KÖŞE YAZILARISertaç Çelik

İtaatsiz Bir Kadının Tarihi: Elizabeth Packard’ın Hikâyesi

Sertaç Çelik yazdı...

İtaatsiz Bir Kadının Tarihi: Elizabeth Packard’ın Hikâyesi – Sertaç Çelik yazdı…

Elizabeth Parsons Ware Packard, 28 Aralık 1816’da Massachusetts eyaletinin Ware kasabasında doğdu. Babası Samuel Ware, Kalvinist bir din adamıydı. Packard, Amherst Kadın Semineri’nde klasik edebiyat, edep ve matematik eğitimi aldı. Ailesinin entelektüel çevresi, dönemin önemli din adamları ve düşünürlerini evlerinde ağırlıyordu. Bunlardan biri, ilerleyen yıllarda Amerika’nın en tanınmış vaizlerinden biri olacak Henry Ward Beecher’dı. Beecher’ın sorgulayıcı yaklaşımı ve alışılmadık dini fikirleri, Elizabeth Packard üzerinde derin bir etki bıraktı.

Gençliğinde, dönemin tıp literatüründe “beyin humması” olarak adlandırılan bir hastalık geçirdi. Yüksek ateş ve bilinç kaybıyla seyreden bu rahatsızlığın tedavisi olarak kan alma ve kusturma yöntemleri uygulandı. Durumu kısa sürede düzelmeyince, babası tarafından Worcester’daki bir akıl hastanesine yatırıldı. Altı hafta sonra sağlığının düzeldiği belirtilerek taburcu edildi. Bu deneyim, Packard’ın tıbbi otoriteye ve özellikle zorlayıcı tedavilere duyduğu güvensizliğin temelini oluşturdu. Kendi ifadesine göre onu iyileştiren doktorlar değil, zamanın kendisiydi.

1839 yılında, kendisinden on dört yaş büyük olan Kalvinist papaz Theophilus Packard Jr. ile evlendi. Çiftin altı çocuğu oldu. New England’da başlayan evlilikleri, 1850’lerin ortasında Orta Batı’ya taşınmalarıyla yeni bir döneme girdi. Illinois’e yerleştikten sonra Elizabeth Packard, hem coğrafi hem de düşünsel olarak daha bağımsız hissetmeye başladı. Kalvinist öğretileri sorguluyor, farklı dini akımlarla ilgileniyor ve kendi inanç yorumlarını açıkça dile getiriyordu. Misyonerlik yaptı, tek başına seyahat etti ve geleneksel eş ve anne rollerinin dışına çıktı.

Bu durum, Theophilus Packard’ın giderek daha otoriter ve kontrolcü bir tutum benimsemesine yol açtı. Elizabeth’in gençliğinde bir akıl hastanesinde bulunmuş olmasını gerekçe göstererek onun akıl sağlığını sorgulamaya başladı. Oysa asıl mesele, Elizabeth’in dini görüşleri ve itaat etmeyi reddetmesiydi. Buna rağmen çift boşanmadı; Theophilus boşanmayı ahlaksız buluyor, Elizabeth ise çocuklarının velayetini kaybetmekten haklı olarak korkuyordu.

1860 yılında Theophilus Packard, karısını Illinois Eyalet Akıl Hastanesi’ne yatırttı. Dönemin yasalarına göre, evli bir kadının akıl hastanesine kapatılması için herhangi bir tıbbi kanıt ya da mahkeme kararı gerekmiyordu; kocanın talebi yeterliydi. Erkeklere tanınan hukuki güvenceler, evli kadınlar için geçerli değildi. Bu uygulama yalnızca Illinois’e özgü değildi; birçok eyalette benzer yasalar yürürlükteydi.

Elizabeth Packard, üç yıl boyunca bu kurumda tutuldu ve hapsedilmesine sürekli olarak karşı çıktı. 1863 yılında yetkililer onu “iyileşmesi mümkün olmayan” bir vaka olarak değerlendirerek serbest bıraktı. Gerçekte ise bu karar, Packard‘ın direnişi ve yetişkin çocuklarının baskısı sonucu alınmıştı; kurum yönetimi ondan kurtulmak istiyordu. Ancak özgürlüğü kısa sürdü; eve döndüğünde kocası tarafından bu kez kendi evinde hapsedildi.

Bir arkadaşına gizlice ulaştırdığı mektup sayesinde durum yargıya taşındı. Yargıç Charles Starr’ın verdiği habeas corpus kararıyla Elizabeth Packard mahkeme huzuruna çıkarıldı. Ocak 1864’te yapılan ve beş gün süren jüri duruşmasında, Packard’ın dini görüşleri ve kocasına itaat etmeyi reddetmesi akıl hastalığı kanıtı olarak sunuldu. Buna karşılık, komşuları, arkadaşları ve uzman tanıklar Packard’ın akıl sağlığının yerinde olduğunu ifade etti. Jüri, yalnızca yedi dakika süren bir müzakereden sonra Elizabeth Packard’ın akıl sağlığının yerinde olduğuna karar verdi.

Bu kararın ardından Theophilus Packard eyaleti terk etti. Elizabeth Packard özgürlüğünü kazandı; ancak evsiz, parasız ve çocuklarından ayrıydı. Yaşadıkları, onu sessizliğe değil, mücadeleye yöneltti.

Packard, akıl hastalarının ve evli kadınların hukuki haklarını güvence altına almak için yıllar sürecek bir kampanya başlattı. Illinois başta olmak üzere birçok eyalette zorla yatırılmaya karşı yasal reformların hayata geçirilmesine katkı sundu. Iowa, Maine ve Massachusetts’te akıl hastanelerinin düzenli olarak denetlenmesini sağlayan mekanizmaların kurulmasına öncülük etti. “Packard Yasası” olarak anılan düzenlemelerle, hastaların mektuplarına el konulması yasaklandı. Ayrıca Illinois’te evli kadınların mülkiyet haklarını koruyan yasanın çıkarılmasında etkili oldu.

İtaatsiz Bir Kadının Tarihi: Elizabeth Packard’ın Hikâyesi

Yaşadıklarını kitaplaştırdı, konferanslar verdi ve geçimini yazılarından sağladı. 1869 yılında üç küçük çocuğunun velayetini geri almayı başardı. Psikiyatri mesleğinin giderek kurumsallaştığı bir dönemde güçlü bir muhalefetle karşılaşmasına rağmen, 1880’ler boyunca mücadelesini sürdürdü.

Yaşamının son yıllarını Kaliforniya’da, oğullarından biriyle geçirdi. Theophilus Packard ile hiç boşanmadılar; ancak hayatlarının geri kalanını ayrı yaşadılar. 25 Temmuz 1897’de hayatını kaybetti.

Elizabeth Packard’ın hayatı, yalnızca bir kadının itaatsizliği üzerinden okunamaz; o, zamanının hukuki ve toplumsal sınırlarını zorlayan, sesini yitirmeyen bir direnişin simgesidir. Kendi özgürlüğünü kazanırken, başkalarının da sesinin duyulabilmesi için yol açtı. Onun hikâyesi, bugün de adalet ve eşitlik arayışında olan herkese ışık tutuyor.

Sertaç Çelik

Çörekotu İle Sindirim Sisteminizi Baştan Aşağı Yenileyin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu