayatının ve otel kültürünün merkezi olan mekânlarda da simgesel bir unsur olarak yer almıştır. 19. yüzyılda ve 20.yüzyılın ilk yarısında İstanbul Bohem eğlence hayatına adım atmıştır. İstanbul’un beş yıldızlı otellerinde hanımefendiler kırmızı renk tuvalet ile beyefendiler smokin ile katılır ve danslar, maskeli bolalar, eğlenceler ile yeni yılın ilk saatlerini karşılamışlardır. İstanbul’un beş yıldızlı otellerinden; Tokatlıyan Oteli, Pera Palas Oteli şehrin modernleşen eğlence hayatının önemli merkezleri hâline gelmiştir.Taksim’de Üç Horan Kilisesi’nin yanında bulunan Tokatlıyan Oteli, Beyoğlu’nda özellikle balık çarşısı bölgesinde elit kesim ve dönemin sosyete ailelerinin bir araya geldiği baloların mekânı olmuştur. Otel’in salonu, pastane ve restoranı kırmızı meyveli Kokina demetleri ve çam dallarıyla süslenmiş ve dans pistinin çevresinde ışıklandırılmış çiçek aranjmanları yer almıştır. Konuklar, yılbaşı gecesi boyunca birbirlerine gülümseyerek dans etmişler ve gençler Kokina demetlerini yanlarına alıp şans ve uğur getirmesi için arkadaşlarına hediye etmişlerdir. Arka planda orkestra hafif caz melodileri çalarken, kırmızı ve yeşilin uyumu salonun her köşesinde hissedilmiştir. 3 Beyoğlunda dönemin diğer lüks oteli olan Pera Palas İstanbul’un entelektüel ve kültürel hayatının simgesi olarak öne çıkmıştır. Burada düzenlenen balolarda, Kokina demetleri masaların ve merdiven boşluklarının yanı sıra salon girişlerinde de yer almıştır.
Katılımcılar arasında Rum, Roman ve Müslüman gençler bir araya gelmişler ve birbirlerine küçük şakalar yaparak dans edip, gecenin sonunda da Kokina demetlerini birbirlerine takdim etmişlerdir.
“Beyoğlu’nun ışıkları altında kırmızılar, gecenin ritmini belirlemiştir.”
Otel baloları ve eğlence mekânları, Kokina’nın kentli yaşamın ritüel objesi olarak kabul görmesini sağlamıştır. Çiçek yalnızca bir süs değil, yılbaşı gecesinin sosyal ve sembolik merkezi hâline gelmiştir. Gazeteler ve dergiler, baloların atmosferini ve çiçek süslemelerini sıkça aktarmış, özellikle salon dekorasyonunda kırmızı meyveli Kokina demetlerinin öne çıktığını belirtmiştir.⁴ Dönemin gazeteleri, Kokina çiçeğini çoğu zaman doğrudan konu etmese de, yılbaşı haberleri ve eğlence ilanlarında dolaylı biçimde yer vermiştir. Kokina “uğur getiren çiçek”, “yılbaşı süsü” ve kimi zamanda bereket ,şans çiçeği olarak tanımlanmıştır. Bu anlatılar, İstanbul’da yılbaşının giderek sekülerleştiğini ve kentli bir eğlence pratiği hâline geldiğini göstermiştir.
“Kokina, sadece bir çiçek değil, yılbaşı gecesinin kalbinde atan ritim haline gelmıştir.”
Sonuç
Kokina çiçeği, İstanbul’da yılbaşı kutlamalarının geçici bir süsleme unsurundan öte, kentin çok katmanlı kültürel yapısını görünür kılan bir ritüel nesnesi olarak şekillenmiştir. Rum-Ortodoks inanç dünyası, Roman toplulukların emek ve dolaşım pratikleri ve kentli eğlence kültürü, kokina etrafında kesişerek ortak bir sembolik dil üretmiştir. Bu dil, yalnızca yeni yıl beklentisini değil; birlikte yaşama, paylaşma ve süreklilik arzusunu da temsil etmiştir.
Gazete haberleri, balo anlatıları ve sözlü kültür aktarımı, kokinanın hem gündelik hayatın hem de seçkin eğlence mekânlarının parçası hâline geldiğini göstermektedir. Böylece kokina, ev ile kamusal alan, sokak ile otel salonu, satıcı ile tüketici arasında dolaşan bir kültürel aracıya dönüşmüştür. Bu dolaşım, İstanbul’da yılbaşı ritüelinin sınıfsal, etnik ve mekânsal sınırları aşan bir karakter kazandığını ortaya koymaktadır.
Bugün hâlen yılbaşı döneminde İstanbul sokaklarında karşılaşılan kokina demetleri, geçmişin inançlarını ve toplumsal ilişkilerini sessizce taşımaya devam etmektedir. Bu süreklilik, kokinanın yalnızca bir gelenek değil, kent hafızasında yer etmiş canlı bir kültürel miras unsuru olduğunu göstermektedir. Kokina, nesne, emek ve ritüel arasındaki bağı görünür kılarak, İstanbul’da yılbaşının kolektif hafızasını bugüne bağlayan sembolik bir köprü işlevi görmektedir.
Dipnotlar
- İkdam, “Yılbaşı Öncesi Çiçekçiler,” 15 Aralık 1910
- Servet-i Fünun, “Şehir Mektupları,” 20 Aralık 1915
- Cumhuriyet, “Beyoğlu’nda Yılbaşı Baloları,” 25 Aralık 1930
- Yedigün, “İstanbul’da Yılbaşı Eğlenceleri,” 5 Ocak 1934
- Pertev Naili Boratav, Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1988), 112–114 ;
Cumhuriyet, “Şehir Notları,” 29 Aralık 1935




























































