ETKİNLİKLERSERGİ

İnşa: toplumsal/cinsiyet/mekân/beden Fotoğraf Sergisi

İFSAK Galerilerinde Sergiler Açılmaya Devam Ediyor!

İFSAK, “Birlikte” ürettiği çalışmaları izleyicileriyle yeni bir sergi ile yüz yüze buluşturuyor. Pandemi döneminde dijital ortama taşınan sergiler, koşulların izin vermesiyle İFSAK sergi salonlarında da açılıyor.

İFSAK Galeri’de, İFSAK Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Grubu’nun “İnşa: toplumsal/cinsiyet/mekân/beden” sergisi açılıyor.

12 kişinin 97 fotoğraf ile katıldığı sergi 16 Ekim – 4 Kasım 2021 tarihleri arasında ziyaret edebilir.

Mekânın İnşası ve Toplumsal Cinsiyet.

İnşa;

İnşa ilginç bir sözcüktür, kendiliğinden olmayan bir eylemi temsil eder. Bir eylem olarak bir şeye, bir kişiye ihtiyaç duyar. Olumlu olduğu kadar olumsuz bir anlamı da vardır. Çünkü inşa, kendiliğinden olmayan bir oluş ya da şeyin olmasını sağlayan bir başka gücün elinde var olur. İnşanın gerçekleşmesi için bir güç ile inşa edilecek bir zemine (mekânsal olduğu kadar politik, toplumsal, kültürel ve kişiseldir), sonra bir araca ya da malzemeye (araçsal olduğu kadar düşünseldir) gerek duyar.

Mekân üzerine inşa edilen tüm yapılar, bir tasarım olarak temsillere dönüşür. Temsil, gerçeğin yerine geçen, onu imleyen olarak anlamı kuran, değiştirendir. Anlam ise dünyanın ve şeylerin içinde saklı değildir, aksine ideolojiler tarafından inşa edilmektedir. Bu kavram haritaları kültürel ve toplumsal olarak farklılaşmakta ve bazen de evrensel düzlemde temsiller dünyasını oluşturmaktadır. Mekânın bu temsiller dünyasında çoğunluğu tatmin edecek bir ideolojinin göstergelerine dönüşmesi onu toplumsal cinsiyet tartışmalarının öznesi haline getirir.

Bizim gibi toplumlarda çoğunluk (kimi kadınlar da dâhil) erildir. Toplumsal inşa eril dilin, ideolojinin temeli üzerine kurulmuştur. Kadın kamusal alanda geri plandadır. Kamusal alan kadını görünmez yaparken, toplumsal anlaşmalar özel alanın, yuva olarak evin tam da kadına yakışan mahremde, sınırlıkta ve güvende olduğunu savunur. Böylelikle kadın kamusal alanın eril inşasına karşı, oradaki tehlikelerle baş edemeyecek ikincil cinsiyet olarak dışlanır, ötekileştirilir, marjinalleştirilir ve eğer direnirse toplumsal anlaşmayı bozan bir suçluya dönüştürülür. Bu tahakküme kimileri karşı çıkarken kimileri çoktan içselleştirerek boyun eğmiştir. Bu nedenle biz bu proje ve sergi ile meydanlara, kurumsal yapılara, parklara yani eril cinsiyeti temsil eden bütün inşa edilmiş mekânlara karşı mesafe koyuyoruz. Parklarda yürürken, alt geçitlerde karanlıkları atlatmaya çabalarken, adliyelerdeki o devasa iktidar bloklarını kadına yönelik haksızlıklarda harekete geçirmeye çabalarken, ışıl ışıl parlayan işyerlerindeki cinsiyet ayrımının net çizgilerini birebir hissederken, mekânın sadece bir mimari tasarımdan ibaret olmadığını, toplumsal cinsiyetin inşa edildiği ve içselleştirildiği bir dünya olduğunu savunarak mekânı, en bildiğimiz eylemlilik haline fotografik temsillere dönüştürüyoruz. Bedeni de bir mekân olarak anlamlandırıp, bize öğretilen güzelliğe ve estetiğe karşı tekinsiz temsiller yaratıyoruz. Kendi bedenini ve cinsiyetini sırf o bedende doğdu diye kabul etmek zorunda olan, kendini farklı tanımlayan insanları da kucaklayarak, onları da görünür kılmak istiyoruz.

Gülbin Özdamar Akarçay

Danışman; Gülbin Özdamar Akarçay, Danışman yardımcısı; Gül Sevil Erişi.

Katılımcılar; Ayten Ünal, Gül Sevil Erişi, Hatice Ayaksız, Hülya Üçpınar, Meryem Güldürdak, Nursen Bilgin Kadayıfçıoğlu, Özlem Güney Bayraktar, Sema Kahraman Vurucu, Tulin Şahin Safi, Zeynep Erdoğan, Zeynep Yılmazoğlu, Zuhal Ateş.

Afiş tasarım: Ece Ural, @eceuraldesign

Video tasarım: Bartu Akın, @bartuakin

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı