İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 2017 teması belirlendi: “Şehir ve Hayal”

Türkiye’nin ilk uluslararası edebiyat festivali olan İTEF bu yıl kapılarını dokuzuncu kez edebiyatseverlere açıyor! İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin dokuzuncusu ‘Şehir ve Hayal’ temasıyla İstanbul’da düzenlenecek.
Türkiye’deki ilk uluslararası edebiyat festivali olan İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, edebiyatın geniş kitlelere hitap etmesini amaçlıyor. Bu amaçla dokuzuncusu düzenlenen İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’nin bu yıl konusu ‘Şehir ve Hayal’ olarak belirlendi.
İTEF, festival sonunda festival teması çerçevesinde bir “festival antolojisi” yayımlıyor. Çoğunluğu özel sipariş edilen metinlerden oluşan, festivalin kalıcılığını ve üretkenliğini simgeleyen bir kitap olan bu antoloji etkinliklerde ücretsiz olarak dağıtılıyor.
9. İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 6-11 Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek.
Program şöyle:


İTEF Hakkında:
İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, Kalem Telif Hakları Ajansı‘nın girişimiyle 2009 yılından bu yana kâr amacı gütmeyen bir kurum olan Kalem Kültür Derneği tarafından düzenlenmektedir.
Türkiye’deki ilk ve tek uluslararası edebiyat festivali olan İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, edebiyatın geniş kitlelere hitap eden bir sanat dalı olarak konumlandırılmasını amaçlayarak 2009 yılından bu yana İstanbul’da ve Anadolu’nun pek çok şehrinde 48 ülkeden 467 yazarı ve 32 ülkeden 124 edebiyat profesyonelini Türk edebiyatı, Türkiye’deki kültür sahnesi ve ülkemiz edebiyatçıları ve yayıncılarıyla buluşturdu.
İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali her yıl farklı bir tema altında gerçekleştirilen 80’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen etkinlikler, söyleşilerden panellere, edebiyat atölyelerinden okuma etkinliklerine geniş bir yelpazeye yayılıyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar kimdir?
23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin oğlu. Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani’nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara’daki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933’ten sonra İstanbul’da Kadıköy Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP’den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949’da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de İstanbul’da yaşamını yitirdi.
Adını ilk kez “Altın Kitap” dergisinde yayınlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurdu. Dergah, Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayınlandı. Hece vezniyle yazdığı bu ilk şiirler, imge zenginliklikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çeker.
Edebiyat Fakültesi’nde öğrencisi olduğu Yahya Kemal Beyatlı’dan çok etkilendi. Ama ilk eserlerinde Yahya Kemal’den çok Ahmet Haşim izleri görülür. Haşim gibi o da küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirir. İçe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır.
Şiirinin bir başka yönü Bergson felsefesinden kaynanlanan zaman kavramıdır. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik değil, çok katlı ve karmaşık bir akıştır. “Ne İçindeyim Zamanın”, “Bursa’da Zaman” şiirleri bu olgunun örnekleridir.
İlk romanı “Mahur Beste” 1944’te Ülkü Dergisi’nde yayınlandı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde seçkin bir çevrenin yaşayışını sergileyen bu romanın ardandan, kendi yaşamından da izler taşıyan “Huzur” 1949’da basıldı. Huzur, hem bir aşk hem de Tanpınar’ın İstanbul’a olan derin sevgisinin romanıdır. Estetik anlayışının, kültür birikiminin ve geçmiş kültürlere yaslanan yaşam felsefesini yansıttığı bu kitabı Tanpınar’ın en yetkin romanı sayılır.
Romanda, Mümtaz ile Nuran’ın aşkı çerçevesinde Doğu ile Batı, eski ile yeni, geçmişin değerleriyle var olan değerler, aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmanın doğurduğu bireysel bunalımları irdeler.
1950’de Yeni İstanbul gazetesinde yayınlanan ancak ölümünden sonra 1973’te basılan “Sahnenin Dışındakiler” ile 1961’de basılan “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nde de iki uygarlık, iki değerler sistemi arasında bocalayan Türk toplumunun ironik tablosu çizilir.
Ölümünden sonra plan ve notlarına dayanılarak biraraya getirilen ve 1987’de yayınlanan “Aydaki Kadın” da da aynı irdeleme vardır.
Şiir, roman ve yazılarının yanısıra İstanbul, Bursa, Ankara, Erzurum ve Konya kentlerini doğal, tarihsel ve kültürel yapılarıyla anlattığı 1946’da basılan “Beş Şehir” önemli eserleri arasındadır.






























































